Madde Metni
Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi
Madde 83- (1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.
(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;
a) Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,
b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması,
gerekir.
(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hallerde ise on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir.
Madde Gerekçesi
Madde metninde kasten öldürme suçunun ihlâli davranışla işlenmesi düzenlenmiştir.
İhmal, kişiye belli bir icraî davranışta bulunma yükümlülüğünün yüklendiği hâllerde, bu yükümlülüğe uygun davranılmamasıdır. Belli bir icraî davranışta bulunma yükümlülüğüne aykırı olarak bu davranışın gerçekleştirilmemesi sonucunda, bir insan ölmüş olabilir. Örneğin, bir sağlık kuruluşunda görev yapan tabip, durumu acil olan bir hastaya müdahale etmez ve sonuçta hasta ölür.
İhmali davranışla sebebiyet verilen ölüm neticesinden dolayı sorumlu tutulabilmek için, neticeyi önlemek hususunda soyut bir ahlakî yükümlülüğün varlığı yeterli değildir; bu hususta hukukî bir yükümlülüğün varlığı gereklidir. Neticeyi önleme yükümlülüğü, bazı durumlarda koruma ve gözetim yükümlülüğüne dayanmaktadır. Bu yükümlülüğün kaynağı önce kanundur.
Kişilere belli durumlarda belli bir yönde icraî davranışta bulunma konusunda kanunla yükümlülük yüklenmektedir. Örneğin velayet ilişkisinin gereği olarak ana ve babanın çocukları üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmaktadır. (22.11.2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, madde 335 vd.). Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, başlı başına bir haksızlık ifade etmektedir.
Koruma ve gözetim yükümlülüğünün iradî biçimde üstlenilmesi, neticeyi önleme yükümlülüğünün ikinci bir kaynağını oluşturmaktadır. Bir başka ifadeyle, koruma ve gözetim yükümlülüğü, bir sözleşme ilişkisinden kaynaklanabilir.
Bu konudaki üçüncü grubu, öngelen tehlikeli fiilden kaynaklanan neticeyi önleme yükümlülüğü oluşturmaktadır. Örneğin, taksirle bir trafik kazasına neden olan kişi, kaza sonucunda yaralanan kişilerin bir an önce tedavi edilmelerini sağlama konusunda bir yükümlülük altına girmektedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi sonucunda yaralı kişinin ölmesi hâlinde, bu neticeden dolayı kazaya sebebiyet veren kişiyi de sorumlu tutmak gerekir.
Kasten öldürme suçu gibi, kanunî tanımında belli bir fiilin icrasının yanı sıra bir neticeye de unsur olarak yer verilmiş olan suçlarda, söz konusu netice, ihmali bir davranışla da gerçekleştirilebilir. Bu itibarla, bir sağlık kuruluşunda görev yapan tabibin, durumu acil olan bir hastaya müdahale etmemesi sonucunda hastanın ölmesi hâlinde; ihmalî davranışla öldürme suçunun işlendiğini kabul etmek gerekir. Ancak, ihmalî davranışla öldürme suçu, kasten işlenebileceği gibi taksirle de işlenebilir. Belli bir yönde icraî davranışta bulunma yükümlülüğü altında bulunan kişi, bu yükümlülüğün gereği olan icraî davranışta bulunmaması sonucunda bir insanın ölebileceğini öngörmüş ise, olası kastla işlenmiş olan öldürme suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Buna karşılık, belli bir yönde icraî davranışta bulunma yükümlülüğü altında bulunan kişi, bu yükümlülüğe aykırı davrandığının bilincinde olduğu hâlde, bunun sonucunda bir insanın ölebileceğini objektif özen yükümlülüğüne aykırı olarak öngörmemiş ise; taksirle işlenmiş öldürme suçundan dolayı sorumlu tutulmak gerekir.
Maddenin ikinci fıkrasında, kasten öldürme suçunun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, suçun icrai davranışla işlenmesine nazaran temel cezada indirim yapılmasına ilişkin olarak mahkemeye takdir yetkisi tanınmıştır.
Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi
Türk Ceza Kanunu’nun 83. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla kasten öldürme suçu, bir kişinin hukuken yapmakla yükümlü olduğu bir davranışı bilerek yerine getirmemesi sonucu bir insanın ölümüne neden olması durumunda ortaya çıkar. Bu suçta fail aktif bir öldürme eylemi gerçekleştirmez; ancak hukuki yükümlülüğü gereği önlemek zorunda olduğu bir ölüm sonucunu bilerek engellemez ve bu nedenle ölüm meydana gelir.
TCK 83 kapsamında sorumluluk doğabilmesi için, kişinin ölüm sonucunu önleme yönünde hukuki bir yükümlülüğünün bulunması gerekir. Bu yükümlülük kanundan, sözleşmeden veya kişinin daha önce oluşturduğu tehlikeli bir davranıştan kaynaklanabilir. Örneğin bir doktorun acil müdahale gerektiren bir hastaya bilerek müdahale etmemesi, ebeveynin çocuğunu koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ya da bir trafik kazasına sebep olan sürücünün yaralıya yardım etmemesi gibi durumlar somut olayın özelliklerine göre bu suç kapsamında değerlendirilebilir.
İhmali davranışla öldürme suçunun cezası, kasten öldürme suçuna ilişkin hükümler dikkate alınarak belirlenir. Bu nedenle bazı durumlarda müebbet hapis cezası söz konusu olabilir. Ancak kanun koyucu, ihmal yoluyla işlenen bu suçta mahkemeye cezada indirim yapma konusunda takdir yetkisi tanımıştır. Mahkeme, ihmalin ağırlığını, failin kast derecesini ve olayın tüm koşullarını değerlendirerek cezayı belirler.
Bu suç şikâyete bağlı değildir ve Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturulur ve kovuşturulur. Suçun niteliği gereği ağır ceza yaptırımı söz konusu olduğundan görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. Yargılama sonucunda verilen hapis cezasının infazı ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre gerçekleştirilir. Hükmolunan cezanın türüne bağlı olarak ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya süreli hapis cezalarına ilişkin infaz rejimi uygulanır. Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve diğer infaz kurumları ise kanunda belirtilen şartlar çerçevesinde uygulanabilir.
Bu nedenle TCK 83 kapsamında ihmali davranışla öldürme suçu, hem hukuki yükümlülüğün varlığı hem de ölüm neticesi ile ihmal arasındaki nedensellik bağı bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken ağır bir suç tipidir. Somut olayın özellikleri, failin kast derecesi ve yükümlülüğün kaynağı ceza sorumluluğunun belirlenmesinde belirleyici rol oynar.
Kasten Öldürmenin İhmali Davranışla İşlenmesi Suçunda Tutuklama
Türk Ceza Kanunu’nun 83. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla kasten öldürme suçu bakımından tutuklama, bir ceza değil 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi ve devamında düzenlenen bir koruma tedbiridir. Tutuklama tedbiri, yargılama sürecinin sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla uygulanır ve yalnızca kanunda belirtilen şartların varlığı hâlinde başvurulabilir.
TCK 83 kapsamında değerlendirilen eylemler, sonuç itibarıyla kasten öldürme suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılabilen ağır nitelikte suçlar arasında yer alır. Bu nedenle, soruşturma veya kovuşturma aşamasında kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde tutuklama tedbiri gündeme gelebilir. Özellikle şüpheli veya sanığın kaçma ihtimalinin bulunması, delilleri yok etme veya değiştirme ihtimali ya da tanıklar üzerinde baskı kurma riski gibi tutuklama nedenlerinin varlığı durumunda hâkim tarafından tutuklama kararı verilebilir.
Öte yandan, kasten öldürme suçları CMK m.100/3 kapsamında katalog suçlar arasında yer aldığından, bu suç bakımından tutuklama nedeninin varlığı konusunda kanuni bir varsayım söz konusu olabilir. Ancak bu durum, her somut olayda otomatik olarak tutuklama kararı verileceği anlamına gelmez. Ceza muhakemesinde temel ilke olan ölçülülük ilkesi gereğince hâkim, tutuklama yerine daha hafif koruma tedbirlerinin yeterli olup olmayacağını değerlendirmek zorundadır. Bu nedenle adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı somut gerekçelerle ortaya konulmadan tutuklama kararı verilmesi mümkün değildir.
Usul bakımından ise, soruşturma evresinde tutuklama kararını sulh ceza hâkimi verirken, kovuşturma aşamasında bu yetki davaya bakan Ağır Ceza Mahkemesine aittir. Böylece tutuklama tedbiri, hem suçun ağırlığı hem de ceza muhakemesinin temel ilkeleri dikkate alınarak hâkim tarafından somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı
Türk Ceza Kanunu’nun 83. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla kasten öldürme suçu, hukuki niteliği itibarıyla kasten öldürme suçuna ilişkin hükümlere tâbidir. Bu nedenle söz konusu suç şikâyete bağlı suçlar arasında yer almaz ve Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturulup kovuşturulur. Başka bir ifadeyle, mağdur yakınlarının şikâyeti olmasa dahi savcılık makamı tarafından suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması hâlinde soruşturma başlatılabilir.
Bu suç tipi ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde düzenlenen uzlaşma kapsamındaki suçlar arasında yer almamaktadır. Dolayısıyla taraflar arasında uzlaşma prosedürü uygulanamaz ve ceza yargılaması genel hükümler çerçevesinde yürütülür.
Zamanaşımı bakımından ise uygulanacak süreler Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinde düzenlenen dava zamanaşımı hükümlerine göre belirlenir. Buna göre, suçun yaptırımı müebbet hapis cezasını gerektiriyorsa dava zamanaşımı süresi yirmi beş yıl, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiriyorsa otuz yıl olarak uygulanır. Bununla birlikte ihmali davranışla öldürme suçunda mahkemenin cezada indirim yapması mümkün olduğundan, somut olayda belirlenen cezanın üst sınırı dikkate alınarak zamanaşımı süresi ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle TCK 83 kapsamında açılan ceza soruşturmalarında şikâyet, uzlaşma ve zamanaşımı rejimi, kasten öldürme suçuna ilişkin genel kurallar doğrultusunda belirlenmekte ve ağır suç niteliği sebebiyle uzun zamanaşımı süreleri uygulanmaktadır.
Görevli Mahkeme
TCK m.83’te düzenlenen ihmali davranışla kasten öldürme suçu, netice itibarıyla kasten öldürme hükümlerine göre cezalandırıldığından ağır nitelikte bir suçtur ve 5235 sayılı Kanun uyarınca görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir; soruşturma evresinde koruma tedbirlerine sulh ceza hâkimi karar verirken, kovuşturma evresinde yargılama yetkisi suçun işlendiği yer Ağır Ceza Mahkemesine aittir ve yer bakımından yetki CMK hükümlerine göre belirlenir.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 1. Ceza Dairesi , 2012/5467 E. ve 2013/1230 K.
Özet: Sanık, bakım yükümlülüğü altındaki yaşlı ve hasta babasını ıssız alanda terk ederek ölümüne neden olmuş; TCK 83 kapsamında ihmali davranışla olası kastla öldürme suçu oluştuğu kabul edilerek hüküm onanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1- Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanığın, 80 yaşında ve rahatsızlığı nedeniyle ancak bastonla
yürüyebilen maktul babasının bakımını yıllardır eşiyle birlikte üstlendiği ve birlikte aynı evde
yaşadıkları, bir süre sonra bakımında güçlük çekmesi ve eşinin daha fazla bakmayı istememesi nedeniyle,
olay günü akşam saatlerine doğru babasını evden alarak otomobiliyle ikamet ettikleri eve 22 km.
uzaklıkta bulunan ormanlık ve ıssız bir alana götürüp bırakıp sonrasında evine döndüğü, maktulün,
olaydan iki gün sonra bırakıldığı yere kısa bir mesafede bulunan dere yatağında kendisinde önceden var
olan kronik kalp-damar ve akciğer hastalığı nedeniyle ölü olarak bulunduğu, ölümü ile sanığın eylemi
arasında nedensellik bağının bulunduğunun Adli Tıp Kurumu’nun 25.01.2012 günlü raporuyla belirlendi
ği olayda;
TCK’nun 83.maddesinde düzenlenen kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi suçunun, “Belli bir
yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olma” halini düzenlediği, somut olayda; sanığın, maktul babasına
karşı olan bakım ve gözetim yükümlülüğünü ihmal etmesi ve terk etmesinden öte, yaşlı, uzun mesafe
yürüyemeyen ve kendini tek başına idare edemeyecek durumda olan maktulü, mevsim ve hava koşulları
itibariyle soğuk bir havada başka kişiler tarafından sıklıkla kullanılmayan, dağlık ve ormanlık bir araziye
bıraktığı, maktulün, kişisel durumu itibariyle mevcut hava ve arazi şartlarına karşı mücadele edip, hayatta
kalamayacağını öngördüğü ve doğabilecek bütün neticeleri kabullendiği böylece olası kastla ölümüne
sebebiyet verdiği anlaşılmakla; mahkemenin …/… olası kastla öldürme suçundan hüküm kurmasında bir
isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamenin suçun niteliğine yönelen ve bozma öneren düşüncesi
benimsenmemiştir.
2- Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanık …’in, babası maktul …’yi olası kastla öldürme suçunun
sübutu kabul, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı
gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozmaya uyularak verilen hükümde isabetsizlik
görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ve duruşmalı incelemede suçun sübutuna,
eksik soruşturmaya, suçun niteliğine, vesariye yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının
reddiyle hükmün tebliğnamadeki düşünceye aykırı olarak ONANMASINA, Başkan Vekili … …’in suçun
niteliğine ilişkin karşı oyu ve oy çokluğuyla, sanık hakkında hükmolunan ceza miktarı, tutuklulukta
geçirdiği süre dikkate alınarak müdafiinin tahliye isteminin reddine oybirliğiyle 20/02/2013 gününde
karar verildi.
KARŞI OY: Sanığın, hasta ve yaşlı babası olan maktülü, bakımını üstlenmekten vazgeçtiği için ağır kış
koşullarında meskun mahalden 22 km. uzaklıkta ormana bırakılması sonucunda maktülün, raporda yazılı
olduğu şekilde öldüğü olayda;
Sanığın eylemiyle ortaya çıkan kastının, doğrudan öldürmeye yönelik olduğu düşüncesinde olduğumdan
sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 20/02/2013
Muhalif Başkan Vekili
…
20/02/2013 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı … ‘ın huzurunda ve duruşmada
savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat …’ın yokluğunda 21/02/2013 gününde usulen ve
açık olarak anlatıldı.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2022/513 E. ve 2022/8254 K.
Özet: Sanık hakkında TCK 83 kapsamında ihmali davranışla kasten öldürme suçundan verilen beraat hükmü hukuka uygun bulunmuş; katılan vekilinin temyiz itirazları reddedilerek bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 08/12/2017 tarih ve 2017/2026 Esas, 2017/2034 Karar
sayılı kararının katılan vekili tarafından 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde
temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında görevi kötüye kullanma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan
beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nin 286/2-g maddesi uyarınca, on yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para
cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf
başvurusunun esastan reddine dair kararların temyizi mümkün olmadığından, katılan vekilinin temyiz
isteminin 5271 sayılı CMK’nin 298/1. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
2) Sanık hakkında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi suçundan kurulan beraat hükmüne
yönelik katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanığa isnat edilen 5237 sayılı TCK’nin 83. maddesinde düzenlenen kasten öldürmenin ihmali davranışla
işlenmesi suçu için yasada öngörülen hapis cezasının üst sınırının on yıldan fazla olması nedeniyle ilk
derece mahkemesince verilen “beraat” hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair
kararın 5271 sayılı CMK’nin 286/2-g maddesi gereğince temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan
incelemede;
… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin dosya üzerinden verdiği 08/12/2017 tarih ve 2017/2026
Esas, 2017/2034 Karar sayılı kararında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, katılan vekilinin; sanığın
alkollü olduğu anlaşılan …’in bankaya girmesini engelleyecek hiçbir aktif eylem içinde bulunmadığına,
etkisiz hale getirmeye çalışmadığına, rızası ile tabancasını teslim ettiğine, …’in kendisinin üzerine silahı
doğrultmamasına rağmen onun talimatı doğrultusunda banka dışına çıktığına, güvenli bölgede olmasına
rağmen şube giriş kapısını dışardan kilitleyerek maktulü ve diğer kişileri kaderlerine terk ettiğine, sanığın
banka kapısını kilitleyip uzaklaştığı için gelen polis memurlarının zamanında müdahalede
bulunamadıklarına, mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz
sebeplerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK’nin 302/1. maddesi gereğince istem gibi TEMYİZ İSTEMİNİN
ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8.
maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/1. maddesi gereğince Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesine,
Yargıtay ilamının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2022 gününde oy birliği ile karar verildi.
1. Ceza Dairesi 2012/3814 E. ve 2014/3754 K.
Özet: Sanık kusursuz trafik kazası sonrası ağır yaralı maktule yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir; TCK 83 şartları oluşmadığından eylem TCK 98 kapsamında değerlendirilmiş ve mahkûmiyet hükmü onanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Dosya kapsamına göre, sanığın, sevk ve idaresindeki kamyonuyla, akşam saat 22.30 sıralarında havanın
açık ve asfaltın kuru olduğu Devlet karayolunda, yasal hız sınırları dahilinde seyir halindeyken, akli
dengesi yerinde olmayan maktulün, tam kusurlu bir halde sağ taraftan karşıya geçmek için aniden yola
çıktığı, bunun üzerine sanığın sola doğru manevra yapmasına rağmen maktule aracın sağ Ön tamponuyla
çarpmaktan kurtulamadığı, akabinde sanığın aracından inerek o sırada ağır yaralı olan maktulün
durumuna baktığı, ağır yaralı olduğunu görünce de panik içinde kaza mahallini terk ettiği, kazanın
meydana gelmesinden yaklaşık on dakika sonra jandarma güçlerinin olay yerine ulaştığı, bu sırada acil
tıbbi yardım da istendiği, ancak maktulün, olaydan yirmi dakika sonra, ambulansın ulaşmasından kısa bir
süre önce, çarpmaya bağlı kafa kemiğinden oluşan çökme kırığı ve beyin kanamasına bağlı solunum ve
dolaşım durması sonucu hayatını kaybettiği olayda;
Sanığın eyleminin nitelendirilebilmesi için öncelikle TCK’nın 83. maddesindeki düzenleme üzerinde
durulması gerekmektedir:
Kişinin yaşama hakkını korumak amacıyla ihdas edilen suçlarda neticenin ifade ettiği haksızlık aynıdır.
Zira tüm bu suçlarda kişinin yaşamının sona erdirilmesi cezai yaptırıma bağlanmaktadır. Buna karşılık
kişinin yaşamını sona erdiren fiiller, işleniş şekillerine, yani hareketin ifade ettiği haksızlığa göre farklı
suç tipleri olarak düzenlenmiştir. TCK’da ölüm neticesini cezalandıran suçlar, kasten veya taksirle işlenip
işlenmediğine (TCK m. 81, 85); kasten işlenmişse icrai hareketle mi (TCK m. 81), ihmali hareketle mi
(TCK m. 83) işlendiğine göre farklı değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
Öldürmeyi yasaklayan davranış normunun, kasti, icrai bir hareketle, yani başkasının hayatını sona
erdirmeye yönelik aktif bir davranışla gerçekleştirilmesi halinde 81. maddede düzenlenen kasten öldürme
suçu işlenmiş olur. Bu suçun oluşması bakımından önemli olan husus, başkasının hayatını ortadan
kaldırmaya yönelik bir saldırının icra edilmiş olmasıdır. Buna karşılık öldürmeyi yasaklayan davranış
normu, ihmali bir hareketle de ihlal edilebilir. Bu durumda fail, başkasının hayatını sona erdirmek
amacıyla aktif bir davranış gerçekleştirmemektedir. Bu ihtimalde öldürme suçu, başkasının hayatını
korumakla yükümlü bulunan kişinin, bu yükümlülüğünü ihlal etmesi suretiyle işlenmektedir. Bu
ihtimalde fail, ancak hukuken (kanun, sözleşme, öngelen tehlikeli davranış nedeniyle) başkasının
yaşamını korumakla yükümlü bulunan, yani başkasının yaşamına yönelik saldırı veya tehlikeden o kişiyi
korumayı hukuken garanti eden kişi olabilir.
Şayet başkasının yaşamını korumak bakımından hukuki yükümlülük altında bulunan kişi, bu
yükümlülüğünü ölüm neticesinin gerçekleşeceği bilinciyle yerine getirmezse, kasten öldürmenin ihmali
davranışla işlenmesinden (TCK m. 83) söz edilir. Buna karşılık, böyle bir yükümlülük altında bulunan
kişi, yükümlülüğünü bilinçli bir şekilde ihmal etmekle birlikte, bu yükümlülük ihlalini korumakla
yükümlü olduğu hayatın sona ereceği bilinciyle yapmamışsa ve fakat bu yükümlülük ihlaline bağlı olarak
yine de ölüm neticesi meydana gelmişse taksirle ölüme sebebiyet verme suçu (TCK m. 85) söz konusu
olur. Ölüm neticesinin ihmali bir davranışa bağlı olarak meydana geldiği hallerde somut olayın koşullan
dikkate alınarak, ölüm neticesi bakımından failin kasten mi, yoksa taksirle mi hareket ettiği dikkatlice
belirlenmelidir. Hiç kuşkusuz, ölüm neticesinin kasten meydana geldiği hallerde bunun olası kastla;
taksirle meydana geldiği hallerde ise bilinçli taksirle meydana gelip gelmediği de göz önünde
bulundurulmalıdır.
Bu çerçevede, 83. maddedeki suçun oluşabilmesi için, bu madde uyarınca kanun, sözleşme veya öngelen
tehlikeli davranış nedeniyle başkasının yaşamını korumak ve gözetmek yükümlülüğü altında bulunan
kişinin, korumak ve gözetmekle yükümlü olduğu hayatın sona erme tehlikesi ortaya çıkmasına rağmen,
ölüm neticesinin gerçekleşmesi amacıyla doğrudan kastla veya öngörülen ölüm tehlikesinin meydana
gelmesi kabullenilerek olası kastla, sözü geçen hayatı kurtarmaya yönelik icrai bir davranışta
bulunmaması gerekir. Örneğin aracıyla giderken çarptığı kişinin yaralanarak yere düşmesine neden olan
sürücü, öngelen tehlikeli davranışı nedeniyle yaraladığı kişinin hayatını kurtarmakla yükümlüdür. Sürücü
yaraladığı kişiye yardım etmek veya yardım edecek birilerini çağırmakla, yani yaralananın ölmemesi için
gerekli çabayı göstermek yükümlülüğü altındadır. Buna rağmen sürücü aracını durdurmaz ve çaptığı
kişinin ölmesi amacıyla ona yardım etmezse 83. maddedeki suçu kasten işlemiş olur. Olayımızda olduğu
gibi; öngelen davranışı gerçekleştirmiş olmasına rağmen bu davranışı gerçekleştirmekte kusursuz olan
kişinin ise 83. madde uyarınca değil, tıpkı başka birisinin yaraladığı kişiyi görmesine rağmen yardımdan
imtina eden kişide olduğu gibi 98. madde uyarınca sorumlu tutulması gerekir. Her ne kadar, 83/2-b
maddesinde öngelen davranışı yapan kişinin sorumluluğu belirlenirken “kusurun bulunup bulunmaması”
hususundan bahsedilmemiş ise de, öngelen davranışta hiçbir kusuru bulunmayan kişinin de bu madde
uyarınca sorumlu tutulması, TC’K’nın “hayata karşı suçlar” bölümünde düzenlenen 83. madde ile
korunmuş bulunan hukuki değer ile bağdaşmaz. Zira, 83. maddedeki suçla “kişilerin yaşama hakkı”
korunmaktadır. Bu durumda ise failin, mağdurun “yaşama hakkına” yönelik kusurlu bir eylemi
bulunmamaktadır. Failin eylemi, yaşama hakkı tehlikeye girmiş bir kişiye yardımdan imtina etmekten
ibarettir. Bu durumda ortaya çıkan diğer bir sorun; belirtilen durumdaki fail hakkında TCK’nın 98.
maddesinin hangi fıkrasının uygulanması gerektiğine ilişkindir.
“ Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda…”
uygulanması öngörülen 98. maddenin 2. fıkrasının uygulanabilmesi ise; “yardım ve bildirim
yükümlülüğünün yerine getirilmemesi” şeklinde gerçekleşen hareketle, “ölüm” neticesi arasında bir
illiyet bağının bulunması koşuluna bağlanmıştır. Olayımızda, meydana gelen olayda ağır yaralanan ve bu
olaydan yaklaşık yirmi dakika sonra olay yerinde ölen maktulün ölümü ile yardım ve bildirim
yükümlülüğünün yerine getirilmemesi arasında illiyet bağı bulunmamaktadır.
Bu nedenle somut olayda;
Olayın, bir başka deyişle mağdurun yaralanmasına neden olan öngelen tehlikeli davranışın meydana
gelmesinde kusursuz olan sanığın, TCK’nın 83. madde kapsamında bir yükümlüğünün bulunduğu
söylenemeyeceği gibi, TCK’nın 98/2. maddesi uyannca da sorumlu tutulamayacağı cihetle; kusuru
olmaksızın gerçekleştirdiği hareketle yaralanan ve kendini idare edemeyecek duruma gelen maktule hal
ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmediği gibi durumu derhal ilgili makamlara da bildirmeyen
sanığın eyleminin, TCK’nın TCK’nın 98/1 maddesinde düzenlenen “yardım veya bildirim
yükümlülüğünün yerine getirmeme” olarak nitelendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’in yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine
getirmeme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin,
savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik
görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin suçun sübutuna, lehe Kanunların uygulanmadığına; katılanlar
vekilinin eksik soruşturmaya, ceza miktarına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının
reddiyle, hükmün, tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA 07/07/2014 gününde oybirliği ile karar
verildi.
TCK m.83 – Kasten Öldürmenin İhmali Davranışla İşlenmesi (SSS)
TCK m.83’e göre, kişinin hukuken yapmakla yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı yerine getirmemesi sonucu ölüm meydana gelmişse; bu ihmalin “icrai davranışa eşdeğer” kabul edilmesi şartıyla fail ölüm neticesinden sorumlu tutulabilir.
Bu suçta fail aktif bir öldürme hareketi yapmaz; ancak yükümlü olduğu müdahaleyi bilerek yapmaması nedeniyle ölüm sonucu doğar.
TCK m.83/2 uyarınca ihmalin icrai davranışa eşdeğer sayılabilmesi için failin neticeyi önlemek yönünde özel bir hukuki yükümlülüğü bulunmalıdır.
Bu yükümlülük (i) kanundan veya sözleşmeden doğabilir ya da (ii) failin daha önceki davranışı başkalarının hayatı bakımından tehlikeli bir durum oluşturmuş olabilir.
Somut olaya göre girebilir. Sağlık kuruluşunda görevli hekimin acil hastaya müdahale yükümlülüğü bulunmasına rağmen bilerek müdahale etmemesi ve ölümün bu nedenle gerçekleşmesi halinde TCK m.83 gündeme gelebilir.
Ancak olayın kast/taksir ayrımı önemlidir: ölüm sonucu öngörülüp kabullenilmişse (olası kast) TCK 83; öngörülmemişse veya özen yükümlülüğüne aykırı öngörmeme hâli varsa taksir hükümleri tartışılabilir.
Her olayda değil. Kazaya sebebiyet veren “öngelen tehlikeli davranış” sürücüye yaralıyı kurtarma ve yardım çağırma gibi neticeyi önleme yükümlülüğü doğurabilir.
Ancak özellikle Yargıtay uygulamasında, kazada kusuru bulunmayan bir kişinin TCK 83 kapsamında değil; şartları varsa TCK 98 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği örnekleri görülür. Somut olayın kusur durumu, illiyet ve kast belirleyicidir.
Evet, uygulanabilir. Kanundan doğan koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler (ör. anne-baba, vasi vb.) bu yükümlülüğü ihmal ederek ölüm neticesine sebep olursa TCK 83 gündeme gelebilir.
Uygulamada; bakıma muhtaç kişiyi tehlikeli koşullarda terk etme gibi olgularda “yükümlülük + ihmal + ölüm neticesi + nedensellik + kast/taksir” değerlendirmesi yapılır.
TCK m.83/3’te; temel ceza, kasten öldürme suçuna göre belirlenmekle birlikte, ihmali davranışla işlenmesi halinde mahkemeye belli oranlarda indirim yapabilme veya indirim yapmama konusunda takdir yetkisi tanınmıştır.
Bu nedenle indirim otomatik değildir; ihmalin ağırlığı ve somut olay özellikleri belirleyicidir.
TCK 83 kapsamında değerlendirilen eylemler kural olarak re’sen soruşturulur; şikâyete tabi değildir.
Uzlaşma bakımından ise, somut nitelendirmeye göre değerlendirme yapılmakla birlikte, öldürme suçları genel olarak uzlaşma kapsamında değildir.
TCK 83 kapsamındaki nitelendirmede yargılama çoğunlukla Ağır Ceza Mahkemesinde yapılır (cezanın niteliğine göre).
Tutuklama ise bir ceza değil, CMK m.100 kapsamında koruma tedbiridir. Kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri varsa, ölçülülük değerlendirmesiyle birlikte tutuklama kararı verilebilir.


