Madde Metni
(Mülga: 23/4/2016-6706/36 md.)
Madde Gerekçesi
Geri vermeye ilişkin koşullar, Türkiye’nin çeşitli devletlerle imzalamış bulunduğu iki taraflı sözleşmeler ile Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesinde belirlenmiştir.
Ancak, buna rağmen geri vermeye ilişkin asgari şartların, iç hukuk düzenlemesi olan kanunla belirlenmesi, uygulamada tek düzeliği sağlama açısından önem taşımaktadır. Geri verme taleplerinin hangi usul ve esaslara göre yerine getirileceği, sözleşmelerde genellikle düzenlenmemekte, taraf devletlerin iç hukukuna bırakılmaktadır. Kişi özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğuran geri vermenin usul ve esasına ilişkin asgari şartların kanunla belirlenmesine ihtiyaç vardır.
Geri verme yoluna ancak Türkiye’nin egemenlik sahası dışında işlenmiş olan suçlar dolayısıyla gidilebilir. Anayasa’da hüküm altına alındığı üzere, vatandaş kural olarak geri verilemez. Ancak, Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler dolayısıyla vatandaş da yargılanmak veya mahkûm olduğu cezası infaz edilmek üzere yabancı bir devlete teslim edilebilecektir. Geri vermenin dayanağını teşkil eden fiilin Türk kanunlarına göre de suç oluşturması gerekir. Bu itibarla, yabancı bir ülkede işlenen veya işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında ceza kovuşturması başlatılan veya mahkûmiyet kararı verilmiş olan bir yabancı, talep üzerine, kovuşturmanın yapılabilmesi veya hükmedilen cezanın infazı amacıyla, geri verilebilir.
Geri vermenin dayanağını teşkil eden fiilin, düşünce suçu veya siyasî ya da askerî suç niteliğinde olmaması gerekir. Ancak, belirtmek gerekir ki, ceza kanunlarında esasen suç olarak tanımlanan ve suç oluşturduğu hususunda bütün insanlığın fikir birliği içinde bulunduğu fiillerin bu istisna kapsamında mütalâa edilmesi mümkün değildir.
Suç, yurt dışında işlenmiş olmakla birlikte, Türk Devletinin güvenliğine karşı, Türk devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmişse, geri verme talebi kabul edilmez.
Geri verme talebinin dayanağını oluşturan suçla ilgili olarak gerek talep eden devlet hukukuna göre gerek Türk hukukuna göre dava ve ceza zamanaşımının dolmamış olması gerekir. Keza suç, her iki devlette affa uğramamış olmalıdır.
Madde metninde hukukumuz açısından yeni bir hükme yer verilmiştir. Geri verme hâlinde talep eden devlette kişiye işkence ve insanlık dışı muamele yapılabileceğine dair kuvvetli şüphe sebepleri mevcut ise, yani bu konudaki kuşkunun somut vakıalara dayanması durumunda, talep kabul edilmeyecektir.
Geri verme talebiyle ilgili olarak hukukî nitelikte karar verme yetkisinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu kabul edilmiştir.
Mahkemeye, gerek bu maddede gerek ilgili sözleşme hükümleri çerçevesinde inceleme yaparak, geri verme talebinin kabul edilebilirliği veya reddi yönünde karar verme yetkisi tanınmıştır. Mahkemenin kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurulabileceği maddede hüküm altına alınmıştır. Mahkemenin, geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna karar vermesi durumunda; Bakanlar Kurulu, siyasî gerekçelerle kişinin talep eden devlete geri verilmesinden imtina edebilir.
Madde metninde ayrıca geri verme sürecinde koruma tedbirlerine ne suretle başvurulabileceği düzenlenmiştir.
Son fıkrada, geri vermede özellik kuralına yer verilmiştir.
Yargıtay Kararları
YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ, E: 2014/8192, K: 2014/11278, T: 5.06.2014
ÖZET:TCK 18 kapsamında ABD’nin iade talebi hukuka uygun bulunmuş; dolandırıcılık ve bilgisayar korsanlığı suçları yönünden geri verme kabul edilerek temyiz reddedilmiş ve karar onanmıştır.
“Dolandırıcılık” ve “Bilgisayar Korsancılığı” suçlarından A.B.D. Vermont Bölge Mahkemesi tarafından çıkarılan tutuklama müzekkeresine istinaden bu ülkeye iadesi istenilen İran Devleti vatandaşı N. G. hakkında; yürürlükteki mevzuat, uluslararası andlaşma hükümleri ile TCK`nın 18.maddesi uyarınca “Geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna” dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden;
SONUÇ: “İadesi talep edilen kişi” müdafinin 18.12.2014 havale tarihli dilekçesiyle vâki temyiz itirazının reddiyle, mahkemenin 12.02.2014 tarihli kararının ONANMASINA, 05.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ, E: 2012/2121, K: 2012/4028, T: 19.04.2012
ÖZET: İade dosyasında kimlik, zamanaşımı ve iade şartları yeterince araştırılmadan, suçların yer-zaman ve hukuki nitelendirmesi açıkça gösterilmeden gerekçesiz kabul kararı verilmesi hukuka aykırı bulunarak hüküm bozulmuştur.
İadesi istenen şahsın, intizar Aslanova olduğunun tespiti için denetimine imkan sağlayacak şekilde açık eşkali ve fotoğrafıyla durma ve kesilme nedenleri de dikkate alınarak yüklenen suçların zamanaşımı veya affa uğrayıp uğramadığına dair bilgi ve belgelerin iade evrakları arasında bulundurulmaması,
Anayasa’nın 90/son, 141/3, C.M.K.nın 34, 230/1-b ve T.C.K.nın 18/4. maddelerinde yer alan “usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır, hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde gözönünde bulundurulur, hükmün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin gösterilmesi gerekir, kişinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemesi, geri verme talebi hakkında bu madde ve Türkiye`nin taraf olduğu ilgili uluslararası sözleşme hükümlerine göre karar verir biçimindeki düzenlemeler gözetilerek iddia ve kanıtlarını duruşmada ortaya konup ayrı ayrı tartışılıp değerlendirilmesi, T.C.K.nın 18. maddesiyle Ülkemizin ve iade isteğinde bulunan Azerbaycan Devletinin taraf olduğu sözleşmede öngörülen tüm iade koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılıp saptanması, ulaşılan kanaatle birlikte karara esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi yerine noksan araştırmaya dayanılarak, yasal ve yeterli gerekçeye de yer verilmeden yazılı biçimde geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi,
5237 Sayılı T.C.K.nın 18/son ve Türkiye Cumhuriyetiyle iade talebinde bulunan Azerbaycan Devletinin taraf olduğu Suçluların İadesine Dair Avrupa sözleşmesinin 14. maddeleri gereğince iade edilen şahsın, iadeden evvel ika ettiği ve geri verme kararına dayanak teşkil eden suçlardan başka bir fiilden dolayı yargılanamayacağı gibi bir ceza veya emniyet tedbirinin infazı için tutuklanamayacağı ve herhangi bir surette hürriyetinin kısıtlanamayacağı nazara alınarak, iade eden Devletin egemenlik hakkıyla ilgili bu kuralın işletilebilmesi için iade talepnamesinde ve kararında geri vermeye konu edilen suçların ika edildikleri yer, zaman ve hukuki tavsiflerinin açıkça gösterilmesi gerektiği ve geri verme talebinde sanığın Azerbaycan Cumhuriyeti Ceza Kanunu`nun 179.3.2 ve 313. maddelerinde düzenlenen zimmet ve görev sahtekarlığı suçlarını işlediği ve bunlardan dolayı takip altında bulunduğu bildirilerek iadesi istendiği halde, kararda suçların işleniş biçimleri ve hukuki tavsiflerinin sarih ve iade sonrası yapılacak yargılamanın kapsamını belirleyecek şekilde gösterilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek C.M.U.K.nın 321. maddesi uyarınca ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.
TCK m.18, suçluların yabancı ülkelere geri verilmesine (iade) ilişkin hükümleri düzenliyordu. Ancak bu madde yürürlükten kaldırıldı; geri verme işlemleri artık Türk Ceza Kanunu’na göre değil, özel kanunlar ve uluslararası sözleşmelere göre yapılmaktadır.
Hayır. Suçluların iadesi hâlâ mümkündür. Ancak bu işlem TCK’ya değil, 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere göre yapılır.
Evet, verebilir. Ancak bu; suçun niteliğine, kişinin Türk vatandaşı olup olmamasına, insan hakları güvencelerine ve ilgili ülkeyle yapılan anlaşmalara göre değerlendirilir. Her talep otomatik olarak kabul edilmez.


