TCK Madde 149, nitelikli yağma suçunu düzenleyen önemli ceza hukuku hükümlerinden biridir. Bu madde, yağma suçunun silahla, birden fazla kişiyle, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koymasıyla, yol kesmek suretiyle, konutta, iş yerinde, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı ya da suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi gibi ağırlaştırıcı hâlleri kapsar. Türk Ceza Kanunu’nun 149. maddesi, mağdurun hem malvarlığını hem de irade özgürlüğünü daha güçlü şekilde korumayı amaçlar. Bu nedenle nitelikli yağma suçu, temel yağma suçuna göre daha ağır hapis cezası gerektiren ciddi bir suç tipidir.

Madde Metni

Nitelikli yağma

Madde 149- (1) Yağma suçunun;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,

e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

h) Gece vaktinde,

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.


Madde Gerekçesi

Türk Ceza Kanunu’nun 149. maddesi, yağma suçunun nitelikli hâllerini düzenleyen ağır yaptırım içeren bir ceza hukuku hükmüdür. Bu madde kapsamında değerlendirme yapılırken, öncelikle temel yağma suçunun unsurları olan cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun malı teslim etmeye ya da malın alınmasına karşı koymamaya zorlanıp zorlanmadığı incelenir. Ardından, fiilin kanunda sayılan ağırlaştırıcı hâllerden biriyle işlenip işlenmediği belirlenir.

Nitelikli yağma suçunda, failin silah kullanması, suçu birden fazla kişiyle birlikte işlemesi, kendisini tanınmayacak hâle koyması, yol kesmek suretiyle hareket etmesi, suçun konutta, iş yerinde veya eklentilerinde işlenmesi, mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunması ya da suç örgütlerinin oluşturduğu korkutucu güçten yararlanılması gibi durumlar cezayı ağırlaştıran nedenlerdir.

Kanun koyucu, bu hâllerde mağdur üzerindeki baskının daha yoğun olduğunu, failin suç işleme iradesinin daha tehlikeli bir görünüm kazandığını ve eylemin toplum güvenliği bakımından daha ağır sonuçlar doğurduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle TCK 149, temel yağma suçuna göre daha ağır ceza öngörerek mağdurun malvarlığını, irade özgürlüğünü, kişi güvenliğini ve kamu düzenini daha güçlü şekilde korumayı amaçlamaktadır.

Sonuç olarak TCK Madde 149, yağma suçunun silahla, birden fazla kişiyle, gece vakti, konutta, iş yerinde veya mağdurun savunmasızlığından yararlanılarak işlenmesi gibi hâllerde uygulanır ve nitelikli yağma suçunun daha ağır yaptırımla cezalandırılmasını sağlar.



Nitelikli Yağma Suçu ile Yağma Suçu Arasındaki Temel Fark

Yağma suçu ile nitelikli yağma suçu arasındaki temel fark, fiilin işleniş biçimi ve somut olayda ağırlaştırıcı unsurların bulunup bulunmamasıdır. TCK 148’de düzenlenen basit yağma suçunda, fail cebir veya tehdit kullanarak mağduru malı teslim etmeye ya da malın alınmasına karşı koymamaya zorlar. Bu hâlde yağma suçunun temel şekli söz konusudur.

TCK 149’da düzenlenen nitelikli yağma suçunda ise temel yağma fiili, kanunda özel olarak sayılan daha ağır koşullar altında işlenir. Suçun silahla işlenmesi, birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi, gece vakti işlenmesi, kişinin kendisini tanınmayacak hâle koyması, konutta veya iş yerinde işlenmesi, mağdurun kendisini savunamayacak durumda bulunması ya da suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılması bu kapsamda değerlendirilir.

Bu nedenle basit yağmada cebir veya tehditle malın alınması yeterliyken, nitelikli yağmada bu cebir veya tehdit daha tehlikeli, planlı veya mağdur bakımından daha ağır sonuç doğuran koşullar altında gerçekleşir. Temel ayrım, suçun icrasında nitelikli hâllerin bulunması ve buna bağlı olarak cezanın önemli ölçüde ağırlaşmasıdır.

Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi

TCK Madde 149 kapsamında düzenlenen nitelikli yağma suçunda cezanın niteliği ağır hapis cezasıdır. Kanunda bu suç için on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Bu ağır yaptırım, suçun mağdurun yalnızca malvarlığına değil, aynı zamanda irade özgürlüğüne, beden bütünlüğüne ve güvenlik duygusuna yönelmesinden kaynaklanır.

Cezanın belirlenmesinde cebir veya tehdidin yoğunluğu, suçun silahla ya da birden fazla kişiyle işlenip işlenmediği, mağdurun savunmasızlığı, suçun işlendiği yer ve zaman, failin kastı ve olayın bütün özellikleri dikkate alınır. Somut olayda koşulları varsa etkin pişmanlık hükümleri değerlendirilebilir; ancak bu durum cezanın tamamen ortadan kalkmasını değil, belirli oranlarda indirilmesini sağlayabilir.

Yargılama bakımından nitelikli yağma suçu şikâyete bağlı değildir. Suçun işlendiğinin öğrenilmesi hâlinde Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturma başlatılır. Suçun ağırlığı ve kanunda öngörülen ceza miktarı nedeniyle görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir.

İnfaz rejimi bakımından hükmedilen hapis cezası, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre infaz edilir. Ceza miktarının yüksekliği nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım veya adli para cezasına çevirme gibi kurumlar çoğu durumda uygulanamaz. Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve tekerrür hükümleri ise somut mahkûmiyetin niteliğine göre değerlendirilir.

Nitelikli Yağma Suçunda Tutuklama

TCK 149 nitelikli yağma suçunda tutuklama, suçun ağırlığı ve öngörülen ceza miktarı nedeniyle uygulamada sıkça gündeme gelen bir koruma tedbiridir. Nitelikli yağma suçu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi kapsamında katalog suçlar arasında yer aldığından, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması hâlinde tutuklama nedeninin varlığı kabul edilebilir.

Bununla birlikte tutuklama, bir ceza değil koruma tedbiridir. Bu nedenle her somut olayda ölçülülük, gereklilik ve orantılılık ilkeleri dikkate alınmalıdır. Failin kaçma şüphesi, delilleri yok etme veya değiştirme ihtimali, mağdur ya da tanıklar üzerinde baskı kurma tehlikesi gibi hususlar tutuklama değerlendirmesinde önem taşır.

Nitelikli yağma suçunun silahla, birden fazla kişiyle, gece vakti, konutta, iş yerinde veya mağdurun savunmasızlığından yararlanılarak işlenmesi hâlinde suçun ağırlığı artar. Bu tür durumlarda tutuklama tedbiri daha güçlü biçimde gündeme gelebilir. Ancak hâkim, her olayda adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağını da ayrıca değerlendirmelidir.

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

TCK 149 nitelikli yağma suçu, şikâyete bağlı suçlardan değildir. Suçun işlendiğinin öğrenilmesi hâlinde Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturma başlatılır. Bu nedenle mağdurun şikâyette bulunması soruşturma için zorunlu değildir. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi de kamu davasını kendiliğinden sona erdirmez.

Uzlaşma bakımından nitelikli yağma suçu uzlaştırma kapsamında değildir. Suçun cebir veya tehdit içermesi, mağdurun irade özgürlüğünü ağır şekilde ihlal etmesi ve yüksek hapis cezası gerektirmesi nedeniyle taraflar arasında uzlaşma sağlanması ceza yargılamasını sona erdirmez.

Zamanaşımı bakımından nitelikli yağma suçu için öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında dava zamanaşımı süresi genel olarak 15 yıl olarak uygulanır. Bu süre içinde soruşturma veya kovuşturma yapılmaz ya da dava kanuni süresi içinde sonuçlandırılmazsa kamu davasının düşmesi gündeme gelebilir. Ceza zamanaşımı ise hükmolunan cezanın süresine göre ayrıca değerlendirilir.

Görevli Mahkeme

TCK Madde 149 kapsamında düzenlenen nitelikli yağma suçunda görevli mahkeme, suç için öngörülen ceza miktarı ve suçun ağırlığı nedeniyle ağır ceza mahkemesidir. Nitelikli yağma suçu, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası gerektirdiğinden asliye ceza mahkemesinin görev alanına girmez.

Soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen yürütülür. Yeterli şüphe oluşması hâlinde iddianame düzenlenir ve kovuşturma görevli ağır ceza mahkemesinde yapılır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Mahkeme, yargılama sırasında öncelikle yağma suçunun temel unsurlarının oluşup oluşmadığını değerlendirir. Ardından fiilin silahla, birden fazla kişiyle, gece vakti, konutta, iş yerinde, mağdurun savunmasızlığından yararlanılarak veya kanunda sayılan diğer nitelikli hâllerden biriyle işlenip işlenmediğini inceler. Bu şartların oluşması hâlinde fail hakkında TCK 149 nitelikli yağma suçu hükümleri uygulanır..


Sıkça Sorulan Sorular

TCK 149 nitelikli yağma suçu nedir?

TCK 149 nitelikli yağma suçu, yağma fiilinin kanunda daha ağır cezayı gerektiren belirli şekillerde işlenmesi halinde oluşur. Bu suçta fail, mağdurun malvarlığına, irade özgürlüğüne, vücut dokunulmazlığına ve güvenlik duygusuna daha ağır şekilde müdahale ettiği için basit yağmaya göre daha yüksek ceza yaptırımıyla karşılaşır.

Nitelikli yağma hangi hallerde oluşur?

Nitelikli yağma suçu, yağmanın silahla, kişinin kendisini tanınmayacak hale koymasıyla, birden fazla kişiyle birlikte, yol kesmek suretiyle, konutta, iş yerinde, gece vakti veya beden ya da ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi gibi hallerde gündeme gelir. Somut olayda cebir veya tehdidin yoğunluğu, suçun işleniş biçimi ve mağdurun durumu birlikte değerlendirilir.

TCK 149 nitelikli yağma suçu şikâyete tabi midir?

TCK 149 nitelikli yağma suçu, kural olarak şikâyete tabi olmayan suçlardandır ve Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturulur. Bu nedenle mağdurun şikâyeti olmasa bile suçun öğrenilmesi halinde ceza soruşturması başlatılabilir; nitelikli hallerin varlığı ise fail hakkında uygulanacak cezanın daha ağır belirlenmesine neden olur.


Yargıtay Kararları

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/4544 E. ve 2025/10149 K.

Özet: Sanıklar, TCK 149 kapsamında birden fazla kişiyle birlikte ve cebir-tehdit kullanarak mağduru alıkoyup para talep etmiş, eylem teşebbüs aşamasında kaldığından hüküm bozulmuştur.

DAVA : Sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlerin kesin nitelikte bulunduğu belirlenmiştir.

Nitelikli yağma suçu yönünden sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan ön inceleme neticesinde; kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

KARAR : I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İlk derece

İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.2021 tarihli ve 2021/142 Esas, 2021/242 Karar sayılı kararı ile sanıkların nitelikli yağma suçundan, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149/1-a-c-d, 62… . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve sanıklar …, … ve … hakkında ayrıca aynı Kanun’un 58. maddesi uyarınca hapis cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

B. İstinaf

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2021/1691 Esas, 2022/1772 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının, 5271 Sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Sanık … Müdafii Temyiz İstemi

Suçların unsurlarının oluşmadığına, kabul anlamına gelmemekle birlikte eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına, müştekinin çelişkili beyanları dışında mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, olayda kullanıldığı iddia edilen silahın ele geçmediğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Sanık … Müdafii Temyiz İstemi

Kararın hukuka aykırı olduğuna, suçun işlendiği günlük kiralanan evde çıkan parmak izi haricinde mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ve hukuka ayakırı olarak tekerrür hükümlerinin uygulandığına ilişkindir.

3. Sanık … Müdafii Temyiz İstemi

Kararın hukuka aykırı olduğuna, suçun işlendiği günlük kiralanan evde çıkan parmak izi ve müştekinin çelişkili beyanları haricinde mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi ilişkindir.

4. Sanık … Müdafii Temyiz İstemi

Kararın hukuka, usule ve yasaya aykırı olduğuna, suçun işlendiği günlük kiralanan evde çıkan parmak izi ve müştekinin çelişkili beyanları haricinde mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, müştekinin bir kısım sanıklar hakkında şikayetinden vazgeçmesinin diğer bir kısım sanıklarla arasında husumet olduğunu ortaya koyduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

5. Sanık … Müdafii Temyiz İstemi

Suçların unsurlarının oluşmadığına, kabul anlamına gelmemekle birlikte eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına, müştekinin çelişkili beyanları dışında mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, müşteki ile bir kısım sanıklar arasında husumet bulunduğuna, olayda kullanıldığı iddia edilen silahın ele geçmediğine, suçu kabul etmemekle birlikte TCK 150. maddesinin uygulanma şartları yönünden sanığın telefonu incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

6. Sanık … … Müdafii Temyiz İstemi

Müşteki beyanından başka mahkumiyete yeterli her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığına, sanığın suça iştirakinin ve suç işleme kastının bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin Temyiz İsteminin İncelenmesinde

Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;

İlk derece mahkemesi tarafından ” mağdur …’in suç tarihi öncesinde bir arazi alım satımına aracılık ettiği, bu alım satımda tapu maliki ve satıcı olarak görünen kişi tarafından sahte kimlik belgesi kullanıldığı iddiası üzerine mağdurun da aralarında bulunduğu kişiler aleyhinde soruşturma açıldığı, mağdurun satıcı görünen kişiyi kendisine getiren, onun akrabası olarak bildiği sanık … ile konuşup suçsuzluğunu kanıtlamaya çalıştığı ve bu amaçla sanık … ile görüşmek istediği, 17/04/2015 Cuma günü sanık … ile telefonda konuşup aynı gün 17.00’de… Caddesi’nde bulunan pastahanede buluşmayı kararlaştırdıkları, mağdurun saatinde pastahaneye giderek bir masaya oturduğu, 15 dakika kadar sonra sanıklar … ve … ile mağdurun …olarak belirttiği kişinin gelerek mağdurun masasına oturdukları, aynı sırada sanıklar … ve …’ın da gelip masaya oturdukları, kısa bir konuşmanın ardından daha rahat bir yerde konuşmak bahanesi ile mağduru beraberlerine alıp yürüme mesafesinde olan … Caddesi, 55/4, … adresinde, sanık …’ın tasarrufu altında bulunan bir apart daireye götürdükleri, sanıklar …, … ve …’ın da dairede oldukları, sanık …’in mağdurun üzerinde bulunan iki adet cep telefonunu aldığı, sanıklar … ve …’in mağdura “… ile birlikte bir arsa işi yapmışsın, bu arsayı hileli satmışsınız, bunun karşılığında …’dan 750.000,00 TL aldıklarını, senden de 750.000,00 TL istiyoruz, bu parayı vereceksin” dedikleri ve mağdura Pazartesi gününe kadar süre verdikleri, sanıklar …, … ve …’in üzerlerinde silah bulunduğunu göre mağdur …’ın o tarihte eşi olan tanık …’e telefon ederek bu parayı temin etmesini istediği, tanık …’in aralarındaki telefon görüşmelerinden eşinin kaçırıldığı kanaatine vararak Polis’ten yardım istediği ve onların yönlendirmesi ile Pazartesi günü eşi mağduru arayıp parayı temin ettiğini, … AVM’de teslim edeceğini bildirdiği, saat 16.00’dan itibaren adı geçen AVM’de bir pastahanede oturup beklemeye başladığı, buluşma yerinin güvenli olmadığını düşünen sanık …’nin önce mağdur aracılığı ile, sonra bizzat tanık … ile telefonda görüşerek uzun süre güvenli olmadığını düşündüğü buluşma yerini değiştirmek için çaba sarf ettiği ancak mağdurun bunu kabul etmediği ve eşi mağduru görmediği sürece parayı vermeyeceğini bildirdiği, saat 21.00 sıralarında yanına gelip oturan sanık …’ye aynı konuda ısrarcı olduğu, sanığın talimatı üzerine sanık …’ın mağdurun bulunduğu daireye gittiği ve mağduru dışarı çıkartıp sanık … ile birlikte bir otomobile bindirerek … AVM’ye götürdükleri, sanık …’ın mağduru araçtan indirip sanık … ile tanık …’in bulundukları yere götürdüğü, mağdurun onların yanına gidip oturduğu, tanık …’in polisler tarafından hazırlanan ve içerisinde sahte paralar bulunan çantayı sanık …’ye verdiği, o sırada müdahale eden polislerin sanıklar …, …, … ve …’ı AVM içerisinde yakalayıp göz altına aldıkları, yapılan üst aramasında mağdur …’dan yağmalanmış olan … marka ve model cep telefonunun sanık …’nin üzerinden ele geçirildiği sabit kabul edilmiştir…. üzerinde birlikte hakimiyet kuran sanıkların mağdur …’ı fidye amacı ile kaçırmalarından sonra sanıkların mağdurun üzerinde bulunan cep telefonunu onun içinde bulunduğu tehdit ortamında almış olmaları nedeniyle amaçlanan fidye elde edilememiş olsa dahi yağma suçunun tamamlanmış olduğu, bu telefonun sanık … Polis tarafından yakalandığında yapılan üst aramasında ele geçirildiği ve mağdurun eşine teslim edildiği” kabulüyle sanıkların nitelikli yağma suçundan mahkumiyetine karar verilmişse de;

1.Dosya kapsamına göre, sanıkların müştekiye ait cep telefonlarını mal edinme kastı ile değil nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının icrasını kolaylaştırmak ve iletişim kurmasını engellemek amacıyla aldıkları, sanıkların yağma kastının 750.000,00 TL paranın alınmasına yönelik olduğu ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla, şartları oluştuğu halde sanıklar hakkında 5237 Sayılı Kanun’un 35. maddesinde tanımlanan teşebbüs hükümlerinin uygulanmaması,

2.Sanıklar hakkında hüküm kurulurken şartları oluştuğu halde 5237 Sayılı Kanun’un 149/1-h. maddesinin de uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

3.Sanık … hakkında Genç Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10.07.2008 tarihli ve 2008/73 Esas, 2008/142 Karar sayılı kararı ile 6136 Sayılı kanuna muhalefet suçundan verilen 10 ay hapis cezası tekerrüre esas alınmışsa da, mezkur mahkemenin 17.01.2025 tarihli ek kararı ile kesinleştirmenin sehven yapıldığı, kararın Yargıtay incelemesi üzerine bozulduğu ve sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verildiği gerekçesi ile kesinleştirme işleminin iptaline karar verildiği, bu hükmün tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın güncel adli sicil kaydında tekerrüre esas başka bir hükümlülük bulunmadığı anlaşıldığından sanık hakkında şartları oluşmadığı halde 5237 Sayılı Kanun’un 58. maddesinin uygulanması,

4.Sanıkların suç arkadaşları … ile birlikte işledikleri suç nedeniyle bu sanık hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 06.02.2024 tarihli ve 2023/1690 Esas, 2024/278 Karar sayılı kararı ile verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın, temyizi üzerine Dairemizin 24.11.2025 tarihli ve 2025/5585 Esas sayılı kararı ile bozulduğu anlaşılmakla; dosyalar arasında bulunan fiili ve hukuki irtibat nedeniyle birlikte görülme zorunluluğu;

Kabule göre de;

1.Müştekinin … ve… marka ve model telefonlarının yağmalandığının kabul edildiği, … marka ve model telefonun kolluk tarafından sanık …’nin üzerinde yakalandığı ve müştekinin eşi tanık …’e teslim edildiği, tanık …’in mahkeme huzurunda “eşim … 5 günlüğüne hapse girdi, o hapiste iken … beni aradı, babacan bir tavırla konuşuyordu, bana …’ın cep telefonunun ve kapşonlu bir bluzu vardı bunların tutulduğu yerde kaldığını, bunları aldığını ve bana bunları vermek istediğini söyledi, … de … tarafında bir köftecide buluştuk, ben kendisini ilk defa o gün gördüm, eşimin telefonunu ve kapşonlu bluzunu bana verdi” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşıldığından, tanığın beyanında geçen telefonun müştekinin yağmalandığı kabul edilen diğer telefonu olup olmadığı belirlendikten sonra müştekiden kısmi iadeye muvafakati sorularak sonucuna göre sanıklar hakkında 5237 Sayılı Kanun’un 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

SONUÇ : A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Kararlar Yönünden

Hükmolunan cezaların miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 Sayılı Kanun’un 286/2-a maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, bu yöndeki temyiz istemlerinin 5271 Sayılı Kanun’un 298. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE,

B. Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararının, 5271 Sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oybirliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 283/1. maddesi uyarınca sanıkların ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının korunmasına, bozma kararının, temyiz dışı sanık …’ya 5271 Sayılı Kanun’un 306. maddesi gereğince sirayetine,

Dava dosyasının, 5271 Sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.





author avatar
Av. Murat Turgut MİNAR Avukat
Av. Murat Turgut Minar, İzmir Barosu’na 12460 sicil numarasıyla kayıtlı olup; ceza hukuku, kamulaştırma hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, icra ve iflas hukuku ile iş hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.