I. GİRİŞ
A. Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) Kapsamında Coğrafi İşaretlerin Yeri ve Amacı
Türkiye’de coğrafi işaretlere (Cİ) ilişkin hukuki rejim, temelini 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) mevzuatından almaktadır. Bu Kanun, Cİ’leri marka, tasarım, patent ve faydalı modellerle birlikte sınai mülkiyet hakları kategorisine dâhil etmekte ve koruma altına almaktadır. SMK’nın temel amacı, bu hakların korunması suretiyle Türkiye’nin teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemesine katkı sağlamaktır. Kanun, Cİ’lere ilişkin başvuruları, tescil ve tescil sonrası işlemleri düzenlemenin yanı sıra, bu hakların ihlaline dair uygulanacak hukuki ve cezai yaptırımları da kapsamaktadır.
Coğrafi işaretler, yalnızca ürünün coğrafi kaynağını belirtme işlevi görmekle kalmaz, aynı zamanda geleneksel bilgi, kültürel değerler ve yerel üretim metotlarıyla şekillenen kaliteyi garanti etme fonksiyonunu da üstlenir. Bu bağlamda, Cİ’lerin korunması, yerel üretimi ve kırsal kalkınmayı destekleyen, turizme katkı sağlayan ve piyasada taklit ürünlerle mücadele eden bir ekonomik araç olarak hayati bir rol oynamaktadır.
B. Coğrafi İşaretin Hukuki Niteliği:
Coğrafi işaretler, diğer Fikri ve Sınai Mülkiyet Haklarından (FSMH) farklı bir hukuki niteliğe sahiptir. Patent veya marka gibi bireysel bir tekel hakkı yerine, Cİ’ler bir kollektif (topluluksal) tekel hakkı sağlamaktadır. Bu, korumanın belirli bir coğrafi alandaki tüm üreticiler grubunun ortak menfaatine hizmet ettiği anlamına gelir. Korumanın altında yatan temel düşünce, coğrafi işaretlerin yasal olmayan kullanıcılar tarafından kullanılmasını engellemek ve böylece tüketicilerin ürünün kaynağı hakkında yanıltılmasının önüne geçmektir.
Türk hukukunda coğrafi işaretlerin tarihi gelişimi, 1995 yılında yürürlüğe giren 555 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile resmiyet kazanmıştır. Bu KHK’dan önce, Cİ’ler tescil yoluyla korunmamakta; ağırlıklı olarak Türk Ticaret Kanunu’nun Haksız Rekabet Hükümleri çerçevesinde doğrudan ya da marka hukuku aracılığıyla dolaylı bir koruma sağlanmaktaydı (Cİ’lerin marka olarak tesciline yasak getirilmesi gibi). 6769 sayılı SMK, 555 sayılı KHK’yı yürürlükten kaldırarak mevzuatı modernize etmiş ve Avrupa Birliği (AB) mevzuatına uyumu artırmıştır.
SMK’nın getirdiği temel bir hukuki gerilim, Cİ’nin kolektif niteliği ile tescil sonrası tanınan bireysel yetkiler arasındadır. SMK, Cİ hakkının devredilebilir, miras yoluyla intikal edebilir, lisanslanabilir, rehin veya haczedilebilir olduğunu kabul etmektedir. Bireysel mülkiyet haklarına özgü olan bu yetkilerin kolektif bir hakka tanınması, hakkın özündeki topluluk menfaatini sulandırabilir. Bu nedenle, lisanslama veya haciz gibi durumlarda, kolektif kullanım standartlarının (ürün şartnamesine uygunluk) sürdürülmesini teminat altına alan denetim mekanizmalarının etkinliğinin yargılamada kritik bir rol oynaması beklenmektedir.
II. COĞRAFİ İŞARET KAVRAMI VE TÜRLER ARASINDAKİ AYRIM
Coğrafi işaretler, koruma mekanizmalarının ve üretim şartlarının katılığına göre iki ana türde sınıflandırılmaktadır: Menşe Adı ve Mahreç İşareti.
A. Yasal Tanım ve Fonksiyonlar
SMK’ya göre coğrafi işaret, “belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibarıyla bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işaret” olarak tanımlanır. Cİ’lerin hukuki koruması, coğrafi kaynağı gösterme, kaliteyi garanti etme, geleneksel üretim bilgisini koruma ve yerel ekonomiyi destekleme gibi birden fazla fonksiyonu yerine getirmektedir.
B. Menşe Adı (Designation of Origin)
Menşe adı, bir coğrafi işaret türü olarak, özelliklerini tamamen üretildiği yöreye borçlu olan ürünleri gösterir. Menşe adı ile tescil edilebilmesi için, ürünün üretim, işleme ve diğer tüm süreçlerinin özdeşleştiği coğrafi alan içinde gerçekleşmesi şarttır. Bu çerçevede, menşe adı olarak tescil edilen coğrafi işaretlerin kaynaklandıkları yöre ile bağları oldukça kuvvetlidir ve en yüksek koruma seviyesini temsil ederler.
C. Mahreç İşareti (Geographical Indication)
Mahreç işareti ise, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibarıyla belirli bir coğrafi alan ile özdeşleşmiş olan ürünleri gösterir. Menşe adından farklı olarak, mahreç işareti tescilinde, ürünün üretim, işleme ya da diğer işlemlerinden en az birinin belirlenmiş coğrafi alan içinde gerçekleşmesi yeterli kabul edilmektedir. Bu esneklik, hammaddesi veya kritik işleme aşamalarından bir tanesi yörede gerçekleşen bir ürünün, diğer üretim ve işleme aşamalarını kaynaklandığı yöre dışında da gerçekleştirebilmesine olanak tanır.
D. Menşe Adı ve Mahreç İşareti Farklarının Hukuki Sonuçları
Bu ayrım, hem başvuru sahipleri için üretim ve pazarlama stratejilerini belirler hem de hukuki denetim ve tecavüz davalarının sınırlarını çizer. Menşe adında ürünün kalitesini etkileyen her aşamanın yörede gerçekleşmesi beklenirken, mahreç işaretinde odak, şartnamede zorunlu kılınan tek bir kritik aşama üzerinde yoğunlaşabilir.
Hukuki makalenin temellerini oluşturan bu ayrımı netleştirmek amacıyla, her iki Cİ türünün karşılaştırmalı analizi aşağıda sunulmuştur:
Menşe Adı ve Mahreç İşareti Türlerinin Karşılaştırmalı Analizi
| Kriter | Menşe Adı (Designation of Origin) | Mahreç İşareti (Geographical Indication) |
| Tanım Kaynağı | SMK m. 34 | SMK m. 34 |
| Ürünün Köken Bağlantısı | Tüm özelliklerini yöreye borçludur (Çok kuvvetli bağ). | Belirgin bir niteliği veya ünü yöreden kaynaklanır (Kuvvetli bağ). |
| Üretim Süreçleri | Üretim, işleme ve diğer işlemlerin tümü belirlenmiş coğrafi alan içinde gerçekleşmelidir. | Üretim, işleme ya da diğer işlemlerden en az birinin belirlenmiş coğrafi alan içinde gerçekleşmesi yeterlidir. |
| Koruma Düzeyi | En yüksek koruma seviyesi. | Yüksek koruma seviyesi. |
Tecavüz davalarında, Mahreç İşareti ile tescilli bir ürünün davacısı, davalının yalnızca yörede gerçekleştirilmesi zorunlu olan tek bir işlem aşamasını ihlal edip etmediğini ispat etmek zorundadır. Menşe adında ise, iddia edilen tecavüzün yörenin tüm üretim zinciri şartlarını karşılayıp karşılamadığı sorgulanacaktır.
III. COĞRAFİ İŞARET TESCİL SÜRECİ VE İDARİ PROSEDÜRLER
Tescil süreci, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde yürütülen ve titiz bir inceleme gerektiren idari bir aşamadır.
A. Başvuru Hakkı Sahipleri ve Gereklilikler
Coğrafi işaret korumasından, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Türkiye sınırları içinde ikametgâhı veya sınai/ticari faaliyeti bulunan gerçek ve tüzel kişiler veya uluslararası anlaşmalar (Paris Sözleşmesi veya DTÖ) kapsamında başvuru hakkına sahip kişiler yararlanabilir.
Başvuru yapmaya yetkili kılınanlar arasında şunlar bulunmaktadır :
- Üretici grupları;
- Ürünle ilgili kamu yararına çalışan veya üyelerinin ekonomik çıkarlarını koruyan dernekler, vakıflar ve kooperatifler;
- Ürün veya ürünün kaynaklandığı coğrafi alanla ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları;
- Ürünün tek bir üreticisi olması halinde, bu durumu kanıtlamak şartıyla tek üretici.
B. Tescil Başvurusunun İçeriği ve Temel Belgeler
TÜRKPATENT’e yapılan başvuruda, coğrafi işaretin kolektif niteliğini ve ürünün coğrafi alana özgü standartlarını kanıtlayan kapsamlı belgeler sunulmalıdır. Başvuru dosyasının içeriği, hukuki korumanın temelini oluşturur.
Gerekli temel belgeler şunları içerir :
- Ürün Şartnamesi: Coğrafi işaret tesciline konu olan ürünün niteliğinin, ününün veya diğer özelliklerinin söz konusu coğrafi alan ile bağlantısını kanıtlayan bilgi ve belgeler (coğrafi bağlantının ispatı).
- Üretim Metodu: Üretim metoduna ve varsa söz konusu ürüne özelliğini veren yerel üretim teknikleri ile usul ve adetlere ilişkin detaylı bilgi ve belgeler.
- Tarihsel Geçmiş: Ürünün coğrafi alandaki tarihsel geçmişine ilişkin bilgi ve belgeler.
- Denetim Mekanizması: Denetim biçimini ayrıntılı olarak açıklayan bilgi ve belgeler ve örnek denetim tutanağı. Bu, tescil sonrası sürecin kritik bir parçasıdır.
C. TÜRKPATENT Tarafından Başvurunun İncelenmesi, Yayın Prosedürü ve İtirazlar
TÜRKPATENT, başvurunun SMK hükümlerine uygunluğunu inceler. Başvuru şartlarında eksiklik bulunması halinde, başvurunun işlemden kaldırılması veya eksikliklerin giderilmemesi durumunda başvurunun reddedilmesi söz konusu olur.
Şartları eksiksiz şekilde yerine getirilmiş başvurular, Bültende yayımlanır. Bu yayın, üçüncü kişilerin başvuruya itiraz etme hakkını doğurur. İlan tarihinden itibaren itiraz süresi 6 aydır.
İtiraz sürecinde, Kurum gerekli gördüğü durumlarda, 6325 sayılı Kanun hükümleri uyarınca itiraz eden ile başvuru yapanı uzlaşmaya davet edebilir. İtirazın incelenmesi tamamlandığında, başvurunun kabul edilen son hali veya ret kararı, Bültende yayımlanır. İtirazlar, tescilli Cİ ve geleneksel ürün adları ile ilgili yapılan değişiklik taleplerinin yayımlarına karşı da yapılabilir.
D. Tescilin Kesinleşmesi ve Coğrafi İşaret Siciline Kayıt
Resmi Gazete’de ilan tarihinden itibaren 6 aylık itiraz süresi içinde hakkında herhangi bir itiraz olmayan coğrafi işaret başvuruları, yayım tarihi itibarıyla kesinlik kazanır. Bu kesinleşmenin ardından, coğrafi işaret, Sınai Mülkiyet Hakları ile Geleneksel Ürün Adlarına ilişkin bilgilerin yer aldığı kayıt ortamı olan sicile kaydedilerek tescil edilmiş olur.
IV. TESCİL SONRASI KORUMA VE DENETİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ
A. Tescil Hakkının Sağladığı Yetkiler ve Hakkın Devamlılığı
Coğrafi işaret tescili, hak sahibine süresiz bir koruma sağlar; tescil koruma süresi tescil tarihi itibarıyla başlar ve süresiz olarak uzatılabilir. Bu hak, diğer sınai mülkiyet haklarında olduğu gibi devredilebilir, miras yoluyla intikal edebilir, lisans verilebilir, rehin veya haczedilebilir. Ancak bu mali hakların kullanılması, hakkın kolektif niteliğini ve kamu menfaatini korumayı gerektirir. Tescil hakkı, markalar gibi ülkesel bir koruma sağlar; dolayısıyla uluslararası koruma isteniyorsa, ilgili tüm ülkelerde ayrıca tescil yapılması zorunludur.
B. Denetim Sistemi ve Hukuki Statüsü
Coğrafi işaret sisteminin sürdürülebilirliği ve itibarının korunması, zorunlu denetim mekanizmasına bağlıdır. Tescil başvurusu sırasında ayrıntılı olarak taahhüt edilen denetim biçiminin, tescil sonrası süreçte sürekli olarak uygulanması gerekir.
Denetim tutanakları ve raporları, Cİ’nin standartlara uygun üretildiğini gösteren birincil kanıtlardır ve tecavüz davalarında temel ispat aracı olarak kullanılırlar. Eğer bir coğrafi işaret hakkı sahibi (genellikle üretici grubu), kolektif hakkın gerektirdiği denetim yükümlülüğünü yerine getirmezse, tecavüz faili (davalı) tarafından, davacının bizzat şartnameye uygun üretim yapmadığı savunması ileri sürülebilir. Bu durum, hukuki korumanın zayıflamasına yol açar. Denetimin ihmal edilmesi, sadece idari bir yükümlülük ihlali değil, aynı zamanda hukuki korumanın sürdürülmesinin de ön koşuludur.
V. COĞRAFİ İŞARET HAKKINA TECAVÜZ HALLERİ VE KORUMANIN KAPSAMI
Coğrafi işaret hakkı, mutlak bir hak olup, tescil hakkı sahibi tarafından herkese karşı ileri sürülebilir ve üçüncü kişiler tarafından izinsiz kullanımı önleme yetkisi sağlar. SMK m. 44’te sayılan tecavüz halleri, Cİ’nin korunmasının geniş kapsamını ortaya koyar.
A. Tecavüz Teşkil Eden Fiillerin Genel Çerçevesi
Coğrafi işaret hakkına tecavüz, tescilli Cİ ile korunan ürünün niteliğini, ününü veya menşe adının haklarını ihlal eden eylemleri kapsar. Tecavüz oluşturan temel fiiller şunlardır:
- İzinsiz Kullanım: Tescilli bir coğrafi işaretin, şartlarını karşılamayan ürünlerde veya hizmetlerde izinsiz şekilde kullanılması. Örneğin, “Ezine Peyniri” coğrafi işareti ile tescilli ürün şartlarına uygun olmayan peynirlerin “Ezine” adıyla piyasaya sunulması.
- Taklit ve Yanıltıcı İşaret Kullanımı: Coğrafi işarete benzeyen ibareler, ifadeler veya işaretlerle tüketiciyi yanıltmak veya tescilli sembollerin sahte ürünlerde kullanılması.
- Yanıltıcı Ambalajlama veya Pazarlama: Cİ’nin koruduğu bölgeye ait olmayan ürünlerin, sanki o bölgeden geliyormuş gibi tanıtılması.
B. Ünden Haksız Yarar Sağlama ve Kaçınma Amaçlı (Evasif) Kullanımın Önlenmesi
Cİ koruması, sadece doğrudan taklidi değil, aynı zamanda Cİ’nin ticari ününden haksız yarar sağlama (dilution) teşebbüslerini de engeller.
- Ünden Yararlanma: Tescilli adın ününden herhangi bir biçimde yarar sağlayacak kullanımlar veya tescil kapsamındaki ürünleri andıran ya da çağrıştırabilen ürünlerle ilgili olarak tescilli adın dolaylı veya dolaysız ticari kullanımı önlenebilir. Bu koruma, tanınmış markaların korunma mekanizmasına benzer şekilde, Cİ’nin itibarını zedeleyecek veya ayırt edici karakterini düşürecek kullanımları engellemeyi amaçlar.
- Anti-Evasion (Kaçınma Amaçlı) Hükümler: Kanun, tecavüzü önlemek için özellikle dolambaçlı kullanımlara karşı güçlü bir mekanizma sunar. Tecavüz, ürünün iç veya dış ambalajında, tanıtımında veya reklamında, sözcük olarak gerçek coğrafi yeri ifade etse bile, halkta haksız biçimde ürünün başka yer kaynaklı olduğu izlenimini bırakan kullanımlarla engellenir.
Özellikle şu terimlerin kullanılması, tecavüzü gidermez, aksine tecavüzün varlığını teyit eder:
- Tescilli adın tercümesinin kullanımı.
- Ürünün “sitilinde, tarzında, tipinde, türünde, yöntemiyle, orada üretildiği biçimde veya benzeri diğer açıklama veya terimlerle” kullanılması.
Bu hükümler, kanun koyucunun coğrafi işaretlerin ticari ününün sömürülmesini veya dolanılarak kullanılmasını peşinen engelleme niyetini açıkça göstermektedir. Bu, haksız rekabet hukukunun genel ilkelerine kıyasla Cİ hakkı sahiplerine daha güçlü, genel bir haksız yararlanma koruması sağlamaktadır.
C. Korumada Çağrışım (Association) Kavramı ve Sınırları
SMK, tescil kapsamındaki ürünleri andıran ya da çağrıştırabilen ürünlerle ilgili kullanımları da engelleme yetkisi tanımaktadır. Doktrinde, “çağrışım yaratan” ifadelerin Cİ ihlali oluşturabileceği, ancak bu kullanımın aynı zamanda yanıltıcı veya taklit edici olması gerektiği vurgulanmaktadır.
Bu alanda, Yargıtay’ın tescilli coğrafi işaret kullanımını sadece tescilli olduğu ürün grubuyla sınırlamayan içtihatlarının bulunduğu bilinmektedir. Koruma, Cİ’nin ününden yarar sağlanması halinde, farklı ürün gruplarına da yayılabilir. Ancak Avrupa Adalet Divanı (ABAD) içtihatları (Örneğin Scotch Whisky kararı), çağrışım yoluyla tecavüzün kabulü için, tüketici zihninde kullanılan ifade ile korunan Cİ adı arasında doğrudan ve açık bir fikri bağ kurulmasını şart koşmaktadır. Dolayısıyla, hukuki uygulamada sadece çağrışımın varlığı değil, bu çağrışımın yanıltıcı veya taklit edici bir amaç gütmesi gerekmektedir.
VI. COĞRAFİ İŞARET HUKUK DAVALARI VE USUL ESASLARI
Coğrafi işaret hakkına tecavüz halinde hak sahibi, mahkemeden SMK m. 154 (eski KHK m. 25) çerçevesinde çeşitli hukuki çareler talep edebilir.
A. Dava Çeşitleri ve Hukuki Talepler
Coğrafi işaret hakkı sahibi, tecavüz halinde mahkemeden özellikle aşağıdaki taleplerde bulunabilir :
- Fiilin Tecavüz Olup Olmadığının Tespiti Talebi: Tecavüzün Tespiti Davası (Olumlu Tespit).
- Tecavüzün Durdurulması ve Önlenmesi Talebi (Ref’i): Tecavüz fiillerinin derhal sona erdirilmesi ve gelecekteki ihlallerin önlenmesi.
- Tecavüzün Giderilmesi ve Maddi Zararın Tazmini Talebi: Maddi ve manevi tazminat talepleri.
- El Koyma Talebi: Tecavüz suretiyle üretilen veya pazarlanan ürünlere ve bunların üretiminde doğrudan kullanılan araçlara el konulması.
- İmha veya Şekil Değiştirme Talebi: Tecavüzün devamını önlemek amacıyla el konulan ürünlerin şekillerinin değiştirilmesi veya tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası talebi.
- Hükmün İlanı Talebi: Mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak kamuya ilan yoluyla duyurulması.
B. Tecavüzün Tespiti Davası ile Hükümsüzlük Davasının Farkı
Tecavüzün Tespiti Davası, fiilin tecavüz teşkil edip etmediğinin belirlenmesini amaçlar. Bu dava, fikri mülkiyet hakkının hükümsüz olduğu iddiasıyla açılan hükümsüzlük davasından farklıdır. Hükümsüzlük davası, Cİ tescilinin baştan itibaren geçersiz sayılmasını amaçlarken; tecavüzün mevcut olmadığının tespiti davası (Negatif Tespit), fikri mülkiyet hakkı sahibinin tecavüz davası açmasını engellemeyi hedefler.
C. İmha ve Şekil Değiştirme Taleplerinin Değerlendirilmesi
SMK, tecavüz yoluyla üretilen ürünlere el konulması ve bunların imhasını öngörmektedir, ancak imha talebi “kaçınılmaz ise” şartına bağlanmıştır. Bu şart, ekonomik değerin korunması ilkesi gereği, öncelikle ürünlerin şekillerinin değiştirilmesi (örneğin yanıltıcı coğrafi adın ambalajdan silinmesi) yoluyla tecavüzün giderilmesini teşvik eder. Ancak Cİ davalarında, ürünün bizzat kendisinin (örneğin şartnameye uymayan kalitesiz üretim) Cİ’nin itibarına onarılamaz zarar vermesi halinde, imha kararı kaçınılmaz hale gelebilir ve sıkça uygulanabilir.
Coğrafi İşaret Hakkına Tecavüz Halinde Talep Edilebilecek Hukuki Çareler
| Talep Türü | Hukuki Sonucu | SMK Maddesi (Atıf) |
| Tespit Talebi | Fiilin tecavüz olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi. | SMK m. 154/1(a) |
| Ref’i (Durdurma) Talebi | Tecavüz fiillerinin derhal durdurulması ve önlenmesi. | SMK m. 154/1(b) |
| Giderim ve Maddi Tazminat | Tecavüzün giderilmesi, maddi ve manevi zararın tazmini. | SMK m. 154/1(c) |
| El Koyma | Tecavüz yoluyla üretilen/pazarlanan ürünlere ve üretim araçlarına el konulması. | SMK m. 154/1(d) |
| İmha ve Şekil Değiştirme | Tecavüzün devamını önlemek için el konulan ürünlerin ve araçların imhası veya şekil değişikliği. | SMK m. 154/1(e) |
| Hükmün İlanı | Mahkeme kararının masraflar tecavüz edene ait olmak üzere, kamuya ilan edilmesi. | SMK m. 154/1(f) |
VII. USUL HÜKÜMLERİ VE YETKİLİ MAHKEMELER
Fikri ve Sınai Mülkiyet Hukuku kapsamındaki davaların etkin ve ihtisaslaşmış bir şekilde yürütülmesi, kanun koyucunun temel hedeflerinden biridir.
A. Görevli Mahkeme: İhtisas Mahkemelerinin Rolü
Coğrafi işaret hakkına tecavüze ilişkin hukuk davalarında görevli mahkeme, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine belirlenen ihtisas mahkemeleri olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’dir (FSMH). Bu mahkemeler, tek hâkimli olarak görev yaparlar.
B. Tecavüz Davalarında Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
Cİ hakkı sahiplerinin üçüncü kişiler aleyhine açacakları hukuk davalarında, davacıya seçimlik yetki tanınmıştır. Yetkili mahkeme, dört farklı yerden biri olabilir :
- Coğrafi işaretin ilgili olduğu yer mahkemeleri.
- Davacının ikametgâhının olduğu yer mahkemeleri.
- Suçun işlendiği yer mahkemeleri.
- Tecavüz fiilinin etkilerinin görüldüğü yerdeki mahkemeler.
Bu geniş seçimlik yetki, Cİ hakkı sahiplerinin (çoğu zaman kırsal ve yerel üretici gruplarıdır) adalete erişimini kolaylaştırmaktadır. İhlaller genellikle üretimin gerçekleştiği veya coğrafi işaretin bağlandığı bölgede görüldüğü için, bu bölgelerdeki mahkemelerin yetkili kılınması, kolektif hakkın korunması prensibini desteklemektedir.
Özel olarak, davacının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaması halinde ise yetkili mahkeme, sicilde kayıtlı vekilin iş yerinin bulunduğu yerdeki veya vekillik kaydı silinmiş ise TÜRKPATENT merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Birden fazla mahkeme yetkili olduğunda, ilk davanın açıldığı mahkeme yetkili mahkeme olacaktır.
C. TÜRKPATENT Kararlarına Karşı Yargı Yolu
TÜRKPATENT’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı tarafından itirazlar sonucunda verilen nihai kararlar, Kurumun son kararı niteliğindedir ve Kurum nezdinde tekrar itiraz edilemez. Bu nihai kararlara karşı ise, kararın bildiriminden itibaren iki ay içinde yalnızca Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir. Bu merkezi yetki kuralı, idari kararların yargı denetiminde ihtisas ve içtihat birliğini sağlamayı amaçlamaktadır.
D. İhtiyati Tedbir Talepleri
Coğrafi işaret hakkına ilişkin davalarda ihtiyati tedbirler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri çerçevesinde belirlenir. Hak sahibi, tecavüzün durdurulması, ürünlere el konulması veya delillerin tespiti gibi hususlarda mahkemeden hızlı koruma sağlayacak tedbirlerin alınmasını talep edebilir.
VIII. HÜKÜMSÜZLÜK DAVALARI VE YARGI DENETİMİ
A. Hükümsüzlük Sebepleri ve Davanın Amaçları
Hükümsüzlük davası, coğrafi işaretin SMK’daki tescil şartlarını başlangıçtan itibaren taşımadığı iddiasıyla ilgili sicile kayıtlı hakkın geçersiz kılınmasını amaçlar. Bu dava, tescilin geriye dönük olarak hükümsüz sayılması sonucunu doğurur ve tecavüz davalarında davalı tarafından bir savunma mekanizması olarak da kullanılabilir.
B. Hükümsüzlük Davasının Hukuki Farkı
Tecavüzün mevcut olmadığının tespiti davası ile hükümsüzlük davası, amaçları itibarıyla ayrılır. Tecavüzün mevcut olmadığının tespiti davası, davacının halihazırda kullandığı bir işaretin mevcut Cİ hakkına tecavüz teşkil etmediğinin belirlenmesini ve böylece Cİ hakkı sahibinin tecavüz davası açmasının engellenmesini hedefler. Hükümsüzlük davasında ise, temel amaç, fikri mülkiyet hakkı sahibinin bu hakkının tamamen ortadan kaldırılmasıdır.
IX. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, coğrafi işaretler için sağlam ve geniş kapsamlı bir hukuki koruma rejimi tesis etmiştir. Bu rejim, Cİ’yi kolektif bir hak olarak tanımlayarak yerel üretici gruplarını koruma altına alırken, aynı zamanda tecavüz hallerine karşı etkili yargısal mekanizmalar sunmaktadır.
Kanunun tecavüzü tanımlarken “sitilinde, tarzında, tipinde” gibi kaçınma amaçlı ibarelerin kullanımını açıkça engellemesi , Cİ’nin ticari ününden haksız yararlanmanın önlenmesi konusunda güçlü bir hukuki iradeyi yansıtmaktadır. Ayrıca, tecavüz davalarında yerel mahkemelere yetki tanınması, üretici gruplarının hak arama süreçlerini kolaylaştırmaktadır.
Bununla birlikte, hukuki korumanın sürdürülebilirliği, Cİ hakkı sahiplerinin (üretici birliklerinin) yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine bağlıdır. Özellikle başvuruda taahhüt edilen denetim mekanizmasının aksatılmadan uygulanması ve ürün şartnamesine uygunluğun düzenli olarak kayıt altına alınması, olası tecavüz davalarında temel ispat yükümlülüğünü oluşturmaktadır. Denetimin zayıflaması, kolektif hakkın itibarını düşürür ve hukuki koruma iddialarını zayıflatır.
Uluslararası alanda, Cİ korumasının ülkesel olması nedeniyle , Türkiye’deki yasal düzenlemelerin AB mevzuatı ve ABAD içtihatları ile (özellikle ‘ününden haksız yararlanma’ ve ‘çağrışım yaratma’ kavramlarının yorumlanmasında) uyumunun sürdürülmesi, Türk coğrafi işaretlerinin uluslararası pazarda korunması stratejileri açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye’deki FSMH’lerin ve Yargıtay’ın içtihatları, bu karmaşık hukuki rejimde dengeyi koruyarak, hem yerel üreticiyi hem de tüketiciyi koruma görevini yerine getirmektedir.


