Madde Metni
Madde 64- (1) Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
(2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.
Madde Gerekçesi
Bu maddede yapılan düzenleme ile sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesi hüküm altına alınmıştır. Ancak niteliği itibariyle müsadereye tabi eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin yargılamaya -sanığın ölümüne rağmen devam edilmesinin mümkün olduğu hâllerde devam edilip hasıl olan neticeye göre bir karar verilecektir.
Hükümlünün ölümü henüz infaz edilmemiş hapis ve adli para cezasını ortadan kaldırır. Ancak adli para cezası kısmen veya tamamen infaz edilmiş ise artık Devletten geri istenemez. Buna karşılık hükümlünün sağlığında verilmiş olup kesinleşen müsadere ve yargılama giderleri hükümlünün mirasçılarından istenebilir.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/3862 E. ve 2025/4750 K.
Özet: Türk Ceza Kanunu m.64’e göre sanığın ölümü kamu davasını düşürür; müsadere hariç. Hükümlünün ölümü hapis ve infaz edilmemiş adli para cezalarını kaldırır; kesinleşmiş müsadere ve giderler infaz edilir.
1. 5237 Sayılı Kanun’un “Sanığın veya hükümlünün ölümü” başlıklı 64. maddesinde yer alan; “(1) Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
(2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.” şeklindeki düzenlenme uyarınca sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla müsadereye tâbi olan eşya ve yararlar hakkında yargılamaya devam edileceği; hükümlünün ölümü hâlinde ise cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmekle birlikte, müsadere ve yargılama giderlerine ilişkin hükmün infaz edileceği belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar yüklenmiştir.
Sanığın ölümü ceza ve infaz ilişkisini düşürürken, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olan hükümlünün ölümü sadece hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının infaz ilişkisini ortadan kaldıracaktır. Buna bağlı olarak ölümden önce tahsil edilmiş bulunan para cezaları mirasçılarına iade edilmeyecek, buna karşın tahsil edilmemiş bulunan para cezaları da mirasçılardan istenmeyecek, bunun yanında müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin hükümler ölümden önce kesinleşmiş olmak kaydıyla infaz olunacaktır.
Suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından, düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, fakat ortada suçtan sorumlu tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini sona erdirecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/1-400 E. ve 2025/1 K.
Özet: Türk Ceza Kanunu m.64’e göre sanığın ölümü kamu davasını düşürür; müsadere hariç. Hükümlünün ölümü hapis ve infaz edilmemiş adli para cezalarını kaldırır; kesinleşmiş müsadere ve giderler infaz edilir, diğer sanıklara dava sürer.
1- ) İlgili Mevzuat ve Öğretide Ön Soruna İlişkin Görüşler
TCK’nın “Sanığın veya hükümlünün ölümü” başlıklı 64. maddesi;
“Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
( 2 ) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.” şeklinde düzenlenmiştir.
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi ise aynı Kanun’un 74. maddesinde düzenlenmiştir.
TCK’nın 64. maddesinde; sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla müsadereye tabi olan eşya ve maddi menfaatler hakkında yargılamaya devam olunacağı, hükümlünün ölümü hâlinde ise hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının ortadan kalkacağı ancak müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hükmün infaz olunacağı belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar bağlanmıştır. Bu nedenledir ki, hükümden sonra ve fakat hüküm kesinleşmeden kanun yolu safhasında sanığın ölmesi hâlinde hükmün kesinleşmesinin önlenmesi gerekir.
Kamu davası açılmadan önce şüphelinin ölmesi durumunda kovuşturma imkânının bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına, kamu davası açıldıktan sonra sanığın ölmesi hâlinde ise derece mahkemesince davanın düşmesine karar verilecektir. Ölü şahıs hakkında yargılama yapılamayacağından esas itibarıyla dava, ölüm gününde düşmüş sayılır. Ölüm nedeniyle davanın düşürülmesine dair verilecek karar da nitelik olarak beyani/ihbari bir karardır. Ölümün ceza ilişkisini sadece ölen kişi bakımından sona erdirmesi nedeniyle iştirak hâlinde işlenen suçlarda diğer sanıklar hakkında davaya devam edilecektir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/3862 E. ve 2025/4750 K.
Özet: Türk Ceza Kanunu m.64’e göre sanığın ölümü kamu davasını düşürür; müsadere hariç. Hükümlünün ölümü hapis ve infaz edilmemiş para cezalarını kaldırır; kesinleşmiş müsadere ve giderler infaz edilir, cezalar mirasçılara geçmez.
II. GEREKÇE
1. 5237 Sayılı Kanun’un “Sanığın veya hükümlünün ölümü” başlıklı 64. maddesinde yer alan;
“(1) Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
(2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.”
Şeklindeki düzenlenme uyarınca sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla müsadereye tâbi olan eşya ve yararlar hakkında yargılamaya devam edileceği; hükümlünün ölümü hâlinde ise cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmekle birlikte, müsadere ve yargılama giderlerine ilişkin hükmün infaz edileceği belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar yüklenmiştir.
Sanığın ölümü ceza ve infaz ilişkisini düşürürken, hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş olan hükümlünün ölümü sadece hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının infaz ilişkisini ortadan kaldıracaktır. Buna bağlı olarak ölümden önce tahsil edilmiş bulunan para cezaları mirasçılarına iade edilmeyecek, buna karşın tahsil edilmemiş bulunan para cezaları da mirasçılardan istenmeyecek, bunun yanında müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin hükümler ölümden önce kesinleşmiş olmak kaydıyla infaz olunacaktır.
Suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından, düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, fakat ortada suçtan sorumlu tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini sona erdirecektir.
Bilgi Notu
Türk Ceza Kanunu’nun 64. maddesi, sanığın veya hükümlünün ölümü hâlinde ceza davası ve cezanın nasıl etkileneceğini açık şekilde düzenlemektedir. Bu düzenleme, cezanın şahsiliği ilkesinin doğal bir sonucudur.
Sanığın, yani hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmayan kişinin ölmesi hâlinde kamu davası sona erer ve mahkemece davanın düşmesine karar verilir. Bu aşamada artık ceza yargılamasının sürdürülmesi mümkün değildir. Ancak istisnai olarak, niteliği gereği müsadereye tabi olan eşya veya maddi menfaatler söz konusuysa, sadece bu konu ile sınırlı olmak üzere yargılamaya devam edilebilir ve müsadere hakkında karar verilebilir.
Hükümlünün, yani hakkında mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş kişinin ölmesi hâlinde ise farklı bir hukuki sonuç doğar. Bu durumda, henüz infaz edilmemiş hapis cezası ve adli para cezaları ortadan kalkar. Başka bir ifadeyle, cezanın infaz edilmesi artık mümkün değildir. Ancak ölümden önce kesinleşmiş olan müsadere kararları ile yargılama giderlerine ilişkin hükümler infaz edilir. Bu kalemler, mirasçılardan talep edilebilir.
Ölümden önce tahsil edilmiş adli para cezaları Devlet tarafından iade edilmez. Buna karşılık, henüz tahsil edilmemiş adli para cezaları da mirasçılardan istenemez. Bu yönüyle ceza sorumluluğu ve cezaya bağlı sonuçlar, yalnızca ölen kişiyle sınırlı kalır.
Sanığın veya hükümlünün ölümü, işlenen fiilin suç olma niteliğini ortadan kaldırmaz; ancak artık bu fiil nedeniyle cezalandırılabilecek bir kişi kalmadığı için, devletin cezalandırma yetkisi sona erer. Bu nedenle ceza ilişkisi yalnızca ölen kişi bakımından düşer.
Kamu davası açılmadan önce şüphelinin ölmesi hâlinde kovuşturma imkânı bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Kamu davası açıldıktan sonra sanığın ölmesi durumunda ise mahkemece davanın düşmesine hükmedilir. Bu kararlar nitelik itibarıyla açıklayıcı (beyani) kararlardır; çünkü dava, ölüm anı itibarıyla hukuken sona ermiş sayılır.
Suçun birden fazla sanık tarafından birlikte işlenmesi hâlinde, sanıklardan birinin ölmesi yalnızca o kişi yönünden sonuç doğurur. Diğer sanıklar hakkında yargılama aynen devam eder.
Bu hususlar, Yargıtay içtihatlarında da açık ve istikrarlı biçimde kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay 1. Ceza Dairesi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında; sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşeceği, hükümlünün ölümü hâlinde ise yalnızca infaz edilmemiş cezaların ortadan kalkacağı, kesinleşmiş müsadere ve yargılama giderlerinin ise infaz edileceği açıkça vurgulanmaktadır.
Özetle; TCK m.64, sanık ile hükümlünün ölümü arasında net bir ayrım yapmakta, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesini esas almakta ve ceza yargılamasının ölüm karşısındaki sınırlarını belirlemektedir.


