I. Giriş

Hizmet tespit davası, Türk sosyal güvenlik sisteminin temel taşlarından birini oluşturan ve işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan en önemli hukuki süreçlerden biridir. Bu dava, Anayasa ile güvence altına alınmış olan sosyal güvenlik hakkının (Anayasa Madde 60) fiiliyata geçirilmesini hedefler. Türk hukukunda, bireyin sigortalı olarak çalışmasının tespit edilmesi, sadece emeklilik hakkını değil, aynı zamanda iş kazası ve meslek hastalığı sigortası, hastalık sigortası ve analık sigortası gibi hayati önem taşıyan diğer sosyal sigorta kollarından yararlanma hakkını da doğrudan etkiler.

Kayıt dışı istihdamın yaygın olduğu ekonomik koşullarda, işverenlerin sigorta primlerini hiç yatırmaması veya eksik bildirmesi (kısmi kayıt dışılık), çalışanların geleceğini riske atan en büyük tehditlerdendir. Hizmet tespit davası, sigortalı bireylerin bu tür mağduriyetleri gidermek ve çalıştıkları sürelerin tamamını Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına tescil ettirerek gelecekteki sosyal haklarının teminatını sağlamak için açtıkları yasal yoldur.

II. Hizmet Tespit Davasının Tanımı ve Niteliği

Hizmet tespit davası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesinin sekizinci fıkrasına dayanan özel bir eda davasıdır. Bu dava ile, bir iş sözleşmesine dayanarak sigortalı çalıştırıldığı halde, işe girişi Kuruma hiç bildirilmeyen veya ücret bordrosunda eksik gün ya da eksik kazanç üzerinden bildirilen (4/1-a bendi kapsamındaki) işçinin, fiilen çalıştığı dönemin geriye dönük olarak tespiti talep edilir.

Davanın Kapsamı ve Sonucu: Mahkeme, davanın kabulü halinde, kararda belirtilen çalışma süresini, prim ödeme gün sayısını ve bu süreye ait aylık kazanç toplamını kesinleştirir. Bu mahkeme kararı, SGK için bağlayıcıdır ve kararın kesinleşmesiyle birlikte tespit edilen süreler, sigortalının hizmet cetveline işlenir. Bu tescil işlemi, işçinin emeklilik koşullarını yerine getirmesinde kritik rol oynar.

III. Hizmet Tespit Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hizmet tespit davası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve 5510 sayılı Kanun uyarınca, İş Mahkemelerinde açılmak zorundadır. İş uyuşmazlıkları için özel bir ihtisas mahkemesi olan İş Mahkemeleri, işçi ile işveren arasındaki iş ilişkisinden doğan tüm davalara bakmakla görevlidir.

Görevli Mahkeme: İş Mahkemesi. İstisna: İş Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise bu davalar, Asliye Hukuk Mahkemelerinde İş Mahkemesi sıfatıyla görülür. Bu, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin İş Mahkemelerine uygulanan özel usul ve ispat kurallarını uygulayacağı anlamına gelir.

Yetkili Mahkeme: HMK’nın genel ve özel yetki kurallarına göre belirlenir. Bu tür davalarda yetkili mahkemeler, genellikle:

  1. Davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesi,
  2. İşin yapıldığı yer mahkemesi, veya
  3. Davacı sigortalının yerleşim yeri mahkemesidir.

IV. Hak Düşürücü Süre ve İstisnaları

Hizmet tespit davaları, diğer işçilik alacaklarının aksine, hak düşürücü süreye (sükut süresi) tabidir; bu, sürenin dolmasıyla birlikte hak arama imkanının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelir. Bu süre, mahkeme tarafından re’sen (kendiliğinden) incelenir ve itiraza tabi değildir.

Hak Düşürücü Süre: Sigortalı, çalıştığını iddia ettiği yılın sonundan itibaren beş yıl içinde davayı açmak zorundadır.

Mirasçılar İçin Süre: Sigortalı vefat etmişse, mirasçıları da bu beş yıllık süreyi, sigortalının ölüm tarihinden itibaren başlatarak kullanabilirler.

Hak Düşürücü Sürenin İşlemesini Engelleyen İstisnai Haller

Bu beş yıllık süre, kamu düzeni ve işçi lehine olma ilkesi gereğince, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla belirlenen bazı durumlarda işlemez. Bu istisnaların temel mantığı, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) o çalışma döneminden herhangi bir şekilde haberdar olmasıdır.

  1. SGK’ya Bildirim Yükümlülüğünün Kısmen Yerine Getirilmesi: İşveren tarafından sigortalının İşe Giriş Bildirgesinin süresinde Kuruma verilmiş olması, ancak primlerin hiç ödenmemesi. Bu durumda, Kurum sigortalının varlığından haberdar olduğu için hak düşürücü süre işlemez.
  2. Müfettiş Tespiti: SGK denetim ve kontrolle görevli memurları (müfettişler) tarafından yapılan inceleme sonucunda işçinin çalıştığına dair tespit tutanağı veya raporu düzenlenmiş olması.
  3. İşverenin Kayıtlarında İz Bırakması: İşverenin, sigortalının ücret bordrosunda sigorta primi kesintisi yapmış olmasına rağmen bu primleri SGK’ya yatırmaması. Bu durum, işverenin eylemiyle hizmet akdini ve sigortalılığı kabul ettiği anlamına gelir.
  4. Asgari İşçilik ve Prim Tahsili: SGK’nın işverenden asgari işçilik incelemesi sonucunda o döneme ait prim tahsil etmiş olması.
  5. Kesinleşmiş Yargı Kararları: İşçinin aynı çalışma dönemi için ücret, kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı gibi alacaklarına dair kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunması. Bu kararlar, hizmet akdinin varlığını kesin olarak kanıtlar niteliktedir.

V. Hizmet Tespit Davasında İspat Yükümlülüğü ve Deliller

Hizmet tespit davalarında ispat yükü davacı sigortalıya ait olmakla birlikte, davanın kamu düzeniyle ilgili olması nedeniyle özel bir usul uygulanır. Mahkeme, re’sen araştırma ilkesini uygulamak zorundadır. Bu, hâkimin, tarafların ileri sürmediği delilleri bile kendiliğinden araştırabileceği anlamına gelir.

Temel İspat Yöntemleri:

  1. Tanık Beyanları: Hizmet tespit davalarının en önemli ve sık kullanılan ispat aracıdır. Özellikle aynı işyerinde birlikte çalışan (müşterek) tanıkların ve komşu işyeri sahiplerinin beyanları yüksek önem taşır. Yargıtay, tanık beyanlarının hayatın olağan akışına, işyerinin kapasitesine ve diğer ekonomik verilere uygunluğunu titizlikle inceler.
  2. Yazılı ve Resmi Deliller: İşyeri sicil dosyaları, ücret bordroları, işverenin ticari defter ve kayıtları, vergi dairelerine sunulan beyannameler, esnaf ve ticaret odası kayıtları.
  3. Yardımcı Deliller: İşçinin o dönemde o bölgede yaşadığını gösteren elektrik, su, telefon faturası gibi abonelik kayıtları, işe gidip geldiğini gösteren otobüs kartları, banka hesap hareketleri (ücret ödemeleri), işyeri giriş-çıkış kayıtları ve benzeri diğer yazılı emareler.

Kısıtlamalar: Bu davalarda ne davalı işverene ne de SGK’ya karşı yemin deliline başvurulamaz.

VI. Hizmet Tespit Davasının Tarafları

Dava iki temel davalıya karşı açılır.

Davacı:

  • Sigortalı işçinin kendisi.
  • Sigortalının ölümü halinde, kanuni mirasçıları (Eş, çocuklar, anne ve baba).

Davalılar:

  1. İşveren (veya İşveren Vekili): Hizmeti tespit edilecek işyerinin sahibi olan gerçek veya tüzel kişi. İşyeri el değiştirmişse, hizmetin geçtiği dönemdeki işveren davalı olarak gösterilmelidir.
  2. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK): Dava sonucunda verilen hükmün uygulanacağı ve hizmet cetveline tescil işlemini yapacak olan yasal muhatap kurumdur. SGK’nın davada taraf olarak gösterilmesi, davanın mecburi dava arkadaşlığı kuralı gereği bir zorunluluktur.

VII. EYT Düzenlemeleri ve Hizmet Tespit Davalarının Güncel Önemi

EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) meselesi, hizmet tespit davalarının önemini son yıllarda dramatik bir şekilde artırmıştır. 1999 yılında yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun ile emeklilik yaşının yükseltilmesi, bu tarihten önce sigortalı olan milyonlarca kişiyi etkilemiştir.

2022 yılındaki yeni yasal düzenleme ile EYT’liler için yaş şartı kaldırılmış olsa da, emekli olabilmek için prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresi şartlarının eksiksiz tamamlanması gerekmektedir.

  • Güncel Zorunluluk: Yaş şartının kalkmasıyla birlikte, özellikle 1999 öncesine ait olup SGK kayıtlarında görünmeyen veya eksik olan ilk sigortalılık tarihini ve prim günlerini tamamlamak isteyen çalışanlar, hizmet tespit davalarına yoğun ilgi göstermişlerdir.
  • Kritik Rol: Bu davalar, EYT kapsamında emekliliğe hak kazanmak için tek eksik olan eksik prim günlerinin tescilini veya sigorta başlangıç tarihinin geriye çekilmesini sağlayarak, kişilerin doğrudan emeklilik hakkını elde etmesine olanak tanımaktadır.

VIII. Hizmet Tespit Davasının Diğer İşçilik Alacaklarına Etkisi

Hizmet tespit davası, niteliği itibarıyla sadece sosyal güvenlik haklarının tespiti için açılır; ancak dolaylı olarak diğer işçilik alacaklarına ilişkin davaları da etkiler.

Bir işçi, aynı anda hem hizmet tespit davası hem de kıdem tazminatı, ihbar tazminatı gibi işçilik alacakları davası açabilir. İşçilik alacakları davasında hizmet akdinin varlığı ve çalışma süresi tespit edilirse, bu karar hizmet tespit davasında güçlü bir kesin delil olarak kullanılabilir.

Önemli Fark: İşçilik alacakları davalarında zamanaşımı süresi genellikle 5 yıl iken, hizmet tespit davasında hak düşürücü süre 5 yıldır ve bu sürelerin başlangıç anları ve kesilmesi farklı hukuki kurallara tabidir.

IX. Sonuç

Hizmet tespit davası, Türk sosyal güvenlik hukukunda bireylerin haklarını işverenin ihmali veya kötü niyetine karşı koruyan, Anayasal güvencelerin işlevselliğini sağlayan hayati bir hukuki yoldur. Kayıt dışı istihdam ile mücadelede caydırıcı bir rol oynayan bu dava, doğru zamanda ve doğru hukuki zeminde açıldığında, sigortalıların gelecekteki emeklilik haklarının ve sosyal sigorta güvencelerinin eksiksiz tescil edilmesini kesinleştirmektedir. Yargıtay’ın bu davalara yaklaşımındaki işçi lehine ve re’sen araştırma ilkesi, sosyal adaletin sağlanmasında mahkemelerin aktif rolünü pekiştirmektedir.


Hizmet Tespit Davası – SSS

Hizmet Tespit Davası – Sıkça Sorulan Sorular

5510 sayılı Kanun’un 86/8. fıkrasına dayanan, 4/1-a kapsamındaki sigortalının bildirilmeyen veya eksik bildirilen çalışmalarının tespiti ve SGK kayıtlarına tescili için açılan özel bir eda davasıdır.

Mahkeme; çalışma dönemi, prim ödeme gün sayısı ve o döneme ait kazançları belirler. Kesinleşen karar SGK’yı bağlar ve süreler sigortalının hizmet cetveline işlenir.

Görevli mahkeme İş Mahkemesidir; bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk, İş Mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki; işverenin yerleşim yeri, işin yapıldığı yer veya sigortalının yerleşim yerinden birine aittir.

Çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılmalıdır. Süre kamu düzenindendir; mahkemece re’sen gözetilir.

Evet. Özellikle SGK’nın dönemden haberdar olması hallerinde süre işlemez: işe giriş bildirgesinin verilmesi; müfettiş raporu; bordroda prim kesilip yatırılmaması; asgari işçilik/prim tahsili; aynı döneme ilişkin kesinleşmiş işçilik alacağı kararları vb.

Davacı; sigortalı veya ölümü halinde mirasçılarıdır. Davalılar; ilgili dönem işvereni (veya vekili) ile mecburi dava arkadaşı olarak SGK’dır.

İspat yükü kural olarak sigortalıdadır; ancak kamu düzeni niteliği gereği mahkeme re’sen araştırma ilkesini uygular ve gerekli delilleri kendiliğinden toplayabilir.

Öncelikli deliller; aynı işyerinden müşterek tanıklar ve komşu işyeri tanıkları, işyeri sicil dosyaları, bordrolar, ticari defterler, oda/vergi kayıtları, banka hareketleri, abonelik ve giriş-çıkış kayıtları vb.dir. Bu davada ne işverene ne de SGK’ya karşı yemin deliline başvurulamaz.

Yaş şartı kalksa da prim günü ve sigortalılık süresi şartları devam ediyor. Eksik/hiç bildirilmeyen çalışmaların tespiti, EYT kapsamında emeklilik için kritik hâle geldi; ilk sigorta başlangıcının geriye çekilmesi veya prim günlerinin tamamlanması bu davayla mümkün olabiliyor.

Hizmet tespiti sosyal güvenlik yönünden sonuç doğurur; ancak çalışma süresi ve sözleşmenin varlığına ilişkin belirlemeler, kıdem/ihbar gibi alacak davalarında güçlü delil etkisi yaratır. Zamanaşımı (alacaklar) ile hak düşürücü süre (hizmet tespiti) kavramları farklıdır.

Kesinleşen karar SGK için bağlayıcıdır; tespit edilen dönem, gün sayısı ve kazançlar hizmet cetveline işlenir ve emeklilik/diğer sigorta kolları bakımından hüküm doğurur.

Evet, sigortalının ölümü hâlinde kanuni mirasçılar açabilir. 5 yıllık süre, ölüm tarihinden itibaren işler; istisna haller mirasçılar için de geçerlidir.

Not: Bu SSS bilgilendirme amaçlıdır. Somut dosyanız için profesyonel hukuki görüş alınız.