Deprem, sel, heyelan, taşkın veya başka bir afet riski nedeniyle taşınmazı hakkında kamulaştırma işlemi başlatılan kişiler çoğu zaman “AFAD kamulaştırma yapabilir mi?”, “Deprem sonrası arsam kamulaştırıldı ne yapmalıyım?”, “AFAD kamulaştırma bedeli düşükse itiraz edilir mi?” veya “Afet nedeniyle kamulaştırılan ev için dava açılır mı?” sorularını araştırmaktadır.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, bilinen adıyla AFAD, yalnızca afet sonrası yardım, çadır, konteyner veya koordinasyon faaliyetleriyle görevli bir kurum değildir. Afet riski bulunan alanların güvenli hâle getirilmesi, afet sonrası yeni yerleşim alanlarının oluşturulması, geçici ve kalıcı barınma projelerinin yürütülmesi, riskli bölgelerde can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla kamulaştırma süreçlerinde de rol oynayabilir.

Ancak AFAD tarafından veya AFAD’ın görev alanıyla bağlantılı şekilde yapılan kamulaştırmalar, idarenin sınırsız şekilde taşınmaza el koyabileceği anlamına gelmez. Kamulaştırma işlemi; kamu yararı, usulüne uygun kamulaştırma kararı, taşınmazın gerçek değerinin tespiti, maliklere bildirim yapılması ve gerektiğinde mahkeme denetimi gibi hukuki şartlara bağlıdır.


AFAD Kamulaştırma Yapabilir Mi?

AFAD, afet yönetimi kapsamında bazı taşınmazların kamulaştırılması sürecinde yetkili veya görevli kurum olarak karşımıza çıkabilir. Bu yetki, özellikle afet riski taşıyan bölgelerde güvenli yerleşim alanları oluşturulması, afet sonrası yeniden yapılandırma yapılması, geçici barınma alanları kurulması veya kalıcı konut projeleri geliştirilmesi gibi durumlarda gündeme gelir.

Kamulaştırma, özel mülkiyete konu bir taşınmazın kamu yararı amacıyla ve bedeli ödenmek suretiyle idare tarafından alınmasıdır. AFAD’ın afet yönetimiyle bağlantılı kamulaştırma işlemleri de genel olarak kamu yararı ve afet güvenliği amacıyla yürütülür.

Fakat burada önemli nokta şudur: AFAD veya başka bir idare tarafından kamulaştırma yapılabilmesi için yalnızca afet gerekçesinin ileri sürülmesi yeterli değildir. İdarenin, kamulaştırma işlemini hukuka uygun bir karara, somut kamu yararına, doğru taşınmaz tespitine ve adil bedel belirlemesine dayandırması gerekir.


AFAD Hangi Durumlarda Kamulaştırma Yapabilir?

AFAD’ın kamulaştırma yetkisi genellikle afet öncesi risk azaltma, afet sonrası yeniden yerleşim ve barınma projeleri kapsamında gündeme gelir. Bu süreçte kamulaştırma, yalnızca taşınmazın idare adına tescil edilmesi değil; aynı zamanda afet riskini azaltmaya yönelik daha geniş bir kamu hizmetinin parçasıdır.

Deprem Riski Nedeniyle Kamulaştırma

Türkiye’nin önemli bir kısmı deprem kuşağında yer aldığı için deprem riski taşıyan bölgelerde kamulaştırma işlemleri gündeme gelebilir. Özellikle fay hattına yakın alanlarda, zemini riskli bölgelerde veya ağır hasar riski bulunan yerleşim alanlarında yeni ve güvenli yerleşim alanları oluşturulması gerekebilir.

Bu durumda idare, riskli bölgedeki taşınmazları kamulaştırarak afete dayanıklı konut, altyapı, ulaşım ve sosyal donatı alanları oluşturmayı hedefleyebilir. Ancak bu işlem yapılırken taşınmaz maliklerinin mülkiyet hakkı korunmalı ve kamulaştırma bedeli gerçek değere uygun şekilde belirlenmelidir.

Sel, Taşkın ve Heyelan Riski Nedeniyle Kamulaştırma

AFAD’ın görev alanı yalnızca depremle sınırlı değildir. Sel, taşkın, heyelan ve benzeri afetler nedeniyle de bazı alanların yerleşime kapatılması veya güvenli bölgelere taşınması gerekebilir.

Örneğin dere yatağına yakın, taşkın riski yüksek veya heyelan tehlikesi bulunan bir bölgede yaşayan kişilerin can güvenliği nedeniyle taşınmazların kamulaştırılması gündeme gelebilir. Bu tür durumlarda idarenin amacı, afet gerçekleşmeden önce riskli alanları boşaltmak ve halkı daha güvenli alanlara yönlendirmektir.

Afet Sonrası Yeniden Yapılandırma İçin Kamulaştırma

Büyük bir deprem, sel veya heyelan sonrasında bazı yerleşim yerleri kullanılamaz hâle gelebilir. Binalar yıkılmış, yollar zarar görmüş, altyapı çökmüş veya bölge yeniden yerleşime uygun olmaktan çıkmış olabilir.

Bu gibi durumlarda AFAD, ilgili kamu kurumlarıyla birlikte afet sonrası yeniden yapılandırma projeleri kapsamında kamulaştırma sürecinde rol alabilir. Amaç, afet mağdurlarının güvenli konutlara yerleştirilmesi, altyapının yeniden kurulması ve bölgedeki yaşamın güvenli şekilde devam ettirilmesidir.

Geçici Barınma ve Kalıcı Konut Alanları İçin Kamulaştırma

Afet sonrası en acil ihtiyaçlardan biri barınmadır. Çadır kent, konteyner kent, geçici barınma merkezi veya kalıcı konut projeleri için uygun arazilere ihtiyaç duyulabilir.

Bu alanların kamuya ait taşınmazlardan karşılanamadığı durumlarda özel mülkiyete konu taşınmazların kamulaştırılması gündeme gelebilir. Ancak geçici veya kalıcı barınma amacıyla yapılan kamulaştırmalarda da kamu yararı, doğru yer seçimi, bedel tespiti ve maliklerin haklarının korunması zorunludur.


AFAD Kamulaştırma Süreci Nasıl İşler?

AFAD kamulaştırma süreci her dosyada aynı şekilde ilerlemeyebilir. Ancak genel olarak süreç; alan tespiti, kamu yararı kararı, taşınmaz değerinin belirlenmesi, maliklerle görüşme, uzlaşma sağlanamazsa dava açılması ve taşınmazın idare adına tescili aşamalarından oluşur.

Riskli Alan veya İhtiyaç Alanının Belirlenmesi

İlk aşamada, afet riski taşıyan veya afet sonrası yeniden yapılandırma için gerekli görülen alan belirlenir. Bu alan deprem, sel, heyelan, taşkın veya başka bir afet riski nedeniyle seçilmiş olabilir.

Alan belirlenirken teknik raporlar, zemin etütleri, afet risk haritaları, yerleşim planları ve kamu hizmeti ihtiyacı dikkate alınmalıdır. İdarenin keyfi şekilde taşınmaz seçmesi mümkün değildir. Seçilen taşınmaz ile afet yönetimi amacı arasında somut ve makul bir bağlantı bulunmalıdır.

Kamu Yararı Kararı Alınması

Kamulaştırmanın temel şartlarından biri kamu yararıdır. İdare, taşınmazın neden kamulaştırılması gerektiğini kamu yararı gerekçesiyle açıklamalıdır.

AFAD kamulaştırmalarında kamu yararı genellikle afet riskinin azaltılması, halkın güvenli alana taşınması, afet sonrası barınma alanı kurulması veya yeniden yerleşim alanı oluşturulması şeklinde ortaya çıkar. Ancak kamu yararı kararı soyut ve genel ifadelerden ibaret olmamalı; somut taşınmazla bağlantılı olmalıdır.

Kamulaştırma Bedelinin Belirlenmesi

Kamulaştırma sürecinin en önemli aşaması bedel tespitidir. Çünkü vatandaş açısından asıl uyuşmazlık çoğu zaman “kamulaştırma yapılabilir mi?” sorusundan çok “taşınmazıma biçilen bedel doğru mu?” sorusunda yoğunlaşır.

AFAD veya ilgili idare tarafından belirlenen kamulaştırma bedeli, taşınmazın gerçek değerini karşılamıyorsa malik bu bedele itiraz edebilir. Bedelin düşük belirlenmesi, özellikle afet bölgelerinde sık karşılaşılan önemli bir sorundur.

Uzlaşma Görüşmesi

Kamulaştırma sürecinde idare, çoğu durumda maliklerle uzlaşma yoluna gitmek ister. Malik, kendisine teklif edilen kamulaştırma bedelini kabul ederse taşınmazın devri anlaşmayla yapılabilir.

Ancak malik bedeli düşük buluyorsa, taşınmazın kamulaştırılmasına karşı hukuki itirazları varsa veya idarenin süreci hatalı yürüttüğünü düşünüyorsa uzlaşma sağlanmayabilir. Bu durumda süreç mahkemeye taşınır.

Bedel Tespiti ve Tescil Davası

Uzlaşma sağlanamazsa idare tarafından mahkemede bedel tespiti ve tescil davası açılabilir. Bu dava sonucunda taşınmazın kamulaştırma bedeli mahkemece belirlenir ve bedelin yatırılmasıyla taşınmaz idare adına tescil edilebilir.

Bu aşamada bilirkişi raporu büyük önem taşır. Bilirkişilerin taşınmazın gerçek değerini doğru belirleyip belirlemediği dikkatle incelenmelidir. Eksik veya hatalı bilirkişi raporuna karşı itiraz edilmezse düşük kamulaştırma bedeli kesinleşebilir.


AFAD Kamulaştırma Bedeli Nasıl Hesaplanır?

AFAD kamulaştırmalarında bedel hesabı, taşınmazın niteliğine göre yapılır. Arsa, tarla, bağ, bahçe, konut, iş yeri veya imarlı taşınmaz için değerleme yöntemi farklı olabilir.

Arsa Niteliğindeki Taşınmazlarda Bedel

Arsa niteliğindeki taşınmazlarda genellikle emsal satışlar dikkate alınır. Taşınmazın bulunduğu yer, imar durumu, yola cephesi, belediye hizmetlerinden yararlanma durumu, merkezi konumu, yapılaşma hakkı ve emsal taşınmaz satışları değer tespitinde önemlidir.

Eğer bilirkişi emsal satışları hatalı seçmişse, uzak veya niteliksiz taşınmazları karşılaştırma olarak almışsa ya da imar potansiyelini dikkate almamışsa kamulaştırma bedeli düşük çıkabilir.

Tarla ve Tarım Arazilerinde Bedel

Tarım arazilerinde bedel hesabı çoğunlukla gelir yöntemine göre yapılır. Taşınmazdan elde edilebilecek ürün geliri, verimlilik, sulama imkânı, toprak yapısı, ürün deseni ve bölgesel tarımsal değerler dikkate alınır.

Ancak uygulamada tarım arazilerinde de hatalı değerleme yapılabilir. Özellikle sulu tarım yapılabilen, yola yakın, imar baskısı altında olan veya gelişim potansiyeli bulunan taşınmazların sıradan tarla gibi değerlendirilmesi ciddi bedel kaybına yol açabilir.

Üzerinde Bina Bulunan Taşınmazlarda Bedel

Kamulaştırılan taşınmaz üzerinde bina, depo, iş yeri, konut, ağaç, kuyu, istinat duvarı veya başka muhdesat varsa bunların da ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Afet nedeniyle kamulaştırma yapılan dosyalarda yalnızca arsa bedelinin değil, yapıların, eklentilerin, ekonomik değer taşıyan unsurların ve taşınmazın bütün özelliklerinin hesaplamaya dahil edilmesi gerekir.


AFAD Kamulaştırma Bedeli Düşükse Ne Yapılır?

AFAD kamulaştırmasında teklif edilen bedel düşükse malik bu bedeli kabul etmek zorunda değildir. Kamulaştırma bedelinin gerçek değeri yansıtmadığı düşünülüyorsa, uzlaşma aşamasında itiraz edilebilir veya mahkeme sürecinde bilirkişi raporuna karşı ayrıntılı itiraz sunulabilir.

Vatandaşın en sık yaptığı hata, kendisine teklif edilen kamulaştırma bedelini “devlet böyle belirledi, değişmez” düşüncesiyle kabul etmesidir. Oysa kamulaştırma bedeli, mahkeme sürecinde bilirkişi raporlarıyla yeniden değerlendirilebilir.

Bilirkişi Raporuna İtiraz

Bedel tespiti ve tescil davasında bilirkişi raporu düşük bedel belirlemişse, rapora süresinde ve gerekçeli şekilde itiraz edilmelidir. İtirazda emsal satışların hatalı olduğu, taşınmazın konum avantajlarının dikkate alınmadığı, imar durumunun yanlış değerlendirildiği, ürün gelirinin düşük hesaplandığı veya muhdesat bedellerinin eksik belirlendiği açıklanabilir.

Emsal Satış Araştırması

Arsa niteliğindeki taşınmazlarda emsal satış araştırması çok önemlidir. Aynı bölgede yakın tarihte satılmış benzer taşınmazlar, kamulaştırma bedelinin artırılması için güçlü delil olabilir.

Ancak her satış emsal olmaz. Emsalin taşınmaza yakın, benzer imar durumuna sahip, yakın tarihli ve gerçek piyasa değerini yansıtan nitelikte olması gerekir.

Taşınmazın Tüm Özelliklerinin Gösterilmesi

Kamulaştırma bedeline itiraz ederken taşınmazın yalnızca tapu kaydı değil, fiili durumu da önemlidir. Yola cephe, altyapı hizmetleri, şehir merkezine yakınlık, gelişim potansiyeli, kullanım şekli, ürün geliri, yapıların durumu ve bölgedeki emlak hareketliliği mutlaka dosyaya yansıtılmalıdır.


AFAD Kamulaştırmasına Karşı Dava Açılabilir Mi?

Evet. AFAD veya afet yönetimi kapsamında yapılan kamulaştırma işlemlerine karşı hukuki yollar bulunmaktadır. Ancak hangi davanın açılacağı, işlemin niteliğine göre değişir.

Kamulaştırma işleminin iptali için idari yargıda dava açılması gerekebilir. Kamulaştırma bedelinin artırılması veya doğru bedelin tespiti ise adli yargıdaki bedel tespiti ve tescil süreci içinde tartışılabilir.

Kamulaştırma İşleminin İptali

Eğer kamulaştırma kararının kamu yararı taşımadığı, yetkisiz makam tarafından alındığı, taşınmazın afet amacıyla ilgisiz şekilde seçildiği veya işlemde açık hukuka aykırılık bulunduğu düşünülüyorsa idari yargıda iptal davası gündeme gelebilir.

Bu dava, kamulaştırmanın bedelinden farklı olarak işlemin kendisine yöneliktir. Yani burada tartışılan temel konu “taşınmazın değeri düşük mü?” değil, “bu taşınmaz hukuka uygun şekilde kamulaştırılmış mı?” sorusudur.

Kamulaştırma Bedeline İtiraz

Kamulaştırma bedeli düşükse, bedel tespiti sürecinde bilirkişi raporuna itiraz edilmesi ve taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesinin istenmesi gerekir. Bu aşamada doğru hukuki ve teknik itirazlar, kamulaştırma bedelinin artırılması bakımından önemlidir.


Acele Kamulaştırma AFAD Sürecinde Uygulanabilir Mi?

Afet riski veya afet sonrası acil ihtiyaçlar nedeniyle bazı durumlarda acele kamulaştırma gündeme gelebilir. Acele kamulaştırma, olağan kamulaştırmaya göre daha hızlı sonuç doğuran ve taşınmaza el koyma sürecini öne çeken istisnai bir yöntemdir.

Ancak acele kamulaştırma da sınırsız bir yetki değildir. Gerçekten acil ve zorunlu bir durum bulunmalı, taşınmazın kamu hizmeti için derhâl kullanılmasını gerektiren somut nedenler olmalıdır. Afet gerekçesiyle acele kamulaştırma yapılması hâlinde de maliklerin bedel ve hukuka aykırılık iddialarını ileri sürme hakkı devam eder.


Orman Yangınları Sonrası Kamulaştırma Yapılabilir Mi?

Orman yangınları sonrasında zarar gören bölgelerde yalnızca yangının söndürülmesi ve hasar tespiti değil, bölgenin yeniden güvenli hâle getirilmesi de önem taşır. Özellikle yangın riski yüksek alanlarda, orman sınırına bitişik yerleşimlerde, tahliye yollarının yetersiz olduğu bölgelerde veya afet sonrası yeniden yerleşim ihtiyacının doğduğu alanlarda kamulaştırma işlemleri gündeme gelebilir.

Orman yangını nedeniyle kamulaştırma yapılabilmesi için idarenin somut bir kamu yararı ortaya koyması gerekir. Yangın güvenlik koridoru oluşturulması, afet müdahale yollarının açılması, geçici veya kalıcı barınma alanı kurulması, riskli yerleşimlerin daha güvenli bölgelere taşınması ya da yangın sonrası altyapı projelerinin uygulanması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Ancak orman yangını gerekçesi, idareye sınırsız kamulaştırma yetkisi vermez. Kamulaştırılacak taşınmazın afet yönetimi, yangın güvenliği veya yeniden yerleşim amacıyla gerçekten bağlantılı olması gerekir. Taşınmaz maliklerine usulüne uygun tebligat yapılmalı, kamulaştırma bedeli taşınmazın gerçek değerine göre belirlenmeli ve maliklerin itiraz ile dava hakları korunmalıdır.

Özellikle yangın sonrası değeri düşmüş gibi gösterilen arsa, tarla, zeytinlik, bağ, bahçe veya konut niteliğindeki taşınmazlarda kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi mümkündür. Bu durumda malik, teklif edilen bedeli kabul etmek zorunda değildir. Bedel tespiti sürecinde taşınmazın yangın öncesi niteliği, konumu, imar durumu, ürün değeri, ağaç varlığı, yapı değeri ve emsal satışları dikkate alınarak gerçek kamulaştırma bedelinin belirlenmesi talep edilebilir.

Bu nedenle orman yangını sonrası taşınmazı kamulaştırılan kişiler, yalnızca afet gerekçesine değil; kamulaştırma kararının kamu yararıyla bağlantısına, bedelin doğru hesaplanıp hesaplanmadığına ve idarenin süreci usule uygun yürütüp yürütmediğine dikkat etmelidir.


Afet Nedeniyle Kamulaştırılan Taşınmazın Bedeli Ne Zaman Ödenir?

Kamulaştırmada temel ilke, taşınmazın bedelinin malike ödenmesidir. Uzlaşma sağlanırsa ödeme idare ile malik arasındaki anlaşmaya göre yapılır. Uzlaşma sağlanmaz ve dava açılırsa mahkemece belirlenen bedelin bankaya yatırılması gerekir.

Malik açısından önemli olan, yatırılan bedelin taşınmazın gerçek değerini karşılayıp karşılamadığıdır. Bedel düşükse, bilirkişi raporuna itiraz ve ek rapor talepleriyle gerçek değerin tespiti istenmelidir.


AFAD Kamulaştırması ile Kentsel Dönüşüm Aynı Şey Mi?

AFAD kamulaştırması ile kentsel dönüşüm birbirine yakın alanlarda gündeme gelebilir; ancak her zaman aynı şey değildir. AFAD kamulaştırması daha çok afet yönetimi, afet sonrası barınma, yeniden yerleşim ve risk azaltma amacıyla bağlantılıdır.

Kentsel dönüşüm ise 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı, riskli alan veya rezerv yapı alanı süreçleriyle yürütülebilir. Bazı durumlarda bu iki süreç iç içe geçebilir. Örneğin deprem riski taşıyan bir bölgede hem kentsel dönüşüm kararı hem de kamulaştırma işlemi gündeme gelebilir.

Bu nedenle taşınmaz sahiplerinin kendilerine gelen yazının niteliğini doğru tespit etmesi gerekir. İşlem bir kamulaştırma kararı mı, riskli alan uygulaması mı, acele kamulaştırma mı, yoksa bedel tespiti ve tescil davası mı? Hak arama yolu buna göre değişir.


AFAD Kamulaştırmasında Malikler Nelere Dikkat Etmelidir?

AFAD veya başka bir idare tarafından kamulaştırma tebligatı alan maliklerin öncelikle belge ve süre kontrolü yapması gerekir. Kamulaştırma kararı, kamu yararı kararı, uzlaşma daveti, bedel teklifi, dava dilekçesi ve bilirkişi raporları ayrı ayrı incelenmelidir.

Malikler özellikle şu soruların cevabını aramalıdır: Taşınmaz neden kamulaştırılıyor? Kamulaştırma kararı hangi kuruma dayanıyor? Kamu yararı kararı var mı? Bedel nasıl hesaplandı? Emsal satışlar doğru mu? Taşınmaz üzerindeki yapı ve muhdesatlar hesaba katıldı mı? Tebligat usulüne uygun mu? Dava açma veya itiraz süresi devam ediyor mu?

Bu soruların cevabı verilmeden uzlaşma yapılması veya bedelin kabul edilmesi ciddi hak kaybı doğurabilir.

AFAD Kamulaştırma Davasında Avukat Desteği Neden Önemlidir?

AFAD kamulaştırmaları hem idare hukuku hem de kamulaştırma hukuku yönü bulunan teknik dosyalardır. Bir yandan kamu yararı, afet riski, idari işlem ve iptal davası değerlendirilirken; diğer yandan taşınmazın gerçek bedeli, bilirkişi raporu, emsal satışlar ve bedel artırımı tartışılır.

Bu nedenle kamulaştırma dosyalarında yalnızca hukuki dilekçe yazmak yeterli değildir. Taşınmazın teknik ve ekonomik değerini ortaya koyacak delillerin de doğru şekilde dosyaya sunulması gerekir.

Özellikle arsa, tarla, konut, iş yeri, sanayi alanı veya gelişim potansiyeli bulunan taşınmazlarda bilirkişi raporuna etkili itiraz edilmesi, kamulaştırma bedelinin artırılması bakımından belirleyici olabilir.

Sonuç

AFAD, afet riski taşıyan alanlarda, afet sonrası yeniden yapılandırma projelerinde, geçici ve kalıcı barınma alanlarında veya güvenli yerleşim alanları oluşturulmasında kamulaştırma sürecinde rol oynayabilir. Ancak afet gerekçesiyle kamulaştırma yapılması, maliklerin haklarının ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Kamulaştırma işlemi kamu yararına dayanmalı, usulüne uygun yürütülmeli ve taşınmazın gerçek değeri malike ödenmelidir. Bedel düşük belirlenmişse itiraz edilebilir. İşlem hukuka aykırıysa iptal davası gündeme gelebilir. Tebligat usulsüzse veya bilirkişi raporu hatalıysa bu hususlar mahkeme önünde ileri sürülebilir.

Bu nedenle “AFAD taşınmazımı kamulaştırdı ne yapmalıyım?” sorusunun cevabı, dosyanın içeriğine göre değişir. En doğru değerlendirme; kamulaştırma kararının, kamu yararı gerekçesinin, taşınmazın değerinin, bilirkişi raporunun ve tebligat sürecinin birlikte incelenmesiyle yapılabilir.


AFAD Kamulaştırması Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Deprem, sel, heyelan veya afet riski nedeniyle yapılan AFAD kamulaştırmalarında; kamulaştırma yetkisi, bedel tespiti, itiraz ve dava yolları hakkında en çok araştırılan sorular aşağıda yanıtlanmıştır.

AFAD, afet riski taşıyan alanlarda, afet sonrası yeniden yerleşim projelerinde, geçici veya kalıcı barınma alanlarının kurulmasında ve afet güvenliği amacıyla yürütülen kamu hizmetlerinde kamulaştırma sürecinde rol alabilir. Ancak AFAD veya ilgili idare tarafından yapılan kamulaştırmanın hukuka uygun olabilmesi için kamu yararı kararı, usulüne uygun işlem, doğru taşınmaz tespiti ve gerçek değere uygun bedel belirlenmesi gerekir.

Deprem sonrası taşınmazınız hakkında kamulaştırma işlemi başlatıldıysa öncelikle tebligat, kamu yararı kararı, kamulaştırma gerekçesi, teklif edilen bedel ve taşınmazın değerleme raporu incelenmelidir. Kamulaştırmanın afet amacıyla bağlantısı yoksa, usule aykırı işlem yapılmışsa veya bedel taşınmazın gerçek değerini karşılamıyorsa itiraz ve dava yolları gündeme gelebilir.

Evet. AFAD veya ilgili idare tarafından teklif edilen kamulaştırma bedeli düşükse malik bu bedeli kabul etmek zorunda değildir. Uzlaşma sağlanamazsa bedel tespiti ve tescil davası sürecinde bilirkişi raporuna itiraz edilebilir. Taşınmazın konumu, imar durumu, emsal satışları, yapı değeri, tarımsal geliri, muhdesatları ve gelişim potansiyeli bedel hesabında dikkate alınmalıdır.

AFAD kamulaştırmasına karşı işlemin niteliğine göre dava açılması mümkündür. Kamulaştırma kararının kamu yararı taşımadığı, yetkisiz makam tarafından alındığı veya afet amacıyla bağlantısının bulunmadığı düşünülüyorsa idari yargıda iptal davası gündeme gelebilir. Bedelin düşük belirlenmesi hâlinde ise bedel tespiti ve tescil davasında bilirkişi raporuna itiraz edilerek taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi talep edilebilir.

Afet riski veya afet sonrası acil ihtiyaçlar nedeniyle acele kamulaştırma gündeme gelebilir. Ancak acele kamulaştırma da sınırsız bir yetki değildir. Gerçekten acil ve zorunlu bir kamu hizmeti ihtiyacı bulunmalı, taşınmazın derhâl kullanılmasını gerektiren somut nedenler gösterilmelidir. Malikler, acele kamulaştırma sürecinde de bedelin düşük belirlenmesine, hukuka aykırı işlem yapılmasına ve eksik değerleme raporlarına karşı yargı yollarına başvurabilir.