Madde Metni
Madde 54- (1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.
(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.
(5) Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
(6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.
Madde Gerekçesi
İşlediği suç dolayısıyla toplumda kişiye karşı duyulan güven sarsılmaktadır. Bu nedenle, suçlu kişi özellikle güven ilişkisinin varlığını gerekli kılan belli hakların kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır. Madde metninde, işlediği suç dolayısıyla kişinin hangi hakları kullanmaktan yoksun bırakılacağı belirlenmiştir.
Ancak, bu hak yoksunluğu süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması gerekmiştir. Bu nedenle, madde metninde söz konusu hak yoksunluklarının mahkûm olunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam etmesi öngörülmüştür. Böylece, kişi mahkûm olduğu cezanın infazının gereklerine uygun davranarak bunun tamamlanmasıyla kendisinin tekrar güven duyulan bir kişi olduğu konusunda topluma da bir mesaj vermektedir. Bu bakımdan hak yoksunluklarının en geç cezanın infazının tamamlanması aşamasına kadar devam etmesi, suç ve ceza politikasıyla güdülen amaçlara daha uygun düşmektedir.
Bu sistemde süresiz bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, yasaklanmış hakların geri verilmesinden artık söz edilemeyecektir. Maddenin üçüncü fıkrasında mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini kullanabileceği belirtilmiştir. Ayrıca, dördüncü fıkrada, kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında mahkûm oldukları cezaya bağlı herhangi bir hak yoksunluğunun doğmadığı hüküm altına alınmıştır.
Maddenin beşinci fıkrasında, belli bir hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen kasıtlı suçlar dolayısıyla mahkûmiyet hâlinde, mahkûm olunan cezanın infazından sonra da etkili olmak üzere bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına ayrıca hükmedilmesi öngörülmüştür. Bu durumda mahkemenin belli bir hak ve yetkiyle ilgili olarak vereceği yasaklama kararı bir güvenlik tedbiri niteliği taşımaktadır.
Altıncı fıkrada, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, yine güvenlik tedbiri olarak, belli bir süre için bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği öngörülmüştür.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/283 E. ve 2025/2296 K.
Özet: TCK 54’e göre suçta kullanılan veya yasak niteliği bulunan eşya, iyiniyetli üçüncü kişilere ait değilse güvenlik tedbiri olarak müsadere edilir. Yasak muştanın müsadere edilmemesi hukuka aykırıdır.
3. Eşya müsaderesine ilişkin 5237 Sayılı Kanun’un 54. maddesinin gerekçesinde; “…Tasarıda müsadere yaptırımı bir “ceza” olarak öngörülmesine rağmen, “suç dolayısıyla hiç kimse mahkûm edilmese de” müsadereye hükmedilebilmesi kabul edilmiştir. Ceza niteliğindeki bir yaptırıma, bir kimsenin mahkûmiyeti olmadan başvurulamayacağı açıktır. Belirtilen bu sakıncaların giderilmesi ve müsaderenin Anayasada yer alan mülkiyet hakkını zedelememesi için, suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen eşyanın müsaderesine karar verileceği kabul edilmiştir. Ancak, bunun için, eşyanın iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerekir. Başka bir deyişle, kişinin suçun işlenmesine iştirak etmemesi, suçun işlenişinden haberdar olmaması durumunda, sahibi bulunduğu eşya bir suçun işlenmesinde kullanılmış olsa bile, müsadereye hükmedilemeyecektir. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanmış olan eşya ise, suçun icra hareketlerine henüz başlanmamış ise, sadece bu nedenle müsadere edilemeyecektir. Ancak bu eşyanın niteliği itibarıyla kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsaderesine hükmedilecektir. Yapılan yeni düzenleme ile getirilen temel değişiklik, müsaderenin hukukî niteliğinin bir güvenlik tedbiri olduğunun kabul edilmesidir. İşte bu nedenledir ki, müsadereye hükmedilmesi için bir suçun işlenmesi zorunlu olmakla birlikte, bu suçtan dolayı bir kimsenin cezaya mahkûm edilmesi gerekmemektedir. Örneğin suç işlenmesinde kullanılan tehlikeli eşya, bunu kullanan fail çocuk veya akıl hastası olması nedeniyle cezalandırılamasa dahi, müsaderesine hükmedilebilecektir. İkinci fıkraya göre, müsadere konusu eşyanın ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması hâlinde; bunun değeri kadar para tutarının müsaderesine hükmedilecektir. Üçüncü fıkrada ise, müsaderede orantılılık kuralı kabul edilmiştir. Buna göre, suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyecektir. Maddenin dördüncü fıkrasında, yasak olan eşyanın müsaderesine ilişkin hükme yer verilmiştir. Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyanın, her hâlde müsaderesine hükmolunacaktır…” şeklindeki açıklamalara yer verilmiştir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; bizatihi taşınması suç oluşturan 6136 Sayılı Kanun’a göre yasak niteliği haiz olduğu belirlenen muştanın 5237 Sayılı Kanun’un 54/4. maddesi gereğince müsaderesi yerine yazılı şekilde müsadere talebinin reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2024/5288 E. ve 2025/1973 K.
Özet: TCK 54’e göre müsadere, ancak kamu açısından tehlikeli veya bizatihi yasak eşya hakkında uygulanır. Sahte çek delil niteliğinde olduğundan müsadere yerine dosyada saklanmalıdır.
5. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; şikâyetçi … yetkilisi olduğu … Otomotiv Ltd. Şti.’nin keşidecisi olarak göründüğü, … Bankası A.Ş. Yeni Sanayi Sitesi Şubesine ait 02.10.2014 keşide tarihli, 30.500,00 TL bedelli tamamen sahte olarak oluşturulmuş çekin tahsil amacıyla … Katılım Bankası A.Ş. Çorum Şubesine ibraz edilmesi sonrası suç duyurusunda bulunulması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, 25.12.2023 tarihli ve 2016/2693 Soruşturma, 2023/14346 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek, Adli Emanetin 2016/415 sırasında kayıtlı bulunan çek aslının müsaderesi için Sulh Ceza Hakimliğinden talepte bulunulduğu, Çorum Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.01.2024 tarihli ve 2024/789 Değişik İş sayılı kararı ile konusu suç teşkil eden eşya yönünden Sulh Ceza Hakimliği tarafından karar verilemeyeceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesi sonrası, bahse konu eşya hakkında müsadere kararı vermekle Sulh Ceza Hâkimliğinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ilişkin Çorum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2024 tarihli ve 2024/33 Değişik İş sayılı kararını müteakip, Çorum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, bila tarihli ve 2024/61 Değişik İş sayılı kararı ile Çorum Sulh Ceza Hâkimliği’nin görevli ve yetkili mahkeme olarak belirlenmesine karar verilmiştir. Konusu bizatihi suç teşkil eden eşya yönünden, belli şartların gerçekleşmesi halinde müsadere kararı verilmesi mümkündür. Bununla birlikte 5237 Sayılı Kanun’un 54. maddesi uyarınca bu kararın verilebilmesi için eşyanın, “kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması” yada “üretiminin, bulundurulmasının, kullanılmasının, taşınmasının, alım ve satımının suç oluşturmasının” gerekli olduğu kabul edilmektedir. Dosya kapsamına göre, Adli Emanetin 2016/415 sırasında kayıtlı bulunan ve külliyen sahte olarak oluşturulduğu tespit edilen çek, muhteviyatı itibarıyla müsadere konusu edilemeyen, ancak meçhul şüpheli/şüphelilerin üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun delili niteliğinde bulunan bir eşyadır. Bu nedenle suça konu çekin müsaderesi yerine, Suç Eşyası Yönetmeliğinin 18/1-d. maddesi uyarınca Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi yerine, Çorum Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen görevsizlik kararının kaldırılmasına hükmedilmesi Kanun’a aykırı olup, tebliğnamede yer alan kanun yararına bozma istemi açıklanan gerekçelerle yerinde görülmüştür.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/1841 E. ve 2024/9382 K.
Özet: TCK 54’e göre eşya müsaderesi, suçta kullanılan, suça tahsis edilen veya suçtan elde edilen eşyaya uygulanır. Orantılılık ilkesi yalnızca suçta kullanılan eşya bakımından geçerlidir.
Türk Ceza Kanununda müsadere eşya müsaderesi ( TCK madde 54 ) ve kazanç müsaderesi ( TCK madde 55 ) olmak üzere ikili bir ayrım çerçevesinde düzenlenmiştir.
Eşya müsaderesi suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine özgülenen, suçun işlenmesinden meydana gelen veya niteliği itibariyle kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olup suçta kullanılmak üzere hazırlanan eşyanın mülkiyetinin, eşyanın ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka surette imkansız kılınması halinde bu eşyanın değeri kadar para tutarının devlete geçmesini amaçlayan bir güvenlik tedbiridir.
TCK 54 ve devamı maddeleri uyarınca müsadere kararı, suçun işlenmesinde kullanılan eşyanın yanında ayrıca, suça tahsis edilen ve suçtan meydana gelen eşyalar hakkında verilebilecektir. Bu bakımdan, suçun işlenmesine tahsis edilen eşyalar da müsadereye tabidir.
“Tahsis” kelimesi sözlükte, bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma, “tahsis etmek” ise ayırmak, özgülemek anlamlarına gelmektedir. Suçun işlenmesinde kullanılan eşya genellikle kısa süreli ve geçici bir amaçla kullanılırken suça tahsis edilen eşyada bir süreklilik ve devamlılık söz konusudur.
Müsadere hükümleri uygulanırken uyulması gereken “Orantılılık İlkesi” ya da “Müsaderenin Hakkaniyete Aykırı Olmaması İlkesi” uyarınca işlenen suç ile uygulanacak yaptırım arasında haklı bir oran ve denge bulunmalıdır. Sanık aleyhine hakkaniyete aykırı olacak ölçüye varacak şekilde müsadereye hükmedilemeyecektir. Ancak “orantılılık ilkesi” yalnızca suçta kullanılan eşya bakımından kabul edilmiştir. Yoksa; suçun işlenmesine tahsis edilen, suçtan meydana gelen eşya ile üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya açısından orantılılık ilkesi geçerli olmayacaktır.
Nitekim orantılılık ilkesinin yalnızca suçta kullanılan eşya bakımından uygulanacağı ve suçun işlenmesine tahsis edilen eşya bakımından geçerli olmayacağı hususu, TCK’nın 54. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.” ifadesiyle açıkça hüküm altına alınmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/16503 E. ve 2024/5802 K.
Özet: TCK 54’e göre ruhsatlı silahın müsaderesi için suçun sabit olması gerekir; HAGB’de verilen müsadere kararı hükme bağlı ve açıklanana kadar askıdadır.
TCK’nın 54. maddesi gereğince ruhsatlı tabancanın suçta kullanıldığının kabul edilebilmesi için öncelikle suçun işlendiğinin sabit olması gerektiği, eşyanın müsaderesi veya iadesi hususu suçla ilgili hükmün sonucuna bağlı olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında sanığa ait tabancanın müsaderesine karar verilmiş ise de; müsadere kararı güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçası niteliğinde olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilen müsadere kararı da hükme bağlı olduğundan askıda bir karar olduğu, hüküm açıklanıncaya kadar hukuki sonuç doğurma yeteneği bulunmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın denetim süresi dolduğunda düşmesine karar verilmesi esnasında Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 23/06/2022 tarih, 2021/8735 Esas, 2022/5004 Karar sayılı ilamı da gözetilerek duruşma açılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmemesi nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmesi ve müsaderesinin bağımsız birer hüküm olduğu, Adli Emanette kayıtlı tabancanın ruhsatlı olması halinde karar tarihi itibariyle ruhsat süresinin dolup dolmadığı, varsa buna ilişkin aslı veya onaylı örneklerinin denetime olanak verecek şekilde ilgili birimden istenilerek dosya içerisine alınması ve sonucuna göre müsadere veya iade yönünden hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği, bu bağlamda Konya Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili kararında belirtilen ve sanığın aleyhine tesis olan hükmün Anayasanın 2. maddesine ve AİHS’nin 6.maddesine aykırı olduğu, kanunda yeni bir düzenleme yapılmadan, içtihatın değiştirilmesine ilişkin Ceza Genel Kurulu içtihadi birleştirme kararı veya içtihat değişikliği kararı mevcut değilken, ihtisaslaşmış Yargıtay 8. Ceza Dairesinin yerleşik uygulamalarından da anlaşılacağı üzere 6136 Sayılı Kanun ve 91/1779 Sayılı Yönetmelikte yapılan değişiklik ve bu konuda İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün çıkarmış olduğu genelge doğrultusunda silah taşıma veya bulundurma ruhsatı verilecek şahısların yeni silah ruhsatı müracaatında bulunduğunda hukuki durumunun mahkumiyete değil, 6136 Sayılı Kanun’un ve yönetmelik gereğince müsadere kararına bağlı oluşu ve CMK’nın 231/10. maddesinin lehe uygulanmış olmasına rağmen özel kanun düzenlemelerinden kaynaklanan hak mahrumiyetlerinin halen devam etmesi sonucunu doğurması yönünde verilen kararların yerinde bir karar olmadığı, talebe konu kararlar ve yerleşik içtihatlardan vazgeçilmesini gösterir içtihat değişikliği yapıldığına dair bir karar mevcut olmadığı, bu sebepler ile meydana gelen içtihat uyuşmazlığının çözülmesi gerektiği belirtilerek Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 2023/3629 Esas, 2023/3634 Karar sayılı kararının Adana Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 2021/2628 Esas, 2022/2084 Karar, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 2022/813 Esas, 2022/2636 Karar Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 2021/2261 Esas, 2021/3313 Karar sayılı kararları arasında görüş aykırılığı bulunduğundan uyuşmazlığın giderilmesi için başvuruda bulunmuştur.


