TCK Madde 96, eziyet suçunu düzenleyen önemli ceza hukuku hükümlerinden biridir. Eziyet suçu, mağdura sistematik şekilde bedensel veya ruhsal acı verilmesi, insan onuruyla bağdaşmayan davranışlarda bulunulması ve kişinin yaşam koşullarının ağır biçimde zorlaştırılması hâlinde gündeme gelir. Bu suç, tek bir ani hareketten ziyade süreklilik taşıyan, mağdur üzerinde baskı, korku ve çaresizlik oluşturan davranışları kapsar. Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesi, özellikle aile içi ilişkilerde, bakım ve gözetim yükümlülüğünün kötüye kullanıldığı durumlarda ve mağdurun korunmaya muhtaç olduğu hâllerde önemli hukuki sonuçlar doğurur.
Madde Metni
Madde 96- (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/5 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.
(2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe karşı,
İşlenmesi halinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Madde Gerekçesi
Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinde düzenlenen eziyet suçu, bir kimsenin insan onuruyla bağdaşmayan, mağdur üzerinde sürekli acı, ıstırap, baskı veya aşağılanma duygusu oluşturacak davranışlara maruz bırakılmasını cezalandırmak amacıyla düzenlenmiştir. Bu hükümle kişinin maddi ve manevi bütünlüğünün, ruhsal sağlığının ve insan onurunun korunması hedeflenmiştir.
Eziyet suçu, çoğu zaman tek bir fiilden değil, süreklilik gösteren veya sistematik şekilde tekrarlanan davranışlardan oluşur. Failin mağdura karşı fiziksel ya da psikolojik baskı kurması, onu aşağılaması, kötü muameleye maruz bırakması veya yaşam koşullarını ağırlaştırması bu suç kapsamında değerlendirilebilir. Bu yönüyle eziyet suçu, basit kasten yaralama, hakaret veya tehdit gibi suçlardan ayrılır.
Kanun koyucu, özellikle aile içi ilişkilerde, bakım ve gözetim yükümlülüğünün bulunduğu durumlarda ya da failin mağdur üzerinde hâkimiyet kurabildiği ilişkilerde ortaya çıkan sistematik kötü muameleleri önlemek amacıyla bu suçu ayrıca düzenlemiştir. Böylece mağdurun beden bütünlüğüne, ruhsal sağlığına ve insan onuruna yönelen sürekli nitelikteki ihlallerin etkin şekilde cezalandırılması amaçlanmaktadır.
Eziyet Suçu ve İşkence Suçu Arasındaki Temel Farklar
Eziyet suçu ile işkence suçu arasındaki temel fark; suçun faili, işleniş biçimi, amacı ve hukuki niteliği bakımından ortaya çıkar. TCK 94. maddede düzenlenen işkence suçu, kural olarak kamu görevlisi tarafından veya kamu görevlisinin bilgisi ve rızasıyla işlenebilen özel nitelikli bir suçtur. Bu suçta mağdura, insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel ya da ruhsal acı veren davranışlar uygulanır. TCK 96. maddede düzenlenen eziyet suçu ise herhangi bir kişi tarafından işlenebilen, mağdura karşı süreklilik gösteren, aşağılayıcı, baskılayıcı ve acı verici davranışlarla ortaya çıkan bir suç tipidir.
İşkence suçu, kamu görevinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği için daha ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Eziyet suçu ise kamu görevlisi olmayan kişiler tarafından da işlenebilir ve çoğunlukla aile içi ilişkilerde, mağdur üzerinde hâkimiyet kurulan durumlarda veya mağdurun korunmasız bırakıldığı ilişkilerde gündeme gelir. Bu nedenle temel ayrım, işkence suçunda kamu gücünün kötüye kullanılması ve failin özel sıfatı ön plandayken, eziyet suçunda mağdura yönelik sistematik kötü muamele ve sürekli acı çektirme davranışlarının esas alınmasıdır.
Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi
Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinde düzenlenen eziyet suçunda cezanın niteliği, mağdura karşı insan onuruyla bağdaşmayan, süreklilik gösteren, acı verici veya aşağılayıcı davranışların gerçekleştirilmesine bağlı olarak belirlenir. Bu suç bakımından fail hakkında hapis cezası öngörülmüştür. Suçun çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye, gebe kadına, üstsoy veya altsoya, eşe ya da yakın aile ilişkisi içinde bulunan kişilere karşı işlenmesi hâlinde ceza daha ağır uygulanır.
Yargılama bakımından eziyet suçu, öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alındığında kural olarak asliye ceza mahkemesinin görev alanına girer. Soruşturma ve kovuşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen yürütülür. İnfaz rejimi açısından verilen hapis cezası genel infaz hükümlerine tabidir. Cezanın miktarı, failin sabıkası, suçun işleniş biçimi ve somut olayın özelliklerine göre koşullu salıverilme, denetimli serbestlik, erteleme veya seçenek yaptırımlara çevrilme gibi hususlar ayrıca değerlendirilir.
Eziyet Suçunda Tutuklama
Eziyet suçunda tutuklama, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde belirtilen şartların bulunması hâlinde uygulanabilir. Tutuklama kararı verilebilmesi için öncelikle kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması gerekir. Bunun yanında failin kaçma ihtimali, delilleri karartma tehlikesi, tanık veya mağdur üzerinde baskı kurma ihtimali gibi tutuklama nedenlerinden en az birinin mevcut olması aranır.
TCK 96 kapsamında düzenlenen eziyet suçu, katalog suçlar arasında yer almadığından tutuklama otomatik olarak uygulanmaz. Ancak suçun süreklilik göstermesi, mağdurun faille aynı ortamda yaşaması, failin mağdur üzerinde baskı kurabilecek konumda olması veya mağdurun korunmaya muhtaç durumda bulunması hâlinde tutuklama tedbiri gündeme gelebilir. Bu nedenle hâkim, somut olayın özelliklerini ve ölçülülük ilkesini dikkate alarak tutuklama kararı verip vermeyeceğini değerlendirir.
Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı
TCK 96. maddede düzenlenen eziyet suçu bakımından şikâyet şartı aranmaz. Suç, kamu düzenini ve insan onurunu ilgilendiren ciddi bir ihlal niteliği taşıdığı için soruşturma ve kovuşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen yürütülür. Mağdurun şikâyetçi olmaması veya daha sonra şikâyetinden vazgeçmesi, ceza soruşturmasının ya da kovuşturmasının kendiliğinden sona ermesine neden olmaz.
Eziyet suçu, uzlaşma kapsamında yer alan suçlardan değildir. Bu nedenle tarafların anlaşmasıyla dosyanın uzlaşma yoluyla sona erdirilmesi mümkün değildir. Zamanaşımı bakımından ise suç için öngörülen cezanın üst sınırı dikkate alınarak genel dava zamanaşımı hükümleri uygulanır. Eziyet suçu bakımından dava zamanaşımı süresi, yaptırımın ağırlığı nedeniyle uzun süreli olarak değerlendirilir ve her somut olayda suçun nitelikli hâlleri ayrıca dikkate alınır.
Görevli Mahkeme
Eziyet suçunda görevli mahkeme, suç için öngörülen hapis cezasının ağırlığı dikkate alındığında asliye ceza mahkemesidir. Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya kanunda belirtilen sınırın üzerinde hapis cezasını gerektiren suçlar ağır ceza mahkemesinin görev alanına girerken, TCK 96 eziyet suçu bakımından kovuşturma kural olarak asliye ceza mahkemesinde yürütülür.
Bu kapsamda soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen yapılır. İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte yargılama, yetkili asliye ceza mahkemesinde devam eder. Mahkeme, eziyet teşkil eden davranışların sürekliliğini, mağdur üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkileri, fail ile mağdur arasındaki ilişkiyi ve suçun nitelikli hâllerinin bulunup bulunmadığını değerlendirerek karar verir.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2022/1352 E. ve 2024/1296 K.
Özet: TCK 96 kapsamında değerlendirmede sanığın lehine olarak, beraat edilen suçlar yönünden tutuklama nedeniyle tazminat hakkı araştırılmadan davanın reddi hukuka aykırı bulunmuştur.
Olayda; davacının dava dilekçesinde beraat ettiği suçlardan dolayı tazminat talebinde bulunduğu, dosya kapsamına göre, davacının Eziyet etme, Cebir tehdit ve hile kullanarak kişi hürriyetinden yoksun kılma ve Nitelikli cinsel saldırı suçlarından aynı sorgu ile tutuklanmasına karar verilip, ayrı ayrı tutuklama müzekkeresi düzenlendiği, E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün yazı cevaplarına göre, davacının Eziyet etme, Cebir tehdit ve hile kullanarak kişi hürriyetinden yoksun kılma suçları bakımından da tutukluluğunun infaz gördüğünün bildirildiği, ancak davacı hakkında Sulh Ceza Hakimliği sorgusuyla Nitelikli cinsel saldırı suçundan verilen tutuklama kararına ilişkin düzenlenen tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediğine yönelik araştırılma yapılmadığı, Eziyet etme suçundan eylemin kasten yaralama suçu kapsamında kaldığı ve mağdurun şikayetinden vazgeçmesi ile sanık hakkında düşme kararı verilmekle birlikte, tutuklandığı Cebir tehdit ve hile kullanarak kişi hürriyetinden yoksun kılma ve Cinsel Saldırı suçlarından yüklenen suçun davacı tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verildiği anlaşılmakla; davacının tazminat talep etme hakkının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, bahse konu her üç suç yönünden verilen tutuklama müzekkerelerinin infaz edilip edilmediğinin ilgili ceza infaz kurumundan sorularak tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi, davacının beraat ettiği Cebir tehdit ve hile kullanarak kişi hürriyetinden yoksun kılma ve Cinsel Saldırı suçlarından verilen tutuklama müzekkerelerinin infaz edilmiş olması halinde ise bu suçlar bakımından Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Verilmesine ilişkin 5271 SK m.141 vd. maddelerinde belirtilen şartların davacı yönünden gerçekleştiği bu nedenle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararla ilgili bir tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
DAVA : İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 Sayılı HMK’nın 361/1. ve 5271 Sayılı CMK’nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
KARAR : I. HUKUKİ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin haksız göz altı ve tutukluluk nedeniyle 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın göz altı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulüyle 14.353,47 TL maddi ve 18.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline ilişkin hükmün davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde davacının tazminata konu ceza davasında ”nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından beraatına karar verilmiş ise de, tutuklanmasına neden olan suçlardan “eziyet” suçuna ilişkin yapılan yargılama sonucunda eyleminin yaralama suçu kapsamında kaldığının kabulüyle şikayet yokluğundan kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmakla, tutuklandığı bir kısım suçtan hakkında düşme kararı verilmiş olmakla 5271 Sayılı CMK’nın 144/1-c. maddesi gereğince tazminat haklarının doğup doğmadığı ve davanın reddine karar verilip verilmeyeceğinin tartışılmaksızın yazılı şekilde karar verildiği gerekçesiyle hükmün kaldırılarak, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmonulmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davanın kabulü gerektiğine ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, davacı …’ın üzerine atılı eziyet, nitelikli cinsel saldırı, cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı suçundan dolayı Adana 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 10.05.2018 tarihli 2018/77 sorgu numaralı kararı neticesinde tutuklandığı, Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 30.01.2019 tarihli kararı neticesinde hakkında tahliye kararı verildiği, Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; davacı … hakkında her ne kadar nitelikli cinsel saldırı ve cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yüklenen suçun davacı tarafında işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verilmiş olsa da, tutuklanmasına sebep suçlardan olan eziyet suçunun suç vasfının değişerek kovuşturulması şikayete bağlı olan TCK’nın 86/2. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçu kapsamında kaldığı, müştekinin kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçtiği, davacı hakkında açılan kamu davasının TCK’nın 73/4, 86/2 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verildiği anlaşıldığından 5271 Sayılı CMK’nın 144/1-c maddesi gereğince üzerine atılı eziyet suçundan müştekinin şikayetinden vazgeçmesi sebebiyle hakkında davanın düşmesine karar verilen davacının tazminat hakkı doğmadığından açılan tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Tazminat talebinin esasını oluşturan Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018/345 Esas 2019/93 Karar sayılı ceza dava dosyasında, davacının 07.05.2018 tarihinde Cinsel saldırı, Yaralama ve Alıkoyma suçlarından yakalanarak göz altına alındığı, Adana 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 08.05.2018 tarih ve 2018/815 Sayılı sorgusuyla adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verildiği, Adana 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 10.05.2018 tarih ve 2018/851 Diş sayılı tutuklamaya yönelik yakalama kararına istinaden yeniden yakalanan davacının Adana 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 10.05.2018 tarihli 2018/77 Sayılı sorgusuyla Eziyet etme, Cebir tehdit ve hile kullanarak kişi hürriyetinden yoksun kılma ve Nitelikli cinsel saldırı suçlarından tutuklanmasına karar verildiği, 30.01.2019 tarihinde atılı suçlardan tahliye edildiği, davacı sanık hakkında Eziyet etme, Cebir tehdit ve hile kullanarak kişi hürriyetinden yoksun kılma, Nitelikli cinsel saldırı suçlarından yapılan yargılama neticesinde Nitelikli cinsel saldırı ve Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yüklenen suçun davacı tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı, Eziyet suçunun suç vasfının değişerek kovuşturulması şikayete bağlı olan TCK’nın 86/2. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçu kapsamında kaldığı, müştekinin kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçtiği, davacı hakkında açılan kamu davasının TCK’nın 73/4, 86/2 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince düşmesine karar verildiği, beraat ve düşme kararlarının 08.03.2019 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 Sayılı Kanun’un 142. maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda; davacının dava dilekçesinde beraat ettiği suçlardan dolayı tazminat talebinde bulunduğu, dosya kapsamına göre, davacının Eziyet etme, Cebir tehdit ve hile kullanarak kişi hürriyetinden yoksun kılma ve Nitelikli cinsel saldırı suçlarından aynı sorgu ile tutuklanmasına karar verilip, ayrı ayrı tutuklama müzekkeresi düzenlendiği, Adana E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün yazı cevaplarına göre, davacının Eziyet etme, Cebir tehdit ve hile kullanarak kişi hürriyetinden yoksun kılma suçları bakımından da tutukluluğunun infaz gördüğünün bildirildiği, ancak davacı hakkında Adana 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 10.05.2018 tarihli 2018/77 Sayılı sorgusuyla Nitelikli cinsel saldırı suçundan verilen tutuklama kararına ilişkin düzenlenen tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediğine yönelik araştırılma yapılmadığı, Eziyet etme suçundan eylemin kasten yaralama suçu kapsamında kaldığı ve mağdurun şikayetinden vazgeçmesi ile sanık hakkında düşme kararı verilmekle birlikte, tutuklandığı Cebir tehdit ve hile kullanarak kişi hürriyetinden yoksun kılma ve Cinsel Saldırı suçlarından yüklenen suçun davacı tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verildiği anlaşılmakla; davacının tazminat talep etme hakkının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından, bahse konu her üç suç yönünden verilen tutuklama müzekkerelerinin infaz edilip edilmediğinin ilgili ceza infaz kurumundan sorularak tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi, davacının beraat ettiği Cebir tehdit ve hile kullanarak kişi hürriyetinden yoksun kılma ve Cinsel Saldırı suçlarından verilen tutuklama müzekkerelerinin infaz edilmiş olması halinde ise bu suçlar bakımından Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Verilmesine ilişkin 5271 Sayılı Kanun’un 141. madde ve devamı maddelerinde belirtilen şartların davacı yönünden gerçekleştiği bu nedenle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararla ilgili bir tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi,
SONUÇ : Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 Sayılı CMK’nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oybirliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 Sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2024 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2021/9897 E. ve 2021/13592 K.
Özet: TCK 96 kapsamında eylemlerin bütün halinde eziyet suçunu oluşturduğu kabul edilerek ayrıca kasten yaralama suçundan verilen mahkûmiyet kaldırılmış, bu yönüyle karar sanığın lehine sonuçlanmıştır.
DAVA : Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk …’ın, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 31/3, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.02.2019 tarihli ve 2017/417 Esas, 2019/243 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 08.03.2021 tarihli ve 2020/20014 Sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2021 tarihli ve 2021/38337 Sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Benzer bir olaya ilişkin, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 09.12.2019 tarihli ve 2019/2449 Esas, 2019/14546 Karar sayılı ilâmında “… TCK’nin 96/1. maddesinde “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi…” ibaresi yer almakta; yasada eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise “eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir.” denilmektedir.
Somut olayda, sanıkların sistematik ve süreklilik arz edecek biçimde mağdurun ellerini ve ayaklarını ters askıyla bağladıktan sonra üzerinde sigara söndürmeleri, ayak altlarına sopayla vurarak darp etmeleri şeklinde geçekleşen eylemlerinin TCK’nin 96. maddesinde düzenlenen eziyet suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hüküm kurulması,…bozulmasına…” şeklinde belirtildiği üzere,
Dosya kapsamına göre, her ne kadar anılan Mahkemesince, suça sürüklenen çocuğun mağdur …’i ellerinden nevresim ile ranzaya bağlayıp, nevresimin ucunu yakarak mağdurun kendisini kurtarmasını bekleyerek sağ elinin yanmasına neden olduğu olaydan iki gün sonra, yine mağduru sopa ve hortum ile vurmak suretiyle darp ettiği gerekçesiyle eziyet ve kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; suça sürüklenen çocuğun mağdur …’i ranzaya bağlayıp nevresimin ucunu yakarak sağ elinin yanmasına neden olduğu olaydan sonra, çok kısa bir zaman aralığında sopa ve hortum vurmak suretiyle tekrar darp edilmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin süreklilik arzeder bir şekilde işlendiği, suça sürüklenen çocuğun mağdurun yaralanmasına neden olan eylemlerini sistematik bir şekilde, süreklilik arz edecek şekilde ve belli bir süreç içinde gerçekleştirdiği, bu haliyle suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin kül halinde 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 96. maddesinde düzenlenen eziyet suçunu oluşturduğunun kabulü gerektiği, ayrıca kasten yaralama suçundan mahkumiyetine hükmedilemeyeceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : TÜRK MİLLETİ ADINA
Dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuk hakkında mağdur …’e yönelik kasten basit yaralama suçundan 5237 Sayılı TCK’nin 86/2, 86/3-e, 31/3, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; suça sürüklenen çocuğun mağduru ranzaya bağladığı nevresimin ucunu yakarak sağ elinin yanmasına neden olduktan sonra çok kısa bir zaman aralığında sopa ve hortum vurmak suretiyle tekrar yaralanması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin süreklilik arzeder bir tarzda işlenmesi nedeniyle kül halinde eziyet suçunu oluşturmaktadır.
Suça sürüklenen çocuk hakkında mahkemece aynı zamanda eziyet suçundan 5237 Sayılı TCK’nin 96/2-a, 31/3, 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezasına hükmedilmiş, cezanın ertelenmesine karar verilmiş ve karar Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 24.06.2020 tarihli, 2020/1013 Esas ve 2020/14058 Karar sayılı ilamı ile onararak kesinleşmiştir.
Böylece, suça sürüklenen çocuk hakkında ayrıca kasten basit yaralama suçundan da mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.02.2019 tarihli ve 2017/417 Esas, 2019/243 Karar sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, hüküm fıkrasındaki yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmü yerine “Suça sürüklenen çocuğun eylemlerin bütün halinde eziyet suçunu oluşturması ve suça sürüklenen çocuk hakkında eziyet suçundan Isparta 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19.02.2019 tarihli ve 2017/417 Esas, 2019/243 Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet kararının onanarak kesinleşmiş olmasına göre; suça sürüklenen çocuk hakkında kasten basit yaralama suçundan açılan dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına” ibaresinin eklenmesi suretiyle kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmünün tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

