GİRİŞ

Gaiplik, bir kimsenin kaybolması nedeniyle ölümünün kesin olarak tespit edilemediği durumlarda, hukuki belirsizliği ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenmiş bir kurumdur. Türk Medeni Kanunu, kaybolan kişinin ölüm ihtimalinin kuvvetli olduğu hâllerde, hukuken “ölü gibi” kabul edilmesini sağlayarak hem geride kalanların hakkını korumayı hem de hukuki işlemlerin devamlılığını sağlamayı amaçlar. Gaiplik sadece kişisel statü bakımından değil; miras hukuku, aile hukuku, malvarlığının yönetimi ve borç ilişkilerinin devamı gibi çok yönlü alanlarda hukuki sonuç doğurur. Dolayısıyla, bu kararın verilmesi sadece kaybolan kişinin akıbetini belirlemekten ibaret olmayıp, geride kalanların hukuki güvenliğini teminat altına alan bir işlev görür.


TÜRK MEDENİ KANUNU’NDA GAİPLİK

Türk Medeni Kanunu’nun 32. maddesi, gaiplik kararının hangi şartlarda verilebileceğini düzenler. Kanuna göre bir kişi ölüm tehlikesi içinde kaybolmuşsa veya uzun süre kendisinden haber alınamamışsa ve ölüm ihtimali güçlü bir kanaat oluşturuyorsa, hakları ölüme bağlı kişilerin başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir. Burada önem taşıyan nokta, gaiplik kararının kesin ölüm karinesi oluşturmadığı; yalnızca kişinin hukuken ölü sayılmasını sağlayan bir kabul mekanizması olduğudur. Bu nedenle gaiplik kararı, fiili ölümün tespiti anlamına gelmez, sadece hukuki işlemlerin yürütülebilmesi için gerekli bir statü sağlar.

Gaiplik kararı çekişmesiz yargı işidir ve davalı bulunmaz. Mahkemenin kendiliğinden araştırma yükümlülüğü gereği, gerekli bilgi ve belgelerin toplanması, ilan süreçlerinin yürütülmesi ve kaybolmanın niteliğinin değerlendirilmesi tamamen hâkimin sorumluluğundadır. Böylece kaybolan kişinin hukuki durumu açık ve net bir çerçeveye oturtulur.


GAİPLİK KARARININ VERİLEBİLMESİ İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR

Gaiplik kararının verilebilmesi için iki ana kaybolma türü öngörülür: ölüm tehlikesi içinde kaybolma ve uzun süre haber alınamama. Ölüm tehlikesi içinde kaybolma, kişinin savaş, doğal afet, deniz kazası, uçak kazası gibi hayatını ciddi biçimde tehdit eden bir olayda kaybolması ve buna rağmen ölümünün kesin olarak tespit edilememesidir. Bu tür olaylarda ölüm ihtimali güçlü olduğundan, gaiplik kararı verilmesi için olayın üzerinden en az bir yıl geçmiş olması yeterlidir. Uzun süre haber alınamama ise, kişinin olağan hayat akışı içinde kendisinden beklenen iletişim ve ulaşılabilirlik durumunun tamamen ortadan kalkması hâlidir. Bu durumda gaiplik kararının verilebilmesi için son haber alma tarihinden itibaren en az beş yılın geçmiş olması gerekir.

Mahkeme, ilan ve araştırma sürecini titizlikle yürütür. İlk ilan yapıldıktan sonra en az altı ay beklenir ve bu süreçte kaybolan kişi hakkında bilgi sahibi olan kişilerin mahkemeye başvurmaları istenir. Nüfus müdürlüğü, kolluk kuvvetleri ve gerektiğinde uluslararası kurumlar aracılığıyla geniş kapsamlı bir araştırma yapılır. Bu araştırmada kaybolan kişinin yaşadığına veya öldüğüne dair herhangi bir bilgiye ulaşılamazsa ikinci ilan yapılır. İkinci ilan yapılmadan gaiplik kararı verilemez ve bu kural kanunun emredici hükümleri arasında yer alır. Eğer ilan süreci içinde kişi ortaya çıkarsa gaiplik talebi kendiliğinden düşer.


GAİPLİK KARARININ HUKUKİ SONUÇLARI VE MİRAS HAKKI

Gaiplik kararı verildiğinde kişi hukuken ölü kabul edilir ve buna bağlı olarak mirasçılık sıfatı kazanılır. Ancak tereke mallarının mirasçılara teslimi teminat verilmesi şartına bağlıdır. Bu teminat, kaybolan kişinin ileride ortaya çıkması ihtimaline karşı terekenin iade edilebilmesi için zorunludur. Ölüm tehlikesi içinde kaybolan kişiler için teminat süresi beş yıl, uzun süre haber alınamayan kişiler için on beş yıldır. Ayrıca kaybolan kişinin yüz yaşına ulaşacağı tarihe kadar teminat yükümlülüğünün devam etmesi de kanunen öngörülmüş bir güvence yöntemidir.

Gaiplik kararı sonrasında tereke resmen yönetilir. Eğer gaip daha sonra ortaya çıkarsa, mirasçılardan sadece ellerinde kalmış olan malları geri alabilir; iyi niyetli mirasçılar yönünden sorumluluk mevcut mallarla sınırlıdır. Kötü niyetli kişilerin kazandırmaları ise tazminat yoluyla geri alınır. Kaybolan kişinin malvarlığı on yıl boyunca resmi yönetimde kalmışsa veya kişi yüz yaşına ulaşmış sayılıyorsa, Hazine’nin talebi üzerine miras devlete geçer. Bu düzenleme, malvarlığının süresiz olarak askıda kalmasını engellemek amacıyla getirilmiştir.


GAİPLİK VE EVLİLİK BİRLİĞİNİN DURUMU

Gaiplik kararı verilmesi, kişinin evliliğini kendiliğinden sona erdirmez. Eşin evliliğin sona ermesi için ayrıca başvuruda bulunması gerekir. Mahkeme gaiplik kararıyla birlikte veya ayrı bir davada evliliğin feshine hükmedebilir. Evliliğin feshine ilişkin bu karar, boşanma hükmünün sonuçlarını doğurmaz; daha çok ölüm nedeniyle evliliğin sona ermesine benzer bir hukuki sonuç yaratır. Böylece gaiplik kararı aile hukuku bakımından da belirsizliği ortadan kaldıran bir işlev üstlenir.


GAİPLİK DAVALARINDA USUL VE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Gaiplik davasını açabilecek kişiler, kaybolanın ölümüne bağlı hakları olan kişilerdir. Bunlar mirasçılar, eşler veya kendisine vasiyet yapılmış olan kişiler olabilir. Dava hasımsız açılır ve davalı bulunmaz. Cumhuriyet savcısının gaiplik davası açma yetkisi yoktur; ancak mahkeme gerekli görürse savcıdan görüş isteyebilir.

Görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise kaybolan kişinin Türkiye’deki son yerleşim yeridir; bu yoksa nüfus kaydının bulunduğu yer esas alınır. Kişinin Türkiye’de kaydı bulunmuyorsa anne veya babasının kayıtlı olduğu yer mahkemesi yetkilidir. Gaiplik davaları herhangi bir zamanaşımı süresine tabi değildir ve kişi yıllar önce kaybolmuş olsa bile dava açılabilir.

Mahkemenin ikinci ilanı yapmadan gaiplik kararı veremeyeceği, ölmüş bir kişi için gaiplik kararı verilemeyeceği ve teminat verilmeden terekenin mirasçıya teslim edilemeyeceği süreçte dikkat edilmesi gereken temel unsurlardır. Tüm bu aşamalar gaiplik kurumunun hem kişi hem toplum açısından doğurabileceği sonuçlar gözetilerek, sıkı usul kurallarıyla düzenlendiğini göstermektedir.


SONUÇ

Gaiplik, kaybolan bir kişinin hukuki statüsünü belirginleştirerek geride kalanların haklarını güvence altına alan bir kurumdur. Türk Medeni Kanunu, gaiplik kararının verilmesi için belirli süreler, ilan yükümlülükleri ve teminat zorunlulukları öngörmüş; böylece hem kaybolan kişinin menfaatlerini hem de mirasçılık ilişkilerini korumayı amaçlamıştır. Gaiplik kararı yalnızca tereke ve miras ilişkilerini değil, evlilik birliğinin sona ermesi gibi kişisel statüye ilişkin durumları da etkiler. Bu nedenle gaiplik davaları titizlikle yürütülmesi gereken, usul hükümleri bakımından hassasiyet gerektiren, geniş kapsamlı çekişmesiz yargı işleridir.