TCK 81 kasten öldürme suçu, bir insanın hayatına bilerek ve isteyerek son verilmesidir. Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesine göre bir insanı kasten öldüren kişi müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun tasarlayarak, canavarca hisle, eşe, boşanılan eşe, çocuğa, kadına veya kamu görevlisine karşı işlenmesi gibi hallerde ise TCK 82 kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gündeme gelir.

Kasten öldürme dosyalarında en önemli tartışma çoğu zaman “fail öldürme kastıyla mı, yaralama kastıyla mı hareket etti?” sorusudur. Bu nedenle olayın oluş şekli, kullanılan silah veya araç, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgesi, taraflar arasındaki husumet, olay öncesi ve sonrası davranışlar birlikte değerlendirilir.

Madde Metni

Kasten Öldürme

Madde 81-
(1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

TCK 81 Madde Gerekçesi ve Korunan Hukuki Değer

TCK 81 kasten öldürme suçu, kişinin yaşam hakkını koruyan en temel ceza hukuku düzenlemelerinden biridir. Bu suçta korunan hukuki değer insan hayatıdır. Ceza hukukunda yaşam hakkı, diğer hakların kullanılabilmesinin ön şartı olduğundan, kasten öldürme suçu en ağır yaptırıma bağlanan suç tipleri arasında yer alır.

Kasten öldürme suçunun oluşması için failin öldürme kastıyla hareket etmesi, ölüm neticesinin meydana gelmesi ve failin fiili ile ölüm arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Failin hareketi mağdurun yaşamını sona erdirmeye yönelmişse TCK 81 kapsamında değerlendirme yapılır.

Bu suçun daha ağır nitelikli halleri TCK 82’de ayrıca düzenlenmiştir. Bu nedenle her kasten öldürme dosyasında öncelikle olayın TCK 81 kapsamında temel hal mi, yoksa TCK 82 kapsamında nitelikli hal mi olduğu incelenmelidir.

Kasten Öldürme Suçunun Unsurları

TCK 81 kapsamında kasten öldürme suçunun oluşabilmesi için şu unsurlar birlikte değerlendirilir:

  1. Mağdurun insan olması: Suçun konusu yaşayan bir insandır.
  2. Failin öldürme kastıyla hareket etmesi: Fail, ölüm sonucunu istemeli veya kabullenmelidir.
  3. Ölüm neticesinin meydana gelmesi: Tamamlanmış suç bakımından mağdurun hayatını kaybetmesi gerekir.
  4. Nedensellik bağı: Failin hareketi ile ölüm sonucu arasında bağlantı bulunmalıdır.
  5. Hukuka uygunluk nedeninin bulunmaması: Meşru savunma gibi hukuka uygunluk nedenleri ayrıca değerlendirilir.

Kasten öldürme suçunda failin mutlaka “öldürmek istiyorum” şeklinde açık bir beyanı bulunması gerekmez. Öldürme kastı, olayın tüm özelliklerinden çıkarılır.

Öldürme Kastı Nasıl Anlaşılır?

Kasten öldürme dosyalarında öldürme kastı doğrudan veya dolaylı delillerle belirlenir. Mahkeme özellikle şu kriterleri değerlendirir:

  • Kullanılan silah veya aracın öldürmeye elverişli olup olmadığı,
  • Darbelerin sayısı ve şiddeti,
  • Hedef alınan vücut bölgesi,
  • Fail ile mağdur arasındaki önceki husumet,
  • Olay öncesinde tehdit, planlama veya takip olup olmadığı,
  • Olaydan sonra failin yardım çağırıp çağırmadığı,
  • Failin kaçması, delil gizlemesi veya olay yerindeki davranışları,
  • Tanık beyanları, kamera kayıtları ve adli tıp raporu.

Örneğin ateşli silahla hayati bölgeye birden fazla atış yapılması, bıçakla göğüs veya karın bölgesine öldürücü darbe vurulması ya da olay öncesinde açık ölüm tehdidi bulunması öldürme kastı yönünden güçlü değerlendirme sebepleri olabilir.

Kasten Öldürme ile Kasten Yaralama Sonucu Ölüme Neden Olma Arasındaki Fark

Kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki temel fark, failin kastında ortaya çıkar.

Kasten öldürmede failin amacı veya kabullendiği sonuç mağdurun hayatına son verilmesidir. Fail, hareketinin ölüm sonucunu doğuracağını bilerek ve isteyerek davranır.

Kasten yaralama sonucu ölüme neden olmada ise failin kastı öldürmeye değil, yaralamaya yöneliktir. Ancak yaralama fiili beklenenden ağır sonuç doğurur ve mağdur hayatını kaybeder.

Bu ayrım ceza miktarı bakımından çok önemlidir. Aynı ölüm neticesi meydana gelmiş olsa bile, failin kastı öldürmeye değil yaralamaya yönelikse dosyanın hukuki niteliği değişebilir. Bu nedenle adli tıp raporu, darbe bölgesi, darbe sayısı, olayın süresi ve failin davranışları dikkatle incelenmelidir.

Kasten Öldürmeye Teşebbüs

Fail öldürme kastıyla hareket etmiş ancak ölüm neticesi gerçekleşmemişse, kasten öldürmeye teşebbüs gündeme gelir. Örneğin fail mağdurun hayati bölgesine ateş etmiş, ancak mağdur tıbbi müdahale ile hayatta kalmışsa olay TCK 81 kapsamında tamamlanmış kasten öldürme değil, kasten öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilebilir.

Teşebbüs halinde ceza belirlenirken failin kastı, fiilin ağırlığı, meydana gelen zarar ve tehlikenin yoğunluğu dikkate alınır. Bu nedenle kasten öldürmeye teşebbüs dosyalarında da öldürme kastı ile yaralama kastı arasındaki ayrım belirleyicidir.

TCK 82 Nitelikli Kasten Öldürme Halleri

Kasten öldürme suçunun bazı halleri kanun koyucu tarafından daha ağır kabul edilmiştir. TCK 82 kapsamında suçun nitelikli hallerinin bulunması halinde ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır.

Başlıca nitelikli haller şunlardır:

  • Tasarlayarak öldürme,
  • Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme,
  • Yangın, su baskını, bombalama veya benzeri yöntemlerle öldürme,
  • Üstsoy, altsoy, eş, boşanılan eş veya kardeşe karşı öldürme,
  • Çocuğa veya kendisini savunamayacak kişiye karşı öldürme,
  • Kadına karşı öldürme,
  • Kişinin kamu görevi nedeniyle öldürülmesi,
  • Bir suçu gizlemek, delilleri ortadan kaldırmak veya yakalanmamak amacıyla öldürme,
  • Kan gütme saikiyle öldürme,
  • Töre saikiyle öldürme.

Bu nedenle kasten öldürme dosyalarında yalnızca ölüm neticesi değil, suçun hangi saikle, kime karşı, hangi yöntemle ve hangi koşullarda işlendiği de ceza miktarını doğrudan etkiler.

Kasten Öldürme Suçunda Tutuklama

Kasten öldürme suçu, ceza miktarı ve suçun ağırlığı nedeniyle uygulamada tutuklama tedbirinin sık gündeme geldiği suçlardandır. Ancak tutuklama için yalnızca suç isnadı yeterli değildir.

Tutuklama kararı verilebilmesi için genel olarak şu hususlar değerlendirilir:

  • Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller,
  • Kaçma şüphesi,
  • Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimali,
  • Tanık, mağdur yakını veya diğer kişiler üzerinde baskı kurma riski,
  • Ölçülülük ilkesi,
  • Adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı.

Kasten öldürme, CMK 100 kapsamında katalog suçlar arasında yer aldığından, kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde tutuklama nedeni varsayılabilir. Buna rağmen her dosyada somut delil durumu ayrıca tartışılmalıdır. Tutuklama otomatik bir sonuç değil, hâkim tarafından somut olayın şartlarına göre verilen bir koruma tedbiridir.

Kasten Öldürme Dosyalarında Deliller

TCK 81 dosyalarında delil değerlendirmesi son derece önemlidir. Özellikle şu deliller dosyanın yönünü belirleyebilir:

  • Olay yeri inceleme tutanakları,
  • Kamera kayıtları,
  • HTS ve baz kayıtları,
  • Tanık beyanları,
  • Adli tıp raporu,
  • Otopsi raporu,
  • Balistik inceleme,
  • Bıçak, silah, mermi, kovan veya diğer materyaller,
  • Parmak izi ve DNA incelemeleri,
  • Failin olay öncesi ve sonrası mesajları,
  • Tehdit, husumet veya planlama iddiaları,
  • Acil yardım ve kolluk kayıtları.

Bu deliller yalnızca failin suçu işleyip işlemediğini değil, aynı zamanda kastın niteliğini, suçun temel veya nitelikli hal kapsamında kalıp kalmadığını ve indirim sebeplerinin uygulanıp uygulanmayacağını da etkiler.

Cezanın Niteliği, HAGB ve Erteleme

TCK 81 kasten öldürme suçunun cezası müebbet hapis cezasıdır. Suçun nitelikli hallerinin bulunması halinde TCK 82 kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gündeme gelir.

Bu suç bakımından:

Ancak somut olayda meşru savunma, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, teşebbüs, iştirak, gönüllü vazgeçme veya kastın niteliği gibi hususlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Kasten Öldürme Suçunda İnfaz

Kasten öldürme suçunda mahkûmiyet halinde infaz rejimi, verilen cezanın türüne ve dosyanın özelliklerine göre belirlenir. TCK 81 kapsamında müebbet hapis cezası verilmişse, koşullu salıverme süresi genel olarak 24 yıl üzerinden değerlendirilir.

Ceza infaz ve yatar süresi hesaplama aracı için tıklayınız.

TCK 82 kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi halinde ise infaz rejimi daha ağırdır. Birden fazla mahkûmiyet, örgüt faaliyeti, terör suçu bağlantısı veya başka özel durumlar infaz hesabını değiştirebilir. Bu nedenle infaz süresi her dosyada kararın kesinleşen hüküm fıkrasına göre ayrıca hesaplanmalıdır.

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

Kasten öldürme suçu şikâyete tabi değildir. Suç, kamu düzenini ve yaşam hakkını ilgilendirdiğinden savcılık tarafından resen soruşturulur. Mağdur yakınlarının şikâyetçi olmaması veya sonradan şikâyetten vazgeçmesi kamu davasının düşmesine neden olmaz.

Kasten öldürme suçu uzlaşma kapsamında değildir. Tarafların anlaşması, ceza soruşturmasını veya kovuşturmasını sona erdirmez.

TCK 81 kapsamında dava zamanaşımı süresi, müebbet hapis cezası gerektiren suçlar bakımından genel hükümler uyarınca değerlendirilir. Nitelikli hallerde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası söz konusu olduğundan zamanaşımı süresi farklılaşabilir. Zamanaşımı hesabında kesilme, durma, failin yaşı ve suç vasfı ayrıca dikkate alınmalıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kasten öldürme suçunda görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. Dava, kural olarak suçun işlendiği yer bakımından yetkili ağır ceza mahkemesinde görülür.

İzmir’de kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve nitelikli kasten öldürme dosyaları, olayın işlendiği yer ve yetki kurallarına göre İzmir Ağır Ceza Mahkemeleri veya ilgili ilçedeki ağır ceza mahkemeleri önünde görülebilir. Bu dosyalarda soruşturma aşamasından itibaren delillerin toplanması, tutukluluk değerlendirmesi, adli tıp raporlarının incelenmesi ve suç vasfına ilişkin itirazlar büyük önem taşır.

Kasten Öldürme Dosyalarında Savunma Nasıl Kurulur?

Kasten öldürme suçlarında savunma yalnızca “fail suçu işlemedi” şeklinde kurulmaz. Somut olaya göre savunma şu başlıklarda yoğunlaşabilir:

  • Failin olay yerinde bulunup bulunmadığı,
  • Fiil ile ölüm arasında nedensellik bağı olup olmadığı,
  • Öldürme kastının bulunup bulunmadığı,
  • Fiilin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma kapsamında kalıp kalmadığı,
  • Meşru savunma şartlarının oluşup oluşmadığı,
  • Haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı,
  • Teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediği,
  • Nitelikli hal iddiasının hukuken ispatlanıp ispatlanmadığı,
  • Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği,
  • Tanık beyanları arasında çelişki bulunup bulunmadığı,
  • Adli tıp raporunun olayla uyumlu olup olmadığı.

Bu nedenle TCK 81 dosyalarında erken aşamada dosyanın tamamının incelenmesi, olay yeri delillerinin, kamera kayıtlarının, adli tıp raporlarının ve tanık anlatımlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Mağdur Yakınları Açısından Süreç

Kasten öldürme suçunda mağdur yakınları soruşturma ve kovuşturma sürecine katılma talebinde bulunabilir. Mağdur yakınlarının dosyadaki delilleri takip etmesi, eksik delillerin toplanmasını talep etmesi, tutukluluk ve suç vasfı yönünden beyanda bulunması mümkündür.

Özellikle olayın nitelikli kasten öldürme kapsamında kalıp kalmadığı, haksız tahrik iddialarının dosya kapsamıyla uyumlu olup olmadığı ve failin kastının doğru belirlenip belirlenmediği mağdur yakınları açısından önem taşır.

İzmir Ceza Avukatı ile TCK 81 Dosyalarının Takibi

Kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs dosyaları, ceza yargılamasının en ağır ve teknik dosyaları arasındadır. İzmir’de ağır ceza mahkemelerinde görülen bu tür dosyalarda soruşturma aşamasından itibaren etkin hukuki takip yapılması, hem sanık müdafii hem de mağdur vekili açısından önemlidir.

TCK 81 dosyalarında delil analizi, suç vasfı tartışması, tutukluluk değerlendirmesi, adli tıp raporlarının incelenmesi ve duruşma stratejisi birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle dosyanın yalnızca olay anlatımı üzerinden değil, tüm delil yapısı üzerinden değerlendirilmesi gerekir.


Yargıtay Kararları

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/1-1288 E. ve 2012/1856 K. Sayılı İlamı

Özet: Somut olayda sanığın maktulü kendisine yönelik saldırı nedeniyle mi yoksa saldırı olmaksızın mı öldürdüğü hususunda şüphe bulunduğu, bu şüphenin şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği, maktulden kaynaklanan haksız davranışın sanıkta öfke oluşturduğu ve eylemin bu etki altında gerçekleştirildiği anlaşıldığından, sanık hakkında kasten öldürme suçunda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.

“Haksız tahrik, 5237 Sayılı T.C.K.nun 29. maddesinde; “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir, diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir” şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenmiştir. Haksız tahrik, failin haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesini ifade eder ki, bu durumda fail suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir.

Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;

a- ) Tahriki oluşturan bir fiil olmalı, b- ) Bu fiil haksız bulunmalı, c- ) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, d- ) Failin işlediği suç bu ruhi durumun tepkisi olmalı, f- ) Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan sadır olmalıdır.

5237 Sayılı Kanunda, 765 Sayılı T.C.K.nda yer alan ağır tahrik-hafif tahrik ayırımına son verilmiş ve tahriki oluşturan fiilin, somut olayın özelliklerine göre hakim tarafından değerlendirilmesi yapılıp, sanığın iradesine olan etkisi göz önüne alınarak maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda indirim yapılması şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.

Yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edildiği üzere, gerek fail gerekse maktulün karşılıklı haksız davranışlarda bulunması halinde, tahrik uygulamasında kural olarak, haksız bir eylem ile maktulü tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak maruz kaldığı tepki, kendi gerçekleştirdiği eylemle karşılaştırıldığında aşırı bir hal almışsa, başka bir deyişle tepkide açık bir oransızlık varsa, bu tepkinin artık başlı başına haksız bir nitelik alması sebebiyle fail bakımından haksız tahrik oluşturduğu kabul edilmelidir.”

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/2276 E. ve 2025/444 K.

Özet: Yargılama sürecinin usul ve kanuna uygun yürütüldüğü, iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda değerlendirilip tartışıldığı, mahkemenin vicdani kanaatini dosya kapsamındaki yeterli ve kesin delillere dayandırdığı, sanığın olayda öldürme kastıyla hareket ettiğinin sabit olduğu, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerinin yasal çerçevede ve yerinde uygulandığı, cezanın gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, eşinin kendisini maktul Erdoğan ile aldattığını düşünen sanığın, İbrahim ile birlikte silahlı bir şekilde maktul Erdoğan’ı iş yerinden alarak olay mahalline geldiği, maktul İbrahim ve maktul Erdoğan arasında arabada çıkan tartışmanın büyümesi üzerine İbrahim’in aracı durdurduğu ve her iki maktulün de araçtan indiği, İbrahim’in aracın bagajında bulunan silaha doğru yöneldiği, bu sırada maktul Erdoğan’ın maktul İbrahim’i yakın atış mesafesinden vurarak kaçtığı, sanığın da kendisine ait olan tüfeği alarak olay yerinden kaçarak uzaklaşmakta olan maktul Erdoğan’a öldürmeye elverişli olan tüfek ile ateş ettiği, maktule isabet eden iki iri saçma tanesinden birinin kişiyi başlı başına ve müştereken öldürebilecek mahiyette olduğu, sanığın olayda kullandığı suç aletinin elverişliliği, atışların vücuttaki isabet bölgeleri ve maktul ile arasındaki husumet dikkate alındığında sanığın olayda öldürme kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerektiği, sanığın suçu eşinin kendisini maktul ile aldattığı düşüncesiyle işlemiş olması karşısında haksız tahrik hükümlerinin yerinde ve doğru oranda uygulandığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2022/14421 E. ve 2024/808 K.

Özet: Eylemin oluş şekli ve kastın yoğunluğu dikkate alındığında fiilin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu, buna rağmen kasten öldürme suçundan hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

Dosya kapsamına göre; sanıkların maktulü kafa, göğüs ve kol bölgelerinden aksi ispat olunamayan savunmalarına göre 5237 sayılı Kanun’un m.6/1-f kapsamında silahtan sayılan herhangi bir alet kullanmadan, el marifetiyle yaraladıkları, maktulün künt kafa travmasına bağlı burun kemiği kırığının yanı sıra darp sonucu beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar (menenjit) sonucu hayatını kaybettiği anlaşılan olayda; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.03.2023 tarihli, 2022/1-571 Esas ve 2023/173 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; yumrukla gerçekleştirilen maktuldeki yaralanmaların, baş bölgesi haricinde hafif nitelik taşıması, baş bölgesindeki yaralanmaların ise kafa kubbe ve kaide kırığına yol açmaması nedeniyle ölüm sonucunu doğuracak nitelik ve niceliğe sahip olmaması, olayın gelişimine göre hedef seçme imkanı da olduğu anlaşılan sanıkların eylemlerine kendiliğinden son vererek 112 acil yardım hattını aramak suretiyle maktulü kurtarmaya yönelik çaba göstermeleri hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan kastlarının kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un m.87/4 birinci cümlesi uyarınca temel ceza tayininde alt ve üst sınırlar arasında üst sınıra yakın bir ceza belirlenmesi suretiyle kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan cezalandırılmaları yerine, yazılı şekilde suç vasfında yanılgılı değerlendirme sonucu kasten öldürme suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi…bozmayı gerektirmiştir.”

 Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023/6389 E., 2025/2705 K. Sayılı İlamı

Özet: Taraflar arasındaki husumetin öldürmeye elverişli boyutta olmadığı, yaralanmaların ölüm sonucunu doğuracak ağırlıkta bulunmadığı ve sanığın eylemine kendiliğinden son vererek mağduru kurtarmaya çalıştığı dikkate alındığında, fiilin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.

“Sanığın, katılanı tek bıçak darbesi ile yaraladığı, sanık ile katılan arasında öldürmeyi gerektirecek düzeyde husumet bulunmadığı, tanık anlatımlarında sanığın eylemine devam etmeye çalıştığına ilişkin bir beyanın bulunmadığı ve sanığın ciddi bir engel hal olmadan katılanın yaralanması üzerine eylemine kendiliğinden son verdiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğinin şüpheli kaldığı, kastının yaralamaya yönelik olduğu, temel cezada alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülmesinin” hukuka aykırı bulunması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.03.2023 tarihli, 2022/571 E., 2023/173 K. sayılı kararında; “Sanık savunması ve katılan beyanları dikkate alındığında, tarafların dedelerinden miras kalan arsadan kaynaklanan ihtilafın öldürmeyi gerektirecek derecede bir husumet boyutunda bulunmaması, bu hususun, maktulün kendisiyle aynı araca binmeyi ve birlikte alkol almayı kabul ettiğine ilişkin aksi kanıtlanamayan sanık savunmasıyla örtüşmesi, küt bir cisim ve yumrukla gerçekleştirilen maktuldeki yaralanmaların, baş bölgesi haricinde, hafif nitelik taşıması, baş bölgesindeki yaralanmaların ise kafa kubbe ve kaide kırığına yol açmaması nedeniyle ölüm sonucunu doğuracak nitelik ve niceliğe sahip olmaması, olayın gelişimine göre hedef seçme imkanı da olduğu anlaşılan sanığın eylemine kendiliğinden son vererek tanık beyanlarına göre maktulü hastaneye götürmek suretiyle maktulü kurtarmaya yönelik çaba göstermesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu”

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2011/416 E., 2011/3742 K. İlamı

Özet: Hayati olmayan bölgeye ateş eden ve eylemini sürdürmeyen sanığın kastı yaralamaya yönelik olup, kasten öldürmeden hüküm kurulması fazla ceza tayinidir.

“sanığın geri çekilerek yakın mesafeden maktulün sol bacağını hedef alarak iki el ateş ettiği, engel olmadığı halde eylemini sürdürmeyip kaçıp gittiği, maktulün sol femur ve sol tibia bölgelerinden giriş çıkış yapan mermi isabetleriyle yaralandığı ve sol femur bölgesinde damar delinmesine bağlı dış kanama sonucu öldüğü olayda, sanığın kastının yaralama olarak vasıflandırılarak 5237 sayılı TCK’nın 87/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde kasten öldürmek suçundan cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayini…bozmayı gerektirmiştir.”


author avatar
Av. Murat Turgut MİNAR Avukat
Av. Murat Turgut Minar, İzmir Barosu’na 12460 sicil numarasıyla kayıtlı olup; ceza hukuku, kamulaştırma hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, icra ve iflas hukuku ile iş hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.