Madde Metni

İddia ve savunma dokunulmazlığı

Madde 128- (1) Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez. Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.


Madde Gerekçesi

Türk Ceza Kanunu’nun 128. maddesine ilişkin gerekçe, yargı mercileri veya idari makamlar önünde hak arama özgürlüğünün güvence altına alınması amacıyla düzenlenmiştir; ceza hukuku sistemi bireylerin şeref ve saygınlığını korumayı hedeflemekle birlikte kişilerin yargı organları önünde veya idari başvurular sırasında iddia ve savunmalarını serbestçe ileri sürebilmeleri de hukuk devletinin temel ilkelerindendir; bu nedenle kişiler dava, şikâyet, savunma veya idari başvuru kapsamında olay ve olguları açıklarken kullandıkları ifadeler nedeniyle her zaman hakaret suçuyla karşı karşıya bırakılmamalıdır; kanun koyucu bu madde ile yargı veya idari süreçlerde kullanılan ve iddia veya savunma kapsamında kalan ifadelerin, hak arama özgürlüğünün gereği olarak cezalandırılmamasını öngörmüş ve böylece hem adil yargılanma hakkının etkin şekilde kullanılmasını hem de kişilerin haklarını çekinmeden ileri sürebilmelerini sağlamayı amaçlamıştır; ancak bu koruma sınırsız değildir ve kullanılan ifadelerin olayla bağlantılı olması gerekir, sırf karşı tarafı küçük düşürmek amacıyla kullanılan ve savunma sınırlarını aşan sözler bu koruma kapsamına girmez; bu düzenleme ile kanun koyucu, kişilik haklarının korunması ile hak arama özgürlüğü arasında dengeli bir hukuki koruma sistemi oluşturmayı hedeflemiştir.


Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi

Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen TCK 128, yargı mercileri veya idari makamlar önünde yapılan başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında kullanılan ifadelerin belirli şartlar altında hakaret suçu sayılmayacağını düzenleyen bir hükümdür ve bu nedenle bağımsız bir suç tipi veya doğrudan bir ceza yaptırımı öngörmez; cezanın niteliği bakımından madde cezayı belirleyen değil, belirli koşullar gerçekleştiğinde cezai sorumluluğu ortadan kaldıran bir düzenleme niteliğindedir ve bu şartlar bulunmadığında uygulanacak yaptırım hakaret suçunu düzenleyen TCK 125 hükümlerine göre üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası olabilir.

Yargılama rejimi bakımından soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülür ve kovuşturma genel görev kuralları gereğince Asliye Ceza Mahkemesinde yapılır; mahkeme somut olayda kullanılan sözlerin iddia veya savunma kapsamında olup olmadığını, uyuşmazlıkla bağlantı taşıyıp taşımadığını ve savunma sınırlarının aşılıp aşılmadığını değerlendirerek karar verir.

İnfaz rejimi açısından ise iddia ve savunma dokunulmazlığı şartlarının oluşması halinde fail hakkında ceza verilmez; ancak şartların bulunmadığı ve hakaret suçundan mahkûmiyet kararı verildiği durumlarda verilen ceza kısa süreli hapis veya adli para cezası şeklinde olabilir ve koşulların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevrilmesi gibi ceza infaz kurumları uygulanabilir; sonuç olarak TCK 128, cezalandırma getiren bir normdan ziyade hak arama özgürlüğünü korumayı amaçlayan ve iddia ile savunma kapsamında yapılan açıklamaların belirli şartlarla cezai sorumluluk doğurmamasını sağlayan bir hukuki güvence niteliğindedir.

İddia ve Savunma Dokunulmazlığı Suçunda Tutuklama

Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen TCK 128, yargı mercileri veya idari makamlar önünde yapılan iddia, savunma ve başvurular kapsamında kullanılan ifadelerin belirli şartlar altında hakaret suçu oluşturmayacağını düzenleyen bir hüküm olup bağımsız bir suç tipi veya ayrı bir ceza yaptırımı öngörmez; bu nedenle tutuklama tedbiri doğrudan bu maddeye dayanılarak uygulanamaz ve değerlendirme hakaret suçunu düzenleyen TCK 125 hükümleri çerçevesinde yapılır.

Ceza muhakemesi hukukunda tutuklama ancak güçlü suç şüphesinin bulunması ve kaçma ya da delilleri yok etme tehlikesinin varlığı gibi şartların gerçekleşmesi halinde uygulanabilen istisnai bir koruma tedbiridir ve bu şartlar CMK 100 kapsamında düzenlenmiştir.

Hakaret suçunun yaptırımı genellikle üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası olduğundan ve katalog suçlar arasında yer almadığından uygulamada bu tür suçlar bakımından tutuklama tedbiri son derece istisnai kabul edilir ve çoğu durumda ifade alma, serbest bırakma veya adli kontrol tedbirleri uygulanır; ayrıca kullanılan ifadelerin gerçekten iddia veya savunma kapsamında kalması ve olayla bağlantılı olması halinde TCK 128 gereğince zaten cezai sorumluluk doğmayacağından tutuklama tedbirine başvurulması hukuki sistematik ve uygulama bakımından oldukça sınırlı bir ihtimaldir.

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen TCK 128, yargı mercileri veya idari makamlar önünde yapılan iddia, savunma ve başvurular sırasında kullanılan ifadelerin belirli şartlar altında hakaret suçu sayılmayacağını düzenleyen bir hüküm olup bağımsız bir suç tipi oluşturmadığından şikâyet, ön ödeme ve zamanaşımı bakımından uygulanacak hükümler hakaret suçunu düzenleyen TCK 125 çerçevesinde değerlendirilir; buna göre hakaret suçu kural olarak şikâyete bağlı bir suçtur ve mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekir, aksi halde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

Ceza muhakemesi sistemi bakımından hakaret suçu, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hâl hariç olmak üzere ön ödeme kapsamındadır ve şartların varlığı halinde TCK 75 uyarınca ön ödeme usulü uygulanır; bu kapsamda belirlenen miktarın süresi içinde ödenmesi halinde kamu davası açılmaz veya açılmış dava düşer.

Zamanaşımı bakımından ise hakaret suçuna ilişkin dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olup bu süre içinde soruşturma veya kovuşturma yapılmadığı takdirde ceza davası açılamaz ya da açılmış dava düşer; sonuç olarak TCK 128 doğrudan şikâyet, ön ödeme veya zamanaşımı düzenleyen bir hüküm olmayıp iddia ve savunma kapsamında kullanılan ifadelerin belirli şartlarla cezai sorumluluk doğurmamasını sağlayan bir hukuki güvence niteliğindedir ve bu nedenle söz konusu usul hükümleri hakaret suçuna ilişkin genel kurallara göre uygulanır.

Görevli Mahkeme

Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen TCK 128, yargı mercileri veya idari makamlar önünde yapılan iddia, savunma ve başvurular sırasında kullanılan ifadelerin belirli şartlar altında hakaret suçu oluşturmayacağını düzenleyen bir hüküm olup bağımsız bir suç tipi veya ceza yaptırımı öngörmez; bu nedenle görevli mahkeme belirlenirken esas alınan düzenleme hakaret suçunu düzenleyen TCK 125 hükümleridir ve hakaret suçunun temel şekli için öngörülen ceza üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası olduğundan ceza muhakemesi sistemindeki genel görev kuralları gereğince yargılama görevi Asliye Ceza Mahkemesine aittir.

Soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülür ve kovuşturma suçun işlendiği yer mahkemesinde yapılır; mahkeme somut olayda kullanılan ifadelerin gerçekten iddia veya savunma kapsamında olup olmadığını, uyuşmazlıkla bağlantı taşıyıp taşımadığını ve savunma sınırlarının aşılıp aşılmadığını değerlendirerek ceza sorumluluğuna ilişkin karar verir.

Sonuç olarak TCK 128, doğrudan görevli mahkemeyi belirleyen bir hüküm niteliğinde değildir; ancak hakaret suçuna ilişkin yargılama usulü uygulanır ve bu nedenle görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir.


Yargıtay Kararları

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 10.12.2025 tarihli, E. 2023/13057 ve K. 2025/20514 sayılı kararı

Özet: Yargı mercileri önünde yapılan iddia ve savunma kapsamında kullanılan ifadelerin TCK 128 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda kalan ve uyuşmazlıkla bağlantılı olan sözlerin hakaret suçu oluşturmayacağı, ancak savunma sınırlarının aşılması veya ifadelerin uyuşmazlıkla ilgisinin bulunmaması halinde TCK 125 kapsamında cezai sorumluluğun doğabileceği vurgulanmıştır.

5237 Sayılı Kanun’un 128.maddesinde düzenlenen ve Anayasa’nın 36. maddesiyle de güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, “gerçeğe ulaşma” ve “adaletin gerçekleşmesi” de söz konusu olamayacaktır.

Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere; iddia ve savunma hakkının kullanılması bağlamında, kişiler açısından somut isnat ifade eder nitelikte maddi vakıaların ortaya konulması ya da kişilerle ilgili olumsuz değerlendirmelerde bulunulması mümkündür. Bu somut isnatlar veya olumsuz değerlendirmeler, iddia ve savunma hakkının kullanılmasıyla ilişkilendirilememesi durumunda, hakaret ve hatta iftira suçunu oluşturur.

İddia ve savunma kapsamında, kişilerle ilgili olarak bulunulan somut isnatların yapılan olumsuz değerlendirmelerin uyuşmazlıkla ilişkili olması lazımdır ancak, uyuşmazlığın çözümü açısından faydalı olması aranmamalıdır.

Somut uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan isnatlar gerçek olsa bile iddia ve savunma dokunulmazlığının varlığından bahsedilemez. Keza, somut vakıalara dayansa dahi uyuşmazlıkla alakası olmayan olumsuz değerlendirmeler açısından iddia ve savunma hakkının kullanılması söz konusu değildir.

Somut olayda; sanık savunması, dilekçede yer alan suça konu ifadeler bir bütün olarak ele alındığında, suça konu eylemin 5237 Sayılı Kanun’un 128.maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığı ve hakaret suçunun unsurları oluşmadığından sanık hakkında atılı suçtan beraat hükmü kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,