Çekişmeli boşanma davası, eşlerin boşanma, velayet, nafaka, tazminat, ziynet eşyaları veya mal paylaşımı gibi konularda anlaşamaması halinde aile mahkemesinde açılan boşanma davasıdır. Bu süreçte mahkeme; tarafların kusur durumunu, evlilik birliğinin neden sarsıldığını, çocukların üstün yararını, ekonomik koşulları ve boşanma davasında sunulan delilleri birlikte değerlendirir.
Çekişmeli boşanma süreci, doğru yönetilmediğinde velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat, ziynet alacağı ve mal rejimi bakımından ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle dava dilekçesinin güçlü hazırlanması, aldatma, şiddet, hakaret, terk, ekonomik baskı veya güven sarsıcı davranış gibi boşanma sebeplerinin somut delillerle desteklenmesi büyük önem taşır.
Boşanma davası açmadan önce “çekişmeli boşanma davası nasıl açılır, ne kadar sürer, hangi deliller kullanılır, velayet kime verilir, nafaka ve tazminat nasıl belirlenir?” sorularının doğru değerlendirilmesi gerekir. Çünkü çekişmeli boşanma davalarında sonucu çoğu zaman yalnızca haklı olmak değil, haklılığı hukuka uygun delillerle ispat edebilmek belirler.
Çekişmeli Boşanma Davası Hangi Durumlarda Açılır?
Çekişmeli boşanma davası, eşlerden birinin boşanmak istememesi veya boşanmayı kabul etse bile sonuçları üzerinde anlaşma sağlanamaması halinde gündeme gelir. Taraflar boşanma iradesinde ortak görünse bile; nafaka, velayet, tazminat, ziynet alacağı veya mal rejimi konusunda anlaşamıyorsa dava çekişmeli hale gelebilir.
Uygulamada çekişmeli boşanma davaları çoğunlukla şu nedenlerle açılmaktadır:
Eşlerden birinin boşanmak istememesi, aldatma iddiası, fiziksel veya psikolojik şiddet, hakaret ve tehdit, ekonomik baskı, ailelerin evliliğe müdahalesi, güven sarsıcı davranışlar, ortak hayatın çekilmez hale gelmesi, çocukların velayeti konusunda anlaşmazlık, nafaka miktarı üzerinde uyuşmazlık, ziynet eşyalarının iadesi veya mal paylaşımı talepleri.
Bu nedenle çekişmeli boşanma davasında yalnızca “boşanmak istiyorum” demek yeterli değildir. Dava dilekçesinde boşanma sebebi açıkça belirtilmeli, olaylar tarih ve içerik bakımından somutlaştırılmalı, deliller usulüne uygun şekilde sunulmalı ve talepler hukuki zemine oturtulmalıdır.
Türk Medeni Kanunu’na Göre Çekişmeli Boşanma Sebepleri
Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri özel boşanma sebepleri ve genel boşanma sebebi olarak iki temel grupta incelenir. Çekişmeli boşanma davasının hangi sebebe dayanılarak açıldığı, davanın ispat yükünü ve stratejisini doğrudan etkiler.
Özel Boşanma Sebepleri
Özel boşanma sebepleri, kanunda açıkça düzenlenen ve belirli olayların varlığı halinde boşanma davasına dayanak yapılabilen nedenlerdir. Bu sebeplerin her birinde ispat konusu daha belirgindir; ancak delilin güçlü ve hukuka uygun olması gerekir.
Zina Nedeniyle Boşanma Davası
Zina, eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken sadakat yükümlülüğüne aykırı şekilde başka biriyle cinsel ilişki yaşamasıdır. Türk Medeni Kanunu m.161 kapsamında düzenlenen zina, özel ve mutlak boşanma sebebidir.
Zina nedeniyle boşanma davasında doğrudan ispat çoğu zaman kolay değildir. Bu nedenle mahkemeler; otel kayıtları, mesajlaşmalar, sosyal medya içerikleri, fotoğraflar, tanık anlatımları, seyahat kayıtları ve hayatın olağan akışına göre güçlü emareleri birlikte değerlendirebilir. Ancak burada en önemli nokta delilin hukuka uygun elde edilmiş olmasıdır. Gizli takip, izinsiz hesap ele geçirme veya özel hayatı ihlal eden yöntemlerle elde edilen deliller ciddi hukuki sorun doğurabilir.
Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış
Eşlerden birinin diğer eşe karşı öldürmeye teşebbüs etmesi, ağır fiziksel şiddet uygulaması, sistematik kötü muamelede bulunması veya onur kırıcı davranışlar sergilemesi TMK m.162 kapsamında boşanma sebebi oluşturabilir.
Bu dava türlerinde darp raporu, kolluk başvuruları, savcılık dosyaları, uzaklaştırma kararları, tanık beyanları, mesaj kayıtları ve hastane belgeleri önem taşır. Özellikle fiziksel şiddet, ölüm tehdidi, ağır hakaret, küçük düşürücü davranışlar ve sistematik psikolojik baskı bu başlık altında değerlendirilebilir.
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme
Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya toplumun genel ahlak anlayışıyla bağdaşmayan şekilde haysiyetsiz hayat sürmesi, diğer eş bakımından ortak hayatı çekilmez hale getirebilir. Bu sebebe dayanılabilmesi için yalnızca bir suç isnadı yeterli değildir; bu durumun diğer eş açısından evlilik birliğini sürdürmeyi beklenemez hale getirmesi gerekir.
Terk Nedeniyle Boşanma Davası
Terk, eşlerden birinin haklı sebep olmaksızın ortak konutu terk etmesi ve kanunda öngörülen şartlara rağmen geri dönmemesi halinde gündeme gelir. Terk nedeniyle boşanma davası teknik şartlara bağlıdır. Ortak konuta davet, ihtar, süre şartı ve samimi dönüş imkânı gibi unsurlar dikkatle değerlendirilmelidir.
Terk davasında yapılan en büyük hata, ihtar şartı ve sürelerin usulüne uygun işletilmeden dava açılmasıdır. Bu nedenle terk sebebine dayalı boşanma davası, dilekçe tekniği ve ön hazırlık bakımından dikkat isteyen bir dava türüdür.
Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması Nedeniyle Boşanma
Uygulamada en sık başvurulan çekişmeli boşanma sebebi, TMK m.166/1 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Halk arasında “şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma” olarak bilinen bu sebep, evliliğin taraflardan beklenemeyecek ölçüde çekilmez hale gelmesini ifade eder.
Bu dava türünde mahkeme, tarafların kusur durumunu ayrıntılı şekilde inceler. Sürekli tartışma, hakaret, ilgisizlik, güven sarsıcı davranışlar, ekonomik baskı, aile müdahalesi, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar, ortak yaşamdan kaçınma, psikolojik şiddet, çocuklara ilgisizlik ve evlilik sorumluluklarının ihlali bu kapsamda değerlendirilebilir.
Şiddetli Geçimsizlik Tek Başına Yeterli mi?
“Şiddetli geçimsizlik var” demek tek başına yeterli değildir. Mahkeme, geçimsizliğin hangi somut olaylardan kaynaklandığını görmek ister. Bu nedenle dava dilekçesinde soyut ifadeler yerine somut olay anlatımı yapılmalıdır.
Örneğin yalnızca “eşim bana kötü davranıyor” demek zayıf bir anlatımdır. Bunun yerine olayın tarihi, içeriği, tanıkları, mesaj kayıtları, kolluk başvurusu, doktor raporu veya diğer delillerle desteklenmesi gerekir. Çekişmeli boşanma davalarında sonuç çoğu zaman kimin daha çok haklı olduğundan değil, kimin iddiasını daha güçlü ispatladığından etkilenir.
Çekişmeli Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Çekişmeli boşanma davası, görevli aile mahkemesinde dava dilekçesiyle açılır. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Dava dilekçesinde taraf bilgileri, evlilik tarihi, varsa çocuklara ilişkin bilgiler, boşanma sebebi, olayların kronolojisi, deliller, tanıklar ve talepler açıkça belirtilmelidir. Ayrıca nafaka, velayet, maddi ve manevi tazminat, ziynet alacağı, tedbir talepleri ve kişisel ilişki düzenlemesi gibi hususlar da dilekçede net şekilde yer almalıdır.
Dava Dilekçesi Neden Kritik?
Çekişmeli boşanma davasında ilk dilekçe, davanın omurgasını oluşturur. Eksik yazılmış, delilleri belirtilmemiş, olayları somutlaştırmamış veya talepleri açıkça göstermemiş bir dilekçe, ilerleyen aşamalarda ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Boşanma davalarında bazı iddiaların sonradan ileri sürülmesi veya delillerin geç sunulması usul hukuku bakımından sorun yaratabilir. Bu nedenle dava açılırken yalnızca boşanma talebi değil, boşanmanın bütün sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.

Çekişmeli Boşanma Davasında Deliller
Çekişmeli boşanma davasının en önemli noktası delildir. Mahkeme, tarafların yalnızca beyanlarına göre değil, bu beyanları destekleyen hukuka uygun delillere göre karar verir.
Boşanma davasında kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
Tanık beyanları, WhatsApp ve SMS yazışmaları, e-posta kayıtları, fotoğraflar, sosyal medya içerikleri, banka kayıtları, tapu ve araç kayıtları, kolluk tutanakları, savcılık dosyaları, darp raporları, hastane kayıtları, pedagog raporları, bilirkişi raporları, uzman görüşleri ve resmi kurum kayıtları.
WhatsApp Mesajları Boşanma Davasında Delil Olur mu?
WhatsApp mesajları boşanma davasında delil olarak kullanılabilir. Ancak mesajların hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir. Kişinin kendi telefonunda bulunan, kendisine gönderilmiş veya taraf olduğu yazışmalar genellikle delil olarak ileri sürülebilir. Buna karşılık eşin telefonuna gizlice girilerek, şifresi kırılarak veya WhatsApp Web üzerinden izinsiz erişim sağlanarak elde edilen kayıtlar hukuka aykırı delil tartışması doğurabilir.
Bu nedenle dijital delillerin sunulmasında “içerik doğru mu?” sorusu kadar “nasıl elde edildi?” sorusu da önemlidir.
Ses ve Video Kaydı Delil Olur mu?
Ses ve video kayıtları, boşanma davalarında en hassas delil türlerinden biridir. Kural olarak gizli kayıtlar hukuka aykırı delil sayılabilir. Ancak somut olayın özelliklerine göre, ani gelişen bir saldırı, tehdit, şiddet veya başka türlü ispat imkânı bulunmayan ağır bir olayın kayda alınması farklı şekilde değerlendirilebilir.
Bu nedenle her ses veya video kaydı otomatik olarak geçerli delil kabul edilmez. Delilin elde ediliş biçimi, olayın gerçekleşme şekli, özel hayat alanına müdahale olup olmadığı ve kaydın zorunluluk altında alınıp alınmadığı dikkatle incelenmelidir.
Sosyal Medya Paylaşımları Delil Olabilir mi?
Sosyal medya içerikleri, özellikle aldatma, güven sarsıcı davranış, haysiyetsiz hayat sürme, ekonomik durumun gizlenmesi veya çocuğun ihmal edilmesi gibi iddialarda delil olarak kullanılabilir. Ancak sahte hesapla elde edilen, izinsiz erişimle alınan veya özel profilden hukuka aykırı yöntemle temin edilen içerikler bakımından dikkatli olunmalıdır.
Mahkeme, sosyal medya delillerinde hesabın kime ait olduğunu, paylaşımın gerçekliğini, tarihini, bağlamını ve davayla ilgisini birlikte değerlendirir.
Hukuka Aykırı Delil Boşanma Davasında Kullanılabilir mi?
Türk hukukunda hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller kural olarak mahkeme tarafından dikkate alınmaz. Bu nedenle boşanma davasında delilin güçlü olması kadar, hukuka uygun elde edilmiş olması da önemlidir.
Eşin telefonunu gizlice karıştırmak, sosyal medya hesabına izinsiz girmek, WhatsApp Web oturumunu gizlice takip etmek, sahte profil oluşturarak delil üretmek veya özel hayat alanına müdahale eden kayıtlar almak ciddi hukuki riskler doğurabilir.
Bu tür yöntemlerle elde edilen deliller yalnızca boşanma davasında geçersiz sayılmakla kalmayabilir; aynı zamanda özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi veya haberleşmenin gizliliğini ihlal gibi ceza hukuku sorunlarına da yol açabilir.
Çekişmeli Boşanma Davasında Tanıkların Önemi
Tanık delili, çekişmeli boşanma davalarında en sık kullanılan delillerden biridir. Ancak her tanık aynı derecede etkili değildir. Mahkeme, tanığın taraflarla yakınlığını, olayları bizzat görüp görmediğini, anlatımlarının tutarlı olup olmadığını ve beyanlarının diğer delillerle desteklenip desteklenmediğini değerlendirir.
Komşular, aile üyeleri, arkadaşlar, iş arkadaşları veya olaylara doğrudan şahit olan kişiler tanık olarak gösterilebilir. Fakat tanığın yalnızca “duydum” şeklindeki anlatımı, doğrudan gözleme dayanan beyana göre daha zayıf kabul edilebilir.
Bu nedenle çekişmeli boşanma davasında tanık seçimi stratejik öneme sahiptir. Tanıkların hangi olaya ilişkin dinletileceği, hangi iddiayı desteklediği ve anlatımlarının dava dilekçesiyle uyumlu olup olmadığı önceden değerlendirilmelidir.
Çekişmeli Boşanma Davasında Velayet
Evlilikten çocuk varsa, mahkeme açısından en önemli konulardan biri velayettir. Velayet kararı verilirken anne veya babanın kişisel isteğinden önce çocuğun üstün yararı dikkate alınır.
Mahkeme; çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, eğitim durumu, sağlık durumu, kardeş ilişkileri, anne ve babanın bakım imkânları, çocuğa ayrılan zaman, yaşam düzeni, pedagog raporu ve sosyal inceleme raporu gibi unsurları birlikte değerlendirir.
Velayet Her Zaman Anneye mi Verilir?
Hayır. Velayet otomatik olarak anneye veya babaya verilmez. Küçük yaştaki çocuklarda anne bakımına duyulan ihtiyaç önemli bir kriter olabilir; ancak bu tek başına mutlak kural değildir. Mahkeme, somut olayda çocuğun hangi ebeveyn yanında daha güvenli, düzenli ve sağlıklı gelişim göstereceğini araştırır.
Çocuğun ihmali, şiddet, bağımlılık, ağır psikolojik sorunlar, çocuğun diğer ebeveynle ilişkisinin engellenmesi veya istikrarsız yaşam koşulları velayet değerlendirmesinde etkili olabilir.
Çekişmeli Boşanma Davasında Nafaka
Çekişmeli boşanma davasında nafaka birkaç farklı şekilde gündeme gelebilir. Dava devam ederken tedbir nafakası, çocuk için iştirak nafakası ve boşanma sonrası yoksulluk nafakası talep edilebilir.
Tedbir nafakası, dava süresince ekonomik olarak zayıf durumda olan eşin veya çocuğun geçimini sağlamak amacıyla hükmedilebilir. İştirak nafakası, velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun giderlerine katkı sağlamasıdır. Yoksulluk nafakası ise boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve diğer tarafa göre daha ağır kusurlu olmayan eş lehine gündeme gelebilir.
Nafaka miktarı belirlenirken tarafların gelir durumu, yaşam standardı, ihtiyaçları, çocukların giderleri ve ekonomik koşullar dikkate alınır.
Çekişmeli Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Tazminat
Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat, tarafların kusur durumuna ve boşanmanın kişisel sonuçlarına göre değerlendirilir.
Maddi tazminat, boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen tarafın talep edebileceği tazminattır. Manevi tazminat ise kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf lehine hükmedilebilir. Aldatma, ağır hakaret, fiziksel şiddet, küçük düşürücü davranışlar, tehdit veya onur kırıcı eylemler manevi tazminat bakımından önem taşıyabilir.
Ancak tazminat talebinin kabul edilebilmesi için yalnızca boşanma kararı yeterli değildir. Kusur, zarar, illiyet bağı ve talep edilen miktarın somut olayla uyumu birlikte değerlendirilir.
Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?
Çekişmeli boşanma davasının süresi; mahkemenin iş yüküne, tarafların delil durumuna, tanık sayısına, bilirkişi veya sosyal inceleme raporu gerekip gerekmediğine, tarafların usuli işlemleri uzatıp uzatmadığına ve istinaf sürecine göre değişir.
Uygulamada çekişmeli boşanma davaları ilk derece mahkemesinde ortalama 1 ila 3 yıl arasında sürebilir. Ancak bu süre her dosya için aynı değildir. Delillerin hazır olması, tanıkların zamanında dinlenmesi, dilekçelerin doğru hazırlanması ve gereksiz usuli eksikliklerin önlenmesi süreci ciddi şekilde etkileyebilir.
Çekişmeli Boşanma Davası Masrafları
Çekişmeli boşanma davasında masraflar, davanın kapsamına göre değişir. Başvuru harcı, gider avansı, tebligat masrafları, tanık giderleri, bilirkişi ücretleri, pedagog veya sosyal inceleme süreçleri, keşif veya resmi kurum yazışmaları gibi kalemler dosyaya göre ortaya çıkabilir.
Bunun yanında avukatlık ücreti, davanın kapsamına, taleplerin çeşitliliğine, malvarlığı uyuşmazlığı olup olmadığına, delil yoğunluğuna ve sürecin zorluğuna göre değişiklik gösterebilir.
Çekişmeli boşanma davalarında yalnızca boşanma değil; velayet, nafaka, tazminat, ziynet, mal paylaşımı ve tedbir talepleri de gündeme geldiğinden, masraf değerlendirmesi yapılırken davanın bütün sonuçları birlikte düşünülmelidir.
Çekişmeli Boşanma Davası Anlaşmalıya Çevrilebilir mi?
Evet. Çekişmeli olarak açılmış bir boşanma davası, tarafların sonradan anlaşması halinde anlaşmalı boşanmaya çevrilebilir. Bunun için tarafların boşanma, velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve diğer sonuçlar hakkında anlaşmalı boşanma protokolü hazırlaması gerekir.
Mahkeme, tarafları bizzat dinler ve protokoldeki iradelerin serbestçe açıklandığını değerlendirir. Hâkim, özellikle çocukların durumu ve mali sonuçlar bakımından protokolü uygun bulursa dava anlaşmalı boşanma şeklinde sonuçlanabilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, protokolün açık, uygulanabilir ve ileride yeni uyuşmazlık doğurmayacak şekilde hazırlanmasıdır. Belirsiz yazılmış nafaka, velayet, kişisel ilişki, ziynet veya mal paylaşımı hükümleri ileride yeni davalara neden olabilir.
Çekişmeli Boşanma Davasında En Sık Yapılan Hatalar
Çekişmeli boşanma davalarında en sık yapılan hataların başında, delilsiz dava açmak gelir. Sadece iddia üzerine kurulan, tanıkları hazırlanmamış, dijital delilleri usulüne uygun toplanmamış ve olayları somutlaştırılmamış davalarda ispat sorunu yaşanabilir.
Bir diğer hata, hukuka aykırı delil toplamaktır. Eşin telefonunu gizlice incelemek, hesaplarına izinsiz girmek veya sahte sosyal medya hesabı üzerinden delil oluşturmaya çalışmak davaya zarar verebilir.
Üçüncü önemli hata ise nafaka, tazminat, velayet ve ziynet gibi talepleri dava başında netleştirmemektir. Çekişmeli boşanma davası yalnızca evliliğin sona erdirilmesi değildir; tarafların ekonomik, kişisel ve ailevi geleceğini etkileyen çok yönlü bir hukuki süreçtir.
Sonuç
Çekişmeli boşanma davası, tarafların haklarını ve gelecek yaşam düzenini doğrudan etkileyen ciddi bir aile hukuku davasıdır. Bu süreçte doğru boşanma sebebine dayanmak, kusur iddialarını somutlaştırmak, delilleri hukuka uygun şekilde sunmak ve velayet, nafaka, tazminat gibi talepleri açık biçimde ortaya koymak gerekir.
Her boşanma dosyasının dinamiği farklıdır. Bazı dosyalarda aldatma veya şiddet ön plana çıkarken, bazı dosyalarda ekonomik baskı, aile müdahalesi, çocukların durumu veya malvarlığı uyuşmazlığı belirleyici olabilir. Bu nedenle çekişmeli boşanma davası, yalnızca hazır dilekçeyle yürütülebilecek basit bir süreç olarak görülmemelidir.
Doğru hazırlanmış bir dava dilekçesi, hukuka uygun deliller, güçlü tanık anlatımı ve stratejik yargılama takibi, çekişmeli boşanma davasında hak kaybını önleyen en önemli unsurlardır.
ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ
… NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE
DAVACI : Ad Soyad – T.C. Kimlik No – Adres
DAVACI VEKİLİ : Av. Murat Turgut MİNAR
DAVALI : Ad Soyad – T.C. Kimlik No – Adres
KONU : Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, müşterek çocuğun velayeti, tedbir/yoksulluk/iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi talebimizden ibarettir.
AÇIKLAMALAR
Müvekkil ile davalı, …/…/… tarihinde evlenmiş olup bu evlilikten … doğumlu müşterek çocuk … dünyaya gelmiştir. Tarafların evliliği başlangıçta olağan şekilde sürmüş ise de zaman içerisinde davalının kusurlu davranışları nedeniyle evlilik birliği müvekkil açısından çekilmez hale gelmiştir.
Davalı, evlilik birliği içinde eşine karşı sadakat, saygı, güven, destek ve birlikte yaşam yükümlülüklerine aykırı davranmıştır. Davalının sürekli tartışma çıkarması, müvekkili aşağılayıcı sözler sarf etmesi, aile huzurunu bozması, ortak yaşamın gereklerini yerine getirmemesi ve müvekkile karşı ilgisiz, baskıcı ve kırıcı davranması nedeniyle taraflar arasındaki evlilik bağı fiilen sona ermiştir.
Müvekkil, evlilik birliğinin devamı için üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmiş; aile düzeninin korunması, müşterek çocuğun sağlıklı gelişimi ve ortak hayatın sürdürülebilmesi için iyi niyetli şekilde çaba göstermiştir. Ancak davalının kusurlu tutum ve davranışları süreklilik kazanmış, evlilik birliği temelinden sarsılmıştır.
Davalının müvekkile yönelik söz ve davranışları, taraflar arasında güven duygusunu ortadan kaldırmıştır. Davalı, evlilik birliği içinde müvekkile karşı saygılı davranmamış; zaman zaman hakaret içerikli ifadeler kullanmış, müvekkili toplum içinde ve aile çevresinde küçük düşürmüş, ortak yaşamı müvekkil açısından katlanılamaz hale getirmiştir.
Taraflar arasında yaşanan sorunlar geçici nitelikte olmayıp süreklilik arz etmektedir. Bu nedenle evlilik birliğinin yeniden kurulması ve taraflardan ortak hayatı sürdürmelerinin beklenmesi mümkün değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği temelinden sarsılmıştır.
Müşterek çocuğun yaşı, ihtiyaçları, bakım düzeni, eğitim hayatı ve üstün yararı dikkate alındığında velayetin müvekkile verilmesi gerekmektedir. Müvekkil, müşterek çocuğun bakımını, eğitimini ve günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumdadır. Davalının mevcut tutum ve davranışları dikkate alındığında müşterek çocuğun üstün yararı velayetin müvekkile bırakılmasını zorunlu kılmaktadır.
Dava süresince müvekkil ve müşterek çocuk lehine tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekmektedir. Boşanma kararıyla birlikte müşterek çocuk lehine iştirak nafakasına, müvekkil lehine ise şartları oluştuğundan yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep ederiz.
Davalının kusurlu davranışları nedeniyle müvekkilin kişilik hakları zedelenmiş, evlilikten beklenen maddi ve manevi menfaatleri ağır şekilde zarar görmüştür. Bu nedenle müvekkil lehine uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.
HUKUKİ NEDENLER
Türk Medeni Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili sair mevzuat.
DELİLLER
Nüfus kayıtları, evlilik kayıtları, tanık beyanları, mesaj kayıtları, sosyal medya içerikleri, fotoğraflar, banka kayıtları, kolluk kayıtları, hastane kayıtları, pedagog/sosyal inceleme raporu, bilirkişi incelemesi, yemin, isticvap ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE TALEP
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
1. Davamızın kabulü ile tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına,
2. Müşterek çocuk …’ın velayetinin müvekkile verilmesine,
3. Müşterek çocuk ile davalı arasında çocuğun üstün yararına uygun şekilde kişisel ilişki kurulmasına,
4. Dava süresince müvekkil lehine aylık … TL tedbir nafakasına hükmedilmesine,
5. Dava süresince müşterek çocuk lehine aylık … TL tedbir nafakasına, kararın kesinleşmesinden sonra iştirak nafakası olarak devamına,
6. Boşanma kararıyla birlikte müvekkil lehine aylık … TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesine,
7. Davalının kusurlu davranışları nedeniyle müvekkil lehine … TL maddi tazminata ve … TL manevi tazminata karar verilmesine,
8. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına,
karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. Murat Turgut MİNAR


