Arsa payının düzeltilmesi davası, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmuş taşınmazlarda bağımsız bölümlere verilen arsa paylarının, bağımsız bölümlerin gerçek değerleriyle orantılı olmadığı durumlarda açılan önemli bir gayrimenkul hukuku davasıdır. Apartman, site, iş merkezi veya karma yapılarda her bağımsız bölümün tapuda belirli bir arsa payı bulunur. Bu pay, yalnızca tapuda görünen teknik bir oran değildir; kentsel dönüşüm, ortak giderler, yeniden inşa, kamulaştırma, ortaklığın giderilmesi, kat karşılığı inşaat süreci ve mülkiyet hakkının ekonomik değeri bakımından doğrudan sonuç doğurur.

Uygulamada birçok taşınmazda arsa payları, bağımsız bölümlerin gerçek değerleriyle uyumlu şekilde belirlenmemiş olabilir. Aynı binada daha değerli konumdaki bir daireye düşük arsa payı, daha az değerli bir bağımsız bölüme ise yüksek arsa payı verilmiş olabilir. Bu durum özellikle kentsel dönüşüm sürecinde, yeniden yapılacak binadan alınacak bağımsız bölümün belirlenmesinde, satış bedelinin paylaşılmasında veya arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Arsa payının düzeltilmesi davasının amacı, bağımsız bölümlere ait arsa paylarının, kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulduğu tarihteki değerleriyle uyumlu hâle getirilmesidir. Bu dava, mevcut piyasa değerine göre değil; arsa payının ilk belirlendiği tarihteki objektif değer kriterlerine göre incelenir. Yargıtay kararlarında da arsa payı düzeltim davalarında soyut değerlendirmelerle hüküm kurulamayacağı, bağımsız bölümün konumu, alanı, cephesi, bulunduğu kat, kullanım biçimi, manzarası, ısıtma ve aydınlatma özellikleri gibi değer etkileyen unsurların tek tek incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir.


Arsa Payı Nedir?

Arsa payı, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmuş yapılarda her bağımsız bölüme, ana taşınmazın arsası üzerinde tanınan mülkiyet payıdır. Başka bir ifadeyle arsa payı, bir daire, dükkân, ofis veya bağımsız bölüm malikinin ana taşınmaz arsası üzerindeki oranını gösterir.

Arsa payı çoğu zaman tapu kaydında kesirli oran şeklinde yer alır. Örneğin bir bağımsız bölümün arsa payı 20/400, 35/1000 veya 50/2400 gibi gösterilebilir. Bu oran, bağımsız bölüm malikinin ana gayrimenkuldeki payını ifade eder. Ancak bu payın rastgele belirlenmesi mümkün değildir. Arsa payının, bağımsız bölümün değeriyle orantılı olması gerekir.

Bir binada zemin kattaki cadde cepheli dükkân ile ara kattaki küçük bir dairenin ekonomik değeri aynı olmayabilir. Aynı şekilde deniz manzaralı, geniş, ön cepheli bir daire ile bodrum katta, sınırlı kullanım alanına sahip bir bağımsız bölümün değeri de farklıdır. İşte arsa payı belirlenirken bu farklılıkların dikkate alınması gerekir.


Arsa Payının Düzeltilmesi Davası Nedir?

Arsa payının düzeltilmesi davası, tapuda bağımsız bölümlere verilmiş arsa paylarının, bağımsız bölümlerin gerçek değerleriyle orantılı olmadığı iddiasıyla açılan davadır. Bu dava sonucunda mahkeme, mevcut arsa paylarının hatalı olduğunu tespit ederse tapu sicilinde yeni arsa paylarının tesciline karar verebilir.

Bu dava özellikle eski binalarda, kat irtifakı kurulurken teknik ve hukuki inceleme yapılmadan arsa payı dağıtılan taşınmazlarda sıkça gündeme gelir. Geçmişte birçok yapıda arsa payları, bağımsız bölümlerin değeri esas alınmadan, kabaca eşit şekilde veya müteahhit/malik iradesine göre belirlenmiştir. Oysa arsa payının belirlenmesinde esas olan, bağımsız bölümün ana taşınmaz içindeki objektif değeridir.

Arsa payı hatası ilk bakışta büyük bir problem gibi görünmeyebilir. Ancak bina yıkılıp yeniden yapılacağında, kentsel dönüşüm süreci başladığında veya taşınmaz satıldığında bu hata ciddi ekonomik sonuçlar doğurur. Düşük arsa payı verilen bir bağımsız bölüm maliki, aslında daha değerli bir bağımsız bölüme sahip olmasına rağmen yeniden paylaşımda daha düşük hak elde edebilir.


Arsa Payı Neden Düzeltilir?

Arsa payının düzeltilmesi, mülkiyet hakkının gerçek değerine uygun korunması için gerekir. Tapuda görünen arsa payı, maliklerin ana taşınmaz üzerindeki haklarını belirlediğinden, bu payın hatalı olması maliklerin ekonomik menfaatlerini doğrudan etkiler.

Özellikle kentsel dönüşüm uygulamalarında arsa payı büyük önem taşır. Riskli yapı tespiti yapılan bir binada maliklerin karar alma süreçleri, yeniden yapılacak projedeki hak sahipliği, satış işlemleri ve yeni bağımsız bölüm dağılımı çoğu zaman arsa payları üzerinden değerlendirilir. Arsa payı hatalıysa, dönüşüm süreci de hatalı ve adaletsiz şekilde ilerleyebilir.

Aynı durum ortaklığın giderilmesi davaları, kamulaştırma bedelinin paylaşılması, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ve ana taşınmazın yeniden değerlendirilmesi süreçlerinde de geçerlidir. Bu nedenle arsa payı düzeltim davası, yalnızca tapudaki rakamların değiştirilmesi değil, taşınmaz üzerindeki gerçek mülkiyet değerinin korunması anlamına gelir.


Arsa Payı Hangi Durumlarda Hatalı Sayılır?

Arsa payının hatalı olup olmadığı, bağımsız bölümün kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulduğu tarihteki değeriyle tapuda verilen arsa payı arasında açık bir orantısızlık bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir. Burada bugünkü piyasa değerinden çok, arsa payının ilk belirlendiği tarihteki koşullar önemlidir.

Örneğin aynı binada cadde cepheli dükkâna düşük arsa payı, arka cephedeki küçük bir daireye daha yüksek arsa payı verilmişse bu durum düzeltim davasına konu olabilir. Yine metrekare, kullanım alanı, kat konumu, cephe, manzara, mimari kullanım, ışık alma süresi ve bağımsız bölümün niteliği dikkate alınmadan yapılan arsa payı dağılımları hukuki uyuşmazlık doğurabilir.

Ancak her değer farklılığı otomatik olarak dava kabulü anlamına gelmez. Mahkeme, arsa paylarının belirlenmesinde gerçekten objektif bir hata olup olmadığını araştırır. Bu nedenle dava, güçlü teknik inceleme ve denetime elverişli bilirkişi raporu gerektirir.


Arsa Payının Düzeltilmesi Davasının Hukuki Dayanağı

Arsa payının düzeltilmesi davaları, kat mülkiyeti hukukuyla doğrudan bağlantılıdır. Bununla birlikte tapu sicilindeki hatalı tescil veya mülkiyet hakkının yanlış yansıtılması söz konusu olduğunda Türk Medeni Kanunu’nun 1025. maddesi de önem taşır.

TMK m.1025 hükmü şöyledir:

“Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.”

Arsa payı, bağımsız bölüm malikinin ana taşınmaz üzerindeki aynî hakkının bir parçasıdır. Bu nedenle arsa payının bağımsız bölüm değeriyle uyumsuz şekilde tescil edilmesi, bazı hâllerde tapu sicilinin düzeltilmesini gerektiren bir durum oluşturabilir.


Kentsel Dönüşümde Arsa Payı Neden Önemlidir?

Kentsel dönüşüm sürecinde arsa payı, maliklerin haklarının belirlenmesinde en kritik unsurlardan biridir. Riskli yapı kararı alınan bir binada yıkım, yeniden yapım, müteahhitle sözleşme, yeni bağımsız bölüm paylaşımı ve karar nisapları bakımından arsa payı doğrudan etkili olabilir.

Bu nedenle kentsel dönüşüm başlamadan önce tapudaki arsa paylarının gerçek duruma uygun olup olmadığı incelenmelidir. Hatalı arsa payı ile dönüşüm sürecine girilmesi, ileride daha büyük uyuşmazlıklara neden olabilir. Özellikle eski yapılarda, bağımsız bölümlerin değerleriyle uyumlu olmayan arsa payları sık görüldüğünden, maliklerin bu konuda dikkatli hareket etmesi gerekir.

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun doğrudan arsa payı düzeltim davasını düzenlemese de, kentsel dönüşüm uygulamalarında malik paylarının doğru belirlenmesi bakımından arsa payı son derece önemlidir. Çünkü dönüşüm sürecinde yapılacak işlemler çoğu zaman tapudaki pay oranları esas alınarak yürütülür.


Arsa Payının Düzeltilmesi Davası Nasıl Açılır?

Arsa payının düzeltilmesi davası, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Davada, mevcut arsa paylarının bağımsız bölümlerin değerleriyle orantılı olmadığı açıkça ortaya konulmalıdır. Dava dilekçesinde yalnızca “arsa payı hatalıdır” demek yeterli değildir; hangi bağımsız bölümün hangi nedenle eksik veya fazla arsa payına sahip olduğu açıklanmalıdır.

Dava açılmadan önce tapu kaydı, kat irtifakı veya kat mülkiyeti kuruluş belgeleri, mimari proje, yönetim planı, bağımsız bölüm listesi ve varsa önceki resmi senetler incelenmelidir. Çünkü mahkeme, arsa paylarının belirlenmesinde kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulduğu tarihteki değerleri esas alacaktır.

Bu davalarda tüm bağımsız bölüm maliklerinin davada taraf olarak yer alması gerekir. Çünkü arsa payının düzeltilmesi, yalnızca davacının payını değil, diğer maliklerin paylarını da etkiler. Bir bağımsız bölümün arsa payı artırıldığında, diğer bağımsız bölümlerin paylarında da değişiklik olması kaçınılmazdır.


Arsa Payı Düzeltim Davasında Bilirkişi İncelemesi

Arsa payının düzeltilmesi davasında bilirkişi incelemesi davanın en önemli aşamalarından biridir. Mahkeme, bağımsız bölümlerin kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulduğu tarihteki değerlerini tespit etmek için bilirkişi raporu alır. Bu raporun soyut değil, ayrıntılı ve denetime elverişli olması gerekir.

Bilirkişi; bağımsız bölümün cinsini, bulunduğu katı, alanını, cephesini, manzarasını, konumunu, mimari kullanımını, ısıtma ve aydınlatma özelliklerini, yapı içindeki değerini ve diğer objektif kriterleri ayrı ayrı değerlendirmelidir. Yalnızca metrekareye veya bugünkü piyasa değerine bakılarak arsa payı düzeltimi yapılması doğru değildir.

Bu nedenle bilirkişi raporuna itiraz süreci de büyük önem taşır. Eksik, soyut veya hatalı hesaplamaya dayalı raporlara süresinde itiraz edilmezse, dava sonucunda ciddi hak kaybı yaşanabilir.

Yargıtay Kararlarında Arsa Payının Düzeltilmesi Davası

Yargıtay kararları, arsa payının düzeltilmesi davalarında mahkemelerin nasıl inceleme yapması gerektiğini açık şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle bağımsız bölümlerin değerini etkileyen unsurların tek tek değerlendirilmesi, bilirkişi raporunun denetime elverişli olması ve eksik incelemeyle karar verilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Arsa Payı Düzeltiminde Eksik Bilirkişi İncelemesi Bozma Nedenidir

T.C. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 30.04.2025 tarihli, 2024/13683 E. ve 2025/6630 K.sayılı ilamı.

“Uyuşmazlık, tarafların kat maliki oldukları ana gayrimenkulde bağımsız bölümlerin arsa paylarının değerleriyle orantılı olup olmadığının tespiti ile yeni arsa paylarının tapu siciline tescili istemine ilişkindir. Dosyada mevcut bilirkişi raporunda; bağımsız bölümlerin kat irtifakının kurulduğu tarihteki değerlerinin açıklanan unsurları ve bu belirlemeye göre tapu sicilinde kayıtlı arsa paylarında düzeltilmesi gereken bir yanlışlık olduğu açıkca saptanmamış, ayrıca bağımsız bölümlerin binada bulundukları yerleri ve yüzölçümleri açıkça belirtilmesine karşın her bir bağımsız bölümün kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulduğu tarihteki değerlerine etkili olabilecek diğer unsurlar tek tek yazılıp açıklanmamış ve bu bağımsız bölümlerin değerleri ayrı ayrı hesaplanmamış olup soyut bir biçimde değerlendirmenin yapılarak arsa payları yeniden belirlenmesi isabetli değildir.

Mahkemece, açıklanan hususlar doğrultusunda arsa paylarının belirlenmesinde esas alınacak olan bağımsız bölümlerin kat irtifakı kurulduğu tarih itibari ile değerlerini olumlu veya olumsuz etkileyen tüm unsurların incelenip irdelenmesi, bağımsız bölümlerin kat mülkiyeti kurulduğu tarihteki, cinsi, bulunduğu kat, alanı, ısıtma ve aydınlatma süreleri, mimari kullanımı ve konumu, cephesi, manzarası gibi hususların yeniden değerlendirilmesi için bilirkişi kurulundan yeniden ek rapor alınması, arsa paylarının düzenlenmesini gerektirecek bir hususun olup olmadığının araştırılması davacıların kat irtifakı tesis edilirken yahut kat mülkiyetine geçiş işlemleri sırasında arsa paylarını belirleyip belirlemediklerinin tespiti ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu işin esası hakkında davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.“

Bu karar, arsa payı düzeltim davalarında mahkemenin yalnızca genel bir bilirkişi değerlendirmesiyle karar veremeyeceğini göstermektedir. Yargıtay’a göre her bağımsız bölümün değerini etkileyen unsurlar ayrı ayrı incelenmeli, kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulduğu tarihteki değerler esas alınmalı ve rapor somut gerekçeler içermelidir.

İmar Uygulaması, Yolsuz Tescil ve Arsa Payı İlişkisi

Arsa payı uyuşmazlıkları bazen yalnızca kat mülkiyeti kuruluşundan değil, imar uygulamalarından da kaynaklanabilir. İmar uygulaması sonucunda oluşan tapu kayıtları, maliklerin paylarını ve taşınmaz üzerindeki haklarını doğrudan etkileyebilir. Eğer imar uygulamasının dayanağı olan idari işlem idari yargı tarafından iptal edilirse, bu işleme dayalı tapu kayıtları da yolsuz tescil tartışmasına konu olabilir.

Bu noktada Yargıtay’ın imar uygulaması ve TMK m.1025 kapsamında verdiği kararlar, tapu sicilinin hukuki sebebe dayanması gerektiğini göstermesi bakımından önemlidir.

İmar Uygulamasının İptali Hâlinde Tapu Sicili Eski Hâle Getirilmelidir

T.C. YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ E. 2025/260 K. 2025/835 T. 17.2.2025

“Bilindiği üzere, imar hukuku düzenlemeleri kamu düzenine ilişkin olup, re’sen gözetileceği gibi, kamu düzenine ilişkin hususlarda da usulü kazanılmış haktan söz edilemez. Ayrıca, tapu sicilinin tutulması prensiplerinden biri tescil, diğeri sicilin aleniliği ( güvenirliği ), bir diğeri Hazinenin kusursuz sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebinin bulunması, yani kaydın illetten mücerret olmamasıdır. Diğer taraftan, yargı merciilerince verilen kararlar yöntemine uygun şekilde kesin hüküm niteliğini kazandığında “Lazım-ül icra” ( uygulanması gereken ) duruma gelirler. Öte yandan, idari yargıda esas olan iptal kararlarının geriye yürümesi, başka bir anlatımla iptal edilen idari işlemin, doğduğu andan itibaren yok sayılmasıdır. Bu açıdan, idari yargıdaki iptal kararları beyan edici ( açıklayıcı ) niteliktedir. Çünkü, sakat bir idari işlemin hukuk düzenine girmesi ile hukuka aykırı bir durum ortaya çıkar. Bu durumun giderilebilmesi için iptal kararı, hukuken sakat olan işlemi geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırır ve hukuka aykırı işlem yapılmadan önceki duruma geri dönülür. Bu bağlamda, imar parsellerinin dayanağını teşkil eden idari işlemlerin idari yargı yerinde iptal edilip kesinleşmesi ile imar parsellerinin TMK’nin 1025. maddesinde öngörülen yolsuz tescil durumuna düşeceği açıktır. Öyleyse, idare mahkemesi tarafından verilen imar uygulamasının iptaline ilişkin kararın kesinleşmesiyle bu idari işlemle oluşmuş tüm uygulamalar iptal edilmiş sayılacağından, sicil kayıtlarının iptal edilen uygulama öncesine getirilmesi gerektiği tartışmasızdır.”

Bu karar, doğrudan arsa payı düzeltiminden çok imar uygulaması ve yolsuz tescil ilişkisine yöneliktir. Ancak tapu sicilinin hukuki sebebe dayanması gerektiğini vurgulaması nedeniyle arsa payı ve pay düzeltimi uyuşmazlıkları bakımından da önemlidir. Tapu kaydı geçerli bir hukuki sebebe dayanmıyorsa veya dayanak işlem ortadan kalkmışsa, sicilin düzeltilmesi gündeme gelebilir.


Arsa Payının Düzeltilmesi Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Arsa payı düzeltim davası açmadan önce yalnızca mevcut tapu kaydına bakmak yeterli değildir. Kat irtifakı veya kat mülkiyeti kuruluş tarihi, mimari proje, bağımsız bölümlerin ilk değerleri, yönetim planı, resmi senetler ve tüm maliklerin durumu birlikte incelenmelidir. Çünkü dava, bugünkü kullanım alışkanlıklarına göre değil, arsa payının ilk belirlendiği tarihteki objektif değer ölçütlerine göre değerlendirilir.

Davanın tüm maliklere yöneltilmesi, bilirkişi raporunun dikkatle incelenmesi ve eksik rapora süresinde itiraz edilmesi gerekir. Ayrıca kentsel dönüşüm süreci başlamışsa, arsa payı hatasının dönüşüm kararlarına ve yeni paylaşım düzenine nasıl etki edeceği ayrıca değerlendirilmelidir.


Arsa Payının Düzeltilmesi Davası Ne Kadar Sürer?

Arsa payının düzeltilmesi davasının süresi, taşınmazdaki bağımsız bölüm sayısına, malik sayısına, bilirkişi incelemesinin kapsamına, proje ve tapu kayıtlarının durumuna göre değişir. Az bağımsız bölümlü ve belgeleri düzenli olan taşınmazlarda süreç daha kısa ilerleyebilir. Ancak büyük sitelerde, iş merkezlerinde, karma yapılarda veya eski tarihli kat mülkiyeti dosyalarında dava daha uzun sürebilir.

Bilirkişi raporu, ek rapor, keşif, taraf teşkili, istinaf ve temyiz aşamaları davanın süresini etkileyen temel unsurlardır. Bu nedenle arsa payı hatası olan taşınmazlarda dava açmadan önce teknik ve hukuki ön inceleme yapılması önemlidir.


Sonuç

Arsa payının düzeltilmesi davası, bağımsız bölüm maliklerinin ana taşınmaz üzerindeki gerçek haklarının korunması için önemli bir hukuki yoldur. Hatalı arsa payı, ilk bakışta tapuda görünen küçük bir oran farkı gibi algılansa da, özellikle kentsel dönüşüm, yeniden inşa, satış, ortaklığın giderilmesi, kamulaştırma ve kat karşılığı inşaat süreçlerinde ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilir.

Yargıtay kararlarında da arsa payı düzeltim davalarında soyut bilirkişi raporlarıyla karar verilemeyeceği, bağımsız bölümlerin kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulduğu tarihteki değerlerinin objektif kriterlerle incelenmesi gerektiği açıkça vurgulanmaktadır. Bu nedenle arsa payı hatası bulunduğunu düşünen maliklerin, tapu kaydıyla birlikte mimari proje, kuruluş belgeleri, bağımsız bölüm özellikleri ve tüm maliklerin durumunu birlikte değerlendirmesi gerekir.

Doğru hazırlanmış bir dava dosyası, denetime elverişli bilirkişi incelemesi ve güçlü hukuki gerekçelerle arsa payındaki hata giderilebilir; böylece tapu sicili bağımsız bölümlerin gerçek değerlerine daha uygun hâle getirilebilir.