İstinaf dilekçesi, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesi veya Bölge İdare Mahkemesi tarafından yeniden incelenmesi için hazırlanan kanun yolu başvurusudur. Hukuk, ceza, aile, iş, tüketici, tapu, miras, tazminat, icra hukuk mahkemesi, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulması mümkündür. Ancak istinaf başvurusu yalnızca “kararı beğenmedim” şeklinde yapılmaz; dilekçede mahkeme kararının hangi yönlerden hukuka aykırı olduğu, delillerin neden eksik değerlendirildiği, bilirkişi raporunun neden hatalı olduğu, tanık beyanlarının nasıl yanlış yorumlandığı veya usul hükümlerinin nasıl ihlal edildiği açıkça gösterilmelidir.
İstinaf dilekçesi arayan kişiler genellikle kararın ardından kısa süre içinde ne yapması gerektiğini öğrenmek ister. Bu nedenle en önemli konu süredir. Hukuk davalarında istinaf süresi kural olarak gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftadır. Ceza yargılamasında da 7499 sayılı Kanun değişikliği sonrası CMK m.273 uyarınca istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılır. İdari yargıda ise İYUK m.45 kapsamında idare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf başvurusu özel hükümlere ve kararın niteliğine göre değerlendirilir. Bu nedenle her dosyada süre, karar türü ve tebliğ tarihi ayrıca kontrol edilmelidir.
İstinaf dilekçesi, davanın sonucunu değiştirebilecek en kritik aşamalardan biridir. İlk derece mahkemesinde ileri sürülen iddiaların tekrar edilmesi çoğu zaman yeterli değildir. Başarılı bir istinaf başvurusu; kararın gerekçesini hedef almalı, hatalı kabul edilen noktaları somutlaştırmalı, dosyadaki delillerle bağlantı kurmalı ve Bölge Adliye Mahkemesi ya da Bölge İdare Mahkemesi’nin inceleme alanına uygun şekilde hazırlanmalıdır.
İstinaf Dilekçesi Nedir?
İstinaf dilekçesi, ilk derece mahkemesi kararına karşı bir üst derece mahkemesine yapılan kanun yolu başvurusudur. Bu başvuru ile kararın hem usul hem de esas yönünden incelenmesi talep edilir. İstinaf mahkemesi, dosyanın niteliğine göre ilk derece mahkemesi kararını kaldırabilir, düzelterek yeniden hüküm kurabilir, başvuruyu esastan reddedebilir veya dosyanın yeniden görülmesi için gerekli usuli değerlendirmeleri yapabilir.
Vatandaş açısından istinaf dilekçesi, “kararın yeniden incelenmesini isteme dilekçesi” olarak düşünülebilir. Ancak teknik olarak bu dilekçenin sıradan bir itiraz dilekçesi gibi hazırlanması doğru değildir. Çünkü istinaf aşaması, ilk derece mahkemesindeki yargılamanın eksik veya hatalı yönlerini göstermek için kullanılır.
İstinaf Dilekçesi Hangi Davalarda Verilir?
İstinaf dilekçesi birçok dava türünde gündeme gelebilir. En sık karşılaşılan istinaf başvuruları şunlardır:
Boşanma davalarında kusur belirlemesi, velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat yönünden istinaf dilekçesi verilebilir. İş davalarında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, işe iade ve iş kazası tazminatı kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Tapu iptal ve tescil, muris muvazaası, miras paylaşımı, ortaklığın giderilmesi, önalım hakkı, kamulaştırmasız el atma, kamulaştırma bedelinin tespiti ve artırılması gibi taşınmaz davalarında da istinaf dilekçesi oldukça önemlidir.
Ceza davalarında mahkûmiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, adli para cezası, hapis cezası, müsadere, güvenlik tedbiri ve benzeri kararlara karşı istinaf başvurusu yapılabilir. CMK m.272’ye göre ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir; bazı ağır hapis cezaları ise re’sen istinaf incelemesine tabidir.
İdare mahkemesi ve vergi mahkemesi kararlarında da yürütmenin durdurulması, iptal davası, tam yargı davası, memur atama ve tayin işlemleri, disiplin cezaları, kamulaştırma işleminin iptali, belediye işlemleri, ruhsat iptali, imar planı uyuşmazlıkları ve vergi cezaları bakımından istinaf başvurusu yapılabilir.
İstinaf Dilekçesi Süresi Kaç Gündür?
İstinaf dilekçesinde en çok hata yapılan konu süredir. Süre kaçırıldığında dilekçenin içeriği ne kadar güçlü olursa olsun başvuru usulden reddedilebilir.
Hukuk davalarında istinaf süresi, HMK m.345 uyarınca ilamın usulen tebliğinden itibaren iki haftadır. Süre, kararın duruşmada öğrenildiği tarihten değil, gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Ceza davalarında CMK m.273 uyarınca istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye dilekçe verilerek veya zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılır.
İdari yargıda ise istinaf süresi ve istinafa tabi kararlar İYUK m.45 kapsamında değerlendirilir. İdare ve vergi mahkemesi kararlarında süre, kararın tebliğ tarihi, kararın türü ve uyuşmazlığın niteliğine göre dikkatle hesaplanmalıdır.
İstinaf Dilekçesi Nereye Verilir?
İstinaf dilekçesi doğrudan Bölge Adliye Mahkemesi’ne veya Bölge İdare Mahkemesi’ne verilmez. Başvuru, kararı veren ilk derece mahkemesine yapılır. Yani kararı hangi mahkeme verdiyse istinaf dilekçesi o mahkemeye sunulur. Mahkeme gerekli işlemleri yaptıktan sonra dosyayı ilgili istinaf merciine gönderir.
Örneğin İzmir’de görülen bir boşanma davasında aile mahkemesi kararına karşı istinaf dilekçesi, kararı veren aile mahkemesine sunulur. Dosya daha sonra yetkili Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesine gönderilir. Aynı şekilde ceza mahkemesi kararlarına karşı istinaf dilekçesi de hükmü veren ceza mahkemesine verilir.
İstinaf Dilekçesi Nasıl Yazılır?
İstinaf dilekçesi yazılırken önce kararın hangi mahkemeden çıktığı, esas ve karar numarası, karar tarihi, tebliğ tarihi ve istinaf başvurusunun konusu belirtilmelidir. Ardından kararın hangi bölümlerine itiraz edildiği açıkça yazılmalıdır.
Dilekçede yalnızca genel ifadeler kullanılması doğru değildir. “Karar hukuka aykırıdır”, “mahkeme hatalı karar vermiştir”, “deliller değerlendirilmemiştir” gibi cümleler tek başına yeterli olmaz. Bunun yerine hangi delilin neden değerlendirilmediği, bilirkişi raporundaki hangi tespitin hatalı olduğu, tanık beyanının nasıl yanlış yorumlandığı, mahkemenin hangi kanun maddesini eksik veya yanlış uyguladığı somut şekilde açıklanmalıdır.
İstinaf Dilekçesinde Bulunması Gerekenler
Mahkeme Bilgileri
Dilekçenin başında kararı veren mahkemenin adı, dosya esas numarası, karar numarası ve karar tarihi yazılmalıdır. Bu bilgiler dilekçenin hangi dosyaya ilişkin olduğunu açıkça gösterir.
Taraf Bilgileri
İstinaf başvurusunda bulunan tarafın adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, adresi ve varsa vekil bilgileri yazılmalıdır. Karşı tarafın bilgileri de dilekçede yer almalıdır.
Tebliğ Tarihi
Gerekçeli kararın hangi tarihte tebliğ edildiği belirtilmelidir. Çünkü istinaf süresinin hesaplanması bakımından tebliğ tarihi önemlidir.
İstinaf Sebepleri
Dilekçenin en önemli kısmı istinaf sebepleridir. Bu bölümde mahkeme kararının hangi nedenlerle hatalı olduğu açıklanır. Usul hataları, eksik inceleme, delillerin hatalı değerlendirilmesi, bilirkişi raporundaki çelişkiler, hukuki nitelendirme hatası, gerekçesizlik, taleple bağlılık ilkesine aykırılık ve hakkaniyete aykırı sonuçlar bu bölümde ele alınabilir.
Hukuki Nedenler
Dava türüne göre HMK, CMK, İYUK, Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Türk Ceza Kanunu, İş Kanunu, Kamulaştırma Kanunu veya ilgili özel kanun hükümleri gösterilebilir.
Sonuç ve Talep
Dilekçenin sonunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması, düzeltilerek yeniden hüküm kurulması, davanın kabulü veya reddi, yeniden yargılama yapılması, beraat, tazminat miktarının artırılması veya azaltılması gibi somut talepler belirtilmelidir.
Boşanma Davasında İstinaf Dilekçesi
Boşanma davalarında istinaf dilekçesi en çok kusur belirlemesi, velayet, nafaka ve tazminat yönünden hazırlanır. Mahkemenin tarafların kusur durumunu hatalı değerlendirdiği, tanık beyanlarını eksik incelediği, sosyal inceleme raporunu dikkate almadığı veya çocuğun üstün yararını gözetmediği durumlarda istinaf başvurusu yapılabilir.
Boşanma istinaf dilekçesinde yalnızca “karşı taraf kusurludur” denilmesi yeterli değildir. Hangi olayın hangi delille ispatlandığı, mahkemenin bu delili neden hatalı değerlendirdiği ve kararın hangi yönüyle hukuka aykırı olduğu açıklanmalıdır.
İstinaf Nafakayı Kaldırabilir mi?
Evet, istinaf mahkemesi nafakayı kaldırabilir, azaltabilir, artırabilir veya ilk derece mahkemesinin nafakaya ilişkin kararını aynen bırakabilir. Örneğin nafaka alacaklısının yoksulluk koşulları oluşmamışsa, nafaka borçlusunun ödeme gücü yanlış değerlendirilmişse veya çocuk için belirlenen iştirak nafakası hakkaniyete aykırıysa istinaf mahkemesi bu konuda yeniden değerlendirme yapabilir.
Ceza Davasında İstinaf Dilekçesi
Ceza istinaf dilekçesi, mahkûmiyet veya beraat kararına karşı hazırlanabilir. Sanık, müdafi, katılan, mağdur veya Cumhuriyet savcısı istinaf yoluna başvurabilir. Ceza istinaf dilekçesinde delillerin değerlendirilmesi, suç vasfı, hukuka aykırı deliller, savunma hakkının kısıtlanması, eksik araştırma, cezanın belirlenmesi, takdiri indirim, erteleme, HAGB ve adli para cezası gibi konular ele alınabilir.
Ceza dosyalarında istinaf dilekçesi özellikle teknik hazırlanmalıdır. Çünkü yanlış suç vasfı, eksik delil değerlendirmesi veya hukuka aykırı delile dayanılması gibi hususlar kararın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
İstinafta Tutukluluk Devam Eder mi?
Evet, ceza davasında istinaf başvurusu yapılması tek başına tutukluluğu otomatik olarak kaldırmaz. Sanık tutukluysa, istinaf aşamasında da tutukluluk hâlinin devamına, tahliyeye veya adli kontrol tedbirine karar verilebilir. Tutukluluk bakımından mahkeme; kuvvetli suç şüphesi, kaçma şüphesi, delilleri karartma ihtimali, ölçülülük ve tutuklulukta geçen süre gibi kriterleri değerlendirmelidir.
CMK m.108 kapsamında tutukluluk hâlinin belirli aralıklarla incelenmesi gerekir; tutuklu kişi veya müdafii de tutukluluğun incelenmesini talep edebilir.
İstinaf Dilekçesinde Tahliye Talep Edilebilir mi?
Evet. Tutuklu sanık hakkında hazırlanan ceza istinaf dilekçesinde ayrıca tahliye talebi veya adli kontrol hükümlerinin uygulanması talebi yer alabilir. Özellikle tutukluluk süresi uzamışsa, deliller toplanmışsa, sanığın sabit ikametgâhı varsa, kaçma şüphesi bulunmuyorsa ve tutuklama ölçüsüz hâle gelmişse bu hususlar dilekçede ayrıca açıklanmalıdır.
İş Davasında İstinaf Dilekçesi
İş davalarında istinaf dilekçesi genellikle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, işe iade, iş kazası ve maluliyet tazminatı gibi konularda hazırlanır.
Bu tür dosyalarda bilirkişi raporu büyük önem taşır. Fazla mesai hesabı, ücret tespiti, tanık anlatımları, SGK kayıtları, bordrolar ve işyeri kayıtları doğru değerlendirilmemişse istinaf dilekçesinde bu hususlar ayrıntılı şekilde gösterilmelidir.
İşçi Alacağı Kararı İstinafa Giderse Hemen Ödenir mi?
İlk derece mahkemesi işçi lehine kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin veya benzeri bir alacağa hükmetmişse, işçi bu kararı kural olarak icraya koyabilir. İşverenin kararı istinafa taşıması, tek başına ödeme yükümlülüğünü durdurmaz.
Bu nedenle işveren tarafı açısından istinaf dilekçesi hazırlanırken sadece kararın kaldırılması talep edilmemeli; gerekiyorsa icranın geri bırakılması / tehiri icra süreci de ayrıca düşünülmelidir. Aksi hâlde dosya istinafta olsa bile işçi ilamlı icra takibi başlatabilir, ödeme emri gönderilebilir ve haciz süreci gündeme gelebilir.
İş Davası Kararı İcraya Verilir mi?
Evet. Para alacağına ilişkin iş mahkemesi kararları, kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu edilebilir. Özellikle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti ve diğer işçilik alacakları bakımından kararın istinafta olması, alacaklının icra takibi başlatmasına engel değildir.
Ancak bazı karar türlerinde kesinleşme şartı veya kararın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Bu nedenle her iş davası kararında hüküm fıkrası, kararın türü, alacağın niteliği ve kanun yolu durumu birlikte incelenmelidir.
İşveren Tehiri İcra Alabilir mi?
Evet. İşveren, iş mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu yapmışsa ve karar ilamlı icraya konulmuşsa, şartları varsa tehiri icra, yani icranın geri bırakılması talep edebilir. Tehiri icra, borçlunun belirli teminatı göstermesi ve gerekli usuli işlemleri tamamlaması hâlinde, icra işlemlerinin istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar durdurulmasını sağlayan bir yoldur.
Tehiri icra için genel olarak kararın istinaf edilmiş olması, icra dosyasında gerekli teminatın gösterilmesi ve icranın geri bırakılması kararının alınması gerekir. Bu karar alınmadıkça yalnızca istinaf başvurusu yapılmış olması icra takibini durdurmaz.
Tapu ve Taşınmaz Davalarında İstinaf Dilekçesi
Tapu iptal ve tescil, muris muvazaası, ortaklığın giderilmesi, önalım hakkı, geçit hakkı, kamulaştırma bedeli ve kamulaştırmasız el atma davalarında istinaf dilekçesi dosyanın kaderini değiştirebilir. Bu dosyalarda keşif, bilirkişi raporu, emsal taşınmazlar, tapu kayıtları, kadastro tutanakları, imar durumu, rayiç değer ve zilyetlik delilleri büyük önem taşır.
Mahkeme eksik keşif yapmışsa, bilirkişi raporu denetime elverişli değilse, emsal karşılaştırması hatalı yapılmışsa veya taşınmazın gerçek değeri belirlenmemişse bu hususlar istinaf dilekçesinde açıkça ortaya konulmalıdır.
İdare Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Dilekçesi
İdare mahkemesi kararlarına karşı istinaf başvurusu, idari işlemin hukuka uygunluk denetimi bakımından önemlidir. Atama, tayin, disiplin cezası, memuriyetten çıkarma, ruhsat iptali, imar planı, belediye işlemi, kamulaştırma işlemi, idari para cezası ve tam yargı davalarında istinaf dilekçesi hazırlanabilir.
İdari yargıda istinaf dilekçesi yazılırken işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırılığı açıklanmalıdır. Ayrıca mahkemenin yürütmenin durdurulması, bilirkişi raporu, keşif, idari dosya, kamu yararı ve ölçülülük ilkesi yönünden yaptığı değerlendirmeler ayrıca incelenmelidir.
Boşanma Davası İstinaf Dilekçesi Örneği
Boşanma davasında istinaf dilekçesi; kusur belirlemesi, velayet, kişisel ilişki, tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddi tazminat, manevi tazminat ve ziynet alacağı gibi konular yönünden hazırlanabilir. Aşağıdaki boşanma istinaf dilekçesi örneği genel şablon niteliğindedir. Her somut dosyada mahkeme kararı, gerekçeli kararın tebliğ tarihi, tanık beyanları, sosyal inceleme raporu, ekonomik durum araştırması ve dosyadaki deliller ayrıca değerlendirilmelidir.
Boşanma Davasında İstinaf Dilekçesi Hangi Durumlarda Verilir?
Boşanma davasında verilen karar her zaman yalnızca boşanma yönünden istinafa götürülmez. Mahkemenin tarafların kusur durumunu hatalı değerlendirmesi, velayet konusunda çocuğun üstün yararını yeterince dikkate almaması, nafaka miktarını fazla veya düşük belirlemesi, maddi ve manevi tazminat taleplerini eksik incelemesi ya da ziynet alacağı yönünden delilleri hatalı değerlendirmesi hâlinde istinaf başvurusu yapılabilir.
Özellikle boşanma davalarında istinaf dilekçesi hazırlanırken yalnızca “karar hukuka aykırıdır” denilmesi yeterli değildir. Hangi tanık beyanının neden yanlış değerlendirildiği, hangi delilin neden dikkate alınmadığı, kusur belirlemesinin neden hatalı olduğu, nafaka veya tazminat miktarının hangi sebeple hakkaniyete aykırı olduğu açıkça yazılmalıdır.
Boşanma Davası İstinaf Dilekçesi Örneği
... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ HUKUK DAİRESİ’NE Gönderilmek Üzere ... AİLE MAHKEMESİ’NE DOSYA NO: .../... E. KARAR NO: .../... K. İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN DAVACI/DAVALI: ... VEKİLİ: Av. Murat Turgut MİNAR KARŞI TARAF DAVACI/DAVALI: ... KONU: ... Aile Mahkemesi’nin .../... E. ve .../... K. sayılı kararına karşı kusur belirlemesi, velayet, kişisel ilişki, nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat ve yargılama giderleri yönünden istinaf başvurumuzun sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR 1. ... Aile Mahkemesi’nin .../... E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen .../.../... tarihli karar usul ve yasaya aykırıdır. İlk derece mahkemesi, dosya kapsamındaki delilleri eksik ve hatalı değerlendirmiş; tarafların kusur durumu, nafaka koşulları, velayet düzenlemesi ve tazminat talepleri yönünden somut olayın özelliklerine uygun bir değerlendirme yapmamıştır. 2. Mahkeme kararında tarafların kusur durumu hatalı belirlenmiştir. Boşanmaya sebep olan olaylarda karşı tarafın ağır kusurlu davranışları dosya kapsamındaki tanık beyanları, mesaj kayıtları, sosyal ve ekonomik durum araştırması, taraf beyanları ve sair delillerle sabit olmasına rağmen mahkemece bu hususlar yeterince tartışılmamıştır. 3. Tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde karşı tarafın evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan davranışları açıkça ortaya çıkmaktadır. Buna rağmen mahkemece tanık anlatımlarının yalnızca belirli bölümleri dikkate alınmış; lehimize olan anlatımlar gerekçeli kararda yeterli şekilde değerlendirilmemiştir. 4. İlk derece mahkemesinin kusur tespiti dosya kapsamı ile uyumlu değildir. Tarafların evlilik sürecindeki davranışları, boşanmaya sebep olan olayların ağırlığı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin kusur oranına ilişkin kabulünün hatalı olduğu anlaşılmaktadır. 5. Mahkemece verilen velayet kararı da çocuğun üstün yararı ilkesi yönünden eksik incelemeye dayanmaktadır. Velayet düzenlemesi yapılırken yalnızca tarafların beyanları değil; çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, bakım ve gözetim ihtiyacı, tarafların yaşam koşulları, sosyal inceleme raporu, çocuğun alıştığı çevre ve psikolojik durumu birlikte değerlendirilmelidir. 6. Somut dosyada velayet konusunda yeterli ve denetime elverişli değerlendirme yapılmamıştır. Sosyal inceleme raporundaki tespitler, tarafların fiili bakım imkânları ve çocuğun üstün yararı birlikte değerlendirilmeden hüküm kurulması hukuka aykırıdır. 7. Kişisel ilişki düzenlemesi de çocuğun üstün yararına uygun değildir. Mahkemece kurulan kişisel ilişki, tarafların yaşam koşulları, mesafe, okul durumu, çocuğun yaşı ve ebeveynlerle sağlıklı ilişki kurma ihtiyacı bakımından yeterince değerlendirilmemiştir. Bu nedenle kişisel ilişki düzenlemesinin yeniden ele alınması gerekmektedir. 8. Nafaka yönünden verilen karar da hatalıdır. Mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, gelir düzeylerini, giderlerini, yaşam standartlarını, çocuğun ihtiyaçlarını ve hakkaniyet ilkesini yeterince değerlendirmeden nafakaya hükmetmiştir. 9. Tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası yönünden yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun değildir. Nafaka miktarı belirlenirken yalnızca tarafların beyanları esas alınmamalı; gerçek gelir durumu, malvarlığı, çalışma gücü, düzenli giderler ve çocuğun güncel ihtiyaçları birlikte değerlendirilmelidir. 10. Mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminat yönünden de karar hatalıdır. Boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilik süresi, olayların ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınmadan hüküm kurulmuştur. 11. Manevi tazminat bakımından, kişilik haklarına saldırı niteliğindeki davranışlar yeterince tartışılmamıştır. Dosyadaki deliller, karşı tarafın kusurlu davranışlarının müvekkilin kişilik haklarını zedelediğini göstermesine rağmen mahkemece bu husus yeterli gerekçe ile değerlendirilmemiştir. 12. Maddi tazminat bakımından da mevcut ve beklenen menfaatlerin zedelenip zedelenmediği, tarafların kusur oranı ve evlilik birliğinin sona ermesiyle ortaya çıkan ekonomik sonuçlar yeterince incelenmemiştir. 13. Ziynet alacağı yönünden talep bulunması hâlinde, mahkemece ziynet eşyalarının varlığı, kimde kaldığı, iade edilip edilmediği ve taraf beyanları ile tanık anlatımlarının kapsamı ayrıntılı şekilde tartışılmalıdır. Eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile verilen karar hukuka aykırıdır. 14. İlk derece mahkemesi kararında, tarafımızca ileri sürülen iddia ve itirazların hangi nedenle kabul edilmediği açık, yeterli ve denetime elverişli şekilde gösterilmemiştir. Gerekçeli karar, istinaf denetimine elverişli olacak açıklıkta değildir. 15. Mahkeme, dosya kapsamındaki delilleri bütüncül şekilde değerlendirmemiştir. Boşanma davalarında kusur, velayet, nafaka ve tazminat konuları birbirinden bağımsız değerlendirilmemeli; tüm olaylar ve deliller evlilik birliğinin sona ermesine neden olan süreç içinde birlikte ele alınmalıdır. 16. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kusur belirlemesi, velayet, kişisel ilişki, nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat ve yargılama giderleri yönünden kaldırılması veya düzeltilerek yeniden hüküm kurulması gerekmektedir. HUKUKİ NEDENLER: Türk Medeni Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili sair mevzuat. DELİLLER: Mahkeme dosyası, tanık beyanları, sosyal inceleme raporu, ekonomik ve sosyal durum araştırması, mesaj kayıtları, fotoğraflar, banka kayıtları, kolluk araştırmaları, uzman raporları, bilirkişi raporları ve sair yasal deliller. SONUÇ VE TALEP Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; 1. ... Aile Mahkemesi’nin .../... E. ve .../... K. sayılı kararına karşı istinaf başvurumuzun kabulüne, 2. İlk derece mahkemesi kararının kusur belirlemesi yönünden kaldırılmasına ve boşanmaya sebep olan olaylarda karşı tarafın ağır kusurlu olduğunun tespitine, 3. Velayet yönünden verilen kararın çocuğun üstün yararı ilkesi kapsamında yeniden değerlendirilmesine, 4. Kişisel ilişki düzenlemesinin çocuğun yaşı, gelişimi, eğitim durumu ve tarafların yaşam koşulları dikkate alınarak yeniden belirlenmesine, 5. Tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası yönünden verilen kararın kaldırılmasına veya hakkaniyete uygun şekilde yeniden düzenlenmesine, 6. Maddi ve manevi tazminat taleplerimiz yönünden dosya kapsamına uygun şekilde yeniden hüküm kurulmasına, 7. Ziynet alacağına ilişkin talep mevcut ise bu konuda eksik inceleme giderilerek yeniden karar verilmesine, 8. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. Tarih İstinaf Başvurusunda Bulunan Vekili Av. Murat Turgut MİNAR
Boşanma İstinaf Dilekçesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Boşanma istinaf dilekçesinde her talep ayrı ayrı açıklanmalıdır. Kusur yönünden istinaf yapılıyorsa hangi olayların kusur kabul edilmesi gerektiği; nafaka yönünden istinaf yapılıyorsa tarafların gelir durumu, ihtiyaçları ve hakkaniyet ölçütleri; velayet yönünden istinaf yapılıyorsa çocuğun üstün yararı somut şekilde belirtilmelidir.
Dilekçede yalnızca ilk derece yargılamasında ileri sürülen iddiaların tekrar edilmesi yeterli değildir. İstinaf dilekçesi, doğrudan mahkeme kararının gerekçesini hedef almalı ve kararın hangi noktalarda hatalı olduğunu göstermelidir. Bu nedenle tanık beyanları, sosyal inceleme raporu, ekonomik durum araştırması, mesaj kayıtları ve diğer deliller karar gerekçesiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Ceza Davası İstinaf Dilekçesi Örneği
Ceza davasında istinaf dilekçesi; mahkûmiyet, beraat, adli para cezası, hapis cezası, suç vasfı, eksik inceleme, hukuka aykırı delil, savunma hakkının kısıtlanması, lehe hükümlerin uygulanmaması ve tutukluluk hâlinin devamı gibi konular yönünden hazırlanabilir. Aşağıdaki ceza istinaf dilekçesi örneği genel şablon niteliğindedir. Her somut dosyada hüküm, gerekçeli karar, deliller, suç vasfı, ceza miktarı, tutukluluk durumu ve istinaf süresi ayrıca değerlendirilmelidir.
Ceza Davasında İstinaf Dilekçesi Hangi Durumlarda Verilir?
Ceza davasında istinaf dilekçesi, ilk derece ceza mahkemesi tarafından verilen hükmün hukuka aykırı olduğu durumlarda hazırlanır. Sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmişse, suçun unsurlarının oluşmadığı, mahkûmiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, hukuka aykırı delile dayanıldığı, savunma hakkının kısıtlandığı veya cezanın hatalı belirlendiği ileri sürülebilir.
Katılan veya mağdur yönünden ise beraat kararına, eksik ceza verilmesine, suç vasfının hatalı belirlenmesine veya sanık lehine yapılan değerlendirmenin dosya kapsamına uygun olmadığına ilişkin istinaf başvurusu yapılabilir. Ceza istinaf dilekçesinde her itirazın somut delillerle ve gerekçeli kararın ilgili bölümleriyle bağlantılı şekilde açıklanması gerekir.
Ceza Davası İstinaf Dilekçesi Örneği
... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ’NE Gönderilmek Üzere ... CEZA MAHKEMESİ’NE DOSYA NO: .../... E. KARAR NO: .../... K. İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN SANIK/KATILAN: ... MÜDAFİİ/VEKİLİ: Av. Murat Turgut MİNAR KARŞI TARAF: ... KONU: ... Ceza Mahkemesi’nin .../... E. ve .../... K. sayılı kararına karşı istinaf başvurumuz ile tutukluluk hâli mevcut ise tahliye/adli kontrol talebimizin sunulmasından ibarettir. AÇIKLAMALAR 1. ... Ceza Mahkemesi’nin .../... E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen .../.../... tarihli karar usul ve yasaya aykırıdır. Mahkeme, dosya kapsamındaki delilleri eksik ve hatalı değerlendirmiş; hükme esas alınan gerekçede maddi olay, suçun unsurları, deliller ve savunma beyanları yeterince tartışılmamıştır. 2. Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Ancak somut dosyada mahkemece maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından önem taşıyan deliller eksik değerlendirilmiş, sanık lehine olan hususlar gerekçeli kararda yeterince tartışılmamıştır. 3. Mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise, dosyada sanığın mahkûmiyetine yeterli, kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmamaktadır. Ceza yargılamasında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, ihtimale dayalı değerlendirmelerle mahkûmiyet kararı verilemez. 4. Mahkemece hükme esas alınan tanık beyanları dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmemiştir. Tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeden, sanık lehine olan beyanlar tartışılmadan ve deliller bir bütün hâlinde değerlendirilmeden hüküm kurulması hukuka aykırıdır. 5. Savunma beyanları gerekçeli kararda yeterli şekilde karşılanmamıştır. Sanık müdafii tarafından ileri sürülen itirazlar, delil değerlendirmesine ilişkin açıklamalar ve suçun unsurlarının oluşmadığına dair savunmalar mahkemece denetime elverişli şekilde tartışılmamıştır. 6. Mahkemece suç vasfı hatalı belirlenmiştir. Somut olayın oluş şekli, taraf beyanları, delillerin niteliği ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı veya mahkemece kabul edilen suç vasfının somut olaya uygun olmadığı anlaşılmaktadır. 7. Hukuka aykırı şekilde elde edilen veya güvenilirliği tartışmalı olan deliller hükme esas alınamaz. Dosyada hukuka aykırı delil bulunduğu hâllerde, bu delillerin dışlanması ve hükmün yalnızca hukuka uygun delillere dayanması gerekir. Mahkemece bu hususta yeterli inceleme yapılmadan karar verilmesi hukuka aykırıdır. 8. Eksik araştırma ile hüküm kurulmuştur. Olayın aydınlatılması bakımından önem taşıyan kamera kayıtları, HTS kayıtları, mesaj içerikleri, uzman raporları, keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık beyanları gibi deliller gerektiği şekilde toplanmadan karar verilmesi, hükmün kaldırılmasını gerektirir. 9. Cezanın belirlenmesinde de hukuka aykırılık bulunmaktadır. Mahkemece temel ceza belirlenirken olayın özellikleri, failin kastı, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar, sanığın geçmişi, duruşmadaki tutumu ve lehe hükümlerin uygulanma koşulları yeterince değerlendirilmemiştir. 10. Lehe hükümlerin uygulanmaması veya uygulanmama gerekçesinin denetime elverişli olmaması da hukuka aykırıdır. Takdiri indirim, erteleme, seçenek yaptırımlar, hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya adli para cezasına çevirme gibi kurumlar bakımından somut ve yeterli gerekçe kurulmalıdır. 11. Beraat kararı verilmiş ise, katılan/mağdur açısından dosya kapsamındaki delillerin sanığın cezalandırılması için yeterli olduğu, mahkemenin delil değerlendirmesinde hataya düştüğü, suç vasfını yanlış belirlediği veya eksik inceleme ile beraat kararı verdiği istinaf sebebi olarak ileri sürülebilir. 12. Tutukluluk hâli mevcut ise, tutukluluğun devamı ölçülülük ilkesine aykırı hâle gelmiştir. Delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, sanığın sabit ikametgâhının bulunması, kaçma şüphesinin somut olgularla ortaya konulamaması ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olabilecek nitelikte olması dikkate alınarak tahliye kararı verilmesi gerekmektedir. 13. Tutuklama, ceza yargılamasında istisnai bir koruma tedbiridir. İstinaf aşamasında da tutukluluğun devamı otomatik kabul edilmemeli; tutukluluk süresi, isnat edilen suçun niteliği, mevcut delil durumu, adli kontrol imkânları ve ölçülülük ilkesi birlikte değerlendirilmelidir. 14. Gerekçeli karar, istinaf denetimine elverişli değildir. Mahkemenin hangi delili neden üstün tuttuğu, hangi savunmayı neden reddettiği, suçun unsurlarının somut olayda nasıl oluştuğu ve cezanın hangi gerekçeyle belirlendiği açıkça gösterilmemiştir. 15. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması, dosya kapsamına uygun şekilde yeniden hüküm kurulması, sanık yönünden mahkûmiyet kararı verilmiş ise beraat kararı verilmesi; aksi kanaatte olunması hâlinde lehe hükümlerin uygulanması gerekmektedir. 16. Müvekkilin tutuklu bulunması hâlinde, istinaf incelemesi sürecinde tutukluluğun devamı yerine tahliye veya adli kontrol tedbirlerinin uygulanması ölçülü ve hukuka uygun olacaktır. HUKUKİ NEDENLER: Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve ilgili sair mevzuat. DELİLLER: Ceza dosyası, duruşma tutanakları, tanık beyanları, mağdur/katılan beyanları, sanık savunmaları, bilirkişi raporları, kamera kayıtları, HTS kayıtları, mesaj içerikleri, kolluk tutanakları, uzman raporları, keşif, adli sicil kaydı ve sair yasal deliller. SONUÇ VE TALEP Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; 1. ... Ceza Mahkemesi’nin .../... E. ve .../... K. sayılı kararına karşı istinaf başvurumuzun kabulüne, 2. İlk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kaldırılmasına, 3. Sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş ise, dosyada mahkûmiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraat kararı verilmesine, 4. Aksi kanaatte olunması hâlinde suç vasfının, ceza miktarının ve lehe hükümlerin uygulanma koşullarının yeniden değerlendirilmesine, 5. Sanık hakkında tutukluluk hâli mevcut ise tahliyesine, mümkün görülmezse adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına, 6. Katılan/mağdur vekili sıfatıyla başvuru yapılması hâlinde, hukuka aykırı beraat veya eksik ceza kararının kaldırılarak sanığın cezalandırılmasına, 7. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. Tarih Sanık Müdafii / Katılan Vekili Av. Murat Turgut MİNAR
Ceza İstinaf Dilekçesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Ceza istinaf dilekçesinde başvuru sebebi açık ve somut olmalıdır. Mahkûmiyet kararına karşı istinaf yapılıyorsa delil yetersizliği, suçun unsurlarının oluşmaması, hukuka aykırı delil, savunma hakkının kısıtlanması, suç vasfının hatalı belirlenmesi ve lehe hükümlerin uygulanmaması gibi sebepler ayrı ayrı açıklanmalıdır.
Katılan veya mağdur tarafından istinaf başvurusu yapılıyorsa, beraat kararının neden hatalı olduğu, hangi delillerin mahkemece eksik değerlendirildiği ve suçun unsurlarının hangi nedenle oluştuğu gerekçeli şekilde ortaya konulmalıdır. Tutuklu sanık yönünden ise istinaf dilekçesinde tahliye veya adli kontrol talebi ayrıca belirtilmelidir.


