Bir kişinin ölümünün nüfus kayıtlarında hiç yer almaması, ölüm tarihinin yanlış yazılması veya kaybolan kişinin hukuken ölü kabul edilip edilmeyeceği konusunda belirsizlik bulunması; miras, sigorta, emeklilik, tapu, banka ve nüfus işlemlerinde ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle ölü olduğunun tespiti davası ve ölüm tarihinin tespiti davası, yalnızca nüfus kaydındaki teknik bir eksikliğin giderilmesi değil; hak sahiplerinin miras, sosyal güvenlik, sigorta ve malvarlığı işlemlerini yürütebilmesi için açılan temel davalardandır.

Ölü olduğunun tespiti ve ölüm tarihinin tespiti davası dilekçe örneğine sayfanın en altında ulaşabilirsiniz.

Özellikle İzmir, Bayraklı, Karşıyaka, Bornova, Buca ve Konak gibi nüfus hareketliliğinin yoğun olduğu yerlerde; eski tarihli ölüm kayıtları, yurtdışında gerçekleşen ölüm olayları, aynı kazada birden fazla kişinin ölmesi, ölüm tarihinin nüfus kaydına yanlış geçirilmesi veya ölüm kaydının hiç bulunmaması gibi sorunlar sıkça görülebilmektedir. Bu tür durumlarda mirasçılar veraset ilamı alamayabilir, tapu intikali yaptıramayabilir, banka hesaplarına erişemeyebilir veya SGK ölüm aylığı ve sigorta ödemelerinde sorun yaşayabilir.

Ölü Olduğunun Tespiti Davası Nedir?

Ölü olduğunun tespiti davası, bir kişinin hukuken ölü kabul edilmesi gerektiği hâlde nüfus kayıtlarında ölüm kaydının bulunmaması veya ölüm olgusunun resmî olarak ispat edilememesi durumunda açılan davadır. Bu dava özellikle uzun süredir kayıp olan, cesedi bulunamayan veya ölümüne kesin gözle bakılmasını gerektiren bir olayda kaybolan kişiler bakımından önem taşır.

Uçak kazası, gemi kazası, deprem, yangın, sel, savaş veya benzeri ağır olaylarda kişi kaybolmuş ve cesedine ulaşılamamış olabilir. Böyle bir durumda ölüm kaydı kendiliğinden oluşturulamadığı için mirasçılar ya da hukuki yararı bulunan kişiler mahkemeden kişinin ölü olduğunun tespitini isteyebilir. Mahkeme, olayın niteliğini, resmî tutanakları, tanık beyanlarını, kolluk ve arama-kurtarma kayıtlarını değerlendirerek kişinin ölümüne karar verebilir.

Ölü Olduğunun Tespiti Hangi Durumlarda İstenir?

Bu dava genellikle kişinin uzun süredir bulunamaması, ölümüne kesin gözle bakılan bir olayda kaybolması, nüfus müdürlüğünün ölüm kaydı için mahkeme kararı istemesi, veraset ilamı alınamaması veya tapu ve banka işlemlerinin ölüm kaydı eksikliği nedeniyle yapılamaması hâllerinde gündeme gelir. Yani mesele yalnızca “kişi öldü mü?” sorusu değildir; aynı zamanda ölümün hukuken kabul edilmesiyle birlikte miras, sigorta, emeklilik ve malvarlığı işlemlerinin önünün açılmasıdır.


Ölüm Tarihinin Tespiti Davası Nedir?

Ölüm tarihinin tespiti davası, kişinin öldüğü bilindiği hâlde ölüm tarihinin yanlış, eksik veya tartışmalı olması durumunda açılan davadır. Bu dava, özellikle miras hukukunda büyük önem taşır; çünkü miras kişinin ölümüyle açılır ve mirasçıların kim olduğu ölüm anına göre belirlenir.

Nüfus kaydında ölüm tarihinin yanlış yazılması, aynı olayda ölen kişilerden hangisinin önce öldüğünün bilinmemesi, ölüm tarihinin sigorta poliçesi veya SGK hakları bakımından belirleyici olması ya da tapu intikali için doğru ölüm tarihine ihtiyaç duyulması hâlinde mahkemeden ölüm tarihinin tespiti talep edilebilir. Ölüm tarihi hatalı belirlenirse mirasçılık sırası değişebilir, miras payları yanlış hesaplanabilir ve hak sahipleri ciddi kayıplar yaşayabilir.

Ölüm Tarihi Neden Bu Kadar Önemlidir?

Ölüm tarihi; veraset ilamı, tapu intikali, tereke işlemleri, banka hesapları, hayat sigortası, SGK ölüm aylığı, dul-yetim aylığı ve miras paylaşımı gibi birçok işlemin temelidir. Yanlış ölüm tarihi, yalnızca nüfus kaydında görünen basit bir hata gibi değerlendirilmemelidir. Bu hata, mirasçıların kim olacağını, hangi tarihte hak sahibi sayılacaklarını ve bazı durumlarda sigorta veya sosyal güvenlik ödemelerinin yapılıp yapılmayacağını doğrudan etkileyebilir.


Ölü Olduğunun Tespiti ile Ölüm Tarihinin Tespiti Arasındaki Fark

Ölü olduğunun tespiti davasında temel sorun, kişinin hukuken ölü kabul edilip edilmeyeceğidir. Ölüm tarihinin tespiti davasında ise kişinin öldüğü genellikle bilinmektedir; ancak ölümün hangi tarihte gerçekleştiği tartışmalıdır veya nüfus kaydındaki tarih gerçeğe uygun değildir.

Bu nedenle ölüm olgusu hiç resmîleşmemişse ölü olduğunun tespiti davası, ölüm kaydı mevcut fakat tarih hatalıysa ölüm tarihinin tespiti davası açılır. Bazı olaylarda iki talep birlikte de ileri sürülebilir. Örneğin kayıp kişinin ölümüne karar verilmesi istenirken aynı zamanda ölüm tarihinin de belirlenmesi gerekebilir.


Türk Medeni Kanunu’na Göre Ölümün İspatı

Türk Medeni Kanunu’na göre bir kişinin sağ veya ölü olduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Ölüm kural olarak nüfus kayıtlarıyla ispat edilir; ancak nüfus kaydı yoksa, eksikse veya gerçeğe aykırıysa ölüm olgusu başka delillerle de ispatlanabilir.

Bu davaların kamu düzeniyle bağlantılı olması nedeniyle mahkeme, tarafların sunduğu delillerle tamamen bağlı değildir. Gerekli gördüğünde nüfus müdürlüğünden, hastanelerden, belediyelerden, mezarlıklar müdürlüğünden, kolluk birimlerinden, savcılık dosyalarından, SGK’dan veya sigorta şirketlerinden kayıt isteyebilir. Böylece ölüm olgusu ve ölüm tarihi mümkün olan en sağlıklı şekilde tespit edilmeye çalışılır.

Aynı Anda Ölen Kişilerde Ölüm Sırası

Aynı kazada veya aynı afette birden fazla kişinin ölmesi hâlinde, kimin önce öldüğü miras hukuku bakımından kritik olabilir. Ölüm sırası ispatlanamıyorsa, kişiler aynı anda ölmüş kabul edilebilir. Bu durum özellikle eşlerin, anne-baba ve çocukların ya da kardeşlerin aynı olayda hayatını kaybettiği dosyalarda miras paylarını doğrudan etkileyebilir.

Nüfus Kaydında Ölüm Tarihi Yanlışsa Ne Yapılır?

Nüfus kaydında ölüm tarihi yanlış yazılmışsa öncelikle hatanın niteliği değerlendirilmelidir. Basit bir yazım veya maddi hata varsa idari düzeltme imkânı araştırılabilir. Ancak ölüm tarihinin değiştirilmesi miras, sigorta, SGK veya üçüncü kişilerin haklarını etkiliyorsa çoğu zaman mahkeme kararı gerekir.

Mahkeme tarafından ölüm tarihi tespit edildiğinde karar kesinleşir ve nüfus müdürlüğüne gönderilir. Nüfus müdürlüğü, mahkeme kararına göre ölüm kaydını düzeltir veya eksik ölüm kaydını işler. Bu düzeltmeden sonra veraset ilamı, tapu intikali, banka ve sigorta işlemleri daha sağlıklı şekilde yürütülebilir.

Nüfus Kaydı Düzeltildikten Sonra Hangi İşlemler Yapılır?

Ölüm kaydı veya ölüm tarihi düzeltildikten sonra mirasçılar veraset ilamı alabilir, tapu müdürlüğünde intikal işlemi yapabilir, bankalara başvurabilir, SGK ölüm aylığı sürecini başlatabilir ve hayat sigortası ya da benzeri hak taleplerini ileri sürebilir. Bu nedenle dava sonucunda alınan karar, çoğu zaman sonraki tüm işlemlerin kapısını açan ana belge niteliğindedir.


Ölüm Tarihinin Miras Hukukuna Etkisi

Ölüm tarihi, miras hukukunda mirasın açıldığı tarihi belirler. Kimin mirasçı olacağı, hangi mirasçının hangi oranda pay alacağı ve mirasçılık belgesinin nasıl düzenleneceği bu tarihe göre şekillenir. Özellikle peş peşe ölümler, aynı kazada ölüm, aile bireylerinin toplu şekilde hayatını kaybetmesi veya ölüm tarihinin hatalı yazılması mirasçılık sırasını değiştirebilir.

Örneğin eşlerden birinin diğerinden önce mi sonra mı öldüğü, bazı hâllerde mirasın önce eşe mi yoksa doğrudan altsoy veya diğer mirasçılara mı geçeceğini belirler. Bu nedenle ölüm tarihinin tespiti davası, uygulamada miras paylaşımı davaları ve tapu intikali işlemleriyle çok yakından bağlantılıdır.


Veraset İlamı Alınamıyorsa Ne Yapılmalıdır?

Noter veya sulh hukuk mahkemesi, ölüm kaydı eksik ya da hatalı olduğu için veraset ilamı düzenleyemeyebilir. Böyle bir durumda mirasçıların önce ölümün veya ölüm tarihinin tespiti için Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açması gerekebilir.

Veraset ilamı alınamaması genellikle ölüm kaydının bulunmaması, ölüm tarihinin belirsiz olması, nüfus kayıtları arasında çelişki bulunması veya aynı olayda ölen kişilerin ölüm sırasının tespit edilememesi gibi nedenlerden kaynaklanır. Bu eksiklik giderilmeden miras paylaşımı, tapu intikali ve tereke işlemleri sağlıklı şekilde ilerlemeyebilir.


Tapu İntikali İçin Ölüm Tarihinin Tespiti

Miras kalan taşınmazların mirasçılar adına intikali için ölüm kaydı ve veraset ilamı gerekir. Ölüm tarihi hatalı veya eksikse tapu müdürlüğü işlem yapmayabilir. Bu durumda mirasçılar, önce ölüm tarihinin tespiti davası açarak mahkeme kararı almalı; ardından nüfus kaydını düzelttirerek tapu intikali işlemlerine devam etmelidir.

Özellikle eski aile taşınmazlarında, köy tapularında, mirasçısı çok olan taşınmazlarda ve yıllar önce ölen kişilere ait kayıtlarda ölüm tarihi sorunları daha sık görülür. Bu nedenle tapu intikali yapılamayan dosyalarda nüfus kaydı ve ölüm tarihi mutlaka birlikte incelenmelidir.


Sigorta, SGK ve Banka İşlemlerinde Ölüm Tarihinin Önemi

Ölüm tarihi, sosyal güvenlik ve sigorta işlemleri açısından da belirleyicidir. Dul ve yetim aylığı, ölüm aylığı, hayat sigortası ödemesi, bireysel emeklilik, banka hesapları ve kredi borçlarına bağlı sigorta taleplerinde ölüm tarihi esas alınır.

Hayat sigortasında ölümün poliçe süresi içinde gerçekleşip gerçekleşmediği, SGK bakımından hak sahipliğinin hangi tarihte başlayacağı, banka ve kredi işlemlerinde borcun sigorta kapsamında kalıp kalmayacağı ölüm tarihine göre değerlendirilir. Bu nedenle ölüm tarihindeki hata, yalnızca mirasçıları değil, ekonomik hak sahiplerini de doğrudan etkileyebilir.


Kayıp Kişi İçin Hangi Dava Açılır?

Kayıp kişiyle ilgili her durumda aynı dava açılmaz. Eğer kişi uzun süredir kayıpsa ve ölümüne dair kesin bir olay yoksa gaiplik hükümleri gündeme gelebilir. Ancak kişi ölümüne kesin gözle bakılacak bir olayda kaybolmuşsa, ölü olduğunun tespiti davası daha uygun olabilir.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü gaiplik ile ölü olduğunun tespiti farklı hukuki sonuçlar doğurur. Gaiplikte belirli süreler, ilan prosedürleri ve teminat gibi konular gündeme gelebilirken; ölümüne kesin gözle bakılan hâllerde mahkeme, doğrudan ölüm olgusunun tespitine karar verebilir.


Ölü Olduğunun Tespiti Davasında Deliller

Bu davalarda ölüm olgusunu ve ölüm tarihini ispatlayabilecek her türlü delil kullanılabilir. Nüfus kayıtları, hastane belgeleri, ölüm raporu, otopsi raporu, kolluk tutanakları, savcılık dosyası, mezarlık kayıtları, defin belgeleri, belediye kayıtları, SGK kayıtları, sigorta evrakı, pasaport kayıtları, yurtdışı belgeleri, tanık beyanları, fotoğraf, video ve arama-kurtarma kayıtları mahkeme tarafından değerlendirilebilir.

Özellikle eski tarihli ölüm olaylarında mezarlık kayıtları, köy kayıtları, belediye arşivleri ve tanık anlatımları büyük önem kazanabilir. Yurtdışında meydana gelen ölümlerde ise konsolosluk kayıtları, yabancı ülke ölüm belgeleri ve apostil/tercüme süreçleri ayrıca incelenmelidir.


Görevli ve Yetkili Mahkeme

Ölü olduğunun tespiti ve ölüm tarihinin tespiti davalarında görevli mahkeme genel olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise somut olayın niteliğine göre kişinin son yerleşim yeri, nüfusa kayıtlı olduğu yer veya kayıtla bağlantılı mahkeme olabilir.

İzmir’de açılacak davalarda Bayraklı, Karşıyaka, Bornova, Buca, Konak, Menemen, Torbalı, Çiğli ve çevre ilçelerdeki nüfus kayıtları, yerleşim yeri bilgileri ve miras işlemlerinin yapılacağı yer birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle tapu intikali, veraset ilamı ve nüfus kaydı düzeltme işlemleri aynı dosya zincirinin parçaları hâline gelebilir.


İzmir’de Ölüm Tarihinin Tespiti Davası

İzmir’de ölüm tarihinin tespiti davaları çoğunlukla miras, tapu intikali, veraset ilamı, SGK ölüm aylığı ve eski nüfus kayıtlarının düzeltilmesi amacıyla gündeme gelmektedir. Özellikle eski tarihli ölüm olaylarında nüfus kayıtlarının eksik tutulması, köyden mahalleye dönüşen yerlerde kayıtların dağınık olması veya yurtdışı ölüm belgelerinin Türkiye’de işlenmemiş olması uygulamada sorun yaratabilir.

Bayraklı, Karşıyaka, Bornova, Buca ve Konak gibi ilçelerde açılan davalarda mahkeme, ilgili nüfus müdürlüğünden kayıtları celbedebilir; belediye, mezarlıklar müdürlüğü, hastane, SGK ve gerektiğinde kolluk birimlerinden bilgi isteyebilir. Amaç, ölüm tarihini yalnızca beyana göre değil, mümkün olduğunca objektif kayıtlarla tespit etmektir.


Yurtdışında Ölen Kişinin Ölüm Tarihi Türkiye’de Nasıl Tespit Edilir?

Yurtdışında ölen Türk vatandaşları bakımından ölüm olayının Türkiye’de nüfus kayıtlarına işlenmesi gerekir. Ancak yabancı ülkeden alınan ölüm belgesinin eksik, tercümesiz, apostilsiz veya Türkiye’de işlenmemiş olması hâlinde nüfus kaydında ölüm tarihi görünmeyebilir.

Bu durumda konsolosluk kayıtları, yabancı ülke ölüm belgesi, apostilli evrak, yeminli tercüme, pasaport kayıtları ve aile nüfus kayıtları birlikte değerlendirilir. Gerekirse mahkemeden ölüm tarihinin tespiti talep edilerek Türkiye’de nüfus kaydının düzeltilmesi sağlanabilir.


Dava Sonunda Verilen Karar Ne İşe Yarar?

Mahkeme, kişinin ölü olduğuna veya ölüm tarihinin belirli bir tarih olduğuna karar verdiğinde bu karar kesinleştikten sonra ilgili nüfus müdürlüğüne gönderilir. Nüfus müdürlüğü mahkeme kararına uygun şekilde ölüm kaydını işler veya düzeltir.

Bu karar sonrasında mirasçılar veraset ilamı alabilir, tapu intikali yapabilir, SGK ve sigorta işlemlerini başlatabilir, banka hesapları ve tereke işlemleriyle ilgili başvurularını tamamlayabilir. Bu nedenle dava, çoğu zaman miras ve malvarlığı işlemlerinin kilidini açan ilk adımdır.


Sıkça Sorulan Sorular

Ölü olduğunun tespiti davası nedir?

Ölü olduğunun tespiti davası, kaybolan, cesedi bulunamayan veya ölüm kaydı oluşturulamayan bir kişinin hukuken ölü kabul edilmesi için açılan davadır. Bu dava sonunda mahkeme kişinin ölü olduğuna karar verirse, karar nüfus kayıtlarına işlenebilir.

Ölüm tarihinin tespiti davası ne zaman açılır?

Kişinin öldüğü biliniyor ancak ölüm tarihi yanlış, eksik veya tartışmalı ise ölüm tarihinin tespiti davası açılır. Bu dava özellikle miras, sigorta, SGK ve tapu intikali işlemlerinde önem taşır.

Ölüm tarihi yanlış yazılmışsa miras etkilenir mi?

Evet. Ölüm tarihi mirasın açıldığı tarihi belirler. Yanlış ölüm tarihi, mirasçılık sırasını ve miras paylarını değiştirebilir. Bu nedenle ölüm tarihi hatalıysa mahkeme kararıyla düzeltilmesi gerekebilir.

Veraset ilamı alınamıyorsa ölüm tarihinin tespiti gerekir mi?

Bazı durumlarda evet. Ölüm kaydı eksik veya ölüm tarihi belirsizse noter ya da sulh hukuk mahkemesi veraset ilamı düzenleyemeyebilir. Bu durumda önce Asliye Hukuk Mahkemesi’nde ölümün veya ölüm tarihinin tespiti davası açılması gerekebilir.

İzmir’de ölüm tarihinin tespiti davası hangi mahkemede açılır?

Somut olaya göre değişmekle birlikte bu davalarda görevli mahkeme genel olarak Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Yetki değerlendirmesinde kişinin son yerleşim yeri, nüfusa kayıtlı olduğu yer ve kayıtla bağlantılı diğer unsurlar dikkate alınır.


Ölü Olduğunun Tespiti ve Ölüm Tarihinin Tespiti Dava Dilekçesi Örneği

Aşağıdaki dilekçe örneği; ölüm kaydının nüfus siciline işlenmemesi, ölüm tarihinin yanlış yazılması veya kişinin hukuken ölü olduğunun mahkeme kararıyla tespit edilmesi gereken durumlar için genel örnek olarak hazırlanmıştır. Somut olayın miras, tapu, sigorta, SGK ve nüfus kayıtlarına etkisine göre dilekçe içeriği ayrıca uyarlanmalıdır.

İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE

DAVACI : Ad Soyad
T.C. Kimlik No: …………………
Adres: …………………

VEKİLİ : Av. …………………
Adres: …………………

DAVALI : İlgili Nüfus Müdürlüğü
Adres: …………………

KONU : Müteveffa …………………’ın ölü olduğunun tespiti, ölüm tarihinin …/…/…… olarak belirlenmesi ve mahkeme kararının kesinleşmesini takiben ilgili nüfus kayıtlarına işlenmesi talebimizden ibarettir.

AÇIKLAMALAR

1. Müvekkil/davacı, ………………… T.C. kimlik numaralı …………………’ın yasal mirasçısıdır. Müteveffa …………………, …/…/…… tarihinde meydana gelen ………………… olayı neticesinde hayatını kaybetmiş olmasına rağmen, nüfus kayıtlarında ölüm kaydı bulunmamakta / ölüm tarihi gerçeğe aykırı şekilde …/…/…… olarak görünmektedir.

2. Ölüm kaydının bulunmaması veya ölüm tarihinin hatalı şekilde nüfus siciline geçirilmiş olması nedeniyle davacı, mirasçılık belgesi alınması, tapu intikali, banka işlemleri, sigorta başvuruları ve diğer resmî işlemleri tamamlayamamaktadır. Bu durum, davacının miras ve malvarlığına ilişkin haklarını kullanmasını fiilen engellemektedir.

3. Türk Medeni Kanunu uyarınca bir kişinin sağ veya ölü olduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ölüm olgusu kural olarak nüfus kayıtlarıyla ispat edilmekle birlikte, nüfus kaydının bulunmadığı, eksik olduğu veya gerçeği yansıtmadığı hâllerde ölüm olgusu ve ölüm tarihi her türlü delille ispatlanabilir.

4. Somut olayda müteveffanın ölümüne ilişkin kayıtlar, tanık beyanları, hastane/mezarlık/belediye/kolluk/savcılık kayıtları ve dosyaya sunulacak sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, …………………’ın …/…/…… tarihinde vefat ettiği açıktır. Bu nedenle ölüm tarihinin mahkeme kararıyla tespit edilmesi ve ilgili nüfus kaydına işlenmesi zorunluluğu doğmuştur.

5. Ölüm tarihinin doğru şekilde belirlenmesi özellikle miras hukuku bakımından önem taşımaktadır. Zira miras, miras bırakanın ölümüyle açılır ve mirasçılık sırası ölüm anına göre belirlenir. Ölüm tarihinin yanlış veya eksik olması, mirasçılık belgesinin düzenlenmesini, tereke işlemlerini ve tapu intikal süreçlerini doğrudan etkilemektedir.

6. Mahkemenizce yapılacak yargılama sonucunda, müteveffa …………………’ın ölü olduğunun ve ölüm tarihinin …/…/…… olduğunun tespitine karar verilmesi; kararın kesinleşmesi sonrasında ilgili nüfus müdürlüğüne bildirilerek nüfus kayıtlarının düzeltilmesi gerekmektedir.

HUKUKİ NEDENLER

Türk Medeni Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili sair mevzuat.

DELİLLER

Nüfus kayıt örneği, aile nüfus kayıt tablosu, ölüm belgesi, hastane kayıtları, mezarlık ve defin kayıtları, belediye kayıtları, kolluk tutanakları, savcılık dosyası, SGK kayıtları, sigorta belgeleri, tapu kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi, keşif, yemin ve her türlü yasal delil.

NETİCE VE TALEP

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

1. ………………… T.C. kimlik numaralı …………………’ın ölü olduğunun tespitine,

2. Müteveffanın ölüm tarihinin …/…/…… olarak tespitine,

3. Mahkeme kararının kesinleşmesini takiben ilgili nüfus müdürlüğüne bildirilerek ölüm kaydının nüfus siciline işlenmesine / hatalı ölüm tarihinin düzeltilmesine,

4. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine,

karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.

Davacı / Davacı Vekili
Ad Soyad
İmza

Bu dilekçe örneği genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Ölüm tarihinin miras, tapu, sigorta, SGK veya yurtdışı nüfus kayıtlarıyla bağlantılı olduğu dosyalarda somut olaya göre özel hukuki değerlendirme yapılması gerekir.
author avatar
Av. Murat Turgut MİNAR Avukat
Av. Murat Turgut Minar, İzmir Barosu’na 12460 sicil numarasıyla kayıtlı olup; ceza hukuku, kamulaştırma hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, icra ve iflas hukuku ile iş hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.