İçindekiler

I. İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) Davasına Giriş

I.I. İzale-i Şuyu Davası Nedir?

İzale-i Şuyu davası, uygulamada Ortaklığın Giderilmesi davası olarak da adlandırılan; birden fazla kişinin birlikte malik olduğu bir mal üzerindeki ortak mülkiyet ilişkisinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesini amaçlayan dava türüdür. Bu dava, paydaşlar arasında fiilen veya hukuken sürdürülemeyen ortaklıkların tasfiye edilmesini sağlar.

İzale-i Şuyu davası açılmasıyla birlikte, mal üzerindeki ortaklık ilişkisi sona erdirilerek;

  • Paylı (hisseli) mülkiyet,
  • Elbirliği (iştirak halinde) mülkiyet

ya aynen taksim yoluyla bireysel mülkiyete dönüştürülür ya da satış suretiyle ortaklık giderilir ve elde edilen bedel paydaşlar arasında paylaştırılır.

Ortak mülkiyetin ortaya çıkması en sık miras yoluyla gerçekleşir. Bir taşınmazın birden fazla mirasçıya kalması halinde, mirasçılar başlangıçta elbirliği mülkiyeti kapsamında taşınmazın tamamı üzerinde birlikte hak sahibi olur. Bu durum, özellikle mirasçı sayısının fazla olduğu hâllerde fiili kullanım, tasarruf ve gelir paylaşımı açısından ciddi uyuşmazlıklara yol açar.

Ancak ortaklık yalnızca miras sebebiyle doğmaz. Uygulamada;

  • Satış yoluyla hisseli tapu edinilmesi,
  • Bağış işlemleri,
  • Ortak yatırım amacıyla taşınmaz alınması,
  • Şirket veya adi ortaklık ilişkileri

gibi birçok farklı hukuki işlem sonucunda da ortak mülkiyet ilişkisi kurulabilir.

Taraflar arasında malın nasıl paylaşılacağı konusunda oybirliği sağlanamazsa, paydaşlardan her biri tek başına İzale-i Şuyu davası açma hakkına sahiptir. Diğer paydaşların rızasının bulunması şart değildir. Bu özellik, izale-i şuyu davasını ortaklıktan çıkmak isteyen paydaş bakımından en etkili ve zorlayıcı hukuki araçlardan biri hâline getirir.

I.II. İzale-i Şuyu Davasının Hukuki Niteliği

İzale-i Şuyu davası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında kural olarak çekişmesiz yargı işi niteliğindedir. Bu nitelendirme, davanın amacının taraflar arasında bir haklılık-haksızlık tespiti yapmak olmadığını, doğrudan doğruya mevcut ortaklık ilişkisinin sona erdirilmesini hedeflediğini ifade eder.

Bu ne anlama gelir?

  • Davada klasik anlamda kazanan ve kaybeden taraf yoktur.
  • Mahkemenin amacı, taraflardan birini cezalandırmak veya haklı çıkarmak değil; ortaklığı hukuken sona erdirmektir.
  • Yargılama giderleri, taraflardan birine tek başına yüklenmez; tüm paydaşlara tapudaki payları oranında dağıtılır.

Bu kapsamda;

  • Harçlar,
  • Keşif ve bilirkişi giderleri,
  • Vekâlet ücretleri

yalnızca davayı açan paydaşa yükletilmez. Bu sistem, özellikle küçük hisseli paydaşların ciddi bir mali risk altına girmeden ortaklığın giderilmesini talep edebilmesini sağlar.

Öte yandan İzale-i Şuyu davası inşai (kurucu) nitelikte bir davadır. Mahkeme kararıyla mevcut mülkiyet yapısı değiştirilir; kararın kesinleşmesiyle birlikte ortaklık hukuken sona erer ve yeni mülkiyet durumu doğar. Bu yönüyle izale-i şuyu davası, mülkiyet ilişkisini doğrudan etkileyen sonuçlar doğurur.

I.III. Hangi Mülkiyet Türlerinde İzale-i Şuyu Açılabilir?

Ortaklığın giderilmesi davası, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen iki temel mülkiyet türü bakımından açılabilir.

I.III.I. Paylı Mülkiyet (Hisseli Tapu)

Paylı mülkiyette her paydaşın mal üzerinde belirli ve oranlı bir hissesi bulunmaktadır. Bu pay oranları tapu sicilinde açıkça gösterilir.

Örneğin;

  • %50 – %25 – %25 oranlarında hisseli mülkiyet

şeklinde bir paylaşım söz konusu olabilir. Paylı mülkiyette her paydaş kendi payı üzerinde tasarrufta bulunabilse de, malın tamamı üzerinde tek başına karar alma yetkisi bulunmaz. Bu durum, uygulamada sıkça uyuşmazlık doğurur ve izale-i şuyu davasını gündeme getirir.

I.III.II.Elbirliği Mülkiyeti (İştirak Halinde Mülkiyet)

Elbirliği mülkiyeti, en sık miras ortaklığı kapsamında görülür. Bu mülkiyet türünde;

  • Pay oranları belirli değildir,
  • Mirasçılar malın tamamı üzerinde birlikte hak sahibidir,
  • Hiçbir mirasçı tek başına tasarrufta bulunamaz.

Bu nedenle elbirliği mülkiyeti, uygulamada izale-i şuyu davalarının en yoğun şekilde açıldığı mülkiyet türüdür.

I.III.III.Dava Konusu Olabilecek Mallar

İzale-i Şuyu davası yalnızca taşınmaz mallarla sınırlı değildir. Dava konusu olabilecek malvarlığı unsurları arasında; arsa, tarla, konut, iş yeri, araç, makine, diğer taşınır mallar yer alabilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken temel kural şudur:
İzale-i Şuyu davası, malın tamamı hakkında açılır. Sadece bir pay için ortaklığın giderilmesi talep edilemez. Mahkeme, mülkiyetin bütününü esas alarak değerlendirme yapar ve karar verir.

I.IV. Terekedeki Para İçin İzale-i Şuyu Açılabilir mi?

Bu konu uygulamada en sık yanlış anlaşılan hususlardan biridir.

Miras kalan malvarlığı içerisinde nakit para veya para alacağı bulunması hâlinde, bu para için İzale-i Şuyu davası açılamaz. Çünkü izale-i şuyu davası, bölünmesi veya satılması gereken bölünebilir bir malvarlığı değeri bulunmasını gerektirir.

Bu durumda Türk Medeni Kanunu’nun 644. maddesi devreye girer. Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi talep edilerek, para ve para alacakları tasfiye edilir. Bu ayrım, özellikle miras davalarında yanlış dava açılmasının önüne geçilmesi bakımından son derece önemlidir.

I.V.. Ortaklığı Giderme Hakkının Dayanağı: TMK 698

Ortaklığı giderme hakkının temel hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 698. maddesidir. Anılan maddeye göre; hukuki bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, her paydaş malın paylaşılmasını isteyebilir.

Bu düzenleme, paydaşlara ortaklıktan çıkma ve mülkiyet ilişkisini sona erdirme hakkı tanır. Ancak kanun koyucu bu hakkı mutlak ve sınırsız şekilde düzenlememiştir. Bazı hâllerde ortaklığı giderme talebi sınırlandırılabilir.

I.VI. Ortaklığı Giderme Hakkının Sınırları

Ortaklığı sona erdirme hakkı, bazı durumlarda kanun veya taraf iradesiyle sınırlandırılabilir.

I.VI.I. Sözleşmesel Sınırlama

Paydaşlar, kendi aralarında yapacakları bir sözleşme ile paylaşma hakkını en fazla 10 yıl süreyle sınırlandırabilirler. Taşınmazlara ilişkin bu tür sözleşmelerin resmi şekilde yapılması zorunludur.

Ayrıca bu sınırlama, tapu kütüğüne şerh verilerek üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu tür sözleşmesel sınırlamalar özellikle yatırım amacıyla kurulan ortaklıkların korunması açısından önem taşır.

I.VI.II. Sürekli Ortak Amaca Tahsis

Bir malın sürekli ve ortak bir amaca tahsis edilmiş olması hâlinde, ortaklığın giderilmesi talebi reddedilebilir. Örneğin;

  • Ortak kullanım yolu,
  • Ortak tesis veya altyapı alanı

gibi malların bölünmesi veya satılması, amacına aykırı olacağından izale-i şuyu talebi kabul edilmez.

I.VI.III. Uygun Olmayan Zamanda Talep

Kanun, uygun olmayan zamanda paylaşma talebinde bulunulamayacağını düzenlemiştir. Yargıtay uygulamasında özellikle;

  • Tarım arazilerinde hasat zamanı,
  • Ekonomik değerin ciddi şekilde düşmesine neden olacak dönemler

uygun olmayan zaman olarak kabul edilmektedir. Bu sınırlamanın temel amacı, malın ekonomik değerinin korunmasıdır.


II. İzale-i Şuyu Davasında Görevli Mahkeme, Arabuluculuk ve Taraf Teşkili

II.I. İzale-i Şuyu Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) davalarında görevli mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca dava değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesidir. Bu davalar maktu harca tabi olduğundan görev belirlenirken dava konusunun değeri dikkate alınmaz.

Görev kuralı kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle mahkeme, taraflar ileri sürmese dahi görevli olup olmadığını re’sen incelemek zorundadır.

Yetki bakımından ise taşınmazlara ilişkin İzale-i Şuyu davalarında kesin yetki kuralı uygulanır. HMK m. 12 gereğince dava, taşınmazın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.

Kesin yetki kuralı:

  • Taraflarca değiştirilemez.
  • Yetki itirazlarıyla sürecin uzamasını engeller.
  • Yargılamada hukuki güvenliği sağlar.

Taşınmazın bulunduğu yer dışında açılan dava, yetki yönünden reddedilir.

II.II. İzale-i Şuyu Davasında Zorunlu Arabuluculuk (Dava Şartı)

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/B uyarınca, İzale-i Şuyu davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu bir dava şartıdır.

Arabuluculuğa başvurulmadan açılan dava:

  • Mahkemece esasa girilmeksizin
  • Usulden reddedilir

Bu düzenlemenin amacı, tarafların mahkeme sürecine girmeden uzlaşmalarını sağlamaktır.

Arabuluculukta Anlaşma Sağlanması Halinde

Taraflar arabuluculuk aşamasında anlaşmaya varırsa:

  • Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi alınabilir.
  • Bu belge ile doğrudan tapu sicil müdürlüğüne başvurulabilir.
  • Mahkeme süreci, keşif ve bilirkişi aşaması ortadan kalkar.

Bu durum, özellikle aynen taksim konusunda uzlaşma sağlanan dosyalarda önemli bir zaman ve maliyet avantajı sunar.

II.III. İzale-i Şuyu Davasında Taraf Teşkili ve Zorunlu Dava Arkadaşlığı

İzale-i Şuyu davası, paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Ancak dava mutlaka tüm paydaşlara karşı açılmalıdır.

Taraf teşkilinin eksiksiz sağlanması zorunludur.

Eğer:

  • Herhangi bir paydaş dava dışı bırakılırsa,
  • Ölmüş bir pay sahibinin mirasçıları davaya dahil edilmezse,

mahkeme davayı usulden reddeder.

Özellikle miras ortaklığında dava açılmadan önce mirasçılık belgesi alınmalı ve ölen pay sahibinin tüm mirasçıları davaya taraf olarak gösterilmelidir.

II.IV.Elbirliği Mülkiyetinde Temsilci Atanması (TMK m. 640)

Miras ortaklığında (elbirliği mülkiyeti) İzale-i Şuyu davası açılması tasarrufi işlem niteliği taşır. Bu nedenle kural olarak tüm ortakların muvafakati beklenir.

Eğer davayı açan mirasçı diğer mirasçıların muvafakatini sağlayamazsa, hakim bu durumu re’sen dikkate alır ve davacıya Sulh Hukuk Mahkemesinde tereke adına temsilci atanması talebinde bulunması için süre verir (TMK m. 640).

Temsilci atanması süreci uygulamada kritik bir prosedürel aşamadır. Çünkü:

  • Ayrı bir yargılama gerektirir.
  • Davanın süresini uzatır.
  • Atanan temsilci davayı tereke adına takip eder.

Temsilci davacı dışında bir kişi olursa, davacının dava sıfatı sona erer ve dava temsilci tarafından sürdürülür.

II.V. İzale-i Şuyu Davasında Yargılama Sürecinin Özellikleri

İzale-i Şuyu davaları, diğer adıyla ortaklığın giderilmesi davaları, klasik anlamda tek taraflı hak arama davaları olmayıp iki taraflı dava niteliği taşır. Bu dava türünde davacı ve davalı paydaşlar, hukuki statü bakımından aynı konumdadır. Davanın amacı bir tarafın diğerine üstünlük sağlaması değil, birlikte malik olunan mal üzerindeki ortak mülkiyet ilişkisinin sona erdirilmesidir.

Bu hukuki özellik nedeniyle, izale-i şuyu davasını açan paydaşın yargılama devam ederken davadan feragat etmesi, davanın kendiliğinden sona ermesi sonucunu doğurmaz. Davalı konumundaki diğer paydaşlar, ortaklığın giderilmesini talep etmeye devam edebilir ve yargılamanın sürdürülmesini isteyebilir. Uygulamada bu durum, ortaklığın giderilmesi davalarının tek bir paydaşın iradesiyle sonuçsuz bırakılamayacağını göstermektedir.

İzale-i şuyu davasında mahkeme, ortaklığın hangi yöntemle giderileceğini belirlemek için kapsamlı bir inceleme yapar. Bu süreçte başlıca deliller; tapu kayıtları, mirasçılık belgesi (veraset ilamı), keşif ve bilirkişi raporlarıdır. Özellikle taşınmazın aynen taksim yoluyla paylaştırılmasının mümkün olup olmadığı, bilirkişi incelemesiyle tespit edilir. Bilirkişi raporunda aynen taksimin teknik, hukuki veya fiilî olarak mümkün olmadığı sonucuna varılması hâlinde, mahkeme satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verir.

Ortaklığın giderilmesi davasında, davacının talebi üzerine mahkeme tarafından dava konusu taşınmazın tapu kütüğüne “davalıdır” şerhi konulabilir. Davalıdır şerhi, taşınmazın satışını veya devrini hukuken engellemez; ancak taşınmazı devralmak isteyen üçüncü kişilere, tapuda kayıtlı taşınmaz hakkında devam eden bir izale-i şuyu davası bulunduğunu bildirir. Bu uygulama, yargılama süresi boyunca kötü niyetli devirlerin önlenmesini, üçüncü kişilerin korunmasını ve hukuki güvenliğin sağlanmasını amaçlar.

III. İzale-i Şuyu Davasında Ortaklığın Giderilmesi Yöntemleri ve TMK 699

İzale-i Şuyu davasında hâkim karar verirken Türk Medeni Kanunu’nun 699. maddesi uyarınca paydaşların taleplerini, malın fiziki niteliğini ve hukuki kısıtlamaları birlikte değerlendirir.

Mahkeme üç farklı yönteme karar verebilir:

  • Aynen taksim (bölünerek paylaşım)
  • Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi
  • Kat mülkiyeti kurulması suretiyle giderilme

TMK 699 sistematiğinde temel ilke, mümkün olduğu ölçüde aynen taksime öncelik verilmesidir.

III.I. Aynen Taksim Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi

Ortaklardan birinin aynen taksim talep etmesi halinde hâkim öncelikle bu yöntemin mümkün olup olmadığını araştırmak zorundadır.

Aynen taksim, malın fiziken bölünerek paydaşlara ayrı ayrı tahsis edilmesi anlamına gelir.

III.I.I. Aynen Taksimin Şartları

Aynen taksimin uygulanabilmesi için üç temel koşul aranır:

  1. Fiziki Bölünebilirlik
    Dava konusu malın bölünmeye elverişli olması gerekir. Özellikle tarla ve arsa gibi taşınmazlarda teknik bölünebilirlik bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
  2. Önemli Değer Kaybı Oluşmaması
    Yargıtay içtihatlarına göre, bölünme sonucunda malın ekonomik değerinde ciddi bir azalma meydana gelmemelidir. Eğer bölünme taşınmazın toplam değerini önemli ölçüde düşürecekse, mahkeme satışa karar verir.
  3. Hukuki Uygunluk
    Bölünmenin imar mevzuatına ve özel kanunlara uygun olması gerekir. Özellikle 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında asgari tarımsal parsel büyüklükleri dikkate alınır. İmar planına aykırı bir bölünme talebi hâkimin doğrudan satış kararı vermesine yol açar.

III.I.II.İvaz İlavesi (Denkleştirme)

Malın bölünmesi mümkün olmakla birlikte bölünen parçaların değeri eşit değilse, değeri eksik olan parçaya para eklenerek denkleştirme yapılır. Bu uygulama “ivaz ilavesi” olarak adlandırılır.

İvaz ilavesi:

  • Adil paylaşımı sağlar.
  • Değer dengesini kurar.
  • Ancak bazı paydaşlar açısından nakit ödeme yükümlülüğü doğurur.

Aynen taksim mümkün olduğunda paydaşlar kendi aralarında anlaşabilir. Anlaşma sağlanamazsa mahkeme huzurunda kura çekilerek hangi kısmın kime ait olacağı belirlenir.akit ödeme yükümlülüğü doğurarak yeni bir finansal yükümlülük yaratır. Aynen taksim mümkün ise, paydaşlar arasındaki anlaşmaya göre, anlaşma sağlanamazsa mahkeme huzurunda kura çekilerek hangi kısmın kime ait olacağına karar verilir.

III.II. Satış Yoluyla İzale-i Şuyu (TMK 699)

Aynen taksimin fiziki veya hukuki olarak mümkün olmaması halinde ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilir.

Bu durumda taşınmaz açık artırma ile satılır ve satış bedeli pay oranlarına göre paydaşlara dağıtılır.

III.II.I. Açık Artırma Usulleri

TMK 699 kapsamında iki farklı açık artırma usulü bulunmaktadır:

  1. Genel Açık Artırma
    Satışın herkese açık olarak yapılmasıdır. Bu yöntem kanuni varsayımdır. Paydaşlardan birinin dahi özel artırmaya karşı çıkması halinde genel açık artırma uygulanır.
  2. Özel Açık Artırma (Sadece Paydaşlar Arasında Satış)
    Satışın yalnızca paydaşlar arasında yapılmasıdır. Ancak bu yöntemin uygulanabilmesi için tüm paydaşların oybirliği ile rıza göstermesi gerekir.

Oybirliği şartı uygulamada önemli bir stratejik eşiktir. Paydaşlardan biri dahi dışarıdan alıcıların katılmasını isterse genel satış usulüne geçilmesi zorunlu hale gelir.

III.II.II. Kat Mülkiyeti Kurulması Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi

Dava konusu taşınmaz, Kat Mülkiyeti Kanunu şartlarına uygun şekilde bağımsız bölümlere ayrılmaya elverişli ise ve paydaşlardan biri bu yönde talepte bulunmuşsa, kat mülkiyeti kurulması suretiyle ortaklık giderilebilir.

Bu yöntemde:

  • Taşınmaz bağımsız bölümlere ayrılır.
  • Her paydaşa en az bir bağımsız bölüm tahsis edilir.
  • Değer farklılıkları ivaz ilavesi ile dengelenir.

Yargıtay uygulamasına göre, KMK m. 12’de öngörülen belgelerin tamamlanması ve teknik şartların sağlanması gerekir.

Bu yöntem özellikle apartman veya çok bağımsız bölümlü yapılarda tercih edilir. Ana taşınmaz üzerindeki ortaklık sona ermez; ancak bağımsız bölümler ferdi mülkiyete geçer.

IV. İzale-i Şuyu Davasını Karmaşıklaştıran Özel Hukuki Durumlar

İzale-i Şuyu davaları her zaman basit bir satış ya da bölünme sürecinden ibaret değildir. Uygulamada bazı özel hukuki durumlar yargılamayı uzatabilir, süreci karmaşıklaştırabilir ve satış bedelinin dağılımını doğrudan etkileyebilir.

Bu özel durumların doğru değerlendirilmesi, davanın süresi ve sonucu açısından kritik öneme sahiptir.

IV.I. Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti (Bekletici Mesele)

Ortak taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç, kuyu, tesis, altyapı unsurları veya benzeri bütünleyici parçaların kime ait olduğu hususu, izale-i şuyu (ortaklığın giderilmesi) davalarında paydaşlar arasında sıklıkla uyuşmazlık konusu olmaktadır. Bu tür yapılar ve eklentiler hukuki terminolojide muhdesat olarak adlandırılır.

Paydaşlardan birinin, taşınmaz üzerindeki yapının veya tesisin kendisine ait olduğunu ileri sürmesi, ortaklığın giderilmesi sürecini doğrudan etkiler. Zira muhdesatın aidiyeti, özellikle satış yoluyla ortaklığın giderilmesi hâlinde, elde edilecek satış bedelinin paydaşlar arasında hangi oranlarda dağıtılacağını belirleyici niteliktedir. Bu nedenle muhdesat iddiası, yalnızca tali bir itiraz değil, davanın sonucunu etkileyen esaslı bir husustur.

Bu tür bir uyuşmazlık ortaya çıktığında mahkeme, izale-i şuyu davası kapsamında muhdesatın kime ait olduğuna doğrudan karar vermez. Uygulamada ve yerleşik içtihatlarda benimsenen yöntem uyarınca mahkeme:

İzale-i Şuyu yargılamasını durdurur,
Taraflardan, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak “Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası” sonucunu bekler,
Bu davayı bekletici mesele yapar.

Muhdesatın aidiyeti kesin olarak belirlenmeden, ortaklığın giderilmesine ilişkin kararın infazı mümkün değildir. Çünkü muhdesatın kime ait olduğu netleşmeden satış bedelinin adil ve hukuka uygun şekilde paylaştırılması mümkün olmaz. Özellikle muhdesatın belirli bir paydaşa ait olduğunun tespiti hâlinde, bu yapının değeri satış bedelinden ayrılarak ilgili paydaşa tahsis edilir.

Öte yandan, muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının açılabilmesi için hukuki yararın bulunması şarttır. Salt davayı uzatmak amacıyla, soyut ve dayanaksız iddialarla muhdesat meselesi ileri sürülmesi mümkün değildir. Mahkeme, muhdesat iddiasının ciddi ve somut delillere dayanıp dayanmadığını değerlendirir.

Bu yönüyle muhdesat uyuşmazlığı, uygulamada izale-i şuyu davalarının süresini en fazla uzatan prosedürel faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Muhdesat meselesinin doğru zamanda ve usulüne uygun şekilde ele alınmaması, yargılamanın gereksiz yere uzamasına ve taraflar açısından hak kayıplarına yol açabilmektedir.

IV.II.İzale-i Şuyu Davasında Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı) Talebi

PPaydaşlardan birinin, ortak mülkiyete konu taşınmazı diğer paydaşların rızası olmaksızın tek başına kullanması hâlinde, diğer paydaşlar tarafından ecrimisil (haksız işgal tazminatı) talep edilmesi mümkündür. Ecrimisil, paydaşın kendi payını aşacak şekilde taşınmazdan yararlanması nedeniyle, diğer paydaşların mahrum kaldığı kullanım hakkının parasal karşılığıdır.

Kural olarak ecrimisil talep edilebilmesi için intifadan men şartının gerçekleşmiş olması gerekir. İntifadan men, taşınmazı fiilen kullanan paydaşa, diğer paydaşların bu kullanıma rıza göstermediğinin açıkça bildirilmesi anlamına gelir. Bu kapsamda genellikle ihtarname gönderilmesi suretiyle paydaşın taşınmazdan yararlanmasının haksız olduğu kendisine bildirilir.

Ancak İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) davasının açılması, ortaklığın devamına yönelik zımni muvafakatin ortadan kalktığını gösteren açık ve net bir irade beyanı niteliğindedir. Bu nedenle uygulamada ve Yargıtay içtihatlarında, izale-i şuyu davasının açılmasıyla birlikte intifadan men şartının gerçekleştiği kabul edilmektedir.

Bu doğrultuda;

İzale-i Şuyu davası açıldıktan sonra,
Taşınmazı tek başına kullanan paydaşa karşı ecrimisil talep edilebilir,
Ecrimisil talebi, dava tarihinden itibaren değerlendirilir.

Ecrimisil miktarının belirlenmesinde; taşınmazın kullanım süresi, bulunduğu yer, niteliği ve emsal (rayiç) kira bedelleri esas alınır. Bu hususlar mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edilir ve haksız kullanımın karşılığı olan tazminat bu rapora göre hesaplanır.

Ecrimisil talebi, ayrı bir dava şeklinde ileri sürülebileceği gibi, usulüne uygun şekilde İzale-i Şuyu davası ile birlikte de talep edilebilir. Bu durum, paydaşların hem ortaklığın giderilmesini hem de geçmiş döneme ilişkin kullanım kayıplarının tazminini aynı süreçte talep edebilmesine imkân tanır.

IV.III. İzale-i Şuyu Satışında Önalım (Şufa) Hakkı Kullanılabilir mi?

Önalım hakkı (şufa hakkı), paylı mülkiyette bir paydaşın hissesini üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşlara öncelikli satın alma yetkisi verir.

Ancak İzale-i Şuyu davası sonucunda yapılan satış:

  • Bir iradi satış işlemi değildir
  • Mahkeme kararıyla gerçekleşen zorunlu tasfiye niteliğindedir

Bu nedenle açık artırma yoluyla yapılan satışta önalım (şufa) hakkı kullanılamaz.

Çünkü burada klasik anlamda bir alıcı-satıcı ilişkisi yoktur. Satış, paydaşlar arasındaki ihtilafı kesin olarak sona erdirmeyi amaçlayan zorunlu bir tasfiye işlemidir.

Bu ilke, uygulamada sıkça yanlış yorumlanan konulardan biridir.

IV.IV. Elbirliği Mülkiyetinin Paylı Mülkiyete Dönüştürülmesi (TMK m. 644)

Miras ortaklığında elbirliği mülkiyeti söz konusudur. Bu mülkiyet türünde mirasçılar belirli pay oranlarıyla değil, terekenin tamamı üzerinde birlikte hak sahibidir.

Türk Medeni Kanunu m. 644 uyarınca, mirasçılardan birinin talebi üzerine Sulh Hukuk Mahkemesi kararıyla elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete dönüştürülebilir.

Bu mekanizma, doğrudan İzale-i Şuyu davası açmak yerine önce mülkiyet türünü değiştirme imkânı sağlar.

Süreç şu şekilde işler:

  • Talep üzerine diğer mirasçılara itiraz için süre verilir
  • Bu süre içinde itiraz edilmezse
  • Mahkeme elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete çevirir

Bu dönüşüm, mirasçıların kendi payları üzerinde serbestçe tasarruf edebilmesini sağlar ve bazı durumlarda İzale-i Şuyu davası açılmadan sorunun çözülmesine imkân tanır.

V. İzale-i Şuyu Davasında Karar, Harçlar ve Avukatlık Ücreti

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) davasında mahkemenin vereceği karar yalnızca aynen taksim veya satış yönünden değil, aynı zamanda harçlar, yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri bakımından da mali sonuçlar doğurur.

Bu davaların çekişmesiz yargı işi niteliğinde olması, mali yükümlülüklerin dağılımını doğrudan etkiler.

V.I. İzale-i Şuyu Davasında Harçlar

İzale-i Şuyu davası açılırken maktu harca tabidir. Davacı dava açarken:

  • Maktu harcı
  • Gider avansını
  • Keşif ve bilirkişi giderlerini

yatırmak zorundadır.

Dava sonunda ise harç ve yargılama giderleri tüm paydaşlara tapudaki payları oranında yükletilir.

V.II. İzale-i Şuyu Davasında Avukatlık Ücreti

İzale-i Şuyu davaları çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğundan klasik anlamda kazanan ve kaybeden taraf bulunmaz.

Bu nedenle:

  • Nispi vekalet ücretine hükmedilmez.
  • Maktu vekalet ücretine hükmedilir.
  • Vekalet ücreti tüm paydaşlara pay oranında yükletilir.

Yani davayı açan taraf, karşı tarafa yüksek nispi vekalet ücreti ödeme riskiyle karşı karşıya değildir. Bu durum, ortaklığın giderilmesi davalarında mali yükün adil şekilde paylaşılmasını sağlar.

Mahkeme kararında hükmedilen maktu vekalet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir ve tüm paydaşlar arasında paylaştırılır.

Bu özellik, İzale-i Şuyu davasını klasik alacak veya tazminat davalarından ayıran önemli bir farktır.

V.III. Karar ve İlam Harcı

Karar ve ilam harcı, mahkemenin verdiği kararın niteliğine göre değişir.

V.III.I.Aynen Taksim Kararı

Mahkeme aynen taksime karar verirse, gayrimenkul değerinin binde 4,55’i oranında nispi karar ve ilam harcı alınır.

V.III.II.Satış Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi Kararı

Satışa karar verilmesi halinde, taşınmazın satış bedelinden bir ortağın payına düşen tutarın binde 11,38’i oranında nispi karar ve ilam harcı alınır.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, harcın taşınmazın tamamı üzerinden değil, pay sahibinin elde ettiği kazanç üzerinden hesaplanmasıdır

V.IV. İzale-i Şuyu Kararının İnfazı ve Satış Süreci

Mahkeme kararının kesinleşmesinin ardından infaz süreci başlar. Kararın uygulanması için mahkemeye başvurularak dosyanın Satış Memurluğuna devri sağlanır.

Satış süreci İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülür.

Satış öncesinde:

  • Kıymet takdiri yapılır.
  • Bilirkişi raporu paydaşlara tebliğ edilir.
  • İtiraz süreci tamamlanır.

Ardından açık artırma ilanı yayımlanır ve satış gerçekleştirilir.

V.V. Satış Bedelinin Paydaşlara Dağıtımı

Satış bedeli tahsil edildikten sonra:

  • Harçlar
  • Yargılama giderleri
  • Maktu vekalet ücreti
  • Vergiler
  • Varsa ipotek ve rehinler

öncelikle düşülür.

Kalan net tutar, paydaşlara tapudaki payları oranında dağıtılır.

VI. Sonuç

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) davası, Türk Medeni Kanunu’nun paydaşlara tanıdığı temel bir hak olup ortak mülkiyet ilişkisini sona erdirme güvencesi sağlar. Ancak uygulamada bu dava, yalnızca bir satış ya da bölünme talebinden ibaret değildir; usuli gereklilikler, yan davalar ve teknik değerlendirmeler nedeniyle süreç çoğu zaman karmaşık ve uzun hale gelebilmektedir.

Davanın çekişmesiz yargı niteliği, yargılama giderlerinin ve maktu vekalet ücretinin paydaşlara pay oranında yükletilmesini sağlayarak mali sorumluluğun dengeli şekilde dağıtılmasına imkân tanır. Bununla birlikte, özellikle elbirliği mülkiyetinde TMK m. 640 uyarınca temsilci atanması zorunluluğu, süreci uzatan önemli bir prosedürel faktör olarak öne çıkmaktadır.

Hâkimin TMK 699 kapsamında aynen taksime öncelik verme yükümlülüğü, davanın sonucunu belirleyen temel kriterdir. Taşınmazın imar durumu, fiziki bölünebilirliği ve bölünme halinde önemli değer kaybı oluşup oluşmayacağı, bilirkişi raporlarıyla somutlaştırılarak değerlendirilir. Bu kriterler sağlanamadığında satış yoluyla ortaklığın giderilmesi kaçınılmaz hale gelir.

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının bekletici mesele yapılması, İzale-i Şuyu davalarında en sık karşılaşılan gecikme sebeplerinden biridir. Muhdesatın değeri, özellikle satış yoluyla giderilme halinde bedelin dağılımını doğrudan etkilediğinden, bu husus netleştirilmeden infaz aşamasına geçilemez.

Ecrimisil talepleri bakımından ise İzale-i Şuyu davasının açılması, paydaşın ortaklığa yönelik zımni muvafakatinin sona erdiğini gösterir. Bu durum, ecrimisil talebinin dava tarihinden itibaren ileri sürülebilmesine imkân tanır ve intifadan men şartı bakımından önemli bir hukuki avantaj sağlar.

Önalım (şufa) hakkı açısından bakıldığında ise, İzale-i Şuyu satışları bir iradi devir işlemi değil, zorunlu tasfiye niteliği taşıdığı için açık artırma sonucunda önalım hakkı kullanılamaz. Bu nedenle paydaşlar, mülkün üçüncü kişilere geçmesini istemiyorlarsa özel artırma talebinde oybirliği sağlamanın önemini göz önünde bulundurmalıdır.

Son olarak, mahkeme kararının kesinleşmesinden sonraki infaz aşaması İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Satış memurluğu süreci, kıymet takdiri, açık artırma ve satış bedelinin dağıtımı gibi aşamalar teknik ve hassas bir icra hukuku uygulamasını gerektirir.

Sonuç olarak İzale-i Şuyu davası, paydaşlara ortaklıktan çıkma imkânı tanıyan güçlü bir hukuki mekanizma olmakla birlikte, sürecin doğru yönetilmesi; görevli mahkeme, arabuluculuk şartı, taraf teşkili, temsilci atanması, muhdesat, ecrimisil ve satış prosedürü gibi birçok teknik unsurun dikkatle değerlendirilmesini gerektirir. Bu nedenle davanın başından infaz aşamasına kadar stratejik bir hukuki planlama yapılması, sürecin hem süresi hem de mali sonuçları bakımından belirleyici olacaktır.


VII. SIKÇA SORULAN SORULAR

İzale-i Şuyu (Ortaklığın Giderilmesi) davası nedir?

İzale-i Şuyu davası, ortak mülkiyetin sona erdirilerek malın aynen taksim edilmesi veya açık artırma yoluyla satılması için açılan davadır. Paydaşlardan yalnızca birinin talebi dava açmak için yeterlidir.

İzale-i Şuyu davası açmak için tüm mirasçıların onayı gerekir mi?

Hayır. Davanın açılması için tüm mirasçıların onayı gerekmez. Ancak davanın usulüne uygun yürütülebilmesi için tüm paydaşların davaya dahil edilmesi zorunludur.

İzale-i Şuyu davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Taşınmazlar bakımından kesin yetki kuralı geçerlidir ve dava taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır.

İzale-i Şuyu davasında arabuluculuk zorunlu mudur?

Evet. Ortaklığın giderilmesi davası açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Arabuluculuğa başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir.

Aynen taksim nedir? Her taşınmaz bölünerek paylaştırılabilir mi?

Aynen taksim, taşınmazın değer kaybına uğramadan bölünerek paylaştırılmasıdır. Ancak imar mevzuatına aykırı veya ekonomik değer kaybı yaratacak durumlarda aynen taksim mümkün değildir ve satış yoluna gidilir.

İzale-i Şuyu satış süreci nasıl işler?

Aynen taksim mümkün değilse taşınmaz açık artırma yoluyla satılır. Satış, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülür ve satış bedeli paydaşlara hisseleri oranında dağıtılır.

Satış sadece ortaklar arasında yapılabilir mi?

Satış kural olarak herkese açık artırma ile yapılır. Ancak tüm paydaşların oybirliği ile kabul etmesi halinde satış yalnızca paydaşlar arasında gerçekleştirilebilir.

İzale-i Şuyu satışında önalım (şufa) hakkı kullanılabilir mi?

Hayır. İzale-i Şuyu satışı mahkeme kararıyla gerçekleşen zorunlu tasfiye niteliğindedir. Bu nedenle önalım (şufa) hakkı kullanılamaz.

İzale-i Şuyu davasında ecrimisil talep edilebilir mi?

Evet. Ortak taşınmazın bir paydaş tarafından tek başına kullanılması halinde ecrimisil talep edilebilir. İzale-i Şuyu davasının açılması, intifadan men şartı bakımından önemli bir hukuki dayanak oluşturur.

Paydaşlardan biri vefat etmişse dava nasıl açılır?

Vefat eden paydaşın tüm mirasçıları davaya dahil edilmelidir. Elbirliği mülkiyetinde gerekli görülürse TMK 640 uyarınca temsilci atanması talep edilir.

İzale-i Şuyu davasında masraflar ve avukatlık ücreti nasıl paylaşılır?

Dava çekişmesiz yargı niteliğinde olduğundan harçlar, yargılama giderleri ve maktu vekalet ücreti paydaşların tapudaki hisseleri oranında paylaştırılır.