Madde Metni
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
Madde 67- (1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
(2) Bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
halinde, dava zamanaşımı kesilir.
(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.
Madde Gerekçesi
Tasarının ilgili madde metni içerik olarak muhafaza edilmiştir. Ancak, “kamu davasının açılması” ibaresi yerine, “soruşturma, kovuşturma yapılması, kamu davasının açılması” ifadesi benimsenmiş ve bu suretle uygulamada çıkan aksaklıkların giderilmesi amaçlanmıştır.
Yargıtay Kararları
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2025/1832 E. ve 2025/1994 K.
Özet: Türk Ceza Kanunu m.67’ye göre savcılık ifadesi gibi işlemler zamanaşımını keser ve süre yeniden başlar. Kesilme halleri araştırılmadan zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Mahkemece her ne kadar eldeki davada davalıların zamanaşımı defi yerinde görülerek isnat olunan eylemin suç niteliği taşıması dolayısıyla uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği ve davaya konu olayda zamanaşımı süresinin de geçtiğinden bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de somut olayda zamanaşımını kesen hallerin mevcut olup olmadığının tespiti önem arz etmektedir. 6098 Sayılı TBK m.72 maddesinde ise haksız fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde ceza zamanaşımı daha uzun ise ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. TCK’nın 66/1-e ve 67/4 maddelerinde dava konusu eylem için uygulanacak zamanaşımı süreleri gösterilmiştir. Ayrıca 5237 Sayılı TCK’nın 67/2-a maddesinde şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi zamanaşımını kesen bir işlem olarak belirtilmiştir. Diğer taraftan, olaya ilişkin soruşturma dosyası bilgisi davacı tarafça dosya ibraz edilen delil listesinde bildirilmiştir. Bu durumda davacı yanın iddialarına ilişkin olarak Cumhuriyet Savcılığına yaptığı başvurunun işbu eldeki açılan davalardan önce mi yoksa daha sonra mı olduğu, C. Başsavcılığı soruşturma dosyası kapsamına göre davaya konu olayda TCK 67. Md uyarınca belirlenen zamanaşımını kesen sebeplerden/hallerden birinin gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise uzamış zamanaşımı süresinin ne zaman sonlandığı, davacı yanın istinaf konusu ettiği TCK’nun 67/2-a ve 67/3-4 maddelerinin uygulanmasının mümkün olup olamayacağı tespit edilip değerlendirildikten sonra oluşan sonuca göre karar verilmemesi yönleriyle davacı istinafı yerinde görülmekle kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine dair hüküm kurulmuştur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2025/1387 E. ve 2025/8055 K.
Özet: Türk Ceza Kanunu m.67’ye göre ifade alma, tutuklama, iddianame ve mahkûmiyet kararları zamanaşımını keser; kesilme halinde süre yeniden başlar ve en fazla yarısı kadar uzar. Bazı hallerde zamanaşımı durur.
Anılan Kanun’un 67. maddesi;
” ( 1 ) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
( 2 ) Bir suçla ilgili olarak;
a )Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b ) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c ) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d ) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
halinde, davazamanaşımı kesilir.
( 3 )Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
( 4 )Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” biçiminde düzenlenmiştir.
Görüleceği gibi 5237 sayılı Kanun bütün suçlar bakımından kesme nedenleri ortak olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 67/2. maddesinde, suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/11768 E. ve 2025/2782 K.
Özet: Türk Ceza Kanunu m.67’ye göre ifade, tutuklama ve iddianame zamanaşımını keser; bazı hallerde süre durur. HAGB’de zamanaşımı kesinleşmeyle durur, ihlalle yeniden işler; somut olayda süre dolduğundan dava düşmelidir.
Görüleceği gibi 5237 Sayılı Kanun’da bütün suçlar bakımından kesme nedenleri ortak olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 67. maddesinin ikinci fıkrasında, suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.
Dava zamanaşımının durması ise, Kanun’da açıkça sayılan bazı hallerde soruşturma veya kamu davasının yürütülememesinden dolayı, bu halin ortaya çıkmasından, kalkması anına kadar geçen sürede zamanaşımının işlememesini ifade etmektedir. Zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde, zamanaşımı süresi en son kesen işlemden itibaren, durdurucu nedenin ortaya çıktığı ana kadar işleyecek, bu engelin kalkmasıyla duran zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında ise önceden işleyen süre ile sonradan işleyen süreler birbirine eklenmek suretiyle zamanaşımı süresi belirlenecektir.
Anayasa’nın 38. maddesinde dava zamanaşımının kanunilik ilkesi kapsamında olduğu benimsenmiş olup dava zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin kanunda açıkça gösterilmesi gerekir, bu nedenlerin yorum veya kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.03.2017 tarihli ve 2015/8-268 Esas ve 2017/124 Karar sayılı, 17.01.2017 tarihli ve 2015/15-536 Esas ve 2017/14 Karar sayılı, 01.03.2016 tarihli ve 2015/3-599 esas ve 2016/99 Sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde yeni suç işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte yeniden işlemeye başlayacaktır.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanık hakkında hakaret suçundan iddianame düzenlendiği, sanığın 23.01.2013 tarihinde savunması alınıp hakkında atılı suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, bu kararın 27.03.2013 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 26.02.2015 tarihinde kasten yaralama suçunu işlemesinden dolayı ihbar üzerine hükmün 02.02.2023 tarihinde açıklandığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 1 yıl 11 ay 28 gün durma süresi de göz önüne alındığında, yargılama sürecinde olağan dava zamanaşımı süresi olan 8 yıllık sürenin dolmasıyla 5237 Sayılı Kanun’un 66/1-e maddesi, 67. maddesi ve 5271 Sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince üzerine atılı suçtan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.


