Madde Metni
Daha az cezayı gerektiren haller
Madde 144- (1) Hırsızlık suçunun;
a) Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,
b) Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla,
İşlenmesi halinde, şikayet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
Madde Gerekçesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144. maddesi, hırsızlık suçunun daha hafif cezayı gerektiren nitelikli hâllerini düzenlemekte olup, bu hükmün gerekçesi suçun işleniş biçimi ve failin saiki dikkate alınarak ceza adaletinin bireyselleştirilmesini sağlamaya yöneliktir; kanun koyucu, özellikle malın değerinin az olması, fail ile mağdur arasındaki şahsi ilişki veya kullanım amacı gibi durumlarda, klasik hırsızlık tipine göre daha düşük bir kusur yoğunluğu bulunduğunu kabul ederek yaptırımın hafifletilmesini öngörmüştür, bu kapsamda sosyal ilişkiler, ekonomik gerçeklik ve failin hareketinin toplumsal tehlikelilik derecesi birlikte değerlendirilmekte ve cezanın orantılılığı ilkesi gözetilmektedir, ayrıca bu düzenleme ile yargı makamlarına somut olayın özelliklerine göre daha esnek bir değerlendirme imkânı tanınarak, hem cezanın caydırıcılığı hem de hakkaniyet dengesi korunmak istenmiştir.
Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144. maddesi kapsamında öngörülen yaptırım, hırsızlık suçunun daha hafif nitelikli hâli olarak kabul edildiğinden temel cezaya göre indirilmiş hapis cezası niteliğindedir ve bu suç bakımından hükmolunan ceza, kısa süreli hapis cezasına dönüşebileceği gibi koşulları oluştuğunda adli para cezasına çevrilmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumların uygulanmasına da elverişlidir; yargılama usulü bakımından suçun basit yargılama usulüne tabi olabilmesi mümkün olup görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir ve soruşturma ile kovuşturma genel hükümlere göre yürütülürken, infaz rejimi açısından ise verilen cezanın süresine göre denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ve erteleme gibi infaz kurumlarının uygulanması söz konusu olabilmekte olup bu düzenleme ile hem failin topluma kazandırılması hem de cezanın bireyselleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Daha Az Cezayı Gerektiren Haller Suçunda Tutuklama
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144. maddesinde düzenlenen daha az cezayı gerektiren haller kapsamında kalan fiiller bakımından tutuklama tedbiri, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde öngörülen şartlara bağlı olarak istisnai nitelikte uygulanabilir olup, bu suç tipinde öngörülen ceza miktarının düşük olması nedeniyle katalog suçlar arasında yer almaması ve ölçülülük ilkesi gereği çoğu durumda tutuklama yerine adli kontrol tedbirlerinin tercih edilmesi esastır; somut olayda kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve tutuklama nedenlerinden olan kaçma veya delilleri karartma ihtimalinin bulunması hâlinde teorik olarak tutuklama kararı verilebilse de, uygulamada suçun niteliği, cezanın alt ve üst sınırı ile failin kişisel durumu birlikte değerlendirildiğinde tutuklama tedbirine başvurulması oldukça sınırlı olup, bu düzenleme ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan ölçülülük ve son çare olma prensibinin bir yansımasıdır.
Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144. maddesinde düzenlenen daha az cezayı gerektiren haller, hırsızlık suçunun daha hafif nitelikli görünümü olduğundan bu suç tipi kural olarak şikâyete tabi değildir ve soruşturma ile kovuşturma re’sen yürütülür; ancak Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında uzlaşmaya tabi suçlar arasında yer alan basit hırsızlık suçu ile bağlantılı olduğundan, bu madde kapsamındaki fiiller de uzlaşma hükümlerine tabi olup tarafların uzlaşması hâlinde kamu davası açılmaz veya açılmış dava düşer; zamanaşımı bakımından ise suçun temel hâline ilişkin ceza sınırları esas alınarak Türk Ceza Kanunu’nun dava zamanaşımına ilişkin genel hükümleri uygulanır ve buna göre bu suçlarda dava zamanaşımı süresi kural olarak 8 yıl olup, bu süre içinde soruşturma veya kovuşturma yapılmadığı takdirde ceza davası düşer.
Görevli Mahkeme
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144. maddesi kapsamında düzenlenen daha az cezayı gerektiren hallerde görevli mahkeme, suçun temel şekli olan hırsızlık suçunun yargılamasına ilişkin genel kurallar çerçevesinde belirlenmekte olup bu tür suçlarda kural olarak görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir; zira öngörülen ceza miktarı itibarıyla ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir durum söz konusu değildir ve yargılama, ceza muhakemesi hukukunun genel hükümleri doğrultusunda bu mahkeme tarafından yürütülmektedir.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2006/6110 E. ve 2006/12290 K.
Özet: Sanığın alacağını tahsil amacıyla eşyayı alması eylemi TCK 144 kapsamında değerlendirilmeli, eski ve yeni kanun karşılaştırılarak lehe hüküm uygulanması gerektiğinden karar bozulmuştur.
5237 s. Yasa m. 144/1-b
765 s. Yasa m. 308
İhkak-ı hak suçundan sanık Zehra Kaplan’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 308 / 1, 119. maddeleri uyarınca 327.156.148 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, GAZİOSMANPAŞA 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 31.12.2002 tarihli ve … sayılı ceza kararnamesinin infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, anılan kanunda eylemin suç olarak düzenlenmediğinden bahisle sanığın beraatine dair, aynı Mahkemenin 18.09.2005 tarihli ve … sayılı ek karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 28.04.2006 gün ve 18196 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C. Başsavcılığının 31.05.2006 gün ve … sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;
Mezkür İhbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9 / 3. maddesindeki “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.”şeklindeki düzenleme ile Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 18.11.2005 tarihli ve 2005 / 2691 – 3395 sayılı ve Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 13.10.2005 tarihli ve 2005 / 10431 – 12718 sayılı ilamlarına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hallerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi yada artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hallerde ise, durusma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekceleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği gozetilmeden evrak uzerinde karar verilmesınde,
Sanıga isnat edilen ihkak-ı hak suçunun 5237 sayılı Kanunda suc olarak düzenlenmediğinden bahisle beraatine dair karar verilmiş ise de, sanığın, kiracısı olan müştekinin kendisine olan kira borcundan dolayı habersizce evine girerek televizyonunu almak şeklinde mahkemesince belirlenen eyleminin, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 144 / 1 – b. maddesi kapsamında düzenlendiği, bu nedenle sanığın eylemine uyan 765 sayılı Kanunun 308 / 1 maddesi ile 5237 sayılı kanunun 144 / 1 – b maddesinin birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinin dikkate alınmamasında, isabet gorülmediğinden 5271 Sayılı C.M.K.’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması luzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın dava konusu yapılan eyleminin 5237 sayılı T.C.K.’nun 144. maddesinın 1 / b fıkrası kapsamında kalıp kalmadıgının tartısılarak bu madde kapsamında olduğunun kabulü halinde 765 sayılı T.C.K.’nun 308 / 1. maddesi ile 5237 sayılı T.C.K.’nun 144. maddesinin 1 – b fıkrasında öngörülen cezalar karşılaştırılarak lehe olan Kanuna göre hüküm kurulması, sanığın dava konusu yapılan eyleminin 5237 sayılı T.C.K.’nun 144. maddesinin 1 / b fıkrasına uyan suçu oluşturmadığının belirlenmesi halinde sanığın beraatine karar verilmesi ve bu işlemlerin duruşmalı yapılması gerektiği nazara alınmadan 5237 sayılı T.C.K.’nunda ihkak- ı hak suçunun bağımsız bir suç olarak düzenlenmediği gerekçesi ile karar verilmesi isabetsiz olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden GAZİOSMANPAŞA 2.Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 18.10.2005 gün ve … sayılı ek kakarın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4.fıkrasının C bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA, 21.06.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Asliye Ceza Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 2021/7471 E. ve 2022/21706 K.
Özet: Sanığın eylemi TCK 144/1-b kapsamında uzlaşma ve basit yargılama usulüne tabi olduğundan bu hususlar uygulanmadan verilen hüküm bozulmuş, yeniden değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
1-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan TCK’nın 144/1-b maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2- 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 E., 2021/4 K. sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren 5237 sayılı TCK’nın 144/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu yönünden; Anayasa’nın 38. maddesiyle 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 28.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.


