Madde Metni
Madde 17- (1) Yukarıdaki maddelerde açıklanan hallerde mahkeme, yabancı mahkemelerden verilen ve Türk hukuk düzenine aykırı düşmeyen hükmün, Türk kanunlarına göre bir haktan yoksunluğu gerektirmesi halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine Türk kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına karar verir.
Madde Gerekçesi
Hükûmet Tasarısının 16 ncı maddesinde yabancı ülkede verilmiş mahkûmiyet kararına bağlı hak yoksunluklarının Türkiye’deki etkisi düzenlenmiştir. Yürürlükteki kanunun 8 inci maddesinin tekrarı olan bu hüküm, düzenlemesi itibarıyla adalet esasına göre uygulanabilirliği olan bir hüküm değildir. Gerçekten yabancı bir mahkeme tarafından hükmolunmuş olan cezaya, bu kararın verildiği ülke hukukunda bağlanmış olan hak yoksunluklarını esas alan düzenlemeler, sağlıklı bir sonuç vermekten uzaktır. Özellikle her ülkedeki mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarının kapsamının farklı olması çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Nitekim bazı ülkelerde hak yoksunluklarına ayrıca hükmedilmediğinden, bunlar mahkeme kararında belirtilmezler. Bu durum da göstermektedir ki, hak yoksunlukları bakımından yabancı ülke hukukunun esas alınması ülke içinde yeknesak ve adil bir uygulamaya imkan vermemektedir. İşte bu nedenlerledir ki, madde metninde, eşitlik ilkesi gereği olarak, yabancı bir mahkeme tarafından hükmedilmiş olan cezaların, doğurduğu hak yoksunlukları bakımından ülkemiz hukukunun dikkate alınması kabul edilmiştir.
Yargıtay Kararları
YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ, E. 2014/13412, K. 2015/9384, T. 1.6.2015
ÖZET: TCK 17’ye göre yabancı mahkûmiyetin hak yoksunlukları, Türk hukukuna göre değerlendirilir. Somut olayda başvuru temyiz değil itiraz niteliğinde olup, CMK 267 vd. uyarınca itiraz merciince incelenmelidir.
5237 Sayılı TCK’nın 17. maddesinde; “Yukarıdaki maddelerde açıklanan hâllerde mahkeme, yabancı mahkemelerden verilen ve Türk hukuk düzenine aykırı düşmeyen hükmün, Türk kanunlarına göre bir haktan yoksunluğu gerektirmesi hâlinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine Türk kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına karar verir.” hükmüne yer verilip, maddenin uygulanma şartlarının ise madde gerekçesinde, “…yabancı ülkede verilmiş mahkûmiyet kararına bağlı hak yoksunluklarının Türkiye’deki etkisi düzenlenmiştir. Yürürlükteki kanunun 8. maddesinin tekrarı olan bu hüküm, düzenlemesi itibarıyla adalet esasına göre uygulanabilirliği olan bir hüküm değildir. Gerçekten yabancı bir mahkeme tarafından hükmolunmuş olan cezaya, bu kararın verildiği ülke hukukunda bağlanmış olan hak yoksunluklarını esas alan düzenlemeler, sağlıklı bir sonuç vermekten uzaktır. Özellikle her ülkedeki mahkûmiyete bağlı hak yoksunluklarının kapsamının farklı olması çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Nitekim bazı ülkelerde hak yoksunluklarına ayrıca hükmedilmediğinden, bunlar mahkeme kararında belirtilmezler. Bu durum da göstermektedir ki, hak yoksunlukları bakımından yabancı ülke hukukunun esas alınması ülke içinde yeknesak ve adil bir uygulamaya imkân vermemektedir. İşte bu nedenlerledir ki, madde metninde, eşitlik ilkesi gereği olarak, yabancı bir mahkeme tarafından hükmedilmiş olan cezaların, doğurduğu hak yoksunlukları bakımından ülkemiz hukukunun dikkate alınması kabul edilmiştir.” şeklinde belirtildiği,
Ceza Yargılarının Milletlerarası Değeri Konusunda Avrupa Sözleşmesinin Onaylanması ve Uygulanması Hakkında 2081 Sayılı Kanun ve Avrupa Sözleşmesi’nin Onaylanması Hakkında 19.9.1977 tarihli Bakanlar Kurulu Kararında, sözleşmenin uygulanma koşulları belirtilmiş, ilgili Kanun’un 5. maddesinde, “Sözleşmenin, müeyyidelerin yerine getirilmesi ile ilgili 5. bölümü gereğince mahkemelerce verilecek nihai kararlara karşı acele itiraz yoluna” başvurulacağı, hükmüne yer verildiği,
SONUÇ : 5320 Sayılı Kanun’un 7. maddesinin 2. fıkrasındaki; “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve diğer kanunlarda yer alan acele itirazlar hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun itiraza dair hükümleri” nin uygulanacağına dair hüküm ile 5271 Sayılı Kanun’unun, kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu hâlde başvurunun yapıldığı merci tarafından, başvurunun derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderileceğine dair 264. maddesi hükmü nazara alındığında, hükümlünün talebinin itiraz kanun yoluna tabi olduğu ve itiraz merciince CMK’nın 267 vd. maddeleri uyarınca incelenip karara bağlanmasının gerektiği anlaşılmakla, itiraz niteliğinde kabul edilmesi gereken temyiz isteminin itiraz merciince karara bağlanması için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bir kişinin mahkûmiyet nedeniyle bazı hakları kullanamaması demektir.
Evet, şartları varsa doğurur. Ancak bu hak kaybı yabancı ülke hukukuna göre değil, Türk hukukuna göre değerlendirilir.
Hayır. Cumhuriyet savcısının istemi gerekir.
Evet. Yargıtay’a göre bu tür kararlar temyiz değil, itiraz yoluna tabidir ve CMK 267 vd. hükümlerine göre incelenir.


