TCK Madde 47 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Türk Ceza Kanunu’nda en ağır hapis cezası türlerinden birini düzenler. Bu maddeye göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca devam eden ve kanun ile Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtilen sıkı güvenlik rejimine göre infaz edilen cezadır. TCK 47. madde, özellikle ağır suçlar, infaz rejimi, koşullu salıverilme ve hükümlünün cezaevindeki statüsü bakımından önem taşır. Bu nedenle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, ceza hukukunda özgürlüğü bağlayıcı yaptırımların en ağır sonuçlarını doğuran temel ceza türlerinden biridir.
Madde Metni
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası
Madde 47- (1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder, kanun ve Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirtilen sıkı güvenlik rejimine göre çektirilir.
Madde Gerekçesi
TCK 47 ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen en ağır özgürlüğü bağlayıcı ceza türlerinden biridir. Bu ceza, hükümlünün hayatı boyunca devam eder ve diğer hapis cezalarından farklı olarak sıkı güvenlik rejimi altında infaz edilir.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının amacı, çok ağır nitelikteki suçlar bakımından toplum düzenini, kamu güvenliğini ve ceza adaletini korumaktır. Bu yaptırım, suçun ağırlığına uygun şekilde daha sıkı infaz koşulları öngörerek cezanın caydırıcı ve önleyici işlevini güçlendirir.
TCK 47 madde gerekçesi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının niteliğini ve infaz biçimini açıklamaktadır. Bu ceza, yalnızca süresi bakımından değil, infaz rejiminin ağırlığı bakımından da müebbet hapis cezasından ayrılır. Hükümlü hakkında kanunda ve ilgili infaz düzenlemelerinde belirtilen özel güvenlik hükümleri uygulanır.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, hükümlünün yaşamı boyunca devam eden bir ceza olmakla birlikte, infaz süreci koşullu salıverilme, iyi hâl, cezaevi güvenliği ve infaz hukukuna ilişkin özel kurallara göre değerlendirilir. Bu nedenle TCK 47, ceza türleri, hapis cezası sistemi ve infaz rejimi bakımından temel bir düzenleme niteliğindedir.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2005/384 E. 2005/964 K.
Özet: Sanığın psikiyatrik raporu bulunmasına rağmen TCK 46-47 kapsamında akıl hastalığı değerlendirmesi için Adli Tıp’tan rapor alınmadan mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı görülerek hüküm bozulmuştur.
Dava ve Karar: Irz ve namusa tasaddide bulunma suçundan sanık Ö. S.’in yapılan yargılanması sonunda; mahkumiyetine dair Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 22.4.2004 gün ve 2004/443 Esas, 2004/305 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğnameyle daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık vekilinin temyiz aşamasında 9.2.2005 günlü dilekçesi ekinde sunmuş olduğu sanık hakkında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastahanesi Psikiyatri Ana Bilim Dalınca düzenlenmiş bulunan 18.11.2002 gün ve 806 sayılı raporda tanısı konmuş olmakla; sanığın dava dosyasıyla birlikte Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna gönderilerek sanıktaki bu arazın TCK. nun 46-47 nci maddelerinden yararlanmasını gerektirir akıl hastalığı niteliğinde olup olmadığı hususunda rapor alınması gerekirken yazılı şekilde hükme varılması,
Sonuç: Kanuna aykırı, sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan esası incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı CMUK. nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İzmir Ceza Avukatı Desteği
TCK 47, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının niteliğini ve bu cezanın hükümlünün hayatı boyunca devam edeceğini düzenleyen temel hükümlerden biridir. Ancak ceza yargılamasında asıl değerlendirme, isnat edilen suç maddesine, suçun nitelikli hâllerine, cezanın kanuni karşılığına, infaz rejimine ve somut olayın özelliklerine göre yapılır.
Ceza soruşturması, kovuşturma, ağır ceza davaları, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve ceza hukuku konularında hukuki destek almak için Minar Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.


