Büyü Nedir?
Büyü, doğal olmayan, mistik veya paranormal güçler aracılığıyla olayları, nesneleri veya insanları etkileme amacı taşıyan bir dizi uygulamalar ve bu uygulamaların etrafında gelişen kültürel bir sistemdir. Temel olarak, gözle görülmeyen ve gizemli güçlerin varlığına inanır ve bu güçlerin insanların yaşamı üzerinde etkisi olduğunu kabul eder. Büyü yapan kişiler genellikle, özel ritüeller, tılsımlar, bitkiler ve gizli bilgilere sahip olduklarını iddia ederler. Bu uygulamalar genellikle aşk, zenginlik, başarı veya intikam gibi belirli bir amaca hizmet eder.
Bilimsel olarak kanıtlanmış bir olgu olmadığı için büyü, daha çok kişisel deneyimler, inançlar ve kültürel mitler üzerinden varlığını sürdürür. Bilimsel çalışmalar, büyünün gerçek bir etkisini ortaya koymamıştır. Ancak, Türkiye’de ve birçok farklı kültürde, özellikle evlilik gibi özel ilişkilerde yaşanan sorunları çözmek veya ilişkilere zarar vermek amacıyla büyü uygulamalarına başvurulduğu bilinmektedir.
Büyünün Hukuki Durumu
Türkiye Cumhuriyeti mevzuatında büyücülük faaliyetleri yasalara aykırı kabul edilir ve cezai müeyyidelere tabidir. 30/11/1925 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun, büyücülük, falcılık ve gaipten haber verme gibi fiilleri yasaklamıştır. Bu kanuna göre, bu tür faaliyetlerde bulunan kişilere en az 3 ay hapis cezası verilir.
Boşanma Davalarında Büyü
“Büyü yaptırma” kanunda bağımsız bir boşanma sebebi değildir; ancak güvenin sarsılması, saygının kaybı, huzurun bozulması ve ortak hayatın eşlerden beklenemeyecek derecede çekilmez hâle gelmesi durumlarında TMK m.166/1 (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) kapsamında değerlendirilebilir. Mahkeme, metafizik inancı doğrulamaya çalışmaz; somut davranışların evlilik üzerindeki objektif etkisini inceler. Sadakat, birlikte yaşam ve karşılıklı yardım yükümlülüklerini (TMK m.185–186) ihlâl eden nitelikteki gizli temaslar, üçüncü kişilerin ilişkiye dâhil edilmesi ve aile bütçesini zedeleyen ödemeler kusur değerlendirmesine girer. Yargılama sürecinde TMK m.169 uyarınca geçici tedbirler; şiddet/tehdit algısı varsa 6284 kapsamında koruyucu–önleyici önlemler talep edilebilir.
Uygulamada İzmir’de de “büyü yaptırma” iddiasına dayalı oldukça fazla başvurularla karşılaşılmaktadır. Bu olgunun metafizik açıdan ispatı değil; evlilikte yarattığı objektif sonuçlar (güven bağının kopması, saygının zedelenmesi, ev içi huzurun bozulması, ekonomik yük) hukuken önemlidir ve TMK m.166/1 kapsamında “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olarak değerlendirilebilir. Süreklilik arz eden ısrarlı aramalar, mesaj yağmuru, “ritüel yaptırdım—işe yaradı mı?” baskısıyla karşı tarafı sürekli takip gibi davranışlar psikolojik şiddet niteliği taşıyabilir; durumuna göre 6284 uyarınca koruyucu/önleyici tedbirler (iletişim yasağı, konuta yaklaşmama, vb.) talep edilebilir. Aşırı ısrar ve takip eylemleri ayrıca TCK 123/A (ısrarlı takip) kapsamında ceza hukuku boyutu da doğurabilir.
Boşanma Davasının Nasıl Açılacağı Hususundan Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız.
İspat, Usul ve Sonuçlar
İspat yükü iddiayı ileri süren taraftadır. Deliller; yazışmalar/dijital kayıtlar, ödeme–kargo belgeleri, tanık anlatımları, fizikî tespitler (muska vb.) ve psikolojik etkiyi gösterir sağlık raporları olabilir. Hukuka aykırı elde edilen kayıtlar kural olarak değerlendirilmez; kişisel veriler ve özel hayatın gizliliği gözetilmelidir. Kusur tespiti, özellikle gizlilik, süreklilik ve ekonomik boyutla birleştiğinde maddi–manevi tazminat (TMK m.174) taleplerini güçlendirebilir; yoksulluk nafakası (TMK m.175) bakımından tarafların durumu, velayet ve kişisel ilişki (TMK m.182) bakımından çocuğun üstün yararı esas alınır. Mal rejiminin tasfiyesine kural olarak kusur doğrudan etki etmez; ancak birlik ekonomisinin ağır ve kötüye kullanılması somut hesaplamalara yansıyabilir.
SSS | Büyü, Hukuki Durum ve Boşanma
Büyü; doğal olmayan, mistik veya paranormal güçler aracılığıyla olayları, nesneleri veya kişileri etkilemeyi amaçlayan uygulamalar bütünüdür. Çoğunlukla özel ritüeller, tılsımlar ve gizli bilgi iddiasına dayanır; aşk, zenginlik, başarı veya intikam gibi amaçlarla kullanılabilir. Bilimsel olarak kanıtlanmış bir etki bulunmadığından, büyü kişisel inanç ve kültürel anlatılar çerçevesinde varlığını sürdürür.
Türk hukukunda büyücülük, falcılık ve gaipten haber verme gibi fiiller yasaklanmıştır. 30/11/1925 tarihli 677 sayılı Kanun bu tür unvan ve faaliyetleri men eder; bu kapsamda yapılan eylemler hukuken korunmaz ve yaptırıma bağlanabilir.
“Büyü yaptırma” bağımsız bir boşanma sebebi değildir; ancak güvenin sarsılması, saygının kaybı, ev içi huzurun bozulması ve ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi durumlarında TMK m.166/1 kapsamında “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” olarak değerlendirilir. Mahkeme metafizik olguyu değil, somut davranışların evlilik üzerindeki objektif etkilerini inceler. Sadakat, birlikte yaşam ve karşılıklı yardım yükümlülüklerini (TMK m.185–186) ihlal eden gizli temaslar, üçüncü kişilerin ilişkiye dâhil edilmesi ve aile bütçesini zedeleyen ödemeler kusur değerlendirmesine girer. Yargılama sürecinde TMK m.169 uyarınca geçici tedbirler; şiddet/tehdit algısı varsa 6284 kapsamında koruyucu–önleyici önlemler talep edilebilir.
Boşanma davasının nasıl açılacağına ilişkin rehberimizi okuyun.
Uygulamada İzmir’de de büyü iddiasına dayalı başvurularla karşılaşılmaktadır. Esas olan, iddianın evlilikte yarattığı objektif sonuçlardır: güven bağının kopması, saygının zedelenmesi, ev içi huzurun bozulması ve ekonomik yük. Süreklilik kazanan “ritüel yaptırdım—işe yaradı mı?” baskısı, ısrarlı aramalar/mesajlar gibi eylemler psikolojik şiddet niteliği taşıyabilir; durumuna göre 6284 uyarınca iletişim yasağı ve konuta yaklaşmama gibi tedbirler istenebilir. Aşırı ısrar ve takip eylemleri ayrıca TCK 123/A kapsamında ceza hukuku boyutu doğurabilir.
İspat yükü iddiayı ileri süren taraftadır. Deliller; yazışmalar/dijital kayıtlar, ödeme–kargo belgeleri, tanık anlatımları, fizikî tespitler (muska vb.) ve psikolojik etkiyi gösteren sağlık raporları olabilir. Hukuka aykırı elde edilen kayıtlar kural olarak değerlendirilmez; kişisel veriler ve özel hayatın gizliliği gözetilir. Kusur tespiti, özellikle gizlilik, süreklilik ve ekonomik boyutla birleştiğinde TMK m.174 kapsamında maddi–manevi tazminat taleplerini güçlendirebilir; TMK m.175 uyarınca yoksulluk nafakası değerlendirmesinde tarafların durumu, TMK m.182 uyarınca velayet ve kişisel ilişkide çocuğun üstün yararı esastır. Mal rejiminin tasfiyesine kusur kural olarak doğrudan etki etmez; birlik ekonomisinin ağır ve kötüye kullanılması somut hesaplamalara yansıyabilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız bakımından profesyonel hukuki danışmanlık alınız.


