Madde Metni
Cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit
Madde 28- (1) Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.
Madde Gerekçesi
Yapılan değişiklikle, madde başlığında ve metninde yer alan “ikrah” sözcüğü yerine, korkutma sözcüğü konulmuştur.
Yargıtay Kararları
YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ, E. 2023/1263, K. 2023/9548, T. 27.3.2023
ÖZET: TCK 28/1’de düzenlenen cebir veya muhakkak ve ağır tehdit altında suç işleme koşulları somut olayda oluşmamış; suça sürüklenen çocukların eyleme aktif katıldığı, birinin mağdura silah doğrulttuğu anlaşılmıştır. Bu nedenle zorunluluk hâli kabul edilmemiş, temyiz istemleri reddedilerek hükümler onanmıştır.
Aynı Sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci fıkrasında, “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hâllerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır. ” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Bu açıklama ışığında somut olay değerlendirildiğinde; “Olay ve Olgular” başlığı altında bulunan (1) numaralı paragraftaki olay anlatımında ve diğer paragraflardaki olgularda da belirtildiği üzere, suça sürüklenen çocukların karşı koyamayacakları veya kurtulamayacakları cebir ve şiddet yahut korkutma hali içerisinde bulunmadıkları, aksine eyleme bizzat katıldıkları, suça sürüklenen çocuk …’ün mağdura silah doğrultan kişi olduğu gözetildiğinde hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
SONUÇ : Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 18.11.2022 tarihli ve 2022/3072 Esas, 2022/3132 Karar sayılı kararında sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 Sayılı Kanun’un 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Sayılı Kanun’un 302. maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oybirliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 Sayılı Kanun’un 304. maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 27.03.2023 tarihinde karar verildi.
YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ, E. 2024/85, K. 2024/4309, T. 9.5.2024
ÖZET: TCK 28 kapsamında cebir ve tehdidin muhakkak ve ağır olması hâlinde kusurluluk kalkar; somut olayda ise sanıkların fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurarak cebir ve tehditle nitelikli cinsel saldırı suçunu birlikte işledikleri, mağdurlar yönünden zorunluluk hâlinin bulunmadığı ve mahkûmiyet hükmünde hukuka aykırılık olmadığı kabul edilmiştir.
5237 Sayılı Kanun’un 28. maddesi, “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.” şeklindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12.03.2019 tarihli ve 2018/437 Esas, 2019/203 Karar sayılı kararında yer verildiği üzere, ”… cebir, şiddet, korkutma veya tehdidin etkisinde kalarak suç teşkil eden bir fiili işleyen kişinin irade yeteneği etkilenmiş olduğundan, başka türlü davranma imkânının varlığından söz edilemeyecektir. Tehdit hâlinde kişi bir saldırının, kötülüğün ileride gerçekleştirileceği beyanıyla korkutularak, belli bir davranışta bulunmaya zorlanmaktadır. Korkutma ve tehditte cebirden farklı olarak mağdur üzerinde fiziki, maddi değil, manevi, iç hürriyete yönelik bir baskı söz konusu olmaktadır ( … E. Artuk – A. Gökcen – M. E. Alşahin – Kerim Çakır, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2017, s. 514 ).
Korkutma ve tehdit hâlinde failin kusurluluğunun ortadan kalkması; korkutma ve tehdidin konusu ile işlenen suç arasında orantı bulunmasına, dolayısıyla muhakkak ve ağır olmasına bağlıdır ( N. Centel – Hamide Z. – Özel Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş, 5. Bası, Beta Yayınları, İstanbul 2008, s. 421 ). Eylemi gerçekleştiren kişi üzerinde oluşturulan korkunun, buna maruz kalan kişiyi kendisinden gerçekleştirilmesi istenen haksızlığı işlemeye mecbur edecek boyutta olup olmadığı ise olaya uygun bir yöntemle, başka bir deyişle her somut olayın kendine özgü özelliklerine göre değerlendirilmelidir…”
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.03.2023 tarihli ve 2022/214 Esas, 2023/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ”…Müşterek faillik Kanun’un 37. maddesinin birinci fıkrasında “suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.” şeklinde düzenlenmiştir. Müşterek faillikte birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı fail statüsündedir. Müşterek faillik, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesidir.
”Suçun icrasına bulunulan katkı suçun başarıyla işlenmesi açısından zorunluluk arz ediyorsa bu suç ortağı müşterek faildir. Öyle ki suçun işlenişine bulunulan her bir müşterek katkı fiilin başarıyla tamamlanması açısından gereklilik arz ettiği gibi, bu müşterek katkılardan herhangi birinden vazgeçilmesi fiili gerçekleştirme ve fiili gerçekleştirmeme akim kalma tehlikesine maruz bırakır.” ( CGK 26.04.1982 tarih 6-114 Esas, 171 Karar )
Müşterek hareket etmenin amacı fiilin akim kalma ihtimalini mümkün olduğunca aza indirmektir. ( Bloy, atfen Özgenç, Age. s. 495 )….”
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde,
Suç tarihinde evli ve yaklaşık iki aylık çocuğu olmakla, mağdure …’nun yaklaşık bir hafta öncesinde ayrıldığı eski erkek arkadaşı olan aşamalarda olayın ani ve arızi bir biçimde vuku bulduğunu, aldığı alkolün ve tahrikin etkisi ile olayı ika ettiği savunmalarında bulunan ancak 29.08.2011 tarihli kolluk tutanağında gözaltından çıkış işlemleri için doktora götürülürken ekip aracına bindirileceği esnada kapı önünde bulunan kalabalığa karşı “Bir dahakine daha iyi yapacağım” şeklinde bağırdığı da belirtilen, gece vakti saat 00.30 sıralarından sabah 04.49 sıralarına kadar katılan … ile saat 08.30 sıralarına kadar mağdure …’yu cebirle alıkoyan, yaralayan, tehdit ve hakaretlerde bulunan, telefonlarını alıp mesajlarını okuyup atarak yağmalayan, cebir ve tehdit yoluyla her iki mağdurun soyunmalarını ve eline aldığı taşlarla da tehdit ve cebirde bulunarak mağdure ile katılandan vajinal yolla ilişkiye girmelerini isteyen ancak yapmamaları üzerine “İlişkiye gireceksiniz a.ınıza koyacam sizin, beraber olacaksınız yemin ederim döverim, beraber olacaksınız kafayı da şeyini de keserim yoksa, diz kapaklarını kırarım, yatın son kez söylüyorum vurmazsam da orospu çocuğuyum, senin kafanı ezerim, şu taşı alacam kafaya vuracam, ben gelene kadar beaber olmadığınızı hissedersem a.ınıza koyacam, yemin ederim haşat ederim, üstünüze işettirmeyin” diyerek tehditle mağdure …’nun katılan …’ın cinsel organını ağzına alarak organ sokmak suretiyle ilişkiye girmesini sağlayan, görüntülerini telefonla kayıt eden ve şikayetleri halinde görüntülerinin elinde olduğunu söyleyen, bu kapsamda her iki mağdura yönelik müstakil bir eylemde bulunmayan sanığın tek hareket ile ikisine birden organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı fiilinden iki mağdurun zarar görmesi sebebiyle 5237 Sayılı Kanun’un 102/2, 43/2 suçlarını oluşturduğu ve aynı Kanun’un 28. maddesi gereğince cebir, tehdit, korkutma kullanan sanık …’in suçun faili olduğu;
İşinden çıkarak evine gitmesine rağmen gecenin saat 02.30 sıralarında soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadesinde belirttiği şekilde “Psikopat olarak bildiğini” beyan ettiği sanık …’in aramasıyla, camları filmli, siyah renkli transporter aracı ile sanayi bölgesine giderek hallerinden darp ve cebire maruz kaldıkları açıkça anlaşılan katılanı ve mağdureyi, sanık …’e ev bulamadığını da söyleyerek aracına alan, özellikle vazgeçmesi halinde başından beri planlı şekilde mağdurları tehdit ve hakaretle darp edilerek alıkoyma, yaralama, giysilerinin çıkartılarak yardım alamayacakları ıssız mahalde tehditle ilişkiye girmeleri ve bu görüntülerinin kayıt edilmesine matuf fiileri işleyen sanık …’in eylemlerini gerçekleştirmede akim kalma tehlikesine maruz bırakacağı aşikar olan suçların müşterek faili sanık … hakkında verilen kararda;
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5271 Sayılı Kanun’un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun’un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçelerinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurularının esastan reddine dair kurulan hükümde, hukuka aykırılık görülmemiştir.
YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ, E. 2023/16840, K. 2024/17703, T. 12.12.2024
ÖZET: Terörizmin finansmanı suçu, fonun belirli bir suçta kullanılması aranmaksızın, terör örgütüne veya teröriste bilerek ve isteyerek fon sağlanması ya da toplanmasıyla oluşan soyut tehlike suçudur; yoğunluk hâlinde üyelik, aksi hâlde yardım kapsamında değerlendirilir.
6145 Sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasında ise; aynı Kanun’un 3. maddesi kapsamına giren suçların işlenmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağı bilinerek, terör örgütlerine veya bir teröriste fon sağlanması veya toplanması yasaklanmakta ve yaptırıma bağlanmaktadır. Bu düzenlemeye göre, terörizmin finansmanı suçunun oluşabilmesi için, 3713 Sayılı Kanun’un 3 ve 4. maddelerinde düzenlenen terör suçlarında veya 6415 Sayılı Kanun’un 3. maddesinde belirtilen suçların işlenmesinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütüne fon sağlanması veya toplanması yeterlidir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; terörizmin finansmanı suçundan ceza verilebilmesi için, fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması şartı aranmamakta, fonun sağlanması veya toplanması yeterli kabul edilmektedir. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçu bir tehlike suçudur. Zira, fonun sağlanması veya toplanmasının yarattığı tehlike cezalandırılmakta ve başkaca bir zarar ya da netice öngörülmemektedir.
Fon sağlamayı; failin kendi mal varlığından veya başkasının mal varlığından fon sayılabilecek ekonomik bir değeri örgüte aktarma veya terör örgütünün finansmanında kullanılacak fonun temin edilmesine yönelik her türlü faaliyet olarak, fon toplamayı ise; failin başkalarından temin edilen fonları örgüte aktarma konusunda aracılık yapması olarak tanımlamak mümkündür. Toplamak ya da sağlamak nitelik itibarıyla bölünebilen fiiller olduğundan bu suça teşebbüs mümkündür. Ancak teşebbüsün sağlamak ya da toplamak hareketlerinin icrası sırasında gerçekleşmesi gerekmektedir.
Terörizmin finansmanı suçunun oluşması açısından, toplanan ya da sağlanan fonun miktarının ya da toplama veya sağlama yönteminin herhangi bir önemi yoktur. Ancak fon sağlama ya da toplama eylemlerinin belli yoğunluk ve süreklilik arz ettiği durumlarda, diğer koşulların varlığı halinde, failin eyleminin TCK’nın 314. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu oluşturacağı gözetilmelidir.
Terörizmin finansmanı suçunun manevi unsuru bilme ve istemeden ibaret olan kasttır. Ancak suçun manevi unsuru değerlendirilirken, TCK’nın “cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit” başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasındaki “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.” şeklindeki düzenleme göz önünde bulundurulmalıdır.
Yargıtayın istikrar kazanan uygulamalarına göre, örgüt mensuplarının geçici olarak barındırılması, evde yemek ikram edilmesi, örgütün verdiği para ile ihtiyaç listesindeki malzemelerin temin edilmesi gibi eylemler fon sağlama kapsamında değerlendirilmeyip TCK’nın 314. maddesinin üçüncü ve 220. maddesinin yedinci fıkraları delaletiyle uygulanacak olan ve TCK’nın 314. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen genel nitelikte silahlı terör örgütüne yardım suçu kapsamındadır.
Hayır. Kişi karşı koyamayacağı cebir veya şiddet altında suçu işlemişse ceza verilmez.
Suçu tehdit ederek yaptıran kişi, suçun asıl faili sayılır. Tehdit altında hareket eden cezalandırılmaz.
Hayır. Korkutmanın ağır ve muhakkak olması gerekir. Basit korku veya soyut endişe yeterli değildir.
Kişinin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle direnme veya kurtulma imkânının fiilen bulunmaması anlamına gelir.
Cebir, şiddet, korkutma veya tehdidi kullanan kişi, suçu bizzat işlemiş gibi sorumlu tutulur.


