Giriş

Türk Ceza Hukuku sistematiği içerisinde yağma suçu, bireyin hem malvarlığı değerlerini hem de kişi özgürlüğünü, vücut bütünlüğünü ve irade serbestliğini hedef alan, toplumsal tehlikeliliği oldukça yüksek bir suç tipi olarak konumlandırılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlıklı onuncu bölümünde, 148 ve 150. maddeler arasında düzenlenen bu suç, hukuk doktrininde “bileşik suç” (delictum compositum) yapısının en tipik örneği olarak kabul edilmektedir. Yağma, özü itibarıyla hırsızlık suçunun unsurları ile cebir veya tehdit suçlarının unsurlarının tek bir suç tanımı altında birleşmesiyle oluşur; ancak bu birleşme sonucunda ortaya çıkan hukuki yapı, kendisini oluşturan parçaların toplamından daha ağır bir cezai yaptırıma ve farklı bir hukuki karaktere bürünmektedir. Halk arasında “gasp” olarak adlandırılan bu fiilin TCK m. 148’de basit hali, m. 149’da ise nitelikli halleri düzenlenerek kamu düzeninin tesisi amaçlanmıştır.

Madde Metni TCK m. 148

“(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.

(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.”

Yağma Suçunun Koruduğu Hukuki Yarar ve Teorik Temelleri

Yağma suçunun koruduğu hukuki yarar, suçun çok boyutlu yapısına paralel olarak çeşitlilik göstermektedir. Geleneksel olarak malvarlığına karşı suçlar kategorisinde yer alması hasebiyle, mülkiyet hakkı ve zilyetlik korunan öncelikli değerlerdir. Ancak yağma suçunu hırsızlıktan ayıran temel unsurun “cebir veya tehdit” olması, bu suçun aynı zamanda kişinin vücut bütünlüğünü, hareket özgürlüğünü, irade serbestliğini ve iç huzurunu da koruma altına aldığını göstermektedir. Doktrinde bu duruma “karma hukuki konu” veya “çoklu hukuki yarar” adı verilmektedir.

Yağma suçunun bileşik suç niteliği, TCK m. 42 uyarınca, biri diğerinin unsurunu oluşturduğu için faile tek bir ceza verilmesini öngörür. Bu bağlamda, malı almak için kullanılan basit yaralama düzeyindeki cebir veya korkutmaya yönelik tehdit eylemleri, yağma suçunun içerisinde erir ve ayrıca cezalandırılmaz. Ancak bu durumun istisnası TCK m. 149/2’de düzenlenmiş olup, yağma sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin (kırık, organ kaybı vb.) gerçekleşmesi durumunda failin hem yağmadan hem de ağırlaşmış yaralamadan ayrı ayrı sorumlu tutulacağı hüküm altına alınmıştır.

Yağma (Gasp) Suçunun Unsurları

Suçun Maddi Unsurları

Yağma suçunun maddi unsurları; fail, mağdur, suçun konusu ve fiil (hareket) başlıkları altında, hem kanuni tanım hem de yargısal içtihatlar ışığında incelenmelidir.

Fail ve Mağdur Kavramı

Yağma suçunun faili herkes olabilir; kanun metninde “kişi” tabiri kullanılarak fail bakımından herhangi bir özellik veya sıfat aranmadığı açıkça belirtilmiştir. Failin kamu görevlisi olması veya mağdurla akrabalık ilişkisi bulunması gibi durumlar, belirli koşullarda suçun niteliğini veya cezanın miktarını etkileyebilse de, suçun temel hali herkes tarafından işlenebilen genel bir suçtur.

Mağdur kavramı ise, cebir veya tehdide maruz kalan ve malı teslim etmeye ya da alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılan kişiyi ifade eder. Yağma suçunda mağdur mutlaka malın maliki olmak zorunda değildir; mal üzerinde fiili hakimiyeti (zilyetliği) bulunan herkes bu suçun mağduru olabilir. Hatta mal üzerinde hiçbir hukuki hakkı bulunmayan ancak o an için malı elinde bulunduran bir kişinin (örneğin bir kuryenin veya malı emaneten taşıyan birinin) maruz kaldığı şiddet eylemi de yağma suçunu oluşturur. Mağdurun yaşayan bir gerçek kişi olması şarttır, zira cebir veya tehdidin sübjektif olarak algılanması ve irade üzerinde baskı kurması ancak bir insan üzerinde mümkündür.

Suçun Konusu: Taşınır Mal ve Senet Kavramı

Yağma suçunun konusu, başkasına ait olan ve ekonomik bir değer taşıyan taşınır maldır. TCK m. 148 metninde “taşınır” ibaresi açıkça geçmese de, madde gerekçesinde ve doktrindeki hakim görüşte hırsızlık unsuru nedeniyle suçun sadece taşınır mallar üzerinde işlenebileceği kabul edilmiştir. Taşınmazların (ev, tarla) doğrudan yağma suçuna konu olamayacağı, ancak bir taşınmazın tapuda devrini sağlamak amacıyla cebir veya tehdit kullanılması durumunda eylemin “senedin yağması” veya “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” gibi suçlar kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmaktadır.

Suçun Maddi KonusuTanım ve Yasal KapsamÖnemli Notlar
Taşınır MalFiziksel olarak yerinden oynatılabilen, ekonomik değer taşıyan varlıklar.Hayvanlar, paralar, ziynet eşyaları ve her türlü taşınır eşya bu kapsamdadır.
Hukuki Belge (Senet)Mağduru veya başkasını borç altına sokan, mali yükümlülük doğuran veya bir borcun ödendiğini ispatlayan belgeler.Bono, poliçe, çek gibi kıymetli evrakların yanı sıra adi senetler ve ibranameler de dahildir.
Enerji ve Gayri Maddi MallarElektrik enerjisi, gaz ve benzeri ekonomik değerler.Hırsızlık suçundaki genel kabuller yağma için de kıyasen uygulanır.
Kripto VarlıklarDijital cüzdan şifreleri veya özel anahtarların zorla alınması.Güncel doktrinde “malvarlığı değeri” olarak kabul edilmekte ve yağmaya konu olabilmektedir.

Senet yağması (TCK m. 148/2), yağma suçunun özel bir görünüş biçimidir. Burada mağdur, bir senedi imzalamaya, boş kağıda imza atmaya veya var olan bir senedi imha etmeye zorlanmaktadır. Senedin geçerli bir borç doğurması şart değildir; mağduru veya bir başkasını borç altına sokabilecek nitelikte olması yeterlidir.

Fiil Unsuru: Cebir, Tehdit ve Malın Alınması

Yağma suçunun tamamlanması için üç aşamalı bir sürecin gerçekleşmesi gerekir: Araç fiil (cebir veya tehdit), bu araç fiilin mağdurun iradesini sakatlaması (mecbur kılma) ve amaçlanan sonucun (malın alınması veya teslimi) gerçekleşmesi.

  1. Cebir (Zor Kullanma): Kişiye karşı fiziksel güç uygulanarak, onun iradesi hilafına bir harekete zorlanmasıdır. Cebir, mağdurun mukavemetini kıracak düzeyde olmalıdır. Basit bir itme veya malın elden çekilip alınması sırasında gerçekleşen hafif temas, eğer malın korunmasını engellemeye yönelikse yağma suçundaki cebir unsurunu oluşturabilir.
  2. Tehdit (Korkutma): Mağdurun veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinin ya da malvarlığının büyük bir zarara uğratılacağının bildirilmesidir. Tehdidin mağdurun iç dünyasında ciddi bir korku ve panik yaratması, onu malı teslim etmeye yöneltmesi gerekir.
  3. Cebir Karinesi (TCK m. 148/3): Kanun koyucu, mağdurun herhangi bir vasıta ile (uyku ilacı, alkol, uyuşturucu, hipnoz vb.) kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesini “cebir” olarak kabul etmiştir. Bu durumda fail fiziksel bir şiddet uygulamasa dahi, mağdurun direnç gösterme imkanını ortadan kaldırdığı için yağma suçundan sorumlu tutulur.

Malın alınması kavramı ise, mağdurun mal üzerindeki zilyetliğinin sona erdirilmesi ve failin mal üzerinde kendi hakimiyetini kurmasıdır. Malın bulunduğu yerden alınmasıyla suç tamamlanmış olur. Eğer fail cebir veya tehdidi kullanmış ancak malı ele geçirememişse suç teşebbüs aşamasında kalmış sayılır.

Suçun Manevi Unsuru

Yağma suçu ancak kasten işlenebilen bir suçtur; taksirli hali kanunda düzenlenmemiştir. Failin kastı, hem cebir veya tehdit kullanmayı hem de bu yolla bir malı elde etmeyi kapsamalıdır. Doktrinde ve Yargıtay uygulamalarında, yağma suçunun oluşabilmesi için failde genel kastın yanında “faydalanma amacı” (özel kast) bulunması gerektiği yönünde güçlü bir eğilim vardır.

Failin eylemi gerçekleştirirken amacı maldan ekonomik bir yarar sağlamak değil de başka bir gaye ise (örneğin sadece mağdurun telefonundaki bir mesajı silmek veya mağdurun başkasıyla iletişimini o anlık kesmek), eylem yağma suçunu oluşturmayabilir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin güncel kararlarında, eski sevgilisinin veya eşinin telefonunu zorla alıp sadece içeriğine bakan ancak malı sahiplenme amacı gütmeyen failler hakkında yağma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bununla birlikte, malın çok kısa bir süreliğine bile olsa kullanılması veya failin mal üzerinde malik gibi tasarrufta bulunma iradesi göstermesi durumunda faydalanma kastının varlığı kabul edilir.

Nitelikli Yağma: TCK m. 149 Kapsamındaki Ağırlaştırıcı Nedenler

Yağma suçunun belirli şartlar altında işlenmesi, mağdur üzerindeki baskıyı artırması ve suçun işlenişindeki vahamet nedeniyle daha ağır bir ceza rejimine tabi tutulmuştur. TCK m. 149 uyarınca, nitelikli hallerin varlığı durumunda faile on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir.

TCK m. 149 Madde Metni

“1) Yağma suçunun;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,

e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

h) Gece vaktinde,

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”

Silahla İşlenmesi (TCK m. 149/1-a)

Silah kavramı TCK m. 6/1-f maddesinde tanımlanmış olup, sadece ateşli silahları değil, her türlü kesici, delici aleti ve saldırı-savunma amacıyla kullanılmaya elverişli nesneleri kapsar. Yargıtay içtihatlarına göre, bir tornavida, levye, sopa, hatta mağdurun üzerinde korkutucu etki yaratan ve gerçek olup olmadığı anlaşılamayan oyuncak silahlar dahi bu kapsamda değerlendirilebilir. Silahın mağdura doğrultulması veya varlığının hissettirilerek irade üzerinde baskı kurulması yeterlidir.

Tanınmayacak Hale Koyma (TCK m. 149/1-b)

Failin kimliğinin tespitini zorlaştırmak amacıyla yüzünü maske, kar maskesi, peruk veya boya ile gizlemesi durumudur. Bu halin uygulanabilmesi için failin bu yöntemi bilinçli olarak suçun işlenmesini kolaylaştırmak ve yakalanmamak amacıyla kullanmış olması gerekir.

Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşleme (TCK m. 149/1-c)

Suçun en az iki kişi tarafından “müşterek fail” sıfatıyla işlenmesi gerekir. Buradaki temel ölçüt, faillerin suçun icrası üzerinde ortak hakimiyet kurmuş olmalarıdır. Birlikte suç işleme iradesi olan faillerin varlığı, mağdurun direnme gücünü önemli ölçüde kırar ve fiilin işlenişini kolaylaştırır.

Yer ve Zaman Bakımından Nitelikli Haller (TCK m. 149/1-d, h)

Suçun konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde işlenmesi, bireyin en güvenli hissettiği mahrem alanların ihlali nedeniyle ağırlaştırıcı sebep sayılmıştır. Benzer şekilde, suçun “gece vaktinde” işlenmesi de cezanın artırılmasını gerektirir. TCK m. 6/1-e uyarınca gece vakti, güneşin batışından bir saat sonra başlayan ve doğuşundan bir saat önce sona eren zaman dilimidir. Gece vaktinin tayininde suç tarihindeki astronomik veriler esas alınır.

Savunmasız Kişilere Karşı İşleme (TCK m. 149/1-e)

Suçun; çocuklara, yaşlılara, engellilere veya akıl hastalığı nedeniyle kendisini savunamayacak durumda olan kişilere karşı işlenmesi, failin eylemindeki ahlaki kötülüğün yüksekliğini gösterir ve bu nedenle ceza artırımı öngörülür.

Suç Örgütü Bağlantısı (TCK m. 149/1-f, g)

Yağmanın, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi ya da bir suç örgütüne yarar sağlamak amacıyla gerçekleştirilmesi halleridir. Bu hallerde suçun bireysel bir saldırıdan ziyade toplumsal barışı tehdit eden organize bir yapıya hizmet ettiği kabul edilir. Örgütün gerçekte var olmaması, ancak mağdurda böyle bir algı yaratılarak korkutulması dahi nitelikli halin oluşumu için yeterlidir.

Nitelikli Hal (TCK 149/1)Maddi Unsur / ŞartlarCezai Yaptırım
SilahlaTCK 6 kapsamındaki her türlü araç.10 – 15 Yıl Hapis
Tanınmayacak HaldeMaske, peruk, yüz boyama vb.10 – 15 Yıl Hapis
Birlikte (Müşterek Fail)En az iki kişinin aktif katılımı.10 – 15 Yıl Hapis
Konut/İşyeri/Yol KesmeMahrem alanların veya geçiş yollarının ihlali.10 – 15 Yıl Hapis
Savunmasız Kişiye KarşıÇocuk, yaşlı, engelli mağdurlar.10 – 15 Yıl Hapis
Örgüt Korkutucu GücüÖrgüt ismini kullanarak baskı kurma.10 – 15 Yıl Hapis
Gece VaktindeGün batımı + 1 saat / Gün doğumu – 1 saat.10 – 15 Yıl Hapis

Yağma Suçunda Daha Az Cezayı Gerektiren Haller: TCK m. 150

Kanun koyucu, yağma suçunun bazı hallerinde fiilin haksızlık içeriğinin daha düşük olduğunu kabul ederek özel indirim sebepleri veya suç vasfının değiştiği durumlar öngörmüştür.

Hukuki İlişkiye Dayanan Alacağın Tahsili (TCK m. 150/1)

Kişinin, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla cebir veya tehdit kullanması durumunda, artık yağma suçundan değil; fiilin niteliğine göre sadece “tehdit” veya “kasten yaralama” suçlarından hüküm kurulur. “Hakkın yağması” olarak da bilinen bu durumun uygulanabilmesi için sıkı şartlar mevcuttur:

  • Geçerli Bir Hukuki İlişki: Alacak, kanunun tanıdığı meşru bir nedene (sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme vb.) dayanmalıdır. Kumar borcu veya uyuşturucu ticareti gibi hukuka aykırı nedenlerden doğan “borçlar” bu madde kapsamında korunmaz.
  • Alacaklı Sıfatı: Failin bizzat alacaklı olması veya alacaklı ile arasında geleneksel bir yakınlık (aile bağı, ticari ortaklık) bulunması gerekir. Üçüncü bir kişinin alacağını tahsil etmek için “tahsilatçılık” yapan kişiler bu indirimden yararlanamaz ve yağma suçundan sorumlu tutulurlar.
  • Miktar Orantılılığı: Zorla alınan veya imzalattırılan meblağ, gerçek alacak miktarı ile uyumlu olmalıdır. Eğer fail gerçek alacağından bariz şekilde fazla bir miktarı (örneğin 10.000 TL alacağı varken 50.000 TL’lik senedi) zorla almışsa, eylem doğrudan yağma suçunu oluşturur.

Malın Değerinin Azlığı (TCK m. 150/2)

Yağma suçunun konusunu oluşturan malın ekonomik değerinin az olması durumunda, hakime cezadan üçte birden yarıya kadar indirim yapma takdir yetkisi verilmiştir. Yargıtay bu maddenin uygulanmasında iki temel kriteri birlikte değerlendirmektedir:

  1. Objektif Kriter: Malın değerinin piyasa koşullarına göre gerçekten çok düşük olması (örneğin bir sigara, bir ekmek veya 10-20 TL gibi sembolik tutarlar).
  2. Sübjektif Kriter: Failin suç işleme iradesinin sadece o az değerli malı almaya yönelik olup olmadığı. Eğer fail daha fazlasını alma imkanı varken sadece az değerli olanı almışsa bu indirim uygulanır. Ancak fail mağdurun üzerindeki her şeyi almak istemiş fakat mağdurdan sadece az bir miktar para çıkmışsa, failin kastı yoğun olduğu için bu indirimden yararlandırılmaması gerektiği yönünde kararlar mevcuttur.

Yağma Suçunun Diğer Suç Tipleriyle Karşılaştırmalı Analizi

Yağma suçu, unsurları itibarıyla pek çok suçla benzerlik gösterse de, korunan hukuki yarar ve hareketin niteliği bakımından keskin çizgilerle ayrılır.

  • Hırsızlık Suçu ile Farkı: Hırsızlıkta mal zilyedin rızası dışında alınır ancak herhangi bir cebir veya tehdit kullanılmaz. Yağmada ise malın alınabilmesi için mağdurun rızası cebir veya tehdit ile ortadan kaldırılır. Hırsızlık sadece malvarlığını korurken, yağma kişi özgürlüğünü de korur.
  • Dolandırıcılık Suçu ile Farkı: Dolandırıcılıkta mağdur “hile” ile kandırılarak kendi rızasıyla malı teslim eder; rıza sakatlanmıştır ancak zorlama yoktur. Yağmada ise rıza, hile ile değil, korku ve şiddüet (cebir/tehdit) ile felç edilir.
  • Şantaj Suçu ile Farkı: Şantajda tehdit, mağdurun şerefine, saygınlığına veya gelecekteki bir zarar bildirimine yöneliktir. Yağmadaki tehdit ise derhal gerçekleştirileceği bildirilen hayat, vücut veya cinsel dokunulmazlığa yönelik ağır bir saldırıdır.
  • İrtikap Suçu ile Farkı: İrtikap sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilir. Yağma ise herkes tarafından işlenebilen genel bir suçtur. Ayrıca irtikapta manevi bir zorlama (icbar) varken, yağmada fiziksel cebir veya ağır tehdit esastır.

Teşebbüs, İştirak ve İçtima Rejimi

Yağma suçunun icrai hareketleri cebir veya tehdit ile başlar. Failin bu araç fiilleri kullanmasına rağmen, mağdurun direnmesi, kolluk güçlerinin müdahalesi veya malın bulunamaması gibi elinde olmayan nedenlerle malı ele geçirememesi durumunda “yağmaya teşebbüs” söz konusu olur. Teşebbüs halinde ceza, TCK m. 35 uyarınca indirilir.

İştirak bakımından yağma suçu herhangi bir özellik arz etmez; suçun işlenişine yardım eden veya azmettiren kişiler genel hükümler uyarınca cezalandırılır. Ancak suçun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi (müşterek faillik) durumunda TCK m. 149/1-c uyarınca nitelikli hal oluşur ve tüm failler bu ağırlaştırılmış cezadan sorumlu tutulur.

İçtima konusunda ise, yağma suçu zincirleme suç (TCK m. 43) hükümlerine tabi olmayan istisnai suçlardandır. Failin aynı mağdura karşı farklı zamanlarda gerçekleştirdiği her bir yağma eylemi, ayrı birer suç oluşturur ve cezalar toplanır. Ayrıca yağma suçunun birden fazla mağdura karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda (örneğin bir dükkandaki herkesi silahla tehdit edip paralarını almak), mağdur sayısınca suç oluştuğu kabul edilir.

Etkin Pişmanlık ve Zararın Giderilmesi (TCK m. 168)

Mala karşı işlenen pek çok suçta olduğu gibi yağma suçunda da “etkin pişmanlık” kurumu mevcuttur. Failin suç tamamlandıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce pişmanlık göstererek mağdurun zararını gidermesi durumunda ceza indirimi uygulanır.

Pişmanlık Zamanıİade/Tazmin ŞartıCeza İndirim Oranı (Yağma İçin)
Soruşturma EvresiZararın tamamen giderilmesi.1/2’ye kadar indirim.
Kovuşturma EvresiHüküm verilinceye kadar tam giderim.1/3’ye kadar indirim.
Kısmi İade/TazminMağdurun açık rızası aranır.Hakimin takdirine göre.

Etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için failin “iradi” bir şekilde pişmanlık göstermesi şarttır; kolluk tarafından yakalandıktan sonra üst aramasında malın ele geçirilmesi durumunda failin iradi bir iadesinden söz edilemeyeceği için bu hüküm uygulanmaz. Kısmi iade durumunda ise, mağdurun “zararımın bir kısmı giderildi, bu kadarı benim için yeterlidir, ceza indirimi yapılsın” şeklinde rızası yoksa fail indirimden yararlanamaz.

Kripto Varlıklar, Taşınmazlar ve Hırsızlığın Yağmaya Dönüşmesi

Hırsızlığın Yağmaya Dönüşmesi

Hukuk literatüründe ve Yargıtay uygulamalarında sıklıkla karşılaşılan bir durum da hırsızlık olarak başlayan eylemin yağmaya dönüşmesidir. Failin bir malı gizlice (hırsızlık amacıyla) alması ancak henüz mal üzerindeki fiili hakimiyetini tam tesis etmeden (kaçarken veya yakalanmak üzereyken) mağdura karşı cebir veya tehdit kullanması durumunda, suçun vasfı yağmaya dönüşür. Bu durumda fail, hem hırsızlıktan hem yaralamadan değil, doğrudan “nitelikli yağma” suçundan cezalandırılır.

Kripto Varlıkların Yağma Suçu Kapsamındaki Yeri

Günümüz finansal teknolojilerinin bir ürünü olan kripto paraların (Bitcoin, Ethereum vb.) zorla ele geçirilmesi, TCK’daki “mal” tanımı çerçevesinde tartışılmaktadır. Kripto varlıklar fiziksel birer eşya olmasa da, ekonomik değer taşıyan ve mülkiyet hakkına konu olabilen “gayri maddi mallar” veya “malvarlığı değerleri” olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, bir kişinin cebir veya tehdit yoluyla dijital cüzdan şifrelerini veya transfer onaylarını vermeye zorlanması, modern ceza hukuku anlayışında yağma suçunu oluşturur. 2024-2025 yıllarındaki hukuki reformlar ve Yargıtay’ın bu yöndeki kararları, dijital varlıkların malvarlığına karşı suçların konusu olabileceğini teyit etmektedir.

Taşınmaz Yağması Tartışması

Geleneksel doktrinde taşınmazların yağmaya konu olamayacağı savunulsa da, mülkiyetun zorla el değiştirmesi ciddi bir hukuki ihlaldir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, taşınmazın kendisinin çalınamayacağını ancak taşınmazın devrini sağlayan “tapu senedinin” veya “taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin” zorla imzalattırılmasının TCK m. 148/2 kapsamında “senet yağması” olarak cezalandırılması gerektiğini kabul etmektedir.

Usul Hükümleri ve Cezai Yaptırımın İnfazı

Yağma suçu, kamu düzenini doğrudan ilgilendiren ağır suçlardan olduğu için soruşturması ve kovuşturması şikayete tabi değildir; Cumhuriyet Savcılığı tarafından resen (kendiliğinden) soruşturulur. Mağdur şikayetinden vazgeçse dahi kamu davası düşmez.

  • Görevli Mahkeme: Yağma suçunun temel ve nitelikli hallerinde görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi’dir.
  • Koruma Tedbirleri: Bu suç, CMK m. 100 uyarınca “katalog suçlar” arasında yer aldığından, kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde tutuklama kararı verilmesi kuvvetle muhtemeldir.
  • Adli Para Cezası ve Erteleme: Yağma suçunun alt sınırı (6 yıl) nedeniyle, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) yasal olarak mümkün değildir.
  • Şikayete Tabi Mi?: Yağma suçu şikayete tabi değildir. Dolayısıyla mağdurun şikayetini geri alması yağma suçunu ortadan kaldırmaz.

Sonuç

Yağma suçu (gasp), Türk Ceza Kanunu sistematiğinde mülkiyet hakkı ile kişi özgürlüğünün kesişim noktasında duran en ağır suç tiplerinden biridir. Bileşik suç yapısı, her somut olayın “cebir”, “tehdit” ve “faydalanma amacı” süzgeçlerinden geçirilerek analiz edilmesini zorunlu kılar. Kanun koyucu, m. 149’daki nitelikli hallerle toplumu organize suçtan ve ağır şiddetten korumayı amaçlarken; m. 150’deki indirimlerle de hukuki alacağın tahsili veya malın değerinin azlığı gibi durumları gözeterek adalet dengesini sağlamaya çalışmıştır. Yargıtay’ın özellikle “faydalanma kastı” ve “hakkın yağması” konularındaki titiz yaklaşımı, mülkiyet haklarını korurken bireylerin haksız ve ölçüsüz cezalarla karşılaşmasını önlemeye yöneliktir. Gelişen teknolojiyle birlikte kripto varlıkların da bu suçun kapsamına dahil edilmesi, yağma suçunun dinamik yapısını ve ceza hukukunun toplumsal değişimlere adaptasyonunu göstermektedir.


Yağma (Gasp) Suçu – SSS

Yağma Suçu – Sıkça Sorulan Sorular

TCK 148-149-150 Şikâyet / Uzlaşma HAGB / Tutuklama

Bir kişinin, cebir (şiddet) veya tehdit kullanılarak bir malı vermeye ya da alınmasına karşı koymamaya zorlanmasıdır. Yağmada “korkutarak/şiddet uygulayarak alma” vardır. Bu yüzden hırsızlıktan daha ağır cezalandırılır.

Hayır. Yağma suçu şikâyete tabi değildir; savcılık tarafından re’sen soruşturulur. Mağdur şikâyetten vazgeçse bile kamu davası düşmez. Ancak vazgeçme, bazı dosyalarda hakim tarafından lehe takdir olarak değerlendirilebilir.

Genel olarak olmaz. Yağma, uzlaşma kapsamındaki suçlardan değildir. Mağdur “anlaştık” dese bile bu, uzlaşma hükümleri gibi davayı otomatik bitirmez.

Basit yağma (TCK 148) için ceza kural olarak 6 yıldan 10 yıla hapistir. Nitelikli yağma (TCK 149) hallerinde ceza daha ağırdır (ör. silahla, birden fazla kişiyle, konutta/işyerinde, gece vakti gibi).

Pratik not: Ceza aralıkları yüksek olduğu için birçok “kolay seçenek” (HAGB, erteleme gibi) genellikle devre dışıdır.

Yağmanın temel ve nitelikli hallerinde görevli mahkeme çoğunlukla Ağır Ceza Mahkemesidir. Dosyanın niteliğine göre yargılama ağırlıklı olarak Ağır Ceza’da yürür.

Yağma suçu, uygulamada tutuklama yönünden ciddi risk taşır. Çünkü CMK m.100 kapsamında “katalog suç” değerlendirmesi yapılan suçlar arasında kabul edildiği için, kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri varsa tutuklama ihtimali artar.

Her dosya ayrı değerlendirilir: Deliller, kaçma şüphesi, delil karartma riski, mağdur üzerinde baskı gibi unsurlar belirleyicidir.

Genellikle mümkün değildir. Yağma suçunun alt sınırı (ör. 6 yıl) yüksek olduğu için, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi, ertelenmesi veya HAGB şartları çoğu durumda oluşmaz.

Bazı durumlarda, kişi gerçekten bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil etmek için tehdit/cebir kullanmışsa, olay yağma yerine fiilin niteliğine göre tehdit veya kasten yaralama olarak değerlendirilebilir. Ancak bunun için alacağın gerçekliği, failin alacaklı sıfatı ve orantı çok önemlidir.

Örnek: 10.000 TL alacağı varken 50.000 TL senet imzalatmak gibi aşırılıklar varsa “alacak tahsili” savunması zayıflar.

Evet, bazı dosyalarda yağmanın konusu olan malın değerinin azlığı nedeniyle hakim, cezadan belirli oranda indirim yapabilir. Burada hem malın gerçek ekonomik değeri hem de failin kastının (sadece o küçük mal mı, yoksa “ne varsa alma” kastı mı) değerlendirilir.

Dosyanın hukuki vasfına göre tartışılır. Olay yağma değil de hırsızlık/dolandırıcılık olarak nitelendirilebiliyorsa TCK m.168 daha güçlü gündeme gelir. Sadece “zarar giderildi” denmesi davayı kendiliğinden bitirmez.

Hırsızlıkta mal rıza dışında alınır ama mağdura yönelik cebir/tehdit yoktur. Yağmada ise mal, mağdurun iradesi şiddet veya tehdit ile kırılarak alınır. Bu yüzden yağmanın cezası çok daha ağırdır.

Uygulamada, kripto varlıklara erişim sağlayan şifre/anahtar/transfer onayı gibi unsurların cebir veya tehditle alınması, “malvarlığı değeri” yönünden değerlendirilir. Somut olayın delilleri ve eylemin niteliği, doğru suç vasfını belirler.