İmar işlemleri, çoğu zaman yalnızca kâğıt üzerinde hukuki sonuç doğurmaz. Bir imar planı değişikliği yeni yapılaşmalara dayanak olabilir; yapı ruhsatının iptali inşaatı durdurabilir; mühürleme kararı ekonomik faaliyeti sona erdirebilir; yıkım kararı ise taşınmazın fiziksel varlığını ortadan kaldırabilir. Bu nedenle imar davalarında esas karar verilinceye kadar dava konusu işlemin uygulanmasını önleyen yürütmenin durdurulması, etkili yargısal korunmanın en önemli araçlarından biridir.
Ancak idari işlemin iptali istemiyle dava açılması, işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. İmar planı, yapı ruhsatı, yapı tatil tutanağı, mühürleme, yıkım veya imar para cezası hakkında iptal davası açılmış olsa dahi ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmeli ve kanunda öngörülen koşullar somut olay üzerinden açıklanmalıdır.
Yürütmenin Durdurulması Nedir?
Yürütmenin durdurulması, dava konusu idari işlemin hukuki ve fiilî etkilerinin, iptal davası sonuçlanıncaya kadar geçici olarak askıya alınmasıdır. Bu karar, davanın esasına ilişkin nihai bir iptal kararı değildir. Bununla birlikte işlem uygulanmadan önce mevcut hukuki ve fiilî durumu koruduğu için özellikle yıkım, tahliye, mühürleme ve yapılaşmaya imkân veren plan kararlarında belirleyici öneme sahiptir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesine göre idari işlemin yürütmesinin durdurulabilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması,
- İşlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması.
Bu iki koşuldan yalnızca birinin bulunması yeterli değildir. Mahkeme, işlemin hangi sebeple açıkça hukuka aykırı olduğunu ve uygulanması hâlinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararın ne olduğunu kararında ayrı ayrı göstermek zorundadır.
İmar İşleminin Açıkça Hukuka Aykırı Olması
Bir imar işleminin hukuka uygunluğu; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden incelenir. Yürütmenin durdurulması talebinde yalnızca “işlem hukuka aykırıdır” denilmesi yerine, hukuka aykırılığın hangi işlem dosyası ve teknik veri üzerinden ortaya çıktığı açıklanmalıdır.
İmar uyuşmazlıklarında açık hukuka aykırılık özellikle şu hâllerde gündeme gelebilir:
- İşlemin yetkisiz idari makam tarafından tesis edilmesi,
- İmar planının üst ölçekli plana aykırı olması,
- Plan değişikliğinin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararıyla bağdaşmaması,
- Zorunlu kurum görüşlerinin alınmaması veya jeolojik-jeoteknik etütlerin bulunmaması,
- Eşdeğer sosyal ve teknik altyapı alanı ayrılmadan donatı alanının kaldırılması,
- Yapı tatil tutanağında aykırılığın somut, ölçülebilir ve denetlenebilir biçimde gösterilmemesi,
- Ruhsata aykırı bölüm ile ruhsata uygun bölüm ayrıştırılmadan yapının tamamı hakkında yıkım kararı alınması,
- 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesindeki usule uyulmaması,
- İmar para cezasının yanlış alan, yapı sınıfı, grup veya artırım nedeni esas alınarak hesaplanması,
- Yapı sahibi, müteahhit ve fenni mesul yönünden sorumluluğun kişiselleştirilmemesi,
- İşlemin sebebi ile yaptırımın kapsamı arasında ölçüsüzlük bulunması.
Plan davalarında açık hukuka aykırılık değerlendirmesi çoğunlukla teknik inceleme gerektirir. Bu nedenle dava dilekçesinde keşif ve şehir plancısı, mimar, harita mühendisi, jeoloji mühendisi veya uyuşmazlığın niteliğine uygun diğer uzmanlardan oluşacak bilirkişi heyeti talep edilmesi önemlidir. Bununla birlikte dosyadaki plan paftaları, plan açıklama raporu, kurum görüşleri ve üst ölçekli plan kararları hukuka aykırılığı ilk bakışta ortaya koyuyorsa mahkeme bilirkişi incelemesinden önce de geçici nitelikte yürütmenin durdurulması kararı verebilir.
Telafisi Güç veya İmkânsız Zarar Şartı
İkinci koşul, işlemin uygulanmasının dava sonunda verilecek iptal kararını fiilen etkisiz bırakacak sonuçlar doğurmasıdır. Zararın mutlaka bütünüyle giderilemez olması gerekmez; sonradan giderilmesinin son derece güç, ağır veya etkisiz kalacak olması yeterlidir.
İmar davalarında telafisi güç veya imkânsız zarar şu örneklerde somutlaşabilir:
- Yapının veya bağımsız bölümün yıkılması,
- Yapının tahliye edilmesi ve elektrik, su veya doğal gazının kesilmesi,
- Faaliyetteki işyerinin mühürlenmesi,
- Hukuka aykırı plan uyarınca inşaata başlanması ve yapılaşmanın ilerlemesi,
- Doğal, tarihî veya kültürel çevrenin geri döndürülemeyecek biçimde değiştirilmesi,
- Ağaç kesimi, kazı, dolgu veya altyapı çalışmasının tamamlanması,
- Parselasyon işlemi üzerine tapu kayıtlarının ve mülkiyet düzeninin değiştirilmesi,
- Ruhsat iptali nedeniyle devam eden inşaatın ve sözleşmelerin ağır biçimde etkilenmesi.
Yıkım işlemi, uygulandığı anda yapının maddi varlığını ortadan kaldırdığı için “uygulanmakla etkisi tükenecek işlem” niteliğinin en belirgin örneklerindendir. Böyle bir durumda mahkeme, idarenin savunmasını beklemeden geçici olarak yürütmeyi durdurabilir; savunma alındıktan sonra talep hakkında yeniden karar verir.
İmar para cezasında ise yalnızca ödeme yükümlülüğünün doğduğunun belirtilmesi her dosyada telafisi güç zarar şartını kendiliğinden ispatlamaz. Cezanın miktarı, tahsil sürecinin başlaması, ödeme emri veya haciz tehlikesi, ilgilinin mali durumu ve aynı encümen kararında yıkım gibi başka yaptırımların bulunup bulunmadığı somutlaştırılmalıdır. Başka bir ifadeyle yıkım kararı ile imar para cezası, aynı encümen kararında yer alsa dahi yürütmenin durdurulması koşulları her işlem bölümü yönünden ayrı değerlendirilmelidir.
Yıkım Kararına Karşı Yürütmenin Durdurulması
Yapı tatil tutanağı, mühürleme ve yıkım işlemleri çoğunlukla birbirini izleyen bir işlem zinciri oluşturur. Yapı tatil tutanağında ruhsatsız veya ruhsata aykırı imalatın yeri, niteliği ve ölçüleri açıkça gösterilmelidir. Tutanaktaki belirsizlik, buna dayalı encümen kararının yargısal denetimini de güçleştirir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasına göre bir idari işlemin yürütmesinin durdurulması için hem bu işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması hem de açıkça hukuka aykırı olması gerekmekle birlikte, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesinin idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilmesi, bu işlemlerin icrasının askıya alınması için hukuka açıkça aykırı olmasına yönelik tespit yapılması zorunluluğunu yumuşatmaktadır. Nitekim idarenin savunmasını görmeden bir işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunun saptamasını yapabilmek çoğu zaman mümkün değildir.
Uygulanmakla etkisi tükenen işlem; uygulanmakla tamamlanan, uygulandıkları takdirde geri döndürülemez sonuçlara yol açma olasılığı bulunan, bu özellikleri itibarıyla da haklarında acil olarak karar verilmesi gereken işlemler olarak tanımlanabilir (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, T: 21.05.2014, YD İtiraz E: 2014/310).
2577 sayılı Kanun’da uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerin neler olduğuna yönelik bir belirleme yapılmasa da anılan kanunun 6352 sayılı Kanun ile değişik 27. maddesinin gerekçesinde “Yıkım ve sınır dışı etme gibi uygulanmakla etkisi tükenecek nitelikteki idari işlemler bakımından ise savunma alındıktan sonra yeniden bir karar verilinceye kadar geçici olarak yürütmenin durdurulmasına karar verilebilecektir” denilerek yıkım işlemlerinin uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden olduğu açıkça belirtilmiştir.
Danıştay 6. Daire, E. 2008/10824, K. 2009/608, 23.01.2009
Danıştay bu kararında, dayanak imar planı hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararının devam eden inşaata etkisini değerlendirmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
“Dosyanın incelenmesinden, … parselin imar planında anaokulu alanında kaldığı, 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planı değişiklikleri ile sosyal ve kültürel tesis alanına dönüştürülmesi üzerine inşaat ruhsatı düzenlendiği ve bu ruhsata dayanılarak yurt inşaatına başlanıldığı, ancak anılan planlara karşı … İdare Mahkemesinde açılan davada … sayılı dosyada yürütmenin durdurulması isteminin kabul edilmesi üzerine dava konusu işlemle inşaatın mühürlenerek durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, davalı idarece anılan taşınmazlara verilen inşaat ruhsatının dayanağı olan imar planlarının iptali istemiyle açılan davada, imar planlarının yürütülmesinin durdurulması nedeniyle, söz konusu inşaatın devamına izin verilmesi hâlinde devam eden süreçte mahkemece planların iptaline karar verilmesi durumunda durdurulmayan inşaatın telafisi mümkün olmayan gelişmelere ve zararlara yol açacağı savunulmuş bulunmaktadır.
Olayda, uyuşmazlık konusu yapı için düzenlenen inşaat ruhsatının dayanağı imar planlarının iptali istemiyle açılmış bir davanın bulunması nedeniyle artık davacıya ait yapı için inşaat ruhsatının düzenlenmiş olmasının kazanılmış hak için tek başına yeterli olmadığı açıktır. İmar planlarının yargı kararıyla yürütülmesinin durdurulması nedeniyle yürütmenin durdurulması kararı tebliğ edilen davalı idarenin yapıya devam edilmesinin önlenmesi ve yapının durumunun tespit edilmesi amacıyla inşaatı durdurması 3194 sayılı Yasa’nın 32. maddesi uyarınca zorunludur.
Devam eden süreçte imar planlarının iptaline karar verilmesi hâlinde, davalı idarenin iptal kararı doğrultusunda yapının yerinde korunup korunmayacağını değerlendirerek, yapının korunamayacağı sonucuna ulaşması durumunda yapı ruhsatını iptal edeceği de tabidir.”
Karar, imar planı hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararının yalnız plan paftasını değil, plana dayalı devam eden uygulamaları da etkilediğini göstermektedir. Ayrıca yapı ruhsatının varlığı her durumda mutlak ve dokunulmaz bir kazanılmış hak oluşturmaz. İnşaatın hangi aşamada olduğu, ruhsatın alındığı tarihte plan hakkında dava bulunup bulunmadığı ve yargı kararının gerekçesi birlikte incelenir.
İmar Planına Karşı Yürütmenin Durdurulması
İmar planları düzenleyici idari işlemlerdir. Bir plan değişikliği, çok sayıda ruhsat, parselasyon, kamulaştırma ve inşaat işlemine dayanak olabilir. Bu sebeple plan davasında yürütmenin durdurulması talebi yalnız davacının parselindeki değer değişimiyle sınırlandırılmamalı; planın uygulanmasıyla doğacak yapılaşma, nüfus ve trafik yoğunluğu, sosyal donatı kaybı, çevresel etki ve alt işlemler de açıklanmalıdır.
Planın açıkça hukuka aykırılığı bakımından özellikle şu belgeler karşılaştırılmalıdır:
- Üst ve alt ölçekli plan paftaları,
- Plan notları,
- Plan açıklama raporu,
- Nüfus ve yoğunluk hesapları,
- Sosyal ve teknik altyapı standartları,
- Ulaşım etüdü,
- Jeolojik-jeoteknik etüt,
- Kurum görüşleri,
- Daha önce aynı alan hakkında verilmiş yargı kararları.
Danıştay 6. Daire, E. 2021/3668, K. 2022/2138, 23.02.2022
Hemşin-Çamlıhemşin yol projesine ilişkin uyuşmazlıkta Danıştay, acele kamulaştırma işleminin dayanağı olan imar planları hakkında verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararlarının bağlı işleme etkisini incelemiştir. Kararda aktarılan bilirkişi ve mahkeme tespitlerinin ilgili bölümü şöyledir:
“Davaya konu imar planlarının üst ölçekli plan hüküm, strateji ve öngörülerine uygun olmadığı ve planların kademeli birlikteliğine aykırı olduğu, arazi kullanım örüntüsünün Çevre Düzeni Planı arazi kullanım şemasına uymadığı, Çevre Düzeni Planında yapılaşma dışı tutulan bazı alanların yapılaşmaya konu edildiği, davaya konu imar planlarında alansal kullanımlar açısından Çevre Düzeni Planı hükümlerine aykırılıklar bulunduğu, 2014 yılı onaylı imar planlarındaki yargı kararının iptal gerekçelerinden olan yapı ve nüfus yoğunluğu öngörüsünün davaya konu imar planlarında daha da artırıldığı, planda yeterli sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin Ek-2 tablosunda belirtilen standartların bütünüyle karşılanmadığı, kişi başına düşen inşaat alanı miktarının fazla belirlenmesi suretiyle yapı yoğunluğunun artırıldığı, bunun sonucunda zaten yetersiz olan sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının iyice yetersiz kalması sonucunu doğuracağı…”
“Anılan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle … İdare Mahkemesinin … sayılı kararıyla dava konusu işlemlerin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, anılan karara itiraz edilmesi üzerine … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda; dava konusu acele kamulaştırma işleminin dayanağı olan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … sayılı kararıyla anılan imar planlarının yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği dikkate alındığında, dava konusu acele kamulaştırma işleminin dayanağının kalmadığı açık olduğundan, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.”
Bu karar, yürütmenin durdurulmasının bağlı işlemler üzerindeki pratik önemini açıkça ortaya koymaktadır. Dayanak planın uygulanabilirliği geçici olarak ortadan kalktığında, bu plana dayanılarak tesis edilen kamulaştırma veya diğer uygulama işlemlerinin hukuki temeli de ayrıca değerlendirilmelidir.
Üst Ölçekli Plan Hakkındaki Karar Alt Ölçekli Planı Kendiliğinden Durdurur mu?
Planlar arasında hiyerarşik ilişki bulunmakla birlikte, üst ölçekli plan hakkında verilen yürütmenin durdurulması veya iptal kararı her durumda alt ölçekli planı şeklen ve kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kararın gerekçesi ile alt ölçekli plan arasındaki bağ incelenmelidir. Bu nedenle dava stratejisi kurulurken yalnız üst ölçekli planın değil, menfaati etkileyen alt ölçekli planın ve uygulama işlemlerinin de süresinde dava konusu edilmesi çoğu durumda daha güvenlidir.
Danıştay 1. Daire, E. 2006/765, K. 2007/79, 05.02.2007
Danıştay Birinci Dairesinin istişari kararındaki temel değerlendirme şöyledir:
“3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri uyarınca imar planları arasında hiyerarşik bir ilişki olması nedeniyle alt ölçekli planların üst ölçekli planlara uygun olması gerekmektedir. Bu ilke dikkate alındığında üst ölçekli bir planın mahkemece iptal edilmesi hâlinde iptal gerekçesinin icaplarına göre alt ölçekli planlarda da bir değişiklik yapılmasının veya tamamıyla yürürlükten kaldırılmasının, plan yapımına ilişkin ilkelere uygun olarak idare tarafından belirlenmesi gereken bir husus olduğu, gerekli görülüyor ise idarenin alt ölçekli planları da iptal ederek bu planlarda yargı kararının gereklerine ve plan yapımı ilkelerine uygun revizyon yapabileceği…”
“Mahkemelerin imar planları hakkında parsel bazında verdiği iptal veya yürütmenin durdurulması kararlarının, imar planının tümünün yürürlüğünü durdurmayacağı veya planın tamamının iptali sonucunu doğurmayacağı, yukarıda açıklandığı üzere mahkeme kararının gerekçesi doğrultusunda kamu yararı ve planlama ilkeleri açısından idarece yapılacak değerlendirme sonucunda, planın iptal edilen bölümlerinde revizyon yapılabileceği…”
Kararın sonucu, talep konusu ile yargı kararının gerekçesinin birlikte okunması gerektiğidir. Parsel bazında verilen bir karar kural olarak planın bütününü kendiliğinden hükümsüz hâle getirmez. Buna karşılık kararın gerekçesi planın tamamını etkileyen yetki, plan hiyerarşisi veya temel teknik veri eksikliğine dayanıyorsa idarenin kararın icaplarını daha geniş ölçekte değerlendirmesi gerekebilir.
Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesinde Yürütmenin Durdurulması
Yapı ruhsatının verilmesi de reddedilmesi veya iptal edilmesi de dava konusu olabilir. Komşu parselde hukuka aykırı ruhsata dayanılarak inşaatın hızla ilerlemesi, dava sonunda verilecek iptal kararının etkisini azaltabilir. Bu nedenle komşu taşınmaz malikinin açtığı ruhsat iptali davasında inşaatın mevcut seviyesi, çekme mesafeleri, kat ve yükseklik farkı, yangın ve deprem güvenliği, manzara veya güneş kaybının ötesinde mevzuatla korunan somut menfaat ve inşaatın ilerleme hızı belgelenmelidir.
Ruhsatın idarece iptal edildiği davalarda ise inşaatın durması, finansman ve sözleşme ilişkileri, şantiye güvenliği ve ruhsat iptalinin dayanağı olan plan veya teknik tespitler açıklanmalıdır. Bununla beraber salt ekonomik zarar iddiası yerine zararın kapsamı ve neden sonradan giderilemeyeceği somut delillerle ortaya konulmalıdır.
İmar Para Cezasında Yürütmenin Durdurulması
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi, imar mevzuatına aykırı fiiller nedeniyle uygulanacak idari para cezalarının hesaplanmasını düzenler. Ceza; aykırılıktan etkilenen alan, yapı sınıfı ve grubu, yapının kullanım durumu, ruhsat durumu, bulunduğu alanın özelliği ve kanunda sayılan artırım nedenlerine göre değişebilir.
İmar para cezasına karşı yürütmenin durdurulması talebinde şu konular ayrı ayrı incelenmelidir:
- Cezanın doğru kişi veya tüzel kişiye yöneltilip yöneltilmediği,
- Yapı sahipliğinin ve fiilî sorumluluğun belirlenip belirlenmediği,
- Aykırılıktan etkilenen alanın doğru hesaplanıp hesaplanmadığı,
- Yapı sınıfı ve grubunun doğru seçilip seçilmediği,
- Artırım nedenlerinin somut olayda gerçekten bulunup bulunmadığı,
- Aynı fiil nedeniyle mükerrer ceza uygulanıp uygulanmadığı,
- Encümen kararının kanuni süre ve yetki kurallarına uygun olup olmadığı.
Yıkım ve para cezası aynı kararda düzenlenmişse, işlemin bölünebilirliği gözetilerek her yaptırım yönünden ayrı hukuka aykırılık ve zarar açıklaması yapılmalıdır. Yıkımın telafisi güç sonucu, para cezasının yürütmesinin de otomatik olarak duracağı anlamına gelmez.
Mahkeme Savunma Almadan Yürütmeyi Durdurabilir mi?
Kural olarak mahkeme, davalı idarenin savunmasını aldıktan veya savunma süresi geçtikten sonra karar verir. Ancak uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerde, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması beklenmeden geçici yürütmenin durdurulması kararı verilebilir.
Yakın tarihli yıkım bildirimi, tahliye, mühürleme veya geri dönüşü güç bir inşa faaliyeti varsa bu durum dava dilekçesinin başlangıcında açıkça belirtilmeli; yıkım tarihi, tebligat, saha fotoğrafları ve diğer belgeler sunulmalıdır. “Savunma ve ara karar cevabı beklenmeksizin” karar verilmesi talep edilebilir. Bununla birlikte mahkeme, dava dilekçesi ve eklerinden talebin yerinde olmadığını görürse idarenin savunmasını almadan yürütmenin durdurulması istemini reddedebilir.
Yürütmenin Durdurulması Talebi Reddedilirse İtiraz
Yürütmenin durdurulması talebinin kabulü veya reddi kararına karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz bir defaya mahsustur. İdare mahkemesinin kararına karşı bölge idare mahkemesine; Danıştay dava dairesinin kararına karşı ise konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna başvurulur. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
Danıştay 6. Daire, E. 2022/3158, K. 2022/5949, 18.05.2022
Yıkım tarihinin bildirildiği bir işleme ilişkin bu kararda, ilk derece mahkemesinin ret kararına yapılan itirazın bölge idare mahkemesince reddedilmesinden sonra yeniden Danıştaya başvurulmuştur. Danıştay şu sonuca varmıştır:
“İdare Mahkemelerince verilen yürütmenin durdurulması istemleri hakkındaki kararlara karşı bölge idare mahkemesine bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebileceği ve bölge idare mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararın kesin olduğu anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması istemi hakkında bölge idare mahkemesince verilen kararın Dairemizce incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.”
Bu nedenle yedi günlük itiraz dilekçesi, geçici hukuki koruma bakımından çoğu zaman son başvuru niteliğindedir. İlk talepte eksik kalan hukuka aykırılık ve zarar unsurları, dosyaya giren yeni belgeler ve mahkeme gerekçesi dikkate alınarak ayrıntılı biçimde karşılanmalıdır.
Aynı Sebeple İkinci Kez Talepte Bulunulabilir mi?
İYUK’un 27. maddesi uyarınca aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması istenemez. Bunun mefhumu muhalifinden, ilk karardan sonra ortaya çıkan yeni ve farklı maddi veya hukuki sebeplerin yeni bir talebe dayanak olabileceği sonucu çıkar. Örneğin ilk ret kararından sonra somut yıkım tarihinin bildirilmesi, yeni bir uygulama işleminin tesis edilmesi, dayanak plan hakkında başka bir mahkemenin yürütmenin durdurulmasına karar vermesi veya yeni teknik raporun ortaya çıkması ayrıca değerlendirilmelidir.
Ancak önceki iddiaların farklı cümlelerle tekrarlanması yeni sebep oluşturmaz. Yeni talebin hangi yeni işlem, belge veya olguya dayandığı açıkça gösterilmelidir.
Yürütmenin Durdurulması Kararı Verilince İdare Ne Yapmalıdır?
İYUK’un 28. maddesine göre idare, yürütmenin durdurulması kararının gereklerine göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır. Bu süre kararın idareye tebliğinden itibaren hiçbir şekilde otuz günü geçemez. Bununla birlikte yıkım veya mühürleme gibi acil işlemlerde kararın niteliği gereği uygulamanın derhâl durdurulması gerekir; otuz günlük süre idareye işlemi uygulamaya devam etme hakkı vermez.
Kararın sonucu dava konusu işleme göre değişir. Yıkım kararı uygulanamaz; mühürleme veya ruhsat iptali işlemine dayalı uygulamalar durdurulur; plan kararı yeni uygulamalara dayanak alınamaz. Ancak kararın kapsamı, hüküm fıkrası ve gerekçesiyle belirlenir. Mahkemenin yalnız belirli bir parsel veya işlem bölümü hakkında verdiği kararın kapsamı idarece genişletilemez ya da daraltılamaz.
İmar Davasında Yürütmenin Durdurulması Talebi Nasıl Hazırlanmalıdır?
Etkili bir talep, soyut kanun tekrarından ziyade iki koşulu ayrı başlıklar altında somutlaştırmalıdır:
- İşlem zinciri kurulmalıdır: Plan, ruhsat, yapı tatil tutanağı, encümen kararı ve uygulama yazısı arasındaki ilişki gösterilmelidir.
- Açık hukuka aykırılık açıklanmalıdır: Yetki, usul, plan hiyerarşisi, teknik standart veya hesap hatası somut belgeyle ilişkilendirilmelidir.
- Zarar görünür kılınmalıdır: Yıkım tarihi, inşaat seviyesi, kullanım durumu, çevresel etki ve geri dönüşsüz sonuçlar belgelenmelidir.
- Aciliyet belirtilmelidir: Savunma beklenmeden geçici karar isteniyorsa işlemin ne zaman uygulanacağı açıklanmalıdır.
- Doğru işlemler dava konusu edilmelidir: Yalnız bildirim yazısının veya yalnız encümen kararının dava edilmesinin yeterli olup olmadığı işlem zinciri içinde değerlendirilmelidir.
- Teknik inceleme talep edilmelidir: Gerekiyorsa keşif ve uzman bilirkişi incelemesi istenmelidir.
- Talep sonucu açık yazılmalıdır: Hangi işlemin tamamının veya hangi bölümünün yürütmesinin durdurulmasının istendiği tereddütsüz gösterilmelidir.
İmar Davalarında Süre Konusu
Özel kanunda başka bir süre öngörülmemişse idare mahkemesinde genel dava açma süresi yazılı bildirimi izleyen günden itibaren altmış gündür. İmar planları ilanı gereken düzenleyici işlemler olduğundan süre hesabında planın ilanı, askı süreci, plana itiraz, itiraz hakkında verilen karar ve plana dayalı uygulama işlemi birlikte değerlendirilmelidir.
3194 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, kesinleşen imar ve parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her hâlde beş yıl içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu beş yıllık süre, her somut olayda altmış günlük dava açma süresini ortadan kaldıran genel bir süre olarak yorumlanmamalıdır. Tebliğ, ilan, öğrenme, askı itirazı ve uygulama işlemi tarihleri dosya özelinde incelenmelidir.
İYUK’un 11. maddesi uyarınca, dava açmadan önce işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi için yapılan idari başvuru işlemeye başlamış dava süresini durdurabilir. Bununla birlikte başvurunun doğru makama ve dava süresi içinde yapılması gerekir. Süre hesabındaki hata, yürütmenin durdurulması talebi incelenmeden davanın süre aşımından reddine yol açabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
İmar davası açılınca yıkım kendiliğinden durur mu?
Hayır. İptal davasının açılması idari işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz. Dava dilekçesinde ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmeli ve açık hukuka aykırılık ile telafisi güç zarar koşulları açıklanmalıdır.
Yıkım günü belli ise mahkeme idarenin savunmasını bekler mi?
Yıkım, uygulanmakla etkisi tükenecek nitelikte olduğundan mahkeme savunma almadan geçici olarak yürütmeyi durdurabilir. Bunun için yıkım tarihinin ve acil tehlikenin belgeyle gösterilmesi önemlidir.
Yapı tatil tutanağı tek başına dava edilebilir mi?
Yapı tatil tutanağının kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği somut içeriğine ve doğurduğu sonuçlara göre değerlendirilir. Tutanakla birlikte mühürleme, encümen kararı, ruhsat iptali ve yıkım bildirimi varsa işlem zincirinin tamamı incelenmelidir.
İmar para cezasına karşı dava açılması tahsilatı durdurur mu?
Kural olarak hayır. İmar para cezasına karşı açılan iptal davası tahsil işlemini kendiliğinden durdurmaz. Yürütmenin durdurulması ayrıca talep edilmelidir.
Yürütmenin durdurulması reddine itiraz süresi kaç gündür?
Kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gündür. İtiraz bir defaya mahsustur ve itiraz merciinin kararı kesindir.
Yürütmenin durdurulması davanın kazanıldığı anlamına gelir mi?
Hayır. Karar geçici hukuki koruma sağlar. Mahkeme, dosyanın esası hakkında yapacağı inceleme sonunda davayı kabul veya reddedebilir.
Sonuç
İmar davalarında yürütmenin durdurulması, özellikle yıkım, mühürleme, ruhsat iptali ve hızlı yapılaşmaya imkân veren plan kararlarında nihai mahkeme kararının etkili kalmasını sağlar. Başarılı bir talep için açık hukuka aykırılık ile telafisi güç veya imkânsız zarar koşullarının somut olaya özgü delillerle ayrı ayrı ortaya konulması gerekir.
Her imar uyuşmazlığında dava konusu edilecek işlem, süre başlangıcı ve geçici korumanın kapsamı farklıdır. Bu nedenle yapı tatil tutanağı, encümen kararı, plan paftaları, ruhsat dosyası ve uygulama yazıları birlikte değerlendirilerek dava stratejisi oluşturulmalıdır.
İmar planı, yapı ruhsatı, mühürleme, yıkım kararı veya imar para cezasına ilişkin uyuşmazlıklarda Minar Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu makale genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişebilir.



