Giriş
Yapı Tatil Tutanağı, imar mevzuatına aykırı yapılaşma faaliyetlerini durdurmak ve bu aykırılıklara karşı idari yaptırımlar uygulamak amacıyla düzenlenen, hayati öneme sahip bir idari belgedir. Hukuki dayanağını 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinden alır. Kanun, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı bir yapı yapıldığının tespiti durumunda, ilgili idarenin (belediye veya il özel idaresi) ilk olarak inşaatın mevcut durumunu belirleyerek yapıyı mühürlemesini ve bu esnada bir tutanak düzenlemesini emreder. Bu belgenin temel amacı, hukuka aykırı inşaat faaliyetini derhal durdurmaktır.
Yapı Tatil Tutanağı, hukuki sonuçları itibarıyla bir durum tespit belgesinden çok daha fazlasını temsil eder. Zira bu tutanak, İmar Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında verilecek yıkım kararı ile 42. maddesi kapsamında uygulanacak imar para cezasının dayanağını teşkil etmektedir. Bu nedenle, tutanağın usulüne ve esasına uygun olarak düzenlenmesi, sonrasında tesis edilecek tüm idari işlemlerin hukuki geçerliliği için bir ön koşul niteliğindedir.
Yüksek yargı organı Danıştay’ın yerleşik içtihadı, Yapı Tatil Tutanağı’na ilişkin derin bir hukuki nitelik analizi sunmaktadır. Tutanaklar, yapıları itibarıyla genellikle nihai bir idari işlemin ön hazırlığı olarak kabul edilse de, Danıştay, Yapı Tatil Tutanağı’nı “kesin ve yürütülmesi zorunlu” bir idari işlem olarak değerlendirmektedir. Bu hukuki kabul, yapı sahiplerine, henüz yıkım kararı veya imar para cezası gibi daha ağır yaptırımlar uygulanmadan, sürecin en başında doğrudan tutanağın kendisine karşı iptal davası açma imkanı sağlamaktadır. Bu durum, hukuki strateji açısından son derece önemlidir; zira Yapı Tatil Tutanağı’nın iptali, bu tutanağa dayanılarak sonradan verilen yıkım ve para cezası kararlarının da dayanaksız kalmasına ve iptaline yol açmaktadır. Bu yaklaşım, sadece kanun maddelerinin yorumlanmasına değil, aynı zamanda idari işlemlerin yargısal denetiminin etkinliğini sağlamaya yönelik bir amaca hizmet etmektedir. Böylelikle, idarenin usul ve esas yönünden hatalı işlemlerine karşı en erken aşamada müdahale imkanı doğmaktadır.
Yetki ve Usul: Yapı Tatil Tutanağının Düzenlenmesi
Yapı Tatil Tutanağı düzenleme yetkisi, ilgili yapılaşmanın bulunduğu alana göre belediyeler veya il özel idarelerine aittir. Ancak, bu yetkinin hangi personel tarafından kullanılacağı, tutanağın hukuki geçerliliği açısından hayati bir detaydır.
Danıştay içtihatları, Yapı Tatil Tutanağı’nın düzenlenmesinde “fen elemanı”nın zorunlu olarak görev alması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. İmar Kanunu’na göre, tutanağın ilgili idarenin yetkilendirilmiş teknik elemanları, yani mimar, inşaat mühendisi, harita mühendisi, harita teknikeri veya inşaat teknikeri gibi uzman personel tarafından hazırlanması gerekir. Yüksek mahkeme kararlarında, yalnızca zabıta personeli tarafından tutulan tutanaklara dayalı olarak verilen yıkım ve para cezası kararlarının hukuka aykırı olduğuna hükmedilmiştir. Bu kural, idari işlemlerin belirli bir uzmanlık gerektirdiği ve usulün, işlemin kendisi kadar önemli olduğu ilkesine dayanmaktadır. Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, ilgili idarelerin yeterli teknik denetimi sağlamadan sadece zabıta ekipleri aracılığıyla tutanak düzenlemesidir. Bu durum, Yapı Tatil Tutanağı’na karşı açılabilecek bir iptal davasında en güçlü savunma argümanlarından biri haline gelmektedir. Yetki unsurundaki bu tür bir sakatlık, sonraki tüm işlemleri geçersiz kılabilir.
İmar Para Cezası Hakkında Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız.
Geçerlilik Şartları: Yapı Tatil Tutanağında Bulunması Gereken Zorunlu Unsurlar
Bir Yapı Tatil Tutanağı’nın hukuken geçerli sayılabilmesi ve sonraki yaptırımlara dayanak oluşturabilmesi için belirli zorunlu unsurları içermesi gerekmektedir. Bu unsurların eksikliği veya yanlış tespiti, tutanağın ve buna bağlı olarak verilen yıkım ve para cezası kararlarının iptal edilmesine yol açabilmektedir.
İmara Aykırılıkların Somut ve Ayrıntılı Tespiti
Danıştay ve Bölge İdare Mahkemeleri, bir tutanağın geçerliliği için en çok dikkat edilen hususun, imara aykırılıkların ölçüleri ile birlikte somut, ayrıntılı ve net bir şekilde belirtilmesi olduğunu vurgulamaktadır. Bu tespitler, özellikle para cezasının hesaplanmasında ve yıkım kararının kapsamının belirlenmesinde esastır. Tutanakta, ruhsatsız veya ruhsata aykırı inşaatın brüt alanı, aykırılıktan etkilenen alanın metrekaresi gibi veriler açıkça gösterilmelidir.
Ayrıca, bu tespitlerin görsel ve teknik belgelerle desteklenmesi zorunludur. Yapının veya aykırılığın ayrıntılı fotoğraflarının çekilmesi ve tutanağa eklenmesi, durumu net bir şekilde belgelemek için gereklidir. Benzer şekilde, yapılan ölçümleri gösteren bir krokinin de tutanağın eki olarak sunulması ve bu krokinin tutanağı düzenleyen personel tarafından imzalanması beklenir. Sadece genel ifadelerle (“çatı projeye aykırı yükseltilmiştir” gibi) yapılan tespitler, yeterli görülmemekte ve hukuki denetime imkan vermediği için iptal gerekçesi oluşturmaktadır.
Yapı Sahibinin Doğru Tespiti
Ceza ve yaptırımların doğru kişiye uygulanması, idari ceza hukukunun temelini oluşturan cezaların şahsiliği ilkesinin bir gereğidir. Yapı Tatil Tutanağı’nın düzenlenmesi ve bu tutanakla verilen para cezasında “yapı sahibi”nden anlaşılması gereken, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında kabul edildiği üzere, fiilen imar mevzuatına aykırı inşaatı gerçekleştiren kişidir. Uygulamada sıklıkla görülen, belediyelerin doğrudan tapu kaydındaki malike ceza uygulaması, ilgili inşaatı fiilen yapan kişinin tespiti yapılmadığı için hukuka aykırılık teşkil etmektedir. Tapu maliki, eğer inşaatın yapılmasından sorumlu değilse (örneğin, inşaatı önceki malik veya bir müteahhit yapmışsa), kendisine verilen para cezası iptal edilebilir.
Tebligat Usulü ve Süre
Yapı Tatil Tutanağı’nın tebliği, dava açma süresinin başlaması ve hukuki sürecin işlemesi açısından kritik bir adımdır. İmar Kanunu’na göre, tutanağın bir nüshasının yapı yerine asılmasıyla tebligat yapılmış sayılır ve bu işlem, durdurma kararının hüküm ifade etmesini sağlar. Bunun yanı sıra, tebligatın bir nüshasının muhtara bırakılması ve 14/2/2020 tarih ve 7221 sayılı Kanun değişikliği ile bir nüshasının Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne gönderilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Yapı sahibine verilen süre, kanunda “en çok bir ay” olarak belirlenmiştir. Bu süre içerisinde yapı sahibinin, yapısını ruhsata uygun hale getirmesi veya ruhsat alması gerekmektedir. Eğer bu süre tutanakta belirtilmemişse, bir aylık süre tanındığı kabul edilir. Bu bir aylık süre dolmadan alınan yıkım kararı hukuka aykırı olacaktır. Ancak, idare yapının ruhsata bağlanamayacağını veya aykırılığın giderilemeyeceğini tespit ederse, bu bir aylık süre beklenmeden yıkım kararı alınabilir.
Tebligatın hukuki süreç açısından zaman tetikleyici bir rolü vardır. İptal davası açma süresi olan 60 günlük süre, tutanağın yapıya asıldığı tarihte başlar. Bu nedenle, Yapı Tatil Tutanağı ile karşılaşan bir yapı sahibinin, hak kaybına uğramamak için derhal harekete geçmesi zorunludur.
Yapı Tatil Tutanağının Zorunlu Unsurları Kontrol Listesi
Aşağıdaki tablo, bir Yapı Tatil Tutanağı’nın hukuka uygunluğunu denetlemek için kullanılabilecek, usul ve esas yönünden kritik bir kontrol listesi sunmaktadır. Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği, tutanağın hukuken sakat olduğu yönünde güçlü bir kanıt teşkil eder.
| Unsur | Açıklama ve Yasal Dayanak | Hukuki Önemi |
| Yetkili Personel | Tutanak, ilgili idarenin fen elemanı (mimar, mühendis) tarafından düzenlenmelidir. | Sadece zabıta tarafından düzenlenen tutanaklar hukuka aykırı dayanak oluşturur. |
| Somut Tespit ve Ölçüler | İmara aykırılıklar, ölçüleri ile birlikte ayrıntılı ve net belirtilmelidir. Ruhsatsız yapı için brüt alan, aykırı yapı için etkilenen alan metrekare olarak gösterilmelidir. | Yetersiz ve genel ifadeler, para cezasının iptaline neden olabilir. |
| Kroki ve Fotoğraflar | Tutanakta yer alan aykırılıklar, ölçü krokisi ve detaylı fotoğraflarla desteklenmelidir. | Kroki ve fotoğrafların eksikliği, işlemin hukuka uygunluğunu ciddi şekilde zedeler. |
| Yapı Sahibinin Tespiti | Tutanak ve para cezası, fiilen inşaatı yapan kişi adına düzenlenmelidir. | Tapu malikine doğrudan ceza kesilmesi, cezaların şahsiliği ilkesine aykırıdır. |
| Tebligat Usulü | Tutanak yapı yerine asılmalı, bir nüshası muhtara bırakılmalı ve bir nüshası Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne gönderilmelidir. | Tebligatın usulüne uygun yapılmaması, dava açma süresinin işlememesine neden olur. |
| Süre Verilmesi | Aykırılıkların giderilmesi için en fazla bir aylık süre tanındığı tutanakta belirtilmelidir. | Bu süre dolmadan yıkım kararı alınması hukuka aykırıdır. |
Hukuki Sonuçlar ve Müeyyideler
Yapı Tatil Tutanağı’nın düzenlenmesi, bir dizi hukuki ve idari süreci tetikleyen ilk adımdır. Tutanak, başlı başına bir idari işlem olarak inşaat faaliyetinin durdurulmasına ve yapının mühürlenmesine yol açar. Yapının mühürlenmesinden sonra herhangi bir şekilde inşaata devam edilmesi, Türk Ceza Kanunu’nun 203. maddesi uyarınca “mühür bozma suçu”nu oluşturur.
Yapı Tatil Tutanağı, yıkım ve imar para cezası gibi daha ciddi yaptırımların hukuki dayanağını oluşturur. Tutanakta belirlenen aykırılıklar, verilen bir aylık süre içinde giderilmediği veya ruhsat alınmadığı takdirde, ilgili belediye encümeni veya il encümeni tarafından yıkım kararı verilir. Aynı zamanda, imar mevzuatına aykırılığın niteliğine göre hesaplanan bir imar para cezası da uygulanır.
Yapı Tatil Tutanağı’nın hukuki sonuçlarından biri de, tapu kayıtlarına düşülen şerhtir. 7221 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle, Yapı Tatil Tutanağı düzenlendikten sonra, yapının imar mevzuatına aykırı olduğuna dair bilginin tapu kayıtlarının beyanlar hanesine kaydedilmek üzere ilgili idaresince en geç yedi gün içinde tapu dairesine bildirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu şerh, taşınmazın hukuki durumunu belirsiz hale getirerek satışını, devrini veya ipotek işlemlerini engelleyebilir. Dolayısıyla, bir Yapı Tatil Tutanağı’na karşı verilecek hukuki mücadele, sadece yıkım ve para cezasını engellemekle kalmaz, aynı zamanda taşınmazın üzerindeki bu hukuki yükün kaldırılması amacını da taşır.
Hukuki Başvuru Yolları: Yapı Tatil Tutanağına Karşı İzlenecek Yollar
Yapı Tatil Tutanağı’na karşı başvurulabilecek iki temel hukuki yol bulunmaktadır: idari başvuru ve iptal davası.
İdari Başvuru ve İtiraz Süreci
Yapı sahibi, tutanağın tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içerisinde ilgili idareye (belediye veya valilik) bir itiraz dilekçesi sunabilir. Bu itiraz, tutanağın usulüne uygun düzenlenmediği, yapının aslında ruhsata uygun hale getirilebileceği veya kamu yararına aykırılık teşkil etmediği gibi gerekçelerle yapılabilir. Ancak, idari itiraz yolunun pratikte nadiren olumlu sonuç verdiği ve daha çok dava açma süresini uzatma veya kanuni yolları tüketme amacı taşıdığı bilinmektedir.
İptal Davası
Yapı Tatil Tutanağı’na karşı en etkili hukuki yol, idari yargıda açılacak iptal davasıdır. Bu dava, tutanağın tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içerisinde, taşınmazın bulunduğu yerdeki yetkili İdare Mahkemesi’nde açılmalıdır.
İptal davası, Yapı Tatil Tutanağı’nın hukuka aykırılığının ileri sürülmesini amaçlar. Bu süreçte, idarenin tutanağı düzenlerken yaptığı tüm usul ve esas hataları (yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden) savunma argümanı olarak kullanılabilir.
Yürütmenin Durdurulması Talebinin Önemi
Bir Yapı Tatil Tutanağı’na karşı açılan iptal davasında, özellikle yıkım kararının uygulanmasını engellemek için “yürütmenin durdurulması” talebinde bulunulması hayati öneme sahiptir. İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, bu talebin kabul edilebilmesi için iki temel koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması,
- İşlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğacak olması. Yıkım kararı, doğası gereği telafisi imkansız zararlara yol açabileceği için, yürütmenin durdurulması talebi, mahkemelerce ciddi bir şekilde değerlendirilmektedir.
Yapı Tatil Tutanağına Karşı Hukuki Yolların Karşılaştırmalı Analizi
Aşağıdaki tablo, idari başvuru ve iptal davası arasındaki temel farkları özetleyerek, yapı sahibinin izleyeceği yolu belirlemesine yardımcı olacaktır.
| Kriter | İdari İtiraz | İptal Davası |
| Başvurulacak Merci | Tutanak’ı düzenleyen ilgili idare (Belediye/Valilik). | Taşınmazın bulunduğu yerdeki İdare Mahkemesi. |
| Dava Süresi | Tebliğden itibaren 60 gün. | Tebliğden itibaren 60 gün. |
| Amaç | İdarenin işlemi geri almasını sağlamak. | Yargı kararıyla işlemin tamamen iptalini sağlamak. |
| Etkisi | Genellikle sonuç vermese de, dava açma süresini uzatma amacı taşır. | En etkili hukuki yoldur; tutanak iptal edilirse dayanağı olan yıkım ve para cezası da iptal edilir. |
| Yürütmenin Durdurulması | Talep edilemez. | Talep edilmesi hayati önem taşır. |
Emsal Kararlar ve Vaka Analizleri: Danıştay ve Bölge İdare Mahkemesi İçtihatları
Yapı Tatil Tutanağı ve yıkım kararları, idari yargılamada en sık dava konusu edilen işlemlerden biridir. Danıştay kararları, bu alanda standartları belirleyen ve hukuki mücadele için yol gösteren emsal niteliğindedir.
Vaka Analizi 1: Usul Eksiklikleri Nedeniyle İptal Edilen Tutanaklar
Danıştay içtihatlarında, usulüne uygun düzenlenmeyen tutanakların iptali yönünde çok sayıda karar bulunmaktadır. Örneğin, tutanakta imara aykırılığın ölçülerinin, krokisinin ve detaylarının belirtilmemesi, para cezasının hesaplanmasını doğrudan etkilediği için tutanak ve buna bağlı para cezaları iptal edilmiştir. Bir başka kararda ise, aykırılığın etkilediği alanın metrekare cinsinden belirtilmemesi ve ölçüm krokisi eksikliği nedeniyle yıkım ve para cezası kararının hukuka aykırı olduğuna hükmedilmiştir. Bu kararlar, idarenin işlemlerini keyfi ve genel geçer ifadelerle tesis edemeyeceğini, her idari işlemin belirli, somut ve gerekçeli olması gerektiğini göstermektedir.
Vaka Analizi 2: Süre Verilmeden Yıkım Kararı
Danıştay, Yapı Tatil Tutanağı ile yapı sahibine tanınan bir aylık süre dolmadan alınan yıkım kararlarını hukuka aykırı bulmaktadır. Bu süre, yapı sahibine hukuka aykırılığı giderme veya ruhsat alma fırsatı tanımayı amaçlayan bir güvence niteliğindedir. Bu sürenin beklenmemesi, idarenin usulde esasa aykırı bir hata yaptığını ve yapı sahibinin savunma hakkını kısıtladığını gösterir.
Vaka Analizi 3: Cezaların Şahsiliği İlkesinin Uygulanması
İmar para cezasının cezaların şahsiliği ilkesi gereği fiili inşaatı yapan kişiye kesilmesi gerekirken, tapu malikine kesilmesi durumunda bu kararların hukuka aykırı olduğu yargı kararlarıyla sabittir. Bu durum, özellikle taşınmazın el değiştirdiği ve imara aykırılığın önceki malik tarafından yapıldığı durumlarda kritik bir savunma noktasıdır.
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Yapı Tatil Tutanağı ile ilgili süreçler, idari uygulamada ve yargılama aşamasında çeşitli sorunları barındırır. En yaygın sorunlardan biri, tutanakların yukarıda belirtilen zorunlu unsurları taşımaması ve bu nedenle hukuken sakat işlemlerin tesis edilmesidir.
Hatalı Tutanakların Tespiti ve Delillendirilmesi
Yapı sahipleri, bir Yapı Tatil Tutanağı ile karşılaştıklarında ilk yapmaları gereken, tutanağı yukarıdaki kontrol listesi ışığında titizlikle incelemektir. Tutanakta yer alan bilgilerin doğruluğu, aykırılıkların ölçüleri, krokilerin varlığı ve yetkili personelin imzası gibi hususlar detaylıca kontrol edilmelidir. Bu aşamada, hukuki delillerin toplanması (tutanak, fotoğraflar, kroki, tanık beyanları vb.) ve bu delillerin doğru bir şekilde dosyalanması büyük önem taşır.
Yasal Süreçte Atılması Gereken Adımlar
Yapı Tatil Tutanağı’nın tebliğ edildiği andan itibaren başlayan 60 günlük dava açma süresi, telafisi mümkün olmayan hak kayıplarını önlemek için son derece önemlidir. Bu süre içinde, usulüne uygun bir iptal davası dilekçesi hazırlanmalı ve mahkemeye sunulmalıdır.
Avukatlık Desteğinin Önemi
Yapı Tatil Tutanağı ve bu tutanağa karşı açılacak davalar, idare hukuku ve imar hukuku alanında uzmanlık gerektiren karmaşık süreçlerdir. Bu alanda uzmanlaşmış bir avukattan hukuki destek almak, hukuki sürecin doğru bir şekilde yönetilmesi, geri dönülmez hatalardan kaçınılması ve etkili bir savunma stratejisi oluşturulması açısından hayati önem taşır.
Sonuç
Yapı Tatil Tutanağı, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun imar düzenini korumak için tanıdığı önemli bir idari yetkinin somutlaşmış halidir. Bu tutanak, basit bir idari belge olmanın ötesinde, yıkım ve para cezası gibi ağır idari yaptırımların temelini oluşturan, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlemdir. Tutanakta yer alacak usul ve esas hataları, sonraki tüm işlemlerin hukuken geçersiz olmasına neden olabilmektedir.
Dolayısıyla, bir Yapı Tatil Tutanağı ile karşılaşıldığında, yapı sahibinin reaktif bir tutum yerine proaktif ve bilinçli bir hukuki süreç izlemesi gerekmektedir. Yasal tebliğ tarihinin dikkatle belirlenmesi, tutanağın zorunlu unsurlarının taşıyıp taşımadığının kontrol edilmesi ve hukuki süreler içinde idare mahkemesinde yürütmenin durdurulması talepli bir iptal davası açılması, hakların korunması için en kritik adımlardır. Özellikle Danıştay kararları, tutanakların usul ve esas yönünden denetiminin ne denli önemli olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu nedenle, hukuki süreçte uzman bir avukatın desteğinden faydalanmak, hak kayıplarının önlenmesi ve adil bir sonuca ulaşılması için vazgeçilmezdir.
Yapı Tatil Tutanağı (İmar Kanunu m.32) – Sıkça Sorulan Sorular
Ruhsatsız ya da ruhsat/eklerine aykırı yapıyı derhâl durdurmak için düzenlenen ve mühürleme işlemine eşlik eden idari belgedir. Dayanağı 3194 sayılı İmar Kanunu m.32’dir; sonrasında yıkım (m.32) ve imar para cezasına (m.42) temel olur.
Evet. Danıştay’ın yerleşik içtihadına göre tutanak kesin ve icrai niteliktedir; doğrudan iptal davasına konu edilebilir. İptali, dayandığı yıkım ve para cezası işlemlerini de hukuki dayanak yönünden sakatlar.
Yetki, yer durumuna göre belediye veya il özel idaresindedir. Danıştay’a göre tutanak fen elemanı (mimar/ inşaat mühendisi/harita mühendisi/tekniker) tarafından düzenlenmelidir. Sadece zabıta ile tutulan tutanaklar sıklıkla hukuka aykırı bulunur.
- Somut ve ölçülü tespit: Ruhsatsız/aykırı alanın m² ve nitelikleri açıkça yazılmalı.
- Kroki ve fotoğraflar: Ölçü krokisi ve ayrıntılı fotoğraflar eklenmeli, imzalı olmalı.
- Yapı sahibinin doğru tespiti: Fiilen inşaatı yapan kişi/ler.
- Yetkili personel imzaları: Fen elemanı ve ilgili görevli.
- Tebligat ve süre: Tebliğ şekli ve en çok bir aylık süre kaydı.
Esas olan fiilen aykırı inşaatı yapan kişidir. Sırf tapu maliki olmak tek başına yeterli değildir; cezaların şahsiliği gereği uygulama yanlışsa para cezası/yıkım kararları iptal edilebilir.
Tutanağın bir nüshası yapıya asılınca tebliğ gerçekleşir; ayrıca muhtara bırakma ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne bildirme zorunludur (7221 değişiklikleri). 60 günlük iptal davası süresi asma tarihiyle başlar.
Kural olarak bir ay içinde ruhsata bağlama/aykırılığı giderme imkânı tanınır; süre dolmadan yıkım kararı hukuka aykırıdır. Ancak yapının ruhsata bağlanması mümkün değilse idare istisnai olarak beklemeyebilir.
Mühürlü yapıda faaliyete devam TCK m.203 “mühür bozma” suçunu oluşturur; ayrıca idari süreç yıkım ve para cezası yönüyle ilerler.
Evet. 7221 sayılı Kanun uyarınca tutanak bilgisi en geç 7 gün içinde tapuya bildirilir; beyanlar hanesine işlenen şerh satış, devir ve ipotek işlemlerini fiilen zorlaştırır. Tutanak ve yaptırımların iptali şerhin kaldırılmasına da zemin hazırlar.
İdari itiraz pratikte sınırlıdır; en etkili yol iptal davasıdır. İYUK m.27 uyarınca işlem açıkça hukuka aykırı ve uygulanması telafisi güç/ imkânsız zarar doğuracaksa yürütmenin durdurulması istenebilir (yıkım kararlarında kritik).
- Fen elemanı olmadan yalnız zabıtayla düzenleme,
- Ölçüsüz/genel ifadeler (m² ve nitelik eksik),
- Kroki/fotoğraf ekinin bulunmaması veya imzasız olması,
- Yapı sahibinin hatalı tespiti,
- Tebligat eksiklikleri ve sürenin verilmemesi,
- Bir aylık süre dolmadan yıkım kararı.
- Yetki & Personel: Belediye/il özel idaresi + fen elemanı imzası.
- Somut Tespit: Aykırılık türü ve m² açık.
- Kroki & Foto: Ekli ve imzalı.
- Yapı Sahibi: Fiilî sorumlu kişi.
- Tebligat: Yapıya asma, muhtar, İl Md.’ye bildirim.
- Süre: En çok 1 ay; kayıt altına alınmış.
Bu SSS genel bilgilendirmedir; somut dosyanız için profesyonel hukuki destek alınız.


