Madde Metni

Gönüllü Vazgeçme

Madde 36- (1) Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.


Madde Gerekçesi

Gerek icra hareketleri aşamasında, gerekse icra hareketlerinin bitmesinden sonra, failin suçu tamamlamaktan gönüllü olarak vazgeçmesini teşvik etmek modern suç politikasının temel araçlarından biridir. 765 sayılı Türk Ceza Kanununda sadece icra hareketlerinin devamı aşamasında kabul edilen gönüllü vazgeçme, icra hareketlerinin bittiği ancak neticenin meydana gelmediği olaylar bakımından da öngörülmüştür. Böylece suçun icrası sürecindeki bütün aşamalarda gönüllü vazgeçme mümkün hale gelmektedir. Ancak icra hareketlerinin bitmesinden sonra gönüllü vazgeçmenin kabulü için, vazgeçenin suçun tamamlanmasını önlemek bakımından ciddi bir çaba göstermesi gerekmektedir.

Gönüllü vazgeçme halinde kişiye ceza verilmemekte, ancak o ana kadar yapılan hareketler ayrıca bir suç oluşturuyorsa sadece o suçtan sorumlu tutulmaktadır.

Suç bütün unsurlarıyla tamamlandıktan sonra örneğin çalınan eşyanın geri verilmesi veya kaçırılan kişinin serbest bırakılması hallerinde, artık vazgeçme değil etkin pişmanlık söz konusudur. Bazı suçlarla ilgili olarak yapılan düzenlemeler bağlamında özel hükümler olarak etkin pişmanlığa yer verilmesinin daha doğru olacağı düşüncesiyle; Hükümet tasarısında ‘ tam teşebbüs’ aşamasındaki gönüllü vazgeçme karşılığında kullanılan etkin pişmanlıkla ilgili hüküm, tasaı metninden çıkarılmıştır.


Yargıtay Kararları

YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ, E. 2022/7857, K. 2024/3674, T. 19.3.2024

ÖZET: Sanıkların yağma suçuna ilişkin temyiz itirazları incelenmiş; suça iştirak, ceza miktarı, suç vasfı, gönüllü vazgeçme, suçun zamanı ve etkin pişmanlık yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, hüküm oybirliğiyle onanmıştır.

Sanık …’in Atılı Suça İştirakinin Bulunmadığına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

Olay yerine ait kamera görüntüleri, teşhis tutanakları, katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları karşısında sanık …’in atılı suça iştirakinin olmadığına ilişkin temyiz sebebi yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Cezanın Üst Hadden Verilmesinin Yasaya Aykırı Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

Sanıkların atılı yağma suçunu, birden fazla kişi ile birlikte, gece vakti işledikleri anlaşıldığından, 5237 Sayılı Kanun’un 61. maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak belirlenen cezanın hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Suçun Vasıflandırmasının Hatalı Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

Yağma suçları 5237 Sayılı Kanun’un 148, 149 ile 150. maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir malı zilliyetin rızası olmadan cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır.

5237 Sayılı Kanun’ un 148. maddesinin birinci fıkrasında yağma suçu temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. Sanıkların, katılanı ölümle tehdit ederek para ve cep telefonunu aldıkları bu şekilde yağma suçunun unsuru olan tehdidin de gerçekleştiği anlaşılmakla ileri sürülen temyiz sebebi yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4.Gönüllü Vazgeçme Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

5237 Sayılı Kanun’un Gönüllü Vazgeçme başlıklı 36 maddesinde ise “Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.” demektedir.

Somut olayda, sanıkların katılanın şikayeti üzerine yakalandıkları anlaşılmakla ilgili kanun hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

5.Suçun Gece Vakti İşlenmediğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

Olay anına ait kamera görüntülerinde saatin 20.09 olduğunun ve suçun gece vakti işlendiğinin anlaşılması karşısında ileri sürülen temyiz sebebi yönünden hukuka aykırılık bulunmamıştır.

6.Etkin Pişmanlık Hükümleri Uygulanırken Daha Fazla İndirim Yapılması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

Katılanın zararının kovuşturma aşamasında giderildiği anlaşıldığından sanıklar hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

YARGITAY CEZA GENEL KURULU, E. 2022/9-406, K. 2024/113, T. 6.3.2024

ÖZET: TCK 36’ya göre gönüllü vazgeçme, failin iradesiyle suç icrasını durdurmasıdır; elinde olmayan sebeplerle durursa teşebbüs, suç tamamlandıktan sonra ise etkin pişmanlık söz konusudur.

TCK’nın “Gönüllü Vazgeçme” başlıklı 36. maddesinde ise; “Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.” şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir.

Kanundaki tanım uyarınca gönüllü vazgeçme ile teşebbüs arasındaki ayrım şu şekilde özetlenebilir: Teşebbüs, suçun tamamlanması veya neticenin gerçekleşmesinin failin elinde olmayan nedenlerle meydana gelmemesi olarak tanımlanmışken, gönüllü vazgeçmede failin iradi hareketi veya çabası ile icra hareketlerinin terk edilmesi ya da suçun tamamlanmasının önlenmesi söz konusudur. Suç tamamlanmadan veya sonuca ulaşılmadan önce vazgeçme gerçekleştiğinden, gönüllü vazgeçme etkin pişmanlıktan da farklıdır. Etkin pişmanlık, suçun tamamlanmasından sonraki pişmanlığı düzenlemekte ve tamamlanan bir suçun yol açtığı zararın giderilmesi, eski hâle getirilmesi ya da malın iadesini kapsamaktadır.

Gönüllü vazgeçmenin şartları ve sonuçları TCK’nın 36. maddesinin gerekçesinde; “Gerek icra hareketleri aşamasında gerekse icra hareketlerinin bitmesinden sonra, failin suçu tamamlamaktan gönüllü olarak vazgeçmesini teşvik etmek modern suç politikasının temel araçlarından biridir. 765 Sayılı Türk Ceza Kanununda sadece icra hareketlerinin devamı aşamasında kabul edilen gönüllü vazgeçme, icra hareketlerinin bittiği ancak neticenin meydana gelmediği olaylar bakımından da öngörülmüştür. Böylece suçun icrası sürecindeki bütün aşamalarda gönüllü vazgeçme mümkün hâle gelmektedir. Ancak icra hareketlerinin bitmesinden sonra gönüllü vazgeçmenin kabulü için, vazgeçenin suçun tamamlanmasını önlemek bakımından ciddi bir çaba göstermesi gerekmektedir.

Gönüllü vazgeçme hâlinde kişiye ceza verilmemekte, ancak o ana kadar yapılan hareketler ayrıca bir suç oluşturuyorsa sadece o suçtan sorumlu tutulmaktadır.

Suç bütün unsurlarıyla tamamlandıktan sonra örneğin çalınan eşyanın geri verilmesi veya kaçırılan kişinin serbest bırakılması hâllerinde, artık vazgeçme değil etkin pişmanlık söz konusudur…” biçiminde açıklanmıştır.

Madde gerekçesinde de özenle vurgulandığı üzere, 765 Sayılı TCK’nın uygulanmasında sadece icra hareketlerinin devamı aşamasında kabul edilen gönüllü vazgeçme, 5237 Sayılı TCK’nın uygulanmasında icra hareketlerinin bittiği ancak neticenin meydana gelmediği olaylar bakımından da öngörülmüş, böylece neticenin meydana gelmesine kadar bütün aşamalarda gönüllü vazgeçmenin mümkün olduğu kabul edilmiştir.

Öğretide; “Yeni TCK sisteminde, gönüllü vazgeçme; gerek icra hareketleri aşamasında, gerekse icra hareketlerinin bitmesinden sonra, failin suçu tamamlamaktan gönüllü vazgeçmesini ifade etmektedir. Suçun icrası tamamlanıncaya, neticenin ayrıca unsur oluşturduğu suçlarda, netice gerçekleşinceye kadar, gönüllü vazgeçme mümkündür… Vazgeçmenin gönüllü olması gerekir. Yani herhangi bir engel olmaksızın, pişmanlık duyarak kişinin suç işlemekten vazgeçmiş olması gerekir.” ( İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 9. Bası, Ankara, 2013, s.478 ), “Teşebbüs halinde faildeki suç işleme düşüncesi ve kastı sürmektedir. Gönüllü vazgeçmede ise fail eyleminden dönüp, suçun oluşmasını önlemeye çabalamaktadır. Kişilere pişman olma olanağı tanınması, onların suç işlemeden topluma kazandırılması, cezalandırılma ile elde edilecek yarardan çok daha faydalı görülmektedir. Kanunumuzda yer alan düzenlemenin temelinde, eylemin vazgeçme anına kadar icra edilmesi dolayısıyla bir haksızlık teşkil ettiği, ancak suç politikası gereği cezalandırılmak istenilmediği fikrinin yattığı söylenebilir. Bu husus madde metninde; vazgeçme hâlinde failin teşebbüsten dolayı cezalandırılmayacağı ve fakat tamam olan kısmın suç oluşturması durumunda o suçun cezası ile cezalandırılacağının açıklandığı cümlelerden anlaşılmaktadır.” ( O. Y. – H. Tahsin Gökcan – M. Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 1. Cilt, Adalet Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2014, s. 1096 ), “Elde olmayan sebeplerle icra hareketlerinin tamamlanamaması veya neticenin gerçekleştirilememesi teşebbüsün kurucu unsurunu oluşturmaktadır. Buna göre icra hareketlerinin tamamlanmaması veya neticenin gerçekleşmemesi failin elinde olan sebeplerden kaynaklanmışsa teşebbüsten söz edilmeyecektir. Gönüllü vazgeçme olarak nitelenen bu durum TCK’nın 36. maddesinde düzenlenmiştir.” ( M. Koca- İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 6. Bası, Ankara 2013, s.412. ), “Fail, sonucu gerçekleştirebilme ve icra hareketlerini devam ettirebilme olanağına sahip olduğu hâlde, bunu ettirmemiş ise, vazgeçme gönüllüdür. Ancak, istediği hâlde, buna olanak bulunmadığı için hareketlerini devam ettirmemiş ise, vazgeçme gönüllü değildir.” ( N. Centel – Hamide Z. – Ö. Çakmut, Türk Ceza Hukukuna Giriş, Beta Yayınevi, 3. Baskı, İstanbul, 2005, s. 478 ) şeklindeki açıklamalarla gönüllü vazgeçmenin saptanmasında göz önüne alınacak kriterler ortaya konulmuştur.

Yargısal kararlarda da, suç yolunda ( iter criminis ) ilerleyen sanık daha fazla ilerleme imkânına ve kanaatine sahip olduğu hâlde, suç yolunda ilerlemeyerek icrayı yarıda bırakmışsa ya da icra hareketleri tamamlandıktan sonra kendi çabası ile sonucun meydana gelmesini önlemişse vazgeçmenin gönüllü olduğu, buna karşılık fail icraya başlarken göz önünde tuttuğu ve hesaba kattığı risklerden başka bir faktör nedeniyle icra hareketlerine devam etmemişse ya da sonuca ulaşamamışsa vazgeçmenin gönüllü olmadığı, bu hâlde icra hareketleri failin elinde olmayan engelleyici nedenlerle bitirilemediğinden ya da sonuç failin elinde olmayan nedenlerle meydana gelmediğinden teşebbüsün söz konusu olduğu vurgulanmıştır.

YARGITAY, 6. CEZA DAİRESİ, E. 2022/7984, K. 2023/11839, T. 21.6.2023

ÖZET: Sanık, annesini bıçakla tehdit ederek 20 TL almak suretiyle nitelikli yağmaya teşebbüs etmiştir. Suç unsurları oluşmuş, gönüllü vazgeçme ve erteleme hükümleri uygulanmamış, alt sınırdan ceza talebi reddedilmiş, TCK 148, 149, 150, 35, 36, 51, 61 ve CMK 231 hükümlerine göre hüküm onanmıştır.

5237 Sayılı Kanun’un Gönüllü vazgeçme başlıklı 36 maddesi “Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.” demektedir.

Somut olayda, mağdurun parasının olmadığını söylemesi üzerine sanığın mağduru bıçakla tehdit ederek, darp ettiği, mağdurun parası olmaması nedeniyle sanığın parayı alamadığı anlaşıldığından koşulları bulunmadığından ilgili kanun hükmünün uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

D. Kardeşinin Ölümünden Dolayı Alınan Tazminattan Hak Sahibi Olduğu İçin Sanık Hakkında 5327 Sayılı Kanun’un 150. Maddesinin Birinci Fıkrasının Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

Yağma suçları 5237 Sayılı Kanun’ un 148, 149 ile 150. maddelerinde düzenlenmiştir. Yağma başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir malı zilliyetin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit ile yarar sağlamak maksadıyla alınmasıdır.

5237 Sayılı Kanun’ un 148. maddesinin birinci fıkrasında yağma suçu temel şekli, ikinci fıkrasında senet yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiştir. 5237 Sayılı Kanun’ un 149. maddesinde yağma suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir.

5237 Sayılı Kanun’ un 150. maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır.5237 Sayılı Kanun’ un 150. maddesinin birinci fıkrasında; yağma suçunun bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. Bu şekilde de daha az cezayı gerektirir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.

5237 Sayılı Kanun’ un 150. maddesinin birinci fıkrasında, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla denildiğinde bu nitelikli hal uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak hakkı bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir.

Bu hak hukuki ilişki kurulunca; kurulan hukuki ilişkinin tarafı olan kimseleri kapsar ve onlar yararlanabilir, bunun dışındaki kimseleri kapsamamaktadır.

Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; mağdurun oğlu olan sanığın uyuşturucu kullanması nedeniyle kendisinden sürekli para istediğini, olay günü de yine 20,00 TL para istediğini beyan ettiği, sanığında kovuşturma aşamasında ki savunmasında kardeşinin ölümü nedeniyle tazminat parasının annesinde bulunduğunu kendisine vermediğini ileri sürmüş ise de aynı savunmasında olay günü annesinden harçlık istediğini beyan ettiği anlaşılmakla eyleminin nitelikli yağma suçunu oluşturduğunu kabul eden ilk derece mahkemesinin suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

E. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve Erteleme Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

5237 Sayılı Kanun’un, “Hapis cezasının ertelenmesi” başlıklı 51. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; “Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir. “şeklinde düzenlemeye yer verildiği, ” yine Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu yönünden ise; 5271 Sayılı Kanun’un 231. maddesinin alıtnıcı fıkrasının (b) bendinde “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Mahkemece “sanığın kişilik özellikleri, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum edilmiş olması nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluşmadığından sanığa verilen hükmün CMK 231 maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, …Sanığın suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık göstermediği, tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluşmadığından sanığa verilen cezanın 5237 Sayılı TCK nun 51. maddesi gereğince ertelenmesine takdiren yer olmadığına,

” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile lehe hükümlerin uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

F. Alt Sınırdan Ceza Verilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,

Gece vakti, konutta silahla nitelikli yağma suçu işlediği anlaşılan sanık hakkında, 5237 Sayılı Kanun’un 61. maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak belirlenen cezanın hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

G. Vesaire Yönünden,

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

SONUÇ : Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2021/257 Esas, 2022/163 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oybirliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 21.06.2023 tarihinde karar verildi.


1.Gönüllü vazgeçme ne demektir?

Gönüllü vazgeçme, kişinin işlemeye başladığı suçu kendi isteğiyle bırakması veya suçun sonuç doğurmasını bizzat engellemesi demektir. Yani yakalanma, korku ya da dış bir baskı değil; tamamen failin kendi iradesi söz konusudur.

2.Gönüllü vazgeçen kişi hiç ceza almaz mı?

Suç henüz tamamlanmamışsa ve fail gerçekten gönüllü olarak vazgeçmişse, teşebbüsten dolayı ceza verilmez. Ancak yapılan hareketler başlı başına ayrı bir suç oluşturuyorsa, sadece o suçtan ceza verilir.

3.Yakalanacağını anlayıp vazgeçmek gönüllü vazgeçme sayılır mı?

Hayır. Polis gelmesi, mağdurun direnmesi, kamerayı fark etmek gibi dış nedenlerle vazgeçme, gönüllü vazgeçme değildir. Bu durumda kişi teşebbüsten sorumlu olur ve ceza indirimi gündeme gelir.

4.Altın yol teoremi nedir?

Altın Yol Teoremi, ceza hukukunda gönüllü vazgeçmeyi (TCK m.36) açıklamak için kullanılan öğretisel bir yaklaşımdır.