Madde Metni

Ceza sorumluluğunun şahsiliği

Madde 20- (1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.

(2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.


Madde Gerekçesi

Tasarının “Suçun faili” başlıklı maddesi değiştirilmiş olup, madde metninde Anayasamıza uygun olarak ceza sorumluluğunun şahsîliği kuralı vurgulanmıştır.

Özel hukuk tüzel kişilerinin suç faili sayılıp sayılmaması ile işlenen bir suçtan dolayı bunlar hakkında bir yaptırıma hükmedilmesi sorununu birbirinden ayırmak gerekir. Suç ve ceza politikası gereği olarak ancak gerçek kişiler suç faili olabilir ve sadece gerçek kişiler hakkında ceza yaptırımına hükmedilebilir. Bu anlaşılış, Anayasamızda da güvence altına alınan ceza sorumluluğunun şahsîliği kuralının bir gereğidir. Ancak, işlenen suç dolayısıyla özel hukuk tüzel kişileri hakkında güvenlik tedbiri niteliğinde yaptırımlara hükmedilebilecektir.

“Para cezası”nın uygulamasındaki kolaylık, tüzel kişiler hakkında da ceza yaptırımına hükmedilebileceği düşüncesine haklılık kazandırmaz. Tüzel kişiler için ancak idari yaptırım niteliğinde “para cezası” öngörülebilir. Çünkü, idari yaptırımlarla, ceza yaptırımları arasında neden, amaç ve sonuçları bakımından farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin, şirket niteliğindeki bir tüzel kişinin faaliyeti ile ilgili olarak doğan vergi borcunun zamanında ve tam olarak ödenmemesi dolayısıyla, tüzel kişi hakkında da “para cezası” verilebilmektedir. Ancak, bu yaptırımın asıl amacı, verginin zamanında ve eksiksiz olarak ödenmemesi dolayısıyla kamu maliyesinin uğradığı zararın giderilmesi ve vergi düzeninin etkinliğinin sağlanmasıdır. Bu tür yaptırımların bir ceza hukuku yaptırımı olmadığı açıktır. Vergi borcunun gerçeğe uygun bir şekilde doğmasının önüne geçebilmek amacıyla sahte belge düzenlenmiş olması durumunda ayrıca bu sahteciliği gerçekleştiren gerçek kişiler hakkında ceza yaptırımına hükmedilebilecektir. Bu durumda bile tüzel kişi hakkında verilen “para cezası”, bir idari yaptırım olma özelliğini korur. Yapılan bu yeni düzenlemeyle, tüzel kişiler hakkında da özellikle “para cezası” bağlamında ceza yaptırımına hükmedilebileceği yönündeki hukukî temelden yoksun anlayışın önüne geçilmek amaçlanmıştır.


Yargıtay Kararları

YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ, E. 2021/13036, K. 2024/2842, T. 13.3.2024

ÖZET: TCK’ya göre ceza sorumluluğu şahsidir ve tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; sadece güvenlik tedbirleri saklıdır. Ülkem ve Ibc şirketleri hakkında suç faili olamayacakları için güvenlik tedbiri uygulanamaz. Bu nedenle beraat hükümleri hüküm fıkrasından çıkarılarak düzeltilmiş ve onanmıştır.

Tüzel kişi sanıklar Ülkem ve Ibc şirketleri hakkında güvenlik tedbiri uygulanması istemiyle açılan kamu davasında verilen beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

5237 Sayılı Kanun’un 20. maddesinde yer alan “Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır” şeklindeki düzenlemeye ve tüzel kişiler hakkında uygulanacak güvenlik tedbirlerini belirleyen TCK’nın 60. maddesi içeriğine göre suç faili olmasına ve ceza yaptırımına uğramasına yasal olanak bulunmayan Ülkem ve Ibc şirketleri hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına dair kararlar verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraat kararları verilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 Sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, tüzel kişi sanıkların atılı suçtan beraatlerine ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkartılması ve yerine “… ile … haklarında güvenlik tedbiri uygulanması istemiyle kamu davaları açılmış ise de; gerçek kişi sanıklar hakkında beraat kararları verilmesi ve yasal koşulların bulunmaması nedenleriyle tüzel kişi olan sanıklar hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına,” ibaresinin hüküm fıkrasına eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA 13.03.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ, E. 2021/13469, K. 2024/2317, T. 27.2.2024

ÖZET: TCK 20 ve 60. maddelerine göre tüzel kişiler ceza sorumluluğuna tabi değildir; bu nedenle …Un Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Yanlış olarak verilen beraat kararı hukuka aykırı bulunmuş ve Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.

5237 Sayılı Kanun’un 20. maddesinde yer alan “Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır” şeklindeki düzenlemeye ve tüzel kişiler hakkında uygulanacak güvenlik tedbirlerini belirleyen aynı Kanun’un 60. maddesi içeriğine göre, suç faili olmasına ve ceza yaptırımına uğramasına yasal olanak bulunmayan …Un Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme sonucu beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuş olup bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ, E. 2023/15713, K. 2024/5764, T. 22.5.2024

ÖZET: 5237 Sayılı TCK’ya göre ceza sorumluluğu şahsidir, tüzel kişiye doğrudan ceza uygulanamaz. Karşılıksız çek suçlarında, tüzel kişi yerine yönetim organındaki gerçek kişiler sorumlu tutulur. Şikâyet dilekçesi ve çek bilgileriyle organ üyeleri tespit edilerek sorumluluk belirlenir; özel yargılama usulü ceza araştırmasını engellemez.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İlgili Hükümleri

Ceza sorumluluğunun şahsiliği başlıklı 20. maddesi;

” (1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.

(2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.”

5-) 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun İlgili Hükümleri

Kamu davasını açma görevi başlıklı 170. maddesi;

”(1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.

(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.

(3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede;

a-) Şüphelinin kimliği,

b-) Müdafii,

c-) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği,

d-) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanuni temsilcisi,

e-) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği,

f-) Şikâyette bulunan kişinin kimliği,

g-) Şikâyetin yapıldığı tarih,

h-) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri,

i-) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,

j-) Suçun delilleri,

k-) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,

Gösterilir.

(4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez.

(5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.

(6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir. ” hükümlerini içermektedir.

F-) İNCELEME, DEĞERLENDİRME, GEREKÇE VE SONUÇ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.07.2023 tarihli, UG-2023/64152 Sayılı Uyuşmazlığın giderilmesi konulu yazısında yer verilen uyuşmazlık konusu kararlardan, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin; 09.06.2022 tarihli ve 2021/3028 Esas, 2022/2158 Karar sayılı kararının karar numarasının 2022/2156 olarak gösterilmesi maddi hata olarak kabul edilmiştir.

Uyuşmazlığa konu karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu, 5941 Sayılı Çek Kanunu’nun 5/1. maddesinde düzenlenmiş olup, 6728 Sayılı Kanun’un 63. maddesiyle yapılan ve anılan suçtan dolayı açılan davaların icra mahkemesinde görüleceği ile 2004 Sayılı Kanun’un 347. 349, 350. 351, 352 ve 353. maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağına dair değişikliğin 09.08.2016 tarihinde yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır.

Atıf yapılan maddeler arasında 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 345. maddesi bulunmamakta ise de, 5237 Sayılı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca, tüzelkişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamayacağı açık bir şekilde düzenlenmiş olduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.12.2014 tarihli ve 2013/11 -472 Esas, 2014/533 Karar sayılı ilâmında; ”…Bununla birlikte İcra ve İflas Kanununda kendine özgü bir yargılama sistemi öngörülmüş olması, bu kanunda düzenlenen suçlara ilişkin yapılan yargılama işlemlerinin ceza yargılaması faaliyeti olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu Kanunda aksine sınırlayıcı hüküm bulunmadığı hallerde ceza yargılamasının “usul kurallarının öngördüğü ilkeler doğrultusunda, somut gerçeğin her türlü kuşkudan uzak bir biçimde kesin olarak saptanması” amacı ve “adaletin tam olarak gerçekleşmesi için, öne sürülen ve olaya ışık tutabilecek nitelikteki tüm yasal kanıtların araştırılıp tartışılması” zorunluluğu, İİK’nda düzenlenen suçlara ilişkin yapılan yargılamalarda da aynen geçerlidir…” anlatımına yer verildiği gibi Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 10.03.2021 tarihli ve 2021/3107 Esas, 2021/2771 Karar sayılı ilâmında belirtilen ”…Doğrudan veya sonradan muhatap bankaya başvurulması üzerine çekin arka yüzünde sadece “…tarihinde işbu çekin karşılığı yoktur.” şeklindeki ibarenin yazılması veya Kanundaki hususların tam olarak yazılmaması durumunda açılacak ceza davalarında, çekin arka yüzünden giderilemeyen/eksik kalan hususların İcra Ceza Mahkemelerince re’sen araştırılmasının ve hüküm kurulmasının, dolayısıyla sanığın cezalandırılmasının mümkün olduğu değerlendirilmiştir…” ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 03.12.2019 tarihli ve 2019/33988 Esas, 2019/14958 Karar sayılı ilâmında belirtilen ”…Çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan açılan ceza davasında; ibraz tarihinde çek karşılığını bankada bulundurmakla görevli ve yetkili yönetim kurulu üyesinin, ibraz (suç) tarihinden önce yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmış olduğunun, yönetim kurulu tarafından ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmemiş olması halinde; tescil ve ilanın “kurucu” değil “bildirici” mahiyette bir işlem olması karşısında, ayrılan yönetim kurulu üyesinin çekin ibraz tarihinde karşılığını bankada bulundurma zorunluluğunun, dolayısıyla cezai sorumluluğunun sona erdiğinin kabulü gerekmektedir….” kabulleri birlikte değerlendirildiğinde;

Çek hesabı sahibinin tüzelkişi olduğu durumlarda, karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu kapsamında hazırlanan şikâyet dilekçesinde, şikâyetçiye, şüpheli olarak tüzelkişinin yetkilisinin gösterilmesi yönünde zorunluluk yüklenemeyeceği, nitekim, şirket yönetim organında yapılan değişikliklere ilişkin tescil ve ilân, bildirici mahiyette olduğundan, şikâyetçi tarafından tespite çalışılan yetkilinin suç tarihinde kim olduğu hususunda sicil kayıtlarına güvenilmesi durumunda dahi yanılgıya düşülebileceği, aksi kabulün hak arama özgürlüğünün önüne geçeceği, İcra Ceza Mahkemesince uygulanan 2004 Sayılı Kanun’da yer alan ve kendine özgü bir yargılama sistemi getiren usul hükümlerinin, yapılan yargılama işlemlerinin ceza yargılaması faaliyeti olmadığı anlamına gelmeyeceği de açık olduğundan; şikâyet dilekçesini alan İcra Ceza Mahkemesince; şikâyet dilekçesinde yer verilen çek bilgileri doğrultusunda, tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi ya da böyle bir belirleme yapılmaması durumunda yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişileri tespit etmek gerektiği şeklinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine,

YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ, E. 2023/22199, K. 2024/6614, T. 9.5.2024

ÖZET: TCK’ya göre ceza sorumluluğu şahsidir, tüzel kişiler cezai yaptırıma tabi tutulamaz. Müsadere, suçta kullanılan, suça tahsis edilen veya suçtan doğan eşyaların devlete geçirilmesidir. Orantılılık ilkesi yalnızca suçta kullanılan eşya için geçerlidir. Sanığın 21 FN 027 plaka aracının müsaderesi suç ile orantısız olduğundan hukuka aykırı bulunmuş, diğer hükümler ise onanmıştır.

Türk Ceza Kanununun Cezaların Şahsiliği başlıklı 20. maddesinde;

“ ( 1 ) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.

( 2 ) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Türk Ceza Kanununun Eşya Müsaderesi başlıklı 54. maddesinde;

“ ( 1 ) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. ( Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md. ) Eşyanın üzerinde iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.

( 2 )Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.

( 3 ) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.

( 4 ) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.

( 5 ) Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.

( 6 ) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.” şeklinde hükümlere yer verilmiştir.

TCK’nın 54. maddesinde esasen suçta kullanılan suça tahsis edilen veya suç işlemek için hazırlanan eşyanın bir güvenlik tedbiri olarak devlete geçirilmesi, bir başka deyişle müsaderesi ifade edilmektedir.

Ceza hukukunda çok eski devirlerden beri uygulanan bir müeyyide türü olarak hemen hemen bütün hukuk düzenlerinde rastlanmakta olan müsadere işlenen bir suçtan dolayı belirli kanuni şartlar altında kişinin bir şey üzerindeki mülkiyet hakkına son verilerek mülkiyetin kamusal karakter taşıyan bir teşekküle geçmesini sonuçlayan bir yaptırımdır.

Bir başka deyişle müsadere suçun icrasında kullanılan, suçun işlenmesine tahsis edilen veya suçun işlenmesinden meydana gelen eşya ile suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edilen malvarlığı değerlerinin failin elinden alınarak devletin mülkiyetine geçmesini sağlayan bir ceza hukuku yaptırımıdır. Suç teşkil eden fiille bir bağlantı halinde bulunan bu malvarlığı değerlerinin failin, bazı koşulların gerçekleşmesi halinde de üçüncü kişinin elinden alınmasına yol açan müsadere kurumunun amacı öncelikle suçların işlenmesini önlemektir.

Müsadere yaptırımının uygulanabilmesi için ilk şart kasten işlenen bir suçun varlığıdır. Bunun yanı sıra işlenen suç ile müsadereye konu eşya veya malvarlığı değerleri arasında bir ilginin de bulunması gerekir.

Türk Ceza Kanununda müsadere eşya müsaderesi ( TCK madde 54) ve kazanç müsaderesi ( TCK madde 55 ) olmak üzere ikili bir ayrım çerçevesinde düzenlenmiştir.

Eşya müsaderesi suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine özgülenen, suçun işlenmesinden meydana gelen veya niteliği itibariyle kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olup suçta kullanılmak üzere hazırlanan eşyanın mülkiyetinin, eşyanın ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka surette imkansız kılınması halinde bu eşyanın değeri kadar para tutarının devlete geçmesini amaçlayan bir güvenlik tedbiridir.

TCK 54 ve devamı maddeleri uyarınca müsadere kararı, suçun işlenmesinde kullanılan eşyanın yanında ayrıca, suça tahsis edilen ve suçtan meydana gelen eşyalar hakkında verilebilecektir. Bu bakımdan, suçun işlenmesine tahsis edilen eşyalar da müsadereye tabidir.

“Tahsis” kelimesi sözlükte, bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma, “tahsis etmek” ise ayırmak, özgülemek anlamlarına gelmektedir. Suçun işlenmesinde kullanılan eşya genellikle kısa süreli ve geçici bir amaçla kullanılırken suça tahsis edilen eşyada bir süreklilik ve devamlılık söz konusudur.

Müsadere hükümleri uygulanırken uyulması gereken “Orantılılık İlkesi” ya da “Müsaderenin Hakkaniyete Aykırı Olmaması İlkesi” uyarınca işlenen suç ile uygulanacak yaptırım arasında haklı bir oran ve denge bulunmalıdır. Sanık aleyhine hakkaniyete aykırı olacak ölçüye varacak şekilde müsadereye hükmedilemeyecektir. Ancak “orantılılık ilkesi” yalnızca suçta kullanılan eşya bakımından kabul edilmiştir. Yoksa; suçun işlenmesine tahsis edilen, suçtan meydana gelen eşya ile üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya açısından orantılılık ilkesi geçerli olmayacaktır.

Nitekim orantılılık ilkesinin yalnızca suçta kullanılan eşya bakımından uygulanacağı ve suçun işlenmesine tahsis edilen eşya bakımından geçerli olmayacağı hususu, TCK’nın 54. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.” ifadesiyle açıkça hüküm altına alınmıştır.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; sanığın resmi olarak noter satışıyla henüz üzerine almadığı ancak fiilen satın aldığını beyan ettiği 21 FN 027 plaka sayılı aracın suçta kullanıldığı gerekçesiyle TCK’nın 54. maddesinin birinci fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmişse de; söz konusu aracın doğrudan suçun işlenmesinde kullanılmadığı, sadece sanıkları bir yerden bir yere götüren vasıta konumunda bulunduğu, ayrıca uygulanan müeyyidenin işlenen suça nazaran ağır nitelikte olduğu, TCK’nın 54. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan hakkaniyet ve orantılılık ilkelerine aykırılık içerdiği gözetildiğinde söz konusu 21 FN 027 plaka sayılı aracın müsaderesi hukuka aykırı bulunmuştur.

SONUÇ : A.Sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümler yönünden

Gerekçe bölümünde ( A ) bendinde açıklanan nedenlerle Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/30 Esas, 2023/73 Sayılı Kararında sanıklar … ve … müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 Sayılı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 Sayılı Kanun’un 302. maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oybirliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

B.Sanık … hakkında müsadereden kurulan hüküm yönünden

Gerekçe bölümünde ( B ) bendinde açıklanan nedenlerle sanık … müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 09.05.2023 tarihli ve 2023/30 Esas, 2023/73 Sayılı Kararının 5271 Sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oybirliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 Sayılı Kanun’un 304. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.05.2024 tarihinde karar verildi.


Ceza sorumluluğunun şahsiliği ne demektir?

Ceza sorumluluğu kişiye aittir. Bir kişi, başkasının yaptığı fiilden dolayı cezalandırılamaz.

Bir başkasının hatası, ihmali ya da suçu yüzünden ben ceza alır mıyım?

Hayır. Kimse başkasının fiilinden dolayı ceza sorumluluğu taşımaz.

Şirketler veya dernekler suçtan dolayı hapis ya da adli para cezası alır mı?

Hayır. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz.

Tüzel kişiler hiçbir yaptırımla karşılaşmaz mı?

Hayır. Suçtan dolayı kanunda öngörülen güvenlik tedbirleri (örneğin faaliyet izninin iptali, müsadere gibi) uygulanabilir.