Madde Metni

Kısırlaştırma

Madde 101- (1) Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, kısırlaştırma işlemi yapma yetkisi olmayan bir kimse tarafından yapılırsa, ceza üçte bir oranında artırılır.

(2) Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.


Madde Gerekçesi

Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinde düzenlenen kısırlaştırma suçu, kişinin üreme yeteneğinin hukuka aykırı biçimde ortadan kaldırılmasını önlemek ve bireyin beden bütünlüğü ile üreme hakkını korumak amacıyla düzenlenmiştir; bu hüküm ile bir kimsenin rızası olmaksızın veya kanunda öngörülen tıbbi ve hukuki şartlar dışında kısırlaştırılması cezai yaptırıma bağlanarak bireyin vücut dokunulmazlığı ve üreme özgürlüğü güvence altına alınmıştır; kanun koyucu, kısırlaştırma işleminin yalnızca tıbbi zorunluluk bulunması veya kişinin rızası ve kanunda belirtilen şartların varlığı hâlinde yetkili sağlık personeli tarafından yapılabileceğini kabul etmiş, bu sınırlar dışında gerçekleştirilen müdahaleleri suç olarak düzenlemiştir; böylece hem kişinin beden bütünlüğünün korunması hem de üreme yeteneğini kalıcı biçimde ortadan kaldıran tıbbi müdahalelerin keyfî veya hukuka aykırı biçimde gerçekleştirilmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.


Çocuk Düşürtme Suçu ile Kısırlaştırma Suçu Arasındaki Temel Fark

Türk Ceza Kanunu bakımından çocuk düşürtme suçu ile kısırlaştırma suçu arasındaki temel fark, müdahalenin konusu ve doğurduğu sonuç ile ilgilidir; TCK’nın 99. maddesinde düzenlenen çocuk düşürtme suçunda hukuka aykırı şekilde mevcut bir gebeliğin sona erdirilmesi söz konusu olup suçun konusu cenin ve gebeliğin sonlandırılmasıdır; buna karşılık TCK’nın 101. maddesinde düzenlenen kısırlaştırma suçunda ise kişinin üreme yeteneğinin kalıcı biçimde ortadan kaldırılması söz konusu olup gebeliğin sona erdirilmesi değil, kişinin gelecekte çocuk sahibi olma yeteneğinin ortadan kaldırılması cezai yaptırıma bağlanmıştır; bu nedenle çocuk düşürtme suçu belirli bir gebeliğin sonlandırılmasına yönelikken, kısırlaştırma suçu kişinin üreme kapasitesinin kalıcı olarak ortadan kaldırılmasına ilişkin bir müdahaleyi ifade etmektedir.


Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi

Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinde düzenlenen kısırlaştırma suçunda cezanın niteliği hapis cezası olup, bir kişinin rızası olmaksızın kısırlaştırılması halinde daha ağır hapis cezası öngörülmüş, rızaya dayalı olsa bile kanunda belirtilen şartlara aykırı şekilde gerçekleştirilen kısırlaştırma işlemleri de cezai yaptırıma bağlanmıştır; suçun yetkisiz kişiler tarafından işlenmesi hâlinde cezanın artırılması söz konusu olabilmektedir; yargılama bakımından suç için öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında görevli mahkeme Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca asliye ceza mahkemesi olup soruşturma Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen yürütülür; infaz rejimi bakımından ise verilen hapis cezaları genel infaz hükümlerine tabi olup cezanın süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya denetimli serbestlik gibi kurumlar somut olayın özellikleri dikkate alınarak uygulanabilmektedir.

Kısırlaştırma Suçunda Tutuklama

Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinde düzenlenen kısırlaştırma suçunda tutuklama tedbiri, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde yer alan genel tutuklama şartlarının bulunması hâlinde uygulanabilir; tutuklama kararı verilebilmesi için öncelikle kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve ayrıca kaçma şüphesi, delilleri karartma ihtimali veya mağdur ya da tanıklar üzerinde baskı kurulması tehlikesi gibi tutuklama nedenlerinden birinin mevcut olması gerekir; kısırlaştırma suçu CMK’da sayılan katalog suçlar arasında yer almadığından tutuklama otomatik olarak uygulanmaz, ancak fiilin rızasız gerçekleştirilmesi, mağdurun beden bütünlüğünün ağır biçimde ihlal edilmesi veya delillerin karartılma ihtimalinin bulunması gibi durumlarda hâkim tarafından tutuklama tedbirine başvurulması mümkün olabilmektedir.

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinde düzenlenen kısırlaştırma suçu bakımından şikâyet şartı aranmaz ve suçun takibi Cumhuriyet savcısı tarafından re’sen yapılır; mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi soruşturma veya kovuşturmanın sona ermesine neden olmaz; uzlaşma bakımından ise bu suç Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen uzlaşma kapsamındaki suçlar arasında yer almadığından uzlaştırma hükümleri uygulanmaz; zamanaşımı bakımından ise suç için öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alınarak genel dava zamanaşımı hükümleri uygulanmakta olup kısırlaştırma suçu bakımından dava zamanaşımı süresi on beş yıl olarak kabul edilmektedir.

Görevli Mahkeme

Türk Ceza Kanunu’nun 101. maddesinde düzenlenen kısırlaştırma suçunda görevli mahkeme, suç için öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alındığında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun görev kurallarına göre asliye ceza mahkemesidir; zira ağır ceza mahkemeleri ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakmakla görevliyken kısırlaştırma suçunda öngörülen ceza bu sınırların altında kaldığından kovuşturma asliye ceza mahkemesinde yapılır ve soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen yürütülür.