Madde Metni

İntihara yönlendirme

Madde 84- (1) Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Mülga ikinci cümle: 29/6/2005 – 5377/10 md.)

(4) İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar.


Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında bir başkasını intihara azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etme fiilleri, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmaktadır.

Canlı türü olarak insan, hayatını sürdürme konusunda bir içgüdüye sahiptir. Ancak, algılama yeteneğinin olmaması nedeniyle veya yakalandığı hastalıktan kaynaklanan acı ve ızdırabın etkisiyle kişide hayatını sona erdirmeye yönelik bir eğilim ortaya çıkabilir ve bunu bir irade açıklamasıyla ortaya koyabilir. Belirtmek gerekir ki, kişinin bu şartlar altında hayatını sona erdirme yönündeki iradesinin hukukî geçerliliği söz konusu değildir. Başka bir deyişle, belirtilen durumlarda hukuken muteber bir iradeden söz etmek mümkün değildir.

Ahlaken tasvip edilmeyen bir tasarruf olan intihar veya intihara teşebbüs olgusu, bizatihi cezalandırılabilir bir davranış niteliği taşımamaktadır. Buna karşılık, bir başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişinin bu fiilleri cezalandırılabilir niteliktedir.

Başlı başına cezalandırılabilir bir fiil olarak intihara yardım, esas itibarıyla icraî davranışla gerçekleştirilebilir. Ancak, intiharı önleme konusunda hukukî yükümlülük altında bulunan kişinin, bir intihar olgusuyla karşı karşıya olmasına rağmen, bu intihar girişimini engellememesi, bu girişim karşısında kayıtsız davranması; intihara ihmali davranışla yardım olarak nitelendirilmek gerekir. Ancak, bunun için, kişinin intiharı önleme konusunda hukukî bir yükümlülüğünün olması gerekir.

Maddenin ikinci fıkrasında, intihara teşvik veya yardım suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli düzenlenmiştir. İntihara teşvik veya yardımın cezalandırılabilmesi için, kişinin intihar etmesi şart değildir. Teşvik veya yardım sonucunda intiharın gerçekleşmesi durumunda, söz konusu fıkraya göre cezanın artırılması gerekmektedir.

Üçüncü fıkrada, başkalarını intihara alenen teşvik edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, belli bir kişinin muhatap alınması gerekmemektedir. Aleniyet için aranan temel ölçüt, fiilin, gerçekleştiği koşullar itibarıyla belirli olmayan ve birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olmasıdır. Keza, aleniyetin basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi durumunda artırma oranı ayrıca düzenlenmektedir.

Maddenin son fıkrasında, işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle, cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulacağı kabul edilmiştir.

Aslında, bu durumda kasten öldürme suçu, mağdurun kendisinin araç olarak kullanılması suretiyle, yani dolaylı faillik şeklinde işlenmektedir.


Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi

Türk Ceza Kanunu’nun 84. maddesinde düzenlenen intihara yönlendirme suçu, bir kişinin başka bir kimseyi intihara azmettirmesi, teşvik etmesi, intihar kararını kuvvetlendirmesi veya intihara herhangi bir şekilde yardım etmesi durumunda ortaya çıkar. Kanun koyucu, insan hayatının korunması amacıyla bu tür davranışları suç olarak düzenlemiş ve fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörmüştür.

TCK 84 kapsamında suçun oluşabilmesi için, failin mağdurun intihar kararını etkileyen veya kolaylaştıran bir davranışta bulunması gerekir. Bu davranış; intihara teşvik edici sözler söylemek, intihar yöntemini göstermek ya da intihar için araç sağlamak gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir.

Suçun neticesi ağırlaşmış hâli de kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Eğer failin eylemleri sonucunda mağdur gerçekten intihar ederse, daha ağır ceza uygulanması gündeme gelir. Bunun yanında, failin cebir veya tehdit kullanarak kişiyi intihara mecbur bırakması halinde eylem artık yalnızca intihara yönlendirme olarak değil, kasten öldürme hükümleri kapsamında değerlendirilir ve çok daha ağır yaptırımlar uygulanır.

İntihara yönlendirme suçu şikâyete bağlı değildir. Bu nedenle suçun işlendiğine dair bir şüphe ortaya çıktığında Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturma başlatılır ve ceza yargılaması kamu adına yürütülür.

Yargılama bakımından görevli mahkeme, kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre kural olarak Asliye Ceza Mahkemesidir. Ancak olayın niteliği gereği eylem kasten öldürme suçuna dönüşmüşse, bu durumda yargılama Ağır Ceza Mahkemesinde yapılır.

Verilecek hapis cezasının infazı ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre gerçekleştirilir. İntihara yönlendirme suçunda hükmolunan ceza süreli hapis cezası niteliğinde olduğundan, hükümlü hakkında koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve diğer infaz kurumları genel hükümler çerçevesinde uygulanabilir.

İntihara Yönlendirme Suçunda Tutuklama

Türk Ceza Kanunu’nun 84. maddesinde düzenlenen intihara yönlendirme suçu bakımından tutuklama, bir ceza değil 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi ve devamında düzenlenen bir koruma tedbiridir. Tutuklama tedbiri, ceza yargılamasının sağlıklı yürütülmesini sağlamak amacıyla uygulanır ve yalnızca kanunda belirtilen şartların varlığı halinde söz konusu olabilir.

Bu kapsamda kuvvetli suç şüphesinin bulunması ve buna ek olarak kaçma şüphesi, delilleri yok etme veya değiştirme ihtimali ya da mağdur veya tanıklar üzerinde baskı kurma riski gibi tutuklama nedenlerinden en az birinin somut olayda mevcut olması gerekir. Ancak TCK 84’te düzenlenen intihara yönlendirme suçu CMK m.100/3’te sayılan katalog suçlar arasında yer almadığından, bu suç bakımından tutuklama nedeninin varlığına ilişkin bir karine bulunmamaktadır.

Bu nedenle hâkim, tutuklama kararı verirken ölçülülük ilkesini gözetmek ve daha hafif koruma tedbirlerinin yeterli olup olmayacağını değerlendirmek zorundadır. Özellikle adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı somut gerekçelerle ortaya konulmadan tutuklama kararı verilmesi mümkün değildir.

Usul bakımından, soruşturma evresinde tutuklama kararını sulh ceza hâkimi verirken, kovuşturma aşamasında bu yetki davaya bakan mahkemeye aittir. Bu nedenle intihara yönlendirme suçunda tutuklama kararı, olayın özellikleri ve ceza muhakemesi ilkeleri dikkate alınarak hâkim tarafından somut gerekçelerle değerlendirilir.

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

Türk Ceza Kanunu’nun 84. maddesinde düzenlenen intihara yönlendirme suçu, takibi şikâyete bağlı suçlar arasında yer almaz. Bu nedenle suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması hâlinde Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturma başlatılır ve kamu adına kovuşturma yürütülür.

Bu suç tipi ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde düzenlenen uzlaşma kapsamındaki suçlar arasında bulunmadığından, taraflar arasında uzlaşma hükümleri uygulanmaz ve ceza yargılaması genel hükümler çerçevesinde devam eder.

Zamanaşımı bakımından ise Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımı hükümleri uygulanır. TCK 84’ün temel hâlinde öngörülen iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası nedeniyle TCK m.66/1-e uyarınca dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Ancak fiilin neticesine göre daha ağır bir suçun oluşması hâlinde, zamanaşımı süresi uygulanacak cezanın üst sınırı dikkate alınarak ayrıca belirlenir.

Görevli Mahkeme

Türk Ceza Kanunu’nun 84. maddesinde düzenlenen intihara yönlendirme suçu bakımından görevli mahkeme 5235 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenir. Suçun temel hâlinde öngörülen cezanın üst sınırı beş yıl hapis olduğundan, yargılama kural olarak Asliye Ceza Mahkemesinde yapılır.

Ancak fiilin niteliği gereği daha ağır bir suçun oluşması hâlinde görevli mahkeme değişebilir. Özellikle failin cebir veya tehdit kullanarak kişiyi intihara mecbur bırakması durumunda eylem kasten öldürme hükümleri kapsamında değerlendirilir. Bu durumda uygulanacak cezanın ağırlığı nedeniyle yargılama Ağır Ceza Mahkemesinde görülür.

Yer bakımından yetki ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre, kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Bu nedenle intihara yönlendirme suçuna ilişkin davalar, olayın meydana geldiği yer mahkemesinde ve suçun niteliğine göre yetkili ceza mahkemesinde görülür.


Yargıtay Kararları

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2020/4388 E. ve 2021/740 K.

Özet: Sanıkların tehdit ve baskı uygulayarak maktul üzerinde tahakküm kurup intihara mecbur bıraktıkları değerlendirildiğinden, TCK 84 kapsamında intihara yönlendirme yerine intihara mecbur etme suçundan mahkûmiyet gerektiği belirtilerek hüküm bozulmuştur.

“Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklar …, … ve …’ın ölen …’ya yönelik eyleminin sübutu
kabul edilmiş, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı
gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni
dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafiinin sübuta yönelen ve yerinde görülmeyen
sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak; oluşa ve dosya içeriğine göre, olaydan bir gün önce ölen …’ın …ile kaçtığı, ertesi gün sabah
saatlerinde…’ın …tarafından babası sanık …’e teslim edildiği, sanık …’in ise…’ı ailesine teslim etmek
üzere yanında tanık … ile birlikte maktulün abisi ve babası olan diğer sanıklar… ve …’ın evlerine
götürdüğü, sanık …’ın …’in üzerindeki tüfeği almaya yeltenerek kızı…’a “kendini kime siktirdin, senin
ölmen gerekirdi, orospu” şeklinde hakaret ve tehdit içeren sözler sarf ettiği, abisi sanık …’nin de ölen …’a
aynı minvalde hakaret ve tehdit içeren sözler sarf ettiği, akabinde…’ı eve aldıkları ve birkaç saat
sonra…’ın sanık …’e ait kaleşnikof marka tüfekle kendisine ateş ederek hayatını kaybettiği anlaşılan
olayda; öldürme eyleminin sanıklar tarafından gerçekleştirildiği şüphe de kalsa da; sanıkların olay
öncesi…’a saldırıp senin ölmen gerekirdi şeklinde tehdit içeren sözler sarf etmeleri, zorlayıcı nitelikte
cebir uygulamaları, olayın gerçekleştiği yörede namus kavramına verilen değer gözönünde
bulundurulduğunda sanık …’e ait korucu silahının maktulenin olduğu odaya bırakılması, bu suretle
maktul üzerinde tahakküm kurularak intihara mecbur edilmesiyle birlikte maktulün yaşı ve içine düştüğü
ruhsal ve fiziksel baskı durumu dikkate alındığında, sanıklar hakkında TCK’nin 84/4. maddesinde yazılı
intihara mecbur etmek suretiyle nitelikli kasten öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi yerine,
yazılı şekilde suç vasfında yanılgılı değerlendirme sonucu intihara yönlendirme suçundan hüküm
kurulması,
Bozmayı gerektirmiş olup, hükümlerin, sanıkların CMUK’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı
itibariyle kazanılmış hakları saklı kalmak üzere tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA,
09.02.2021 gününde Üye Sayın …’in hükmün onanması yönündeki karşı oyu ve oyçokluğu ile karar
verildi.
KARŞI OY;
Maktule …’nın ölümüyle neticelenen olayda yerel mahkemece sanıklar …, …, ve …’nın ayrı ayrı maktuleyi
intihara yönlendirme suçundan TCK’nin 84/2. maddeleri gereği cezalandırılmasına dair kararının dosya
kapsamına uygun olup her üç sanık yönünden de onaylanması gerektiğini düşünmekle Dairemiz
çoğunluğunun sanıkların eylemlerinin TCK’nin 84/4. maddesinde düzenlenen maktulenin cebir veya
tehdit kullanmak suretiyle intihara mecbur kılınmasından sorumlu tutulmalarına dair görüşlerine
katılmıyorum.
Şöyle ki;
Dosya kapsamı incelendiğinde 16 yaşlarında olduğu anlaşılan maktule suç tarihinden bir gün önce sanık
…ile kendi rızası ile kaçmış ve geceyi birlikte geçirmiş cinsel ilişkiye girmişler ancak maktulenin bakire
çıkmaması nedeni ile sabah saatlerinde cinsel istismar suçunun sanığı … tarafından babası evine geri
gönderilmiştir. (Maktulenin kızlık zarında eski yırtık olduğu ve yine maktulede sanık …’e ait sperm
çıktığı raporlarla sabittir.)
Sanıklardan… maktulenin babası, … abisidir. … ise maktulenin ablasınını gayri resmi nikahlı eşi yani
eniştesi aynı zamanda da birlikte kaçtığı …in de babasıdır. … aynı zamanda köy korucusu olup görevi
nedeniyle kendisine zimmetli uzun namlulu tüfeği bulunmaktadır.
Maktulenin bakire çıkmaması üzerine baba evine geri getirilen maktulenin aile fertleri tarafından tehdit
ve hakarete maruz kaldığı ancak vücudunda darp edildiğine dair izler olmadığı (darp edilmediği)
anlaşılmaktadır. Olay sabahı baba evine geri getirilen maktule öğlen namazı zamanına kadar evinde olup
öğlen saatlerinde intihar etmiştir.
Maktule …’ın olay günü öğlen saatlerinde eniştesi sanık …’e ait uzun namlulu silahla bitişik atış şeklinde
göğüs kısmından vurularak hayatını kaybettiği, maktulenin cesedinin bulunuş şekli, silahtan çıkan mermi
çekirdeğinin cesedin bulunduğu odada tavan kısmında bulunması ve tüm delillerden maktulenin bir
başkası tarafından öldürülmediği, maktulenin bir nedenle kendi kendini göğüs kısmından vurarak intihar
ettiği bu konuda bir tartışma olmadığı sabittir. Muhalefetimizin içeriği maktulenin intiharı olayında
sanıkların onu intihara azmettirdiği mi yoksa intihara mecbur mu bırakıldığının tespitine yöneliktir.
Maktulenin bakire olmaması onu kaçıran …’in cinsel ilişikiye girip bunu anlaması üzerine maktuleyi,
kendi babası ve aynı zamanda maktulenin de eniştesi …’e teslim ettiği ve maktulenin babası evine geri
getirildiği, burada aile fertlerince hakaret ve tehdide maruz kaldığı ancak darp edilmediği, olay günü
öncesinde de zaman zaman silahını kayın validesinin evinde sakladığı gibi Cuma günü olması nedeniyle
görev silahını kayın validesinin evinde yatakların arasına sokarak gizleyip bırakan ve Cuma namazına
giden …’in silahını buradan alarak evin içerisinde kendini vurduğu bu sırada sanıkların Cuma namazı için
camide bulundukları anlaşılmaktadır.
Yerel Mahkeme bu dosyada üç kez yargılama yapılmış ilk yargılamada her bir sanığın müsnet suçtan
delil yetersizliğinden ayrı ayrı beraatlerine Dairemizce yapılan bozmalar sonrası yapılan incelemeler
sonucu iki kez de her bir sanığın maktuleyi intihara azmettirdiklerinden bahisle TCK’nin 84/2. maddesi
gereği ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Yüzyüzelik ilkesi gereği olayın sanıklarını
tanıklarını dinleyen, delillere dokunan olay yerinde keşif yapan tarafların konumlarını, gerçekleşen
olayda sanıkların sorumluluklarını takdir eden ve neticeten sanıkların maktulün intihar etmesine onu
cebir veya tehditle mecbur kılmadıkları anca onu intihar etmeye azmettirdikleri (intihar kararı almasının
sağladıkları) kanaatinde olan iki farklı heyet kararının doğru olduğunu, maktulenin intihara mecbur
bırakıldığı şeklindeki kabulün dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun doğru olmadığını
düşünmekteyim.
TCK 84/2’de intihara azmettirmek düzenlenmiş olup intihar niyeti ve iradesi olmayan kişinin intihar etme
kararı almasını temin eden kişiler bu suçtan cezalandırılmaktadır. TCK 84/4. maddede düzenlenen
intihara mecbur bırakmada ise maktule intihar dışında başkaca bir çıkış yolu bırakmamayı kullanılan
cebrin boyutuna göre maktule intihar dışında başka bir çıkış yolu kalmaması nedeniyle intihar ile
hayatına son vermeyi düzenlemektedir. Olayımızda maktulenin sanıklar veya başka 3. kişilerce darp
edilmediği, ancak evden kaçması nedeniyle ailesinin baskısına ve tehdidine maruz bırakıldığı,
anlaşılmakla sanıklarca maktulenin intihar etmek dışında çıkış olmadığını düşünmesini gerektirecek
içinden çıkılması imkansız bir halde olduğunu düşündürecek maddi bir bulgu yoktur. Maktulede darp
cebir izi olmaması da bunu desteklemekte olup sanıklar aleyhine yorum yoluyla maktulenin intihara
mecbur bırakıldığını kabul etmenin şüpheden sanık yararlanır şeklinde ifade edilen Ceza Hukukunun
değişmeyen yerleşik kuralına aykırı olduğunu düşündüğümden Dairemizin çoğunluk görüşüne karşıyım.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Dosya No: 2019/1-455 E.

Özet:Sanığın maktulü darbettiği ve tarım ilacı verdiği, ancak maktulün ilacı sanığın bulunmadığı ortamda kendi iradesiyle içtiğinin anlaşılması nedeniyle eylem kasten öldürme değil, TCK m.84 kapsamında intihara azmettirme olarak değerlendirilmiştir.

“Maktulün evde tek başına bulunduğu sırada halasının eşi olan tanığın eve geldiği, tanığın maktulün elinden tutarak boynundan öpmeye çalıştığı, bu sırada eve gelen sanığın, tanığı kız kardeşi maktulü öperken görmesi üzerine bağırdığı ve tanıkla tartışmaya başladığı, ardından kız kardeşi maktulü dövdüğü ve maktule “Korthion M” isimli tarım ilacını vererek “Bu ilacı iç, öl” dediği, bunun üzerine maktulün, 3 yaşındaki kız kardeşi ile evin alt katına indiği ve sanıktan aldığı tarım ilacından içtiği, kısa bir süre sonra midesi bulanmaya başlayan maktulün kustuğu ve baygınlık geçirdiği, tanığın 112’yi arayarak durumu bildirdiği, eve gelen ambulansla tanıklar eşliğinde maktulün Devlet Hastanesine götürüldüğü, hastane polisi tarafından maktulün vekili eşliğinde ifadesinin alındığı, bir süre sonra durumu kötüleşen maktulün Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldığı, yoğum bakımda tedavi altına alınan maktulün 25.02.2013 tarihinde insektisit zehirlenmesi sonucu öldüğü olayda; sanığın aşamalardaki istikrarlı savunması, tanık anlatımları, maktulün vücudunda meydana gelen yaralanmalarının hafif nitelikte oluşu, sanığın maktulü ilaç içmesi için tehdit ettiğine dair herhangi bir iddianın bulunmaması, maktulün, sanığın olmadığı bir ortamda kendi iradesiyle tarım ilacı içtiğinin anlaşılması karşısında; sanığın maktulü intihara zorlamak amacıyla onu darbettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmaması nedeniyle sanığın eyleminin TCK 84/1-2. maddesi kapsamında intihara azmettirme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.”

Yargıtay 1. Ceza Dairesi Dosya No: 2019/1885 E.

Özet: Tanık beyanları, kamera kayıtları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde sanıkların maktulü cebir ve tehdit yoluyla intihara zorladıkları anlaşılmıştır. Bu nedenle eylemin TCK 84/4 uyarınca kasten öldürme kapsamında değerlendirilmesi gerekirken beraat kararı verilmesi bozma nedeni sayılmıştır.

Sanıklarla herhangi bir husumeti saptanamayan üç gizli tanığın birbirini doğrulayan ve olayın oluşuna uygun anlatımları, sanığın bir neden yokken çok kısa bir süre sonra koşarak ve dağ yolundan eve gelip maktulle tartışması ve onu darp etmesi, sanığın üç saati aşkın bir süre nerede olduğunu ve ne yaptığını tam olarak açıklayamaması ancak kamera görüntüleri ve tanık anlatımlarından evde olduğunun anlaşıldığı, yine sanığın olaydan önce komşuya nane satmaya gittiği yönündeki savunmasının da gerçeği yansıtmadığı, evdeki gazlı ocağın maktul öldükten sonra açıldığının sabit olduğu, sanığın maktulün ölümünden sonra gece geç vakitte kızım geldi görmeye gelin diyerek komşularını evine davet etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, maktulün bir ay kalmasına rağmen intihar etmeyip eve gelir gelmez intihar etmesinin inandırıcı olmadığı, kaldı ki intihar etme niyeti olsaydı ‘biliyorum siz beni öldüreceksiniz”demeyeceği, sanıkların maktule yönelik davranışları ve maktulün olaydan önce sarf ettiği sözler, tüfeğin maktulün yanında veya önünde değilde arkasında bulunmuş olması sanıkların evin içinde maktulle birlikte iken silah sesinin gelmiş olması ve diğer deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanıkların bizzat tarım ilacını içirmemiş ve tüfeği ateşlememiş olmaları kabul edildiğinde dahi maktulü intihara zorladıklarının kabulü gerektiği, eylemlerinin cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur etme olduğu ve TCK 84/4. maddesinin yollamasıyla kasten öldürme suçundan cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği halde beraatlerine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.