TCK Madde 66 dava zamanaşımı, ceza hukukunda suçun işlendiği tarihten sonra belirli sürelerin geçmesiyle kamu davasının açılamaması veya devam edememesi sonucunu düzenler. Bu madde, suçun ağırlığına göre farklı dava zamanaşımı süreleri öngörür ve ceza yargılamasında hukuki güvenliği sağlar. TCK 66. madde, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet, süreli hapis ve adli para cezasını gerektiren suçlar bakımından zamanaşımı sürelerinin nasıl belirleneceğini açıklar. Bu nedenle dava zamanaşımı, soruşturma, kovuşturma, kamu davasının düşmesi ve ceza yargılamasının süre sınırları bakımından temel bir ceza hukuku kurumudur.


Madde Metni

Dava zamanaşımı

Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;

a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,

b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,

c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,

d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl,

e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,

geçmesiyle düşer.

(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.

(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.

(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.

(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8 md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.

(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.

(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.


Madde Gerekçesi

TCK 66 dava zamanaşımı, ceza yargılamasında belirli sürelerin geçmesi halinde kamu davasının açılamaması veya açılmış davanın devam edememesi sonucunu düzenleyen temel hükümlerden biridir. Bu maddeyle, ceza yargılamasında hukuki güvenlik, makul sürede yargılanma ve kamu davasının süre sınırları belirlenmiştir.

Dava zamanaşımı süreleri, suç için kanunda öngörülen cezanın ağırlığına göre belirlenir. Türk Ceza Kanunu’nda cürüm ve kabahat ayrımının kaldırılmasıyla birlikte, zamanaşımı sistemi de yeni ceza yaptırımlarıyla uyumlu hale getirilmiştir. Böylece farklı suç tipleri bakımından daha açık ve uygulanabilir bir sistem oluşturulmuştur.

TCK 66 madde gerekçesi, çocuklar bakımından özel bir düzenleme öngörmektedir. Suçu işlediği sırada çocuk olan kişiler için dava zamanaşımı süresi belirlenirken, çocuğun fiil tarihindeki yaşı dikkate alınır. Bu durum, çocuk ceza hukuku ilkeleriyle uyumlu daha koruyucu bir yaklaşım sağlar.

Dava zamanaşımı hesabında, yalnızca suçun temel şekli değil, dosyadaki mevcut delillere göre daha ağır cezayı gerektiren nitelikli haller de dikkate alınabilir. Bu nedenle zamanaşımı süresi belirlenirken suçun niteliği, kanuni ceza üst sınırı ve nitelikli haller birlikte değerlendirilir.

Bu yönüyle TCK 66, dava zamanaşımı süresi, kamu davasının düşmesi, çocuklarda zamanaşımı, nitelikli haller ve ceza yargılamasında süre sınırları bakımından önemli bir ceza hukuku düzenlemesidir.


Yargıtay Kararları

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/1389 E. ve 2022/6964 K.

Özet: Türk Ceza Kanunu m.66’ya göre dava zamanaşımı suçun niteliği ve kesilme sebeplerine göre belirlenir; bazı ağır suçlarda yurt dışında işlenmesi halinde uygulanmaz. Eksik araştırmayla zamanaşımı kararı verilemez.

Diğer taraftan, TCK’nın 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle düşeceği düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının d bendinde beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda, sürenin onbeş yıl olduğu, 3. fıkrasında dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin göz önünde bulundurulacağı, 6. fıkrasında kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği günden itibaren işlemeye başlayacağı, 7. fıkrasında Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmayacağı; TCK’nın 67.maddesinde ise dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlayacağı, zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlayacağı ve kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacağı belirtilmiştir.

Benzer düzenleme, 765 sayılı TCK’nın 102/2 maddesinde de bulunmakla birlikte, suçun, 3713 sayılı TMK’nın 3. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak terör suçları arasında yer alması nedeni ile belirlenecek hapis cezasının, 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılmasında zorunluluk bulunduğu, Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı suçlardan olduğu, yazılı cezanın üst sınırı nazara alındığında yurt içinde mi yoksa yurt dışında mı işlendiğinin de göz önünde bulundurulması gereklidir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; DHKP/C silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılanan ve safahatta yakalanıp ifadesine başvurulamayan sanığın, 1998 – 2000 yılları arasında gerçekleştirdiği örgütsel faaliyetlerden sonra yurt içinde bilinen adresinden ulaşılamadığı gibi örgütsel faaliyetlerinin devam edip etmediği hususunda da somut olgulara dayanan bir tespite yer verilmediğine göre suç tarihinin 2000 yılı olarak kabulü ile olağanüstü dava zaman aşımının gerçekleştiğine ilişkin gerekçede bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, kovuşturma aşamasında sanığın İngiltere ve Hollanda ülkelerinde anılan örgüt adına faaliyetlerde bulunduğu yönündeki istihbari bilgilerle ilgili olarak, bu bilgilerin dayandığı somut olay ve olgulara ilişkin yetkili merciler nezdinde araştırmalar yapıldıktan sonra sanığın yurt dışında örgütsel faaliyetlerine devam ettiğinin belirlenmesi halinde mülga 765 sayılı TCK’nın 102/ son ve mer’i 5237 sayılı TCK’nın 66/7 maddeleri gereğince dava hakkında zaman aşımı hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmeden eksik araştırmaya istinaden yazılı şekilde hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/6851 E. ve 2022/984 K.

Özet: Türk Ceza Kanunu m.66 uyarınca, zamanaşımını kesen son işlemden itibaren 5 yıl 4 aylık süre dolduğundan, terör propagandası ve hürriyeti ihlal suçlarında kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir.

Belirtilen yasal düzenlemeler ve bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Suç tarihi itibari ile 15-18 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğa atılı terör örgütünün propagandasını yapmak ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının, kanunda öngörülen cezalarının süresi bakımından; zamanaşımı süresini kesen son işlem olan ve bozma ile ortadan kalkan mahkumiyetine ilişkin kararın verildiği 09.06.2011 tarihinden, nihai hüküm tarihi olan 15.11.2016 tarihine kadar Türk Ceza Kanunun 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddelerinde belirlenen 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmakla, anılan suçlardan açılan davaların, dava zamanaşımı nedeni ile düşürülmesine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmadığından 1 nolu istemin kabulüne, 1 nolu istemin kabulü karşısında, 2 nolu taleple ilgili olarak değerlendirme yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

V-SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamesinde yer alan düşünce yerinde görüldüğünden, Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/11/2016 tarihli ve 2016/268 esas, 2016/356 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün olduğundan; hükümlü hakkında açılan kamu davasının Türk Ceza Kanunun 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddelerinde belirlenen 5 yıl 4 aylık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmakla 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2019/896 E. ve 2020/8228 K.

Özet: Türk Ceza Kanunu m.66 ve 67 uyarınca, suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı temyiz aşamasında dolduğundan, kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.

“Sanıklar …, …, … ve …’e atılı suça ilişkin yasa maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı uyarınca, 5237 Sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/2. maddelerine göre, suçun tabi bulunduğu 8 yıllık olağan dava zamanaşımının … Temyiz inceleme sürecinde gerçekleştiği anlaşılmakla … kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle, DÜŞMESİNE”