Madde Metni
Madde 4- (1) Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.
Madde Gerekçesi
Görev, kamu düzeniyle doğrudan ilgilidir ve şüpheli ve sanık yönünden de tabiî hâkim ilkesine göre güvence oluşturur. Bu nedenle görev “madde bakımından yetki” sorununun, Cumhuriyet savcısı, katılan ve sanık ileri sürmese de mahkemece kovuşturmanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulması gerekir. Ancak, iddianamenin kabulünden sonra, suçun yargılamasının alt dereceli bir mahkemeye ait olduğundan söz edilerek görevsizlik kararı verilemeyeceğine ilişkin 6 ıncı madde hükmü saklıdır. Maddenin birinci fıkrası bu kuralı açıklamaktadır.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, mahkemeler arasında olumlu veya olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığında görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkemenin belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Bu fıkra çerçevesinde, aynı yargı sistemi içinde yer alan mahkemeler arasındaki görev uyuşmazlıkları söz konusudur.
Yargıtay Kararları
YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ 2023/6255 E. ve 2025/5714 K.
Özet: Sanığın kültür varlıklarını bilmeden bulundurduğu savunması, TCK 4 gereği ceza kanununu bilmemek mazeret sayılmadığından kabul edilmemiş; beraat kaldırılarak mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mahalli Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde dosyanın incelenmesinde; Yapılan yargılamalar sonunda toplanan tüm delillere göre; kendilerine gelen suç ihbarını değerlendiren …, ihbara konu aracı olay günü kullanan ve sanıkla birlikte yargılanıp hakkında verilen beraat kararı incelemesinden geçerek kesinleşen …’e ulaştıkları, …’in beyanı üzerine, onun işvereni olan sanık …’ın konutunda ve eklentilerinde, Cumhuriyet savcısından mesai saatleri dışında gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında alınan arama kararı gereğince arama yapıldığı, arama neticesinde sanığın garajında sanığa ait 2 adet sütün kaidesi, 1 adet korinth sütun başlığı ve 1 adet sütuncenin ele geçirildiği, eserler üzerinde, tarafsız bir sanat tarihçisi ve iki ayrı arkeologdan oluşan bilirkişi heyetinin inceleme yaptığı, bilirkişi heyetinin eserlerle ilgili rapor tanzim ettikleri, dosyaya sunulan bahsi geçen rapora göre, eserlerin 2863 sayılı Kanunun 24. maddesinde belirtilen korunması gerekli taşınır kültür varlığı kapsamında olduğu, sanığın savunmasından da açıkça anlaşıldığı üzere, sanığın eserleri yakalanmadan yıllar önce temin ettiği ve bulundurduğu, böylelikle sanığın 2863 sayılı Kanunun 67/2 maddesinde yaptırım altına alınan, bildirimi yapılmamış olan kültür varlığını bulundurduğu, sanığın üzerine atılı suç unsurları itibariyle oluştuğu, Her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından, sanığın yargılamaya konu eserlerinin 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlığı olduğunu bilmemesi, bu tür eserlerin Silifke ilçesinin pek çok yerinde bulunması ve sanığın savunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu belirterek şüpheden sanığın yararlanması gerektiği ilkesi gereğince sanığın beraatine hükmedilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 4. maddesinde yer alan “Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.” şeklindeki düzenleme ile birlikte, sanığın yargılama konusu eserleri uzun zamandır evinde bulundurduğu yönündeki savunması, yaşı ve eğitim durumu nazara alındığında ilk derece mahkemesinin beraat gerekçesi yerinde görülmeyerek sanığın mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir.
YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ 2024/6774 E. ve 2025/5871 K.
Özet: Kast için fiilin bilerek ve istenerek işlenmesi gerekir. Ancak TCK 4 gereği, eylemin suç olduğunu bilmemek mazeret sayılmaz; suç sayılmadığı inancıyla işlenmesi sorumluluğu kaldırmaz.
TCK’nın “Kast” başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında;
“Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. açıklamalarına yer verilerek, kastın unsurlarının bilme ve isteme olduğu vurgulanmıştır. Bu kapsamda, kişinin ceza hukuku bakımından sorumlu tutulabilmesi için gerçekleştirdiği fiilin haksızlık oluşturduğunu bilmesi gerekmektedir.
TCK’nın “Kanunun bağlayıcılığı” başlığını taşıyan 4. maddesinde yer alan “Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.” kuralıyla, islenen fiilin suç olduğunun bilinmemesinin failin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı ifade edilmektedir. Buna göre, kanunda suç olarak düzenlenen bir fiilin suç teşkil etmediği inancıyla gerçekleştirilmesi hâlinde de failin cezai sorumluluğu bulunmaktadır.
Yargıtay 7.Ceza Dairesi 2022/15163 E. ve 2024/10680 K.
Özet: Araçta 599 karton kaçak sigara ele geçirilen sanığın, suç olduğunu bilmediği savunması TCK 4 gereği mazeret sayılmamış; ticari miktar karşısında mahkûmiyet hukuka uygun bulunmuştur.
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde, sanığın sevk ve idaresindeki kardeşi malen sorumlu adına kayıtlı …. plaka sayılı otomobilin trafik ekiplerince durdurulduğu sırada, araçta dışarıdan görünür şekilde kaçak sigara bulunduğunun görülmesi üzerine, Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle verilen yazılı arama emri ile araçta yapılan aramada, 46.127,07 TL gümrüklemiş değere sahip 599 karton kaçak sigara ele geçirilmiştir.
Sanık hakkında 4733 Sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun’un 8. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık mahkemedeki savunmalarında; …. plaka sayılı aracı, kardeşi malen sorumludan emaneten aldığını, kaçak sigaraları para karşılığı nakletmeyi kabul ettiğini, eylemin suç olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
Malen sorumlu mahkemedeki beyanında; olay tarihinde aracını ağabeyi olan sanığa hastası olduğu için emaneten verdiğini beyan etmiştir.
Sanığın uhdesinde Dairemiz uygulamalarına göre ticari miktar ve mahiyette olan 599 karton kaçak sigara ele geçirilmiş olması ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”Ceza Kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz” şeklindeki düzenleme karşısında; sanığın eyleminin sübuta erdiği belirlenmekle, atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Hayır. Ceza Kanunu’na göre, kanunu bilmemek mazeret sayılmaz. Yani bir fiilin suç olduğunu bilmemeniz, cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Evet. Fiil kanunda suç olarak düzenlenmişse, “suç olduğunu sanmıyordum” savunması kabul edilmez. Hukuk, herkesin kanunu bildiğini varsayar.
Hayır. Eğitim durumu, meslek veya hukuk bilgisi eksikliği tek başına mazeret sayılmaz. Ceza sorumluluğu açısından bu durumlar kural olarak sonucu değiştirmez.
Hayır. Bir fiilin yaygın olması veya çevrede sıkça yapılması, onu hukuka uygun hâle getirmez. Kanunda suç olarak düzenlenmişse sorumluluk doğar.
Genel kural olarak uygulanır. Ancak fiilin suç sayılıp sayılmadığı, kastın varlığı ve suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı her somut olayda ayrıca değerlendirilir. “Bilmiyordum” demek tek başına yeterli değildir.


