Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması

Madde 19- (1) Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz.

(2) Ancak suçun;

a) Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak,

b) Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak,

İşlenmesi durumunda, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.


Madde Gerekçesi

Türk hâkimi, yargılamak durumunda olduğu somut olayla ilgili olarak ancak Türk kanunlarını uygulamak görev ve yetkisine sahiptir. Bu nedenle, yabancı kanunun doğrudan doğruya yurt içinde uygulanması kabul edilemez. Aksi görüş, Devletin hâkimiyet ilkesiyle bağdaşmadığı ve Anayasaya aykırı olduğu gibi, uygulamada da pek çok güçlüğe ve hatta imkansızlığa sebep olur. Çünkü, yabancı ceza kanununun uygulanması, hem fiilin suç olarak tespitinde ve cezanın tayininde yabancı kanunun ölçü olarak alınması anlamına gelmektedir. Türk hâkiminin yabancı kanunu bu şekilde uygulama yükümlülüğü, yukarıda da değinildiği üzere, egemenlik ilkesiyle bağdaşmadığı gibi, böyle bir yükümlülüğün tam anlamıyla yerine getirilebilmesi de olanaklı değildir. Buna karşılık, adalet ilkesi gereğince yabancı kanunun göz önünde tutulması mümkündür. Nitekim madde metninde yabancı kanunun göz önünde bulundurulması hususunda bir hükme yer verilmiştir. Bu düzenlemeyle öngörülen uygulama şöyle olacaktır: Türk hâkimi yargılamakta olduğu olayla ilgili olarak fail hakkında önce Türk kanunlarına göre bir ceza belirleyecektir. Ancak, Türk kanununun uygulanması suretiyle belirlenen somut cezaya yabancı kanunun göz önünde bulundurulması suretiyle bir sınırlama getirilmektedir. Buna göre, Türk kanunlarının uygulanması sonucunda belirlenen ceza açısından, yabancı kanunda yargılama konusu suçla ilgili olarak öngörülen soyut cezanın azami ölçü olarak alınması gerekir.

Ancak, işaret etmek gerekir ki; Türk hâkimi, yurt dışında Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak ya da Türk vatandaşına karşı veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak işlenen suçlarda münhasıran Türk kanunlarını uygulamak suretiyle hüküm tesis edecek, yani suçun işlendiği ülke kanununu göz önünde bulundurmayacaktır. Aynı şekilde, Türkiye Devleti tarafından görevli olarak yurt dışına gönderilen kişilerin bu görevleri dolayısıyla, bu görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri suçlardan dolayı da ceza belirlenirken yabancı kanun göz önünde bulundurulmayacaktır.


Yargıtay Kararları

YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ, E. 2019/6492, K. 2020/7143, T. 10.11.2020

ÖZET: Almanya’da aynı suçtan mahkûmiyet bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm kurulması, TCK 13, 19 ve 58 hükümlerinin gözetilmemesi ile TCK 53 değişikliklerinin değerlendirilmemesi bozma nedeni sayılmıştır.

Sanık müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına dair isteminin, hükmedilen cezanın süresine göre, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 318 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 299. maddeleri uyarınca reddine karar verilerek, duruşmasız inceleme yapılmıştır.

1- 5237 sayılı TCK’nın 13. maddesinin 3. fıkrasına göre, yurt dışında işlenen uyuşturucu madde ticareti suçlarından dolayı Türkiye’de yargılama yapılabilmesi için, yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerekmekte olup, hüküm verilmiş ise aynı suçtan dolayı Türkiye’de yeniden kovuşturma yapılamayacaktır. Böyle bir durumda yabancı ülkede hüküm verilmiş olması halinde, aynı fiilden dolayı birden fazla hüküm verilemeyeceğine ilişkin “non bis in idem” kuralı uyarınca, TCK’nın 13. maddesi ve 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin 7. fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekecektir.

Dosyada mevcut bilgilerden, sanık hakkında temyize konu suçlardan dolayı Türkiye’de kamu davası açılmadan önce Almanya adli makamlarınca soruşturma başlatılmış olduğunun anlaşıldığı, ayrıca İçişleri Bakanlığının 27.10.2009 tarihli ve 173942 sayılı yazısında, sanığın “uyuşturucu madde ticareti” suçundan Almanya/Augsburg Bölge Mahkemesinin 22.4.2008 tarihli, 1 Js 302 js 121109/06 ve 8 kls 105 js 139608/01 sayılı kararıyla 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildiğinin belirtildiği, söz konusu yazı ekinde yer alan Alman İnterpolünün 15.10.2009 tarihli mesajının suç özeti kısmındaki suç tarihleri ile işlenen fiillerin de temyize konu suçlarla aynı mahiyette olduğu gözetilerek; sanık hakkında Alman mahkemesince verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkumiyetin sanığın temyiz konusu bu dosyada yargılandığı suçlara ilişkin olup olmadığının ya da sanık hakkında temyize konu suçlardan dolayı Almanya’da hüküm verilip verilmediğinin araştırılması gerekirken, belirtilen hususlar sorulmadan eksik araştırma ile hüküm kurulması,

2- TCK’nın 19. maddesindeki, Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak veya Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına işlenmiş suçlar hariç olmak üzere, “Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz” şeklindeki düzenleme karşısında; sanığın Almanya’da işlediği uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan dolayı, Almanya’nın ilgili kanununda suç tarihi itibarıyla, sonradan değişiklik yapılmışsa bu hususlar da tespit edilmek suretiyle, bu suç için öngörülen cezanın üst sınırı belirlendikten sonra, TCK’nın 19. maddesi dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmesi,

3- TCK’nın 58/4. maddesinde yer alan kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçlarına ilişkin yabancı mahkeme ilamlarının tekerrüre esas alınacağı hükmü karşısında, adli sicilinde Alman mahkemelerince verilmiş mahkumiyet kayıtları bulunan sanığın, bu kayıtlarına ilişkin belgelerin öncelikle Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden, gerek görülmesi halinde ise uluslararası adli yardımlaşma yoluna başvurularak, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü aracılığıyla Almanya’dan getirtilip tekerrür yönünden tartışılıp değerlendirilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması,

4- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

5-Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “06.11.2007” yerine “15.05.2008” olarak yazılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 10.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ, E. 2023/2761, K. 2023/3390 K.

ÖZET: Sanığın, 15 yaşını doldurmamış Çek Cumhuriyeti vatandaşı müşteki ile sosyal medya aracılığıyla tanışıp rızası doğrultusunda Çekya’da cinsel ilişkiye girmesi, TCK 103/2 uyarınca “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçunu oluşturur. Türkiye’de bulunması ve yabancı ülkede hüküm verilmemesi nedeniyle, TCK 11 ve 19. maddeleri gereğince yargılama Türkiye’de yapılmış, ceza belirlenirken Çek Ceza Kanunu 187. maddesindeki üst sınır dikkate alınmıştır.

İddia ve savunma, müştekiler … *** ile … ***’nın Çek Cumhuriyeti yetkililerince alınan anlatımları, Çek Cumhuriyeti Brno Fakültesi Hastanesinin 06/09/2018 tarihli Raporu, müşteki … ***’ya ait nüfus kayıt örneği, doktor raporları, şahit beyanı ve dosyadaki diğer deliller kül olarak değerlendirildiğinde; 15/07/2004 doğumlu Çek Cumhuriyeti devleti vatandaşı olan müşteki … ***’nın hadise tarihinde henüz 15 yaşını doldurmamış olduğu, müşteki … *** ile sanık … ***’in sosyal medya aracılığıyla tanışarak sohbet ettikleri, sanığın müştekiyle anlaşması üzerine 2018 yılının yaz ayında Çek Cumhuriyeti devletine gittiği ve Brno kentinde bir otelde kaldığı, sanığın hadise günü müştekiyle kaldığı otelde buluştukları ve müştekinin de rızası doğrultusunda cinsel ilişkiye girdikleri, cinsel ilişkinin sanığın cinsel organını müştekinin vajinasına sokmak suretiyle gerçekleştiği, sanık …’in daha sonrasında Türkiye’ye döndüğü, müştekinin yaşanan olayları annesi olan müşteki … ***’ya anlattığı ve müşteki …’nın durumu Çek Cumhuriyeti yetkililerine bildirdiği, dosya muhtevasındaki Çek Cumhuriyeti Brno Fakültesi Hastanesinin 06/09/2018 tarihli Raporu kapsamına göre, müşteki …’ün yapılan muayenesinde kızlık zarının sağlam olmadığının belirlendiği ve olayın bu şekilde oluştuğu vicdani kanaatine varılmıştır.

Bu açıklamalar sonrası somut olaya bakıldığında, sanık …’ın aşamalardaki anlatımlarında üzerine atılı suçlamayı ısrarla reddettiği gözlemlenmiş ise de, müşteki … ***’nın tutarlı ve dosyadaki somut delillerle uyumlu anlatımları, müşteki … ***’nın ve şahit anlatımları, müşteki …’ün beyanlarını destekler nitelikte dosya muhtevasındaki 06/09/2018 tarihli müştekinin iç beden muayenesi neticesinde düzenlenen rapor içeriği birlikte değerlendirildiğinde, sanık … ***’in hadise günü henüz 15 yaşını doldurmamış müşteki … ile vücuda organ sokmak suretiyle cinsel ilişkide bulunmak şeklinde tezahür eden bu eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 103/2. maddesinde düzenlenen “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır.

5237 sayılı TCK’nın “Vatandaş tarafından işlenen suç” başlığı altında yer alan 11/1. maddesinde “Bir Türk vatandaşı, 13. maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına göre cezalandırılır”, “Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması” başlığı altında yer alan 19/1. maddesinde ise “Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz” hükümlerinde Kanunların Yer Bakımından Uygulama Alanlarına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.

Netice olarak; yasal düzenlemeler dikkate alındığında söz konusu suçun Türk vatandaşı olan sanık … *** tarafından yabancı ülkede işlendiği, Türk vatandaşı olan sanığın Çek Cumhuriyetinde işlemiş olduğu suçun alt sınırının 1 yıldan az olmadığı, sanığın Türkiye’de bulunduğu, sanık hakkında Çek Cumhuriyetinde yürütülen bir soruşturma bulunmadığı ve bu sebeple sanık hakkında yabancı ülkede verilen herhangi bir hükmün de mevcut olmadığı, işlenen suçun ayrıca 5237 sayılı TCK’nın 13. maddesinde sayılan suçlardan olmadığı anlaşıldığından sanık … *** hakkında bu suça ilişkin Çek Cumhuriyetinde başlatılan soruşturmanın Türkiye’ye devredildiği ve yargılamanın 5237 sayılı TCK’nın 11. maddesi gereğince yetki alanımıza girdiği, sanık …’ın gerçekleştirdiği “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 5237 sayılı TCK’nın 103/2 ve diğer maddeler gereğince verilecek sonuç cezanın TCK’nın 19. maddesi gereğince suçun işlendiği Çek Cumhuriyeti ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamayacağı, sanığın eyleminin Çek Cumhuriyeti Ceza Kanununun 187. maddesinde “15 yaşından küçük bir çocuk ile cinsel ilişkide bulunan ya da bu çocuğa cinsel tacizde bulunan kişi 1 ila 8 yıl arası hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlendiği, böylece sanığın sübut bulunan müsnet “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 103/2, 19/1 maddelerinde yer alan yasal düzenlemeler gereğince tecziyesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur…


Yurt dışında işlenen bir suç Türkiye’de yargılanırsa ceza nasıl belirlenir?

Kural olarak, Türk mahkemesi ceza verirken suçun işlendiği ülke kanunundaki en yüksek ceza sınırını aşamaz.

Yani Türkiye, yurt dışında işlenen suçta istediği kadar ceza veremez mi?

Hayır. Genel kural, cezanın yabancı ülke hukukunda öngörülen üst sınırla sınırlı olmasıdır.

Bu kuralın istisnası var mı?

Evet. Suç Türkiye’nin güvenliğine karşı ya da Türkiye’nin zararına işlenmişse bu sınır uygulanmaz.

Türk vatandaşına karşı işlenen suçlarda durum değişir mi?

Evet. Suç Türk vatandaşına veya Türk hukukuna göre kurulmuş bir şirkete karşı işlenmişse, Türkiye yabancı ülke ceza sınırıyla bağlı değildir.