TCK Madde 46 hapis cezaları, Türk Ceza Kanunu’nda hapis cezasının türlerini düzenleyen temel hükümlerden biridir. Bu maddeye göre hapis cezaları; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, müebbet hapis cezası ve süreli hapis cezası olarak üçe ayrılır. TCK 46. madde, ceza hukukunda özgürlüğü bağlayıcı yaptırımların hangi türlerde uygulanacağını belirlemesi bakımından önem taşır. Hapis cezasının türü, suçun ağırlığına, kanundaki yaptırım düzenlemesine ve mahkeme kararına göre belirlenir. Bu nedenle madde, ceza türleri, infaz rejimi ve yaptırım sistemi açısından temel bir düzenlemedir.


Madde Metni

Hapis Cezaları

Madde 46- (1) Hapis cezaları şunlardır:

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası.

b) Müebbet hapis cezası.

c) Süreli hapis cezası.


Madde Gerekçesi

TCK 46 hapis cezaları, Türk Ceza Kanunu’nda özgürlüğü bağlayıcı cezaların türlerini belirleyen temel düzenlemedir. Maddeye göre hapis cezaları; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, müebbet hapis cezası ve süreli hapis cezası olarak üç ayrı kategoriye ayrılmıştır.

TCK 46 madde gerekçesi, ceza sisteminde hapis cezalarının açık, sade ve uygulanabilir biçimde sınıflandırılmasını amaçlar. Bu ayrım, suçun ağırlığına göre uygulanacak yaptırımın belirlenmesi ve infaz rejiminin doğru şekilde tespit edilmesi bakımından önemlidir.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, kanunda en ağır hapis cezası olarak düzenlenmiştir ve infaz koşulları diğer hapis cezalarına göre daha sıkıdır. Müebbet hapis cezası ise kişinin yaşamı boyunca devam eden özgürlüğü bağlayıcı ceza niteliğindedir.

Süreli hapis cezası, belirli bir zaman aralığı için hükmedilen hapis cezasıdır. Bu cezanın süresi, ilgili suç maddesinde öngörülen alt ve üst sınırlar dikkate alınarak mahkeme tarafından belirlenir.

Bu nedenle TCK 46, hapis cezası türleri, ceza infaz rejimi ve özgürlüğü bağlayıcı yaptırımlar bakımından ceza hukukunun temel hükümleri arasında yer alır.


Yargıtay Kararları

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2011/6257 E. ve 2011/7834 K.

Özet: TCK 46 kapsamında kısıtlı olduğu iddia edilen davacının tasarruf ehliyeti Adli Tıp raporuyla belirlenmeden karar verilmesi eksik incelemedir; bozma gerekleri yerine getirilmeden davanın reddi hukuka aykırıdır.

Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.10.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.02.2011 günlü hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Davacı, dava konusu taşınmazı Türk Ceza Kanununun 46. maddesi kapsamında kısıtlı olduğu dönemde değerinden düşük bedelle satmak zorunda kaldığını ileri sürerek 753 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce işlem tarihinde davacının hukuki tasarruf yapma ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulmuş, bir kısım evraklar toplanmış ancak gerekli rapor alınmadan tekrar davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyize getirmiştir.

Mahkemece, bozma kararına uyulmuş, ancak bozma gereği yerine getirilmemiştir. Buna göre, gerek uyuşmazlık konusu taşınmazın davalıya temlik edildiği tarihten önce gerekse sonraki tarihlere ait rapor ve var ise doktor ve hasta müşahade evrakları toplanarak Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi ve işlem tarihinde davacının hukuki tasarruf ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekir iken bozma gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün yeniden bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 15.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Ağır Ceza Mahkemesi 2012/4027 E. ve 2012/3471 K.

Özet: 765 sayılı TCK 46/1-2 uyarınca akıl hastalığı nedeniyle sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve tedaviye hükmedilmiş; temyiz itirazları reddedilerek karar onanmıştır.

Suç : Taksirle öldürme, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, Korku Kaygı ve Panik Yaratacak Şekilde Silahla Ateş Etmek
Hüküm : 765 sayılı TCK’nın46/1-2. maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, tedavi altına alınmasına.

Taksirle öldürme, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, korku kaygı ve panik yaratacak şekilde silahla ateş etmek suçlarından sanık hakkında 765 sayılı TCK’nın46/1. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm sanık ve müdafiileri tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafilerinin bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 20/02/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


İzmir Ceza Avukatı Desteği

TCK 46, suç karşılığında uygulanabilecek hapis cezalarının türlerini düzenleyen temel hükümlerden biridir. Bu maddeye göre hapis cezaları; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve süreli hapis cezası olarak ayrılır. Ancak ceza yargılamasında asıl değerlendirme, isnat edilen suç maddesine, kanunda öngörülen ceza türüne, cezanın alt ve üst sınırına, failin durumuna ve somut olayın özelliklerine göre yapılır.

Ceza soruşturması, kovuşturma, ağır ceza davaları, hapis cezası türleri ve ceza hukuku konularında hukuki destek almak için Minar Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.


author avatar
Av. Murat Turgut MİNAR Avukat
Av. Murat Turgut Minar, İzmir Barosu’na 12460 sicil numarasıyla kayıtlı olup; ceza hukuku, kamulaştırma hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, icra ve iflas hukuku ile iş hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.