İşyerinde sürekli aşağılanmak, dışlanmak, görevlerin kasıtlı olarak zorlaştırılması, haksız performans baskısı kurulması veya çalışanın istifaya zorlanması uygulamada çoğu zaman mobbing yani psikolojik taciz olarak gündeme gelir. Ancak her işyeri tartışması, her sert yönetici tavrı veya her performans eleştirisi mobbing sayılmaz. Mobbingden söz edebilmek için davranışların belirli bir çalışana yönelmesi, sistematik hâle gelmesi, çalışma huzurunu bozması ve kişinin mesleki onurunu, psikolojik sağlığını veya işyerindeki varlığını hedef alması gerekir.
İşyerinde mobbinge uğrayan çalışan; şartları varsa iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir, kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını talep edebilir, manevi tazminat davası açabilir, haksız fesih varsa işe iade sürecini başlatabilir ve hakaret, tehdit, şantaj veya cinsel taciz gibi eylemler varsa savcılığa suç duyurusunda bulunabilir.
İşyerinde Mobbing Nedir?
Mobbing, işyerinde bir çalışanın hedef alınarak sürekli, sistematik ve yıldırıcı davranışlara maruz bırakılmasıdır. Bu davranışlar bazen açık şekilde hakaret, tehdit, bağırma veya küçük düşürme şeklinde ortaya çıkar. Bazen de daha örtülü biçimde çalışanın toplantılara çağrılmaması, bilgi akışından dışlanması, yetkilerinin sebepsiz azaltılması, görev tanımı dışında sürekli angarya iş verilmesi veya başarısız gösterilmeye çalışılması şeklinde görülür.
Mobbingin ayırt edici yönü, tek bir olaydan ibaret olmamasıdır. Örneğin bir defalık tartışma, iş yoğunluğu, disiplin uyarısı veya objektif performans değerlendirmesi tek başına mobbing sayılmaz. Ancak aynı çalışana karşı tekrarlanan, kişiyi yıldırmaya yönelen ve işyerinde kalmasını çekilmez hâle getiren davranışlar mobbing iddiasına konu olabilir.
Mobbing Sayılabilecek Davranışlar Nelerdir?
Mobbing davalarında en sık karşılaşılan davranışlar; çalışanın sürekli azarlanması, herkesin içinde küçük düşürülmesi, mesleki yeterliliğinin haksız biçimde sorgulanması, gerçek dışı suçlamalarla baskı altına alınması, görevlerinin elinden alınması, yetkisiz ve etkisiz pozisyona çekilmesi, dışlanması, dedikoduya maruz bırakılması, haksız disiplin süreçleriyle yıldırılması ve istifaya zorlanmasıdır.
Bunun yanında işçinin sürekli fazla iş yüküyle yıpratılması, hiçbir iş verilmeden pasifleştirilmesi, diğer çalışanlara tanınan haklardan mahrum bırakılması, hamilelik, cinsiyet, engellilik, yaş, sendikal faaliyet veya etnik köken gibi nedenlerle ayrımcı muameleye maruz kalması da olayın niteliğine göre mobbing ve ayrımcılık tartışmasını birlikte gündeme getirebilir. 4857 sayılı İş Kanunu m.5, iş ilişkisinde ayrım yasağını ve eşit davranma ilkesini düzenler.
Mobbingin Hukuki Unsurları Nelerdir?
Mobbing iddiasının hukuken güçlü olabilmesi için bazı temel unsurlar birlikte değerlendirilir. İlk olarak davranışların hedef alınan bir çalışana yönelmiş olması gerekir. İşyerindeki genel sert yönetim tarzı, herkesi etkileyen yoğun iş temposu veya objektif disiplin uygulaması tek başına mobbing olarak kabul edilmeyebilir.
İkinci unsur sistematiklik ve sürekliliktir. Mobbing çoğu zaman belirli bir zaman dilimine yayılan tekrar eden davranışlarla oluşur. Burada önemli olan matematiksel olarak belirli bir ay sayısı değil, davranışların tesadüfi değil süreklilik gösteren bir yıldırma süreci oluşturmasıdır.
Üçüncü unsur kişilik haklarına, mesleki itibara veya psikolojik sağlığa zarar verme potansiyelidir. Çalışanın işyerinde itibarsızlaştırılması, yalnızlaştırılması, görevini yapamaz hâle getirilmesi, psikolojik destek almak zorunda kalması veya işten ayrılmaya zorlanması mobbing iddiasını güçlendiren olgulardır.
Türk Hukukunda Mobbingin Yasal Dayanakları
Türk hukukunda mobbing, tek bir özel kanun maddesiyle bağımsız ve ayrıntılı şekilde düzenlenmiş değildir. Buna rağmen mobbing iddiaları; Türk Borçlar Kanunu, İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Anayasa hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
En önemli dayanaklardan biri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417 hükmüdür. Bu maddeye göre işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek, işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen sağlamak ve özellikle işçilerin psikolojik tacize uğramaması için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
İş sağlığı ve güvenliği bakımından ise eski İş Kanunu m.77’ye değil, artık 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.4 hükmüne dayanmak daha doğru olur. Çünkü 4857 sayılı İş Kanunu m.77, 6331 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır. 6331 sayılı Kanun m.4 uyarınca işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür; bu kapsamda mesleki risklerin önlenmesi, eğitim verilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması gerekir.
İşverenin Mobbingi Önleme Yükümlülüğü
İşveren yalnızca kendisinin uyguladığı mobbingden değil, işyerinde yöneticiler veya diğer çalışanlar tarafından gerçekleştirilen psikolojik taciz eylemlerine karşı gerekli önlemleri almamasından da sorumlu olabilir. Çünkü işverenin gözetme borcu, sadece fiziksel güvenliği değil, işçinin kişilik haklarını ve psikolojik bütünlüğünü de kapsar.
Bu nedenle işverenin; şikâyet mekanizması kurması, mobbing iddialarını ciddiyetle incelemesi, çalışanı daha fazla zarara uğratmayacak geçici önlemler alması, işyerinde ayrımcı veya aşağılayıcı davranışları önlemesi ve yönetici kadrolarını bu konuda bilgilendirmesi gerekir. Aksi hâlde işveren aleyhine maddi ve manevi tazminat sorumluluğu doğabilir.
Mobbinge Uğrayan İşçi Ne Yapabilir?
Mobbinge uğrayan işçinin ilk yapması gereken şey, yaşanan olayları mümkün olduğunca somutlaştırmaktır. Tarih, saat, yer, olayın içeriği, tanıklar, yazışmalar, e-postalar, mesajlar, kamera kayıtları, performans belgeleri ve sağlık raporları önemlidir. Mobbing çoğu zaman kapalı alanlarda, sözlü baskılarla ve uzun süreye yayılarak gerçekleştiği için delil toplama aşaması davanın sonucunu doğrudan etkiler.
Çalışan, olayın niteliğine göre işverene yazılı başvuru yapabilir, insan kaynakları veya etik kurul süreçlerini kullanabilir, ALO 170 üzerinden başvuruda bulunabilir, arabuluculuk sürecini başlatabilir, iş mahkemesinde tazminat davası açabilir veya ceza hukuku boyutu varsa savcılığa suç duyurusunda bulunabilir.
Mobbing Nedeniyle Haklı Fesih ve Kıdem Tazminatı
Mobbing nedeniyle çalışma ilişkisi işçi açısından çekilmez hâle gelmişse, işçi şartları oluştuğunda iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. Bu durumda işçinin kıdem süresi ve diğer koşullar mevcutsa kıdem tazminatı talep etmesi mümkündür.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır: İşçi haklı nedenle kendisi fesih yaparsa kural olarak ihbar tazminatı talep edemez; çünkü ihbar tazminatı genellikle usulsüz veya haksız fesih yapan tarafa yüklenen bir sonuçtur. Buna karşılık işveren mobbing sürecinin ardından işçiyi haksız şekilde işten çıkarmışsa, şartlarına göre ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, işe iade ve diğer işçilik alacakları gündeme gelebilir.
Mobbing Tazminatı Nasıl Alınır?
Mobbing nedeniyle tazminat talebinde genellikle iki ana başlık öne çıkar: maddi tazminat ve manevi tazminat. Maddi tazminat, işçinin mobbing nedeniyle uğradığı somut ekonomik zararları kapsar. Ücret kaybı, tedavi giderleri, işten ayrılma nedeniyle doğan zararlar veya diğer mali kayıplar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Manevi tazminat ise işçinin kişilik haklarının, mesleki onurunun, psikolojik bütünlüğünün ve çalışma huzurunun ihlal edilmesi nedeniyle talep edilir. Mobbing davalarında manevi tazminat talebi özellikle çalışanın sürekli aşağılanması, itibarsızlaştırılması, yalnızlaştırılması, baskı altında tutulması veya psikolojik rahatsızlık yaşaması hâlinde önem kazanır.
Mobbing Nasıl İspatlanır?
Mobbing davalarında ispat çoğu zaman en kritik konudur. Çünkü psikolojik taciz eylemleri çoğu zaman yazılı talimatlarla değil, sözlü baskılar, dışlama davranışları ve örtülü uygulamalarla gerçekleşir. Bu nedenle çalışan yalnızca “bana mobbing yapıldı” demekle yetinmemeli; yaşanan süreci delillerle desteklemelidir.
E-posta yazışmaları, WhatsApp mesajları, görev değişiklikleri, performans notları, haksız disiplin tutanakları, tanık beyanları, doktor raporları, psikolojik destek kayıtları, SGK kayıtları, istifa öncesi yazışmalar ve işyerindeki iç başvurular ispat bakımından önemlidir. Yargı uygulamasında mobbingin doğası gereği ispatının güç olduğu kabul edildiğinden, olayların bütün hâlinde değerlendirilmesi gerekir. Güncel akademik değerlendirmelerde de Yargıtay’ın mobbingin sistematik yapısı nedeniyle dolaylı ispat araçlarını dikkate alabildiği belirtilmektedir.
İzmir’de Mobbing Davası Hangi Mahkemede Açılır?
İzmir’de mobbing nedeniyle açılacak işçilik alacağı, tazminat veya işe iade davalarında görevli mahkeme kural olarak İş Mahkemesidir. İzmir’de çalışan bir işçi bakımından yetki değerlendirmesi; işin görüldüğü yer, işverenin yerleşim yeri ve somut iş ilişkisinin özelliklerine göre yapılır.
Mobbing nedeniyle kıdem tazminatı, fazla mesai, ücret alacağı, manevi tazminat veya işe iade talebi ileri sürülecekse, dava açmadan önce arabuluculuk sürecinin işletilmesi gerekir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca işçi veya işveren alacağı, tazminat ve işe iade talepli davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Mobbing Nedeniyle İşe İade Davası Açılabilir mi?
Mobbing sürecinin sonunda işveren işçiyi işten çıkarmışsa ve fesih geçerli nedene dayanmıyorsa, işçi şartları varsa işe iade davası açabilir. İşe iade sürecinde işyerinde en az otuz işçi bulunması, işçinin en az altı aylık kıdeme sahip olması ve belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması gibi şartlar değerlendirilir.
İşe iade davalarında mobbing, fesih gerekçesinin gerçek dışı olduğunu, işçinin aslında yıldırma süreci sonunda işten çıkarıldığını veya istifaya zorlandığını göstermek bakımından önem taşıyabilir. Özellikle işçinin önce görevden dışlanması, sonra performans düşüklüğü iddiasıyla işten çıkarılması gibi durumlarda tüm süreç birlikte incelenmelidir.
Mobbing Ceza Davasına Konu Olur mu?
Mobbing Türk Ceza Kanunu’nda tek başına “mobbing suçu” olarak düzenlenmiş değildir. Ancak mobbing sürecinde kullanılan davranışlar ayrı ayrı suç oluşturabilir. Örneğin çalışana hakaret edilmesi TCK m.125 kapsamında hakaret suçunu, tehdit edilmesi TCK m.106 kapsamında tehdit suçunu, baskı ve zorlamayla bir davranışa yönlendirilmesi şartlarına göre şantaj veya iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarını gündeme getirebilir.
Cinsel içerikli söz, mesaj, temas veya baskı varsa cinsel taciz hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir. Özel hayatın gizliliğinin ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanılması veya izinsiz görüntü/ses kaydı gibi durumlarda da ceza hukuku boyutu ayrıca ortaya çıkabilir.
ALO 170 ve İdari Başvuru Yolları
Mobbinge uğradığını düşünen çalışan, ALO 170 üzerinden başvuru yapabilir. 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nde de ALO 170 hattında görevli psikologlar aracılığıyla psikolojik tacize maruz kalan bireylere bilgilendirme, yardım ve destek sağlanmasına devam edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bunun yanında ayrımcılık temelli mobbing iddialarında Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na başvuru da gündeme gelebilir. Ancak TİHEK başvurusu her mobbing olayında otomatik bir yol değildir; özellikle ayrımcılık yasağı, eşitlik ilkesi ve kötü muamele yasağı boyutu bulunan olaylarda değerlendirilmelidir.
Mobbing Davalarında En Sık Yapılan Hatalar
Mobbing iddiasında en sık yapılan hata, olayların delilsiz şekilde yalnızca genel ifadelerle anlatılmasıdır. “Bana baskı yapıldı”, “işyerinde huzursuz edildim”, “müdürüm beni sevmiyordu” gibi soyut beyanlar tek başına yeterli olmayabilir. Bunun yerine olayların tarihleri, kim tarafından yapıldığı, nasıl gerçekleştiği ve hangi delillerle desteklendiği açıkça ortaya konulmalıdır.
Bir diğer hata, işçinin ani şekilde istifa edip daha sonra mobbing iddiasını ispatlamaya çalışmasıdır. Mobbing nedeniyle istifa edilecekse, fesih bildiriminin hukuken doğru kurulması, yaşanan olayların açıkça yazılması ve haklı fesih gerekçesinin somutlaştırılması gerekir. Aksi hâlde işveren, istifanın özgür iradeyle yapıldığını savunabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Mobbing nedeniyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatı alabilir mi?
Evet. Mobbing nedeniyle çalışma ilişkisi işçi açısından çekilmez hâle gelmişse ve haklı fesih şartları oluşmuşsa işçi kıdem tazminatı talep edebilir. Ancak fesih bildiriminin doğru yapılması ve mobbing sürecinin delillerle desteklenmesi gerekir.
Mobbing davasında en güçlü deliller nelerdir?
E-posta yazışmaları, WhatsApp mesajları, tanık beyanları, sağlık raporları, psikolojik destek kayıtları, görev değişikliği belgeleri, haksız disiplin tutanakları ve işyeri iç başvuruları mobbing davalarında önemli delillerdir.
Her kötü davranış mobbing sayılır mı?
Hayır. Tek seferlik tartışma, genel iş yoğunluğu, objektif performans eleştirisi veya hukuka uygun disiplin işlemi tek başına mobbing sayılmaz. Mobbing için davranışların sistematik, hedefli ve yıldırıcı nitelikte olması gerekir.
İzmir’de mobbing davası açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?
İşçilik alacağı, tazminat veya işe iade talepleri bakımından arabuluculuk dava şartıdır. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan doğrudan iş mahkemesinde dava açılması hâlinde dava usulden reddedilebilir.
Mobbing ceza soruşturmasına konu olabilir mi?
Mobbing tek başına ayrı bir suç olarak düzenlenmemiştir. Ancak mobbing sürecinde hakaret, tehdit, şantaj, cinsel taciz, özel hayatın gizliliğinin ihlali veya iş ve çalışma hürriyetinin ihlali gibi suçlar varsa savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir.
Mobbing Davasında Delil Listesi Nasıl Hazırlanmalıdır?
Mobbing davasında delil listesi hazırlanırken yalnızca tanık isimleriyle yetinilmemelidir. İşçinin maruz kaldığı davranışları gösteren e-posta kayıtları, mesajlaşmalar, görev değişiklikleri, performans değerlendirmeleri, disiplin savunmaları, ihtarlar, sağlık raporları, psikolojik destek kayıtları, işyeri iç yazışmaları ve varsa kamera kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.
Tanıklar seçilirken olayları doğrudan gören, duyan veya işyerindeki sistematik baskı sürecine tanıklık eden kişiler tercih edilmelidir. Sadece işçinin ruh hâlini sonradan duyan kişiler yardımcı olabilir; ancak doğrudan işyeri olaylarına tanık olan kişilerin beyanları daha güçlüdür.
Sonuç
Mobbing davaları yalnızca işçinin işten ayrılması veya tazminat talep etmesiyle sınırlı değildir. Bu davalar aynı zamanda işçinin kişilik haklarının, mesleki itibarının, psikolojik bütünlüğünün ve sağlıklı çalışma hakkının korunmasıyla ilgilidir. Bu nedenle mobbing iddiası dikkatli hazırlanmalı, olaylar somutlaştırılmalı, deliller düzenli şekilde toplanmalı ve hukuki süreç aceleye getirilmemelidir.
İşyerinde psikolojik tacize uğrayan çalışan bakımından doğru strateji; önce yaşanan süreci belgelemek, ardından haklı fesih, arabuluculuk, tazminat, işe iade, idari başvuru veya ceza şikâyeti yollarından hangisinin somut olaya uygun olduğunu belirlemektir. Özellikle İzmir’de iş mahkemelerinde açılacak mobbing davalarında, olayın iş hukuku, borçlar hukuku, ceza hukuku ve kişilik hakları boyutları birlikte değerlendirilmelidir.


