Giriş

Türk miras hukuku, bireyin malvarlığı üzerindeki tasarruf serbestisi ile yasal mirasçıların, özellikle de kanun tarafından korunan “saklı paylı” mirasçıların hakları arasında hassas bir denge kurar. Mirasbırakan, ilke olarak malvarlığının tamamı üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilse de, bu serbesti, belirli yasal mirasçıların miras paylarının bir kısmını güvence altına alan saklı pay müessesesi ile sınırlanmıştır. Bu kısıtlama, mirasbırakanın keyfi tasarruflarını engellemeyi ve aile bağlarını korumayı amaçlar. Ancak bu denge, kanunda öngörülen istisnai koşulların varlığı halinde, mirasbırakanın saklı paylı mirasçısını dahi mirasından mahrum bırakmasına olanak tanıyan “mirasçılıktan çıkarma” kurumu ile bozulabilir.

Günlük yaşamda ve halk arasında sıklıkla dile getirilen “evlatlıktan ret” kavramı, mirasbırakanın bir evladıyla olan tüm bağlarını, özellikle de miras ilişkisini sonlandırma arzusunu ifade eden yaygın bir söylemdir. Ancak bu söylem, hukuki bir karşılığı olmaması ve yanlış bir algıyı yansıtması nedeniyle ciddi bir yanılgıya yol açmaktadır. Zira Türk hukukunda soybağı ilişkisi, mirasbırakanın tek taraflı iradesiyle sona erdirilebilecek bir bağ değildir. Bu makale, halk arasındaki “evlatlıktan ret” kavramının hukuki geçerliliğini ve bu kavramın aslında neye tekabül ettiğini, yani Türk Medeni Kanunu’nda (TMK) düzenlenen mirasçılıktan çıkarma (ıskat) kurumunu tüm yönleriyle incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, mirasçılıktan çıkarmanın hukuki dayanakları, kanunda öngörülen sebepleri, usulü, sonuçları ve bu işleme karşı başvurulabilecek hukuki yollar, ilgili mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihatları ışığında detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.

I. Kavramsal Çerçeve ve Hukuki Temeller

1.1. Evlatlıktan Ret Kavramı: Hukuk Dışında Kalan Bir Söylem

Halk arasında, özellikle sinema ve televizyon yapımlarında sıkça duyulan “seni evlatlıktan reddediyorum” ifadesi, yaygın bir inanışa dönüşmüş olsa da, Türk hukukunda soybağını mirasbırakanın tek taraflı beyanıyla ortadan kaldıran bir müessese bulunmamaktadır. Mirasbırakanın bu yönde sarf ettiği sözler, duygusal bir tepki veya kişisel bir irade beyanı olmaktan öteye geçmez ve miras ilişkisi üzerinde hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Bu söylem, esasen mirasbırakanın mirasçısı ile olan bağını koparma arzusunun bir ifadesidir ve hukuki düzlemde karşılığı, TMK m. 510-513 arasında düzenlenen “mirasçılıktan çıkarma” (ıskat) kurumudur.  

Soybağının sona ermesi veya değiştirilmesi, ancak kanunda kesin olarak belirlenmiş şartlara ve hukuki süreçlere bağlıdır. Örneğin, “soybağının reddi” davası, çocuk ile baba arasındaki soybağının hukuken kaldırılması amacıyla açılan ve babalık karinesini çürütmeyi hedefleyen bir davadır. Benzer şekilde, evlatlık ilişkisi de ancak mahkeme kararıyla kurulabilir ve yine mahkeme kararıyla, kanunda sayılan sınırlı sebeplerin varlığı halinde kaldırılabilir. Evlatlık ilişkisinin kaldırılması, evlat edinme için gerekli koşulların eksik olması gibi esasa ilişkin nedenlerle talep edilebilir ve bu dava, hak düşürücü sürelere tabidir. Bu durum, soybağının bireylerin tek taraflı iradesine bırakılamayacak kadar önemli bir kamu düzeni meselesi olarak görüldüğünü göstermektedir. Halk arasında yaygın olan “evlatlıktan ret” kavramı, mirasbırakanın soybağını tek taraflı iradesiyle sonlandırma arzusunu yansıtırken, Türk Medeni Kanunu soybağını mutlak ve dokunulmaz bir bağ olarak koruma altına almıştır. Bu durum, bireysel irade ile kamu düzeni arasındaki çatışmanın bir yansımasıdır ve hukukun bu alanda ne denli koruyucu bir yaklaşım sergilediğini ortaya koymaktadır.  

1.2. Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) Kurumu

Mirasçılıktan çıkarma (ıskat), mirasbırakanın kanunda öngörülen belirli sebeplerin varlığı halinde, ölüme bağlı bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını miras hakkından kısmen veya tamamen mahrum bırakmasıdır. Bu işlem, TMK’nın 510 ila 513. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğünü, saklı payları dahi ihlal edecek şekilde genişleten istisnai bir kurumdur. Bu işlem, mirasbırakanın tek taraflı iradesiyle gerçekleşen ve ancak ölümünden sonra hüküm ifade eden ölüme bağlı bir tasarruf olup, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak niteliğindedir.  

Mirasçılıktan çıkarma müessesesi, mirasbırakanın tasarruf serbestisini mutlaklaştırmaz; tam aksine, mirasbırakanın saklı payı ihlal etme iradesinin dahi belirli, meşru ve ispatlanabilir sebeplere dayanmasını şart koşar. Bu durum, mirasbırakanın son arzusunun keyfi değil, ahlaki ve hukuki bir temele dayanması gerektiğini gösterir. Hukuk doktrininde mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakanı “bir eliyle arkadan hançerleyen saklı paylı hısım veya eşin öteki eliyle miras talep etmeye kalkışmaması” düşüncesine dayanarak bir “özel hukuk cezası” olarak nitelendirilir. Ancak bu kurum aynı zamanda, mirasın borçlu mirasçının alacaklıları tarafından ele geçirilmesini önleyerek mirasbırakanın altsoyunu korumayı amaçlayan bir koruma mekanizması olarak da işlev görebilir. Bu ikili nitelik, mirasçılıktan çıkarma kurumunun hukuki karmaşıklığını ve çok boyutluluğunu ortaya koymaktadır.  

1.3. Miras Hukukundaki İlgili Diğer Kurumlarla Karşılaştırma

Mirasçılıktan çıkarma, sıklıkla benzer amaçlara hizmet eden diğer miras hukuku kurumlarıyla karıştırılmaktadır.

  • Mirasçılıktan Çıkarma vs. Mirastan Yoksunluk: TMK m. 578’de düzenlenen mirastan yoksunluk, mirasçının kanunda belirtilen ağır fiilleri (örneğin, mirasbırakanı öldürme veya ona karşı ağır bir suç işleme) işlemesi halinde, mirasçılık sıfatını kendiliğinden (ex lege) ortadan kaldıran bir yaptırımdır. Mirasçılıktan çıkarmadan farklı olarak, yoksunluğun doğması için mirasbırakanın bu yönde bir ölüme bağlı tasarrufuna gerek yoktur; kanun doğrudan bir sonuç bağlamıştır. Mirastan yoksunluk, mirasbırakanın fiili ile sınırlı iken, mirasçılıktan çıkarma mirasbırakanın yakınlarına karşı işlenen fiilleri de kapsayabilir.  
  • Mirasçılıktan Çıkarma vs. Mirastan Feragat: Mirastan feragat (TMK m. 528), mirasçının miras hakkından vazgeçmesi için mirasbırakan ile yapacağı iki taraflı bir miras sözleşmesi ile gerçekleşir. Oysa mirasçılıktan çıkarma tek taraflı bir tasarruftur ve mirasçının iradesine bağlı değildir. Karşılıklı bir bedel karşılığında yapılan ivazlı mirastan feragat sözleşmesinin aksine bir hüküm bulunmadıkça, feragat edenin altsoyunu da etkileyebilir. Mirasçılıktan çıkarma ise kural olarak şahsidir ve altsoyu etkilemez, aksine altsoyun miras hakkını korur.  

II. Mirasçılıktan Çıkarma Sebepleri (TMK m. 510-513)

Mirasçılıktan çıkarma, kanunda sınırlı olarak sayılan iki ana sebebe dayanır: cezai (olağan) mirasçılıktan çıkarma ve koruyucu (aciz sebebiyle) mirasçılıktan çıkarma.  

2.1. Cezai (Olağan) Mirasçılıktan Çıkarma

Bu çıkarma türü, mirasçının kusurlu davranışlarına bir yaptırım niteliği taşır ve TMK m. 510’da iki farklı şekilde düzenlenmiştir.

2.1.1. Mirasbırakana veya Yakınlarına Karşı Ağır Bir Suç İşlenmesi

TMK m. 510/1’e göre, mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse mirasçılıktan çıkarılabilir. “Ağır suç” kavramı, ceza hukuku anlamındaki bir mahkûmiyet kararını gerektirmemekle birlikte, fiilin aile bağlarını koparacak ağırlıkta olması gerekir. Bir mahkûmiyet kararı bulunması veya suçun tamamlanmış olması şart değildir; af veya zamanaşımından yararlanılmış olması da mirasçılıktan çıkarma sebebini ortadan kaldırmaz. Hukuk hâkimi, somut olayın gereklerine göre bu fiilin mirasçılıktan çıkarma için yeterli olup olmadığına karar verir. Bu durum, mirasçılık ilişkisinin temelinde yatan manevi bağın, maddi bir ceza davası sonucundan bağımsız olarak değerlendirildiğini gösterir. Ceza mahkemesinin beraat kararı dahi hukuk hâkimini bağlamaz. Bu yaklaşım, hukukun mirasbırakanın iradesini tek başına yeterli görmediğini, aksine çıkarma kararının objektif ve yargısal bir denetime tabi olması gerektiğini ortaya koymaktadır.  

2.1.2. Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüklerin Önemli Ölçüde Yerine Getirilmemesi

TMK m. 510/2 uyarınca, mirasçı, mirasbırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse de mirasçılıktan çıkarılabilir. Bu yükümlülükler, kanundan doğan nafaka, bakım, ilgi, saygı ve yardım gibi özen yükümlülüklerini kapsar. Bu yükümlülüklerin ihlalinin “önemli ölçüde” olması gerekir, yani aile bağlarını fiilen zedeleyecek ve koparacak bir seviyede bulunması şarttır. Yargıtay, bu durumu “hayırsız evlat” olarak niteleyerek, mirasçının mirasbırakanını uzun süre ziyaret etmemesi, hastalığında yanında olmaması veya borçları nedeniyle ailenin huzurunu bozması gibi somut olayları mirasçılıktan çıkarma sebebi olarak kabul etmiştir. Mirasbırakanın, vasiyetnamede sadece “bana ilgi göstermedi” gibi soyut ifadeler yerine, bu ihlale yol açan somut olayları ve delilleri açıkça belirtmesi zorunludur. Bu somutlaştırma zorunluluğu, çıkarma işleminin keyfi olmasını önlemekte ve mirasbırakanın iradesinin objektif bir olguya dayanmasını sağlamaktadır.  

2.2. Koruyucu (Aciz Sebebiyle) Mirasçılıktan Çıkarma (TMK m. 513)

Koruyucu mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakanın, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarmasıdır. Bu çıkarma, mirasçının kusuruna dayalı olmayıp, tamamen mirasbırakanın iyi niyetine ve mirasın alacaklılar tarafından haczedilmesini önleyerek mirasçının çocuklarını (altsoyunu) koruma amacına hizmet eder. Bu çıkarma türünün en belirgin özelliği, kısmi nitelikte olması ve mirasçılıktan çıkarılan mirasçının saklı payının yarısının, mirasçının doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülenmesinin zorunlu olmasıdır.  

Koruyucu ıskat, koşullu bir işlemdir. Miras açıldığı anda aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılan kişi bu işlemin iptalini talep edebilir. Bu durum, hukukun, mirasçılıktan çıkarma kurumunun amacına hizmet etmediği durumlarda hukuki korumayı mirasçıya geri verdiğini göstermektedir.  

III. Mirasçılıktan Çıkarma İşleminin Usulü ve Şekil Şartları

3.1. Mirasçılıktan Çıkarma Yöntemleri

Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakanın tek taraflı iradesini yansıtan bir ölüme bağlı tasarruf ile yapılır. Bu tasarruf, vasiyetname veya miras sözleşmesi şeklinde olabilir.  

  • Vasiyetname ile Çıkarma: Vasiyetname, TMK’da belirtilen resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname veya sözlü vasiyetname şekillerinden biriyle düzenlenebilir. Resmi vasiyetname, bir noter veya yetkili memur huzurunda iki tanıkla yapılır ve en güvenilir yöntem olarak kabul edilir. El yazılı vasiyetname, mirasbırakanın bizzat kendi el yazısıyla yazılmış, tarih ve imza içeren basit bir belgedir. Sözlü vasiyetname ise yalnızca yakın ölüm tehlikesi, hastalık gibi olağanüstü durumlarda başvurulabilen istisnai bir yöntemdir.  
  • Miras Sözleşmesi ile Çıkarma: Mirasçılıktan çıkarma, bir miras sözleşmesi ile de gerçekleştirilebilir. Ancak bu işlemin hukuki niteliği tek taraflı olduğundan, miras sözleşmesinin düzenlenmesi, mirasçılıktan çıkarma tasarrufunun tek taraflı karakterini değiştirmez.  

3.2. Çıkarma Sebebinin Açıkça Belirtilmesi Zorunluluğu (TMK m. 512)

Mirasçılıktan çıkarma tasarrufunun geçerli olabilmesi için, mirasbırakanın bu yöndeki ölüme bağlı tasarrufunda çıkarma sebebini açıkça belirtmiş olması zorunludur. Mirasbırakanın bu zorunluluğu yerine getirmemesi, mirasçının haklarını koruyan bir mekanizmayı devreye sokar. TMK m. 512/2 uyarınca, mirasçılıktan çıkarılan kişi bu işleme itiraz ederse, belirtilen çıkarma sebebinin varlığını ispat yükü, çıkarmadan yararlanan diğer mirasçılara veya vasiyet alacaklılarına düşer. Bu kural, mirasbırakanın ölümünden sonra kendi iradesini savunamayacağı göz önüne alındığında, hakkaniyet gereği ispat yükünü çıkarmanın faydasını gören tarafa yükler. Mirasbırakanın beyanı tek başına yeterli olsaydı, keyfi çıkarmaların önü açılırdı. Bu durum, mirasbırakanın somut kanıtlarla desteklenmiş bir tasarruf yapmasını teşvik eder ve mirasçıların haklarının güvence altına alınmasına hizmet eder.  

IV. Mirasçılıktan Çıkarmanın Hukuki Sonuçları

4.1. Çıkarılan Mirasçı Yönünden Sonuçlar

Mirasçılıktan tamamen çıkarılan mirasçının mirasçılık sıfatı ortadan kalkar. Bu kişi, mirasbırakanın terekesinden pay alamayacağı gibi, saklı payını talep etmek amacıyla tenkis davası açma hakkını da kaybeder. Mirasçı, miras ortaklığına dâhil olamaz ve tereke borçlarından da sorumlu olmaz. Mirasçılıktan kısmen çıkarılma halinde ise mirasçının, çıkarma dışında kalan payı oranında mirasçılık sıfatı devam eder.  

4.2. Çıkarılan Mirasçının Altsoyu Yönünden Sonuçlar

Mirasçılıktan çıkarma kurumunun en önemli sonuçlarından biri, kural olarak şahsi nitelik taşıması ve sadece kusurlu mirasçıyı etkilemesidir. TMK m. 511’de bu durum açıkça düzenlenmiştir: “Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir”. Bu hüküm, hukukun, bir mirasçının kusurlu davranışlarından dolayı onun masum çocuklarının cezalandırılmasını engellediğini gösterir. Kanun koyucu, suçun şahsiliği ilkesini miras hukukuna taşıyarak, mirasbırakanla sorun yaşayan mirasçının çocuklarının miras haklarını güvence altına almıştır. Mirasbırakanın tasarrufunda açıkça altsoyun da mirastan mahrum kalmasını belirtmedikçe, altsoyun hakları korunur.  

4.3. Diğer Mirasçılara ve Alacaklılara Etkisi

Mirasçılıktan çıkarılan mirasçının payı, mirasbırakan tarafından başka bir tasarrufta bulunulmamışsa, o kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi diğer yasal mirasçılar arasında paylaştırılır. Bu durum, miras payının öncelikle çıkarılan mirasçının altsoyuna, altsoyu yoksa mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarına intikal etmesini sağlar. Mirasçılıktan çıkarmanın iptali davası açmayan alacaklıların ve iflas idaresinin, alacakları tutarı aşmamak kaydıyla tenkis davası açma hakkı da mevcuttur.  

V. Mirasçılıktan Çıkarma Tasarrufuna Karşı Hukuki Mücadele

Mirasçılıktan çıkarma tasarrufu, hukuka uygunluğunu sağlamak için çeşitli hukuki denetim mekanizmalarına tabidir.

5.1. İptal Davası ve Sebepleri (TMK m. 557)

Mirasçılıktan çıkarılan mirasçı, bu işleme karşı iptal davası açabilir. Bu davanın genel sebepleri, TMK m. 557’de sınırlı olarak sayılmıştır:  

  • Mirasbırakanın ehliyetsiz olması.  
  • Tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucu yapılmış olması.  
  • Tasarrufun içeriğinin hukuka veya ahlaka aykırı olması.  
  • Tasarrufun kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmadan yapılmış olması.  

Bunların yanı sıra, mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin özel bir iptal sebebi de mevcuttur: mirasbırakanın çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılgıya düşmesi. Eğer mirasçılıktan çıkarma iptal davası başarılı olursa, tasarruf tamamen geçersiz hale gelir ve çıkarılan mirasçı miras payının tamamını geri kazanır.  

5.2. Tenkis Davası ve Şartları

Tenkis davası, mirasbırakanın tasarruf serbestisi sınırını aşması nedeniyle saklı payları zedelenen mirasçılar tarafından açılan bir davadır. Mirasçılıktan tamamen çıkarılan kişinin kural olarak tenkis davası açma hakkı bulunmamaktadır. Ancak, çıkarma sebebinin varlığı ispat edilememiş veya tasarrufta belirtilmemişse, mirasçının saklı payı korunur ve bu pay, açılacak tenkis davası ile talep edilebilir. Bu durum, mirasçılıktan çıkarma işleminin hukuki geçerliliğini koruyucu bir mekanizma olarak işlev görür ve mirasbırakanın keyfi iradesine karşı mirasçının miras hakkını korur. Tenkis davası, hak düşürücü sürelere tabidir.  

5.3. İspat Yükü, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Mirasçılıktan çıkarma işleminin ispat yükü, hukuki uyuşmazlıklarda kritik bir rol oynar. TMK m. 512/2 uyarınca, mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ettiğinde, belirtilen çıkarma sebebinin varlığını ispat yükü, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer. Bu durum, mirasbırakanın hayatta olmadığı ve tasarrufunun haklılığını savunamayacağı düşüncesiyle, hukukun ispat yükünü hakkaniyet gereği tasarruftan faydalanan tarafa yüklediğini gösterir. Mirasçılıktan çıkarmanın iptali ve tenkis davalarında görevli mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri, yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.  

VI. Karşılaştırmalı Analiz ve Yargıtay İçtihatları Işığında Örnekler

6.1. Kavramsal Karşılaştırma Tablosu

Aşağıdaki tablo, miras hukukundaki “evlatlıktan ret” kavramının popüler kullanımla hukuki karşılıklarını net bir şekilde karşılaştırmaktadır:

KavramHukuki NiteliğiSoybağı İlişkisine EtkisiKapsamSonuç
Evlatlıktan RetHukukta yeri yok, söylemden ibaret.Soybağı devam eder.Sözlü beyan veya kişisel irade.Hükümsüz, hiçbir hukuki sonuç doğurmaz.
Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat)Tek taraflı ölüme bağlı tasarruf.Soybağı devam eder.Sadece saklı paylı mirasçılar.Mirasçılık sıfatının kaybı, tenkis hakkının ortadan kalkması.
Evlatlık İlişkisinin KaldırılmasıMahkeme kararı gereklidir.Soybağı sona erer.Evlat edinen ve evlatlık.Evlatlık ilişkisinin sonlanması.
Mirastan YoksunlukKanun gereği (ex lege) sonuç doğurur.Soybağı devam eder.Kanuni ve atanmış mirasçılar.Mirasçı olamama.
Mirastan FeragatMirasbırakan ile mirasçı arasında yapılan iki taraflı sözleşme.Soybağı devam eder.Mirasçı.Miras hakkından vazgeçme.

6.2. Yargıtay İçtihatları Işığında Somut Vaka Örnekleri

Yargıtay’ın kararları, mirasçılıktan çıkarma sebeplerinin soyut metinlerin ötesinde, somut olaylara göre nasıl yorumlandığını göstermektedir.

  • Ağır Suç Örnekleri: Yargıtay, bir mirasçının mirasbırakana karşı işlediği ağır hakaretler, tehditler veya fiziksel şiddet eylemleri gibi, aile bağlarını onarılamaz şekilde zedeleyen davranışları ceza hukuku anlamında bir mahkûmiyet kararı olmaksızın dahi mirasçılıktan çıkarma sebebi olarak kabul etmiştir.  
  • Aile Yükümlülüklerinin İhlali Örnekleri: Mirasçının, uzun yıllar boyunca mirasbırakanını arayıp sormaması, onun hastalığıyla ilgilenmemesi veya borçları nedeniyle ailenin maddi ve manevi huzurunu bozması gibi durumlar, Yargıtay tarafından “önemli ölçüde yükümlülük ihlali” olarak değerlendirilmiştir. Mirasbırakanın bu ihlallere ilişkin somut deliller sunması, dava sürecinde haklılığını ispat etmede kritik bir rol oynamaktadır.  
  • İspat Yükü Örnekleri: Yargıtay kararları, mirasbırakanın vasiyetnamesinde belirttiği çıkarma sebebinin davalı mirasçılar tarafından ispatlanamadığı durumlarda, mirasçılıktan çıkarmanın iptaline veya mirasçının en azından saklı payına kavuşmasına hükmetmiştir. Bu durum, mirasbırakanın çıkarma iradesinin tek başına yeterli olmadığını, bu iradenin somut ve hukuki temellerle desteklenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.  

Sonuç

Sonuç olarak, halk arasında yaygın bir söylem olan “evlatlıktan ret” kavramı, Türk hukukunda soybağını ortadan kaldıran bir müessese olarak yer almamaktadır. Bu kavramın hukuki karşılığı, mirasbırakanın kanunda belirtilen istisnai hallerde saklı paylı mirasçısını mirasından mahrum bırakmasına olanak tanıyan “mirasçılıktan çıkarma” (ıskat) kurumudur.

Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufla gerçekleştirdiği, sıkı şekil ve sebep şartlarına tabi, istisnai bir işlemdir. Bu işlem, mirasçının mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi ya da aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal etmesi gibi cezai sebeplere veya mirasçının borç ödemeden aciz belgesine sahip olması gibi koruyucu sebeplere dayandırılabilir. İşlemin geçerli olabilmesi için, mirasbırakanın tasarrufunda çıkarma sebebini açıkça belirtmesi zorunludur ve bu sebebin varlığını ispat yükü, çıkarmadan yararlanan mirasçılara aittir.

Mirasçılıktan çıkarmanın en önemli sonucu, bu işlemin kural olarak şahsi olması ve kusurlu mirasçının altsoyunu etkilememesidir. Çıkarılan mirasçının çocukları, mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı paylarını talep edebilirler. Bu durum, hukukun, mirasçıların şahsi kusurlarını nesiller boyu cezalandırmaktan ziyade, aile bağlarını ve neslin devamını koruma altına alan temel bir ilkesini yansıtır.

Bu karmaşık hukuki sürecin doğru bir şekilde yürütülebilmesi ve mirasbırakanın son iradesinin hukuken geçerli kılınabilmesi için, miras hukuku konusunda uzman bir avukattan profesyonel hukuki destek almak hayati önem taşımaktadır. Aksi takdirde, usul veya esas yönünden yapılacak bir hata, mirasbırakanın tasarrufunun geçersiz olmasına ve dilediği sonucun elde edilememesine yol açabilir.


Evlatlıktan Ret ve Mirasçılıktan Çıkarma – SSS

Evlatlıktan Ret ve Mirasçılıktan Çıkarma – Sıkça Sorulan Sorular

Türk hukukunda “evlatlıktan ret” adıyla bir müessese yoktur. Halk arasındaki bu ifade, gerçekte mirasçılıktan çıkarma (ıskat) kurumuna tekabül eder.

TMK m.510-513’te düzenlenir; mirasbırakan, kanuni sebeplerle saklı paylı mirasçısını mirastan kısmen/ tamamen mahrum bırakabilir.

(1) Mirasbırakana/ yakınına karşı ağır suç, (2) aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlali. Ayrıca aciz belgesi olan altsoya karşı koruyucu ıskat mümkündür.

Vasiyetname veya miras sözleşmesi ile; sebep tasarrufta açıkça yazılmalıdır. Aksi halde iptal/tenkis risklidir.

Çıkarma, mirasbırakanın iradesiyle; yoksunluk ise kanunun ağır fiillere bağladığı kendiliğinden sonuçtur (vasiyet aranmaz).

Evet. TMK m.511 uyarınca, çıkarılanın altsoyu, o kişi mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.

İptal (TMK m.557) veya şartları varsa tenkis davası açılır. İtirazda, çıkarma sebebini ispat yükü çıkarmadan yararlananlardadır (TMK m.512/2).