GİRİŞ
Türkiye’de merkezi sınavlar, bireylerin eğitim ve meslek hayatlarını doğrudan etkileyen, sonuçları itibarıyla geri dönüşü son derece sınırlı olan idari işlemlerdir. Bu sınavlar yalnızca bireysel başarıyı ölçen teknik değerlendirmeler olmayıp; aynı zamanda anayasal eğitim hakkının, eşitlik ilkesinin, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin somutlaştığı idari süreçlerdir. Özellikle Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS), Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) ve Liselere Geçiş Sistemi (LGS) gibi merkezi sınavlar, milyonlarca adayın kaderini belirleyen sonuçlar doğurmakta; bu yönüyle sıradan bir idari işlemden çok daha ağır sonuçlar üretmektedir.
Merkezi sınavların ortak özelliği, ölçme ve değerlendirme yetkisinin tek bir idari otoritede toplanması ve sonuçların otomatik işlemler yoluyla tesis edilmesidir. Bu durum, idarenin takdir yetkisini genişletmekle birlikte; hata, eksiklik veya usulsüzlük ihtimalini de tamamen ortadan kaldırmamaktadır. Nitekim optik okuma hataları, yanlış cevap anahtarları, sınav kitapçığı dağıtımındaki karışıklıklar, değerlendirme algoritmalarındaki teknik sorunlar veya sınavın icrasına ilişkin organizasyonel eksiklikler, sınav sonuçlarının hukuka aykırı şekilde oluşmasına neden olabilmektedir.
Vize,Final ve bütünleme sınavlarına itiraz usulü hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.
Bu noktada merkezi sınav sonuçlarına itiraz, yalnızca bireysel bir talep değil; idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunun denetlenmesi açısından da temel bir güvencedir. İtiraz mekanizması, idarenin kendi işlemini yeniden gözden geçirmesine olanak tanıyan bir idari başvuru yolu olmakla birlikte; çoğu zaman idari yargı denetiminin de ön koşulunu oluşturmaktadır.
Merkezi sınav sonuçlarına yönelik itirazlar ve devamında açılacak davalar, esasen İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) çerçevesinde değerlendirilir. Bunun yanında, Danıştay’ın yerleşik içtihatları ile Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararları, sınav sonuçlarına yapılan itirazların hukuki sınırlarını, idarenin sorumluluğunu ve öğrencilerin haklarını somutlaştırmaktadır.
Bu makalede;
- merkezi sınav sonuçlarına itiraz hakkının hukuki niteliği,
- itiraz sürecinin İYUK kapsamında nasıl değerlendirilmesi gerektiği,
- Danıştay’ın merkezi sınavlara ilişkin içtihatları
- ve Anayasa Mahkemesi’nin eğitim hakkı bağlamındaki yaklaşımı
ayrıntılı biçimde ele alınacaktır. Amaç, merkezi sınav sonuçlarına karşı başvurulabilecek hukuki yolları sistematik biçimde ortaya koymak ve öğrenci haklarının idari yargı düzleminde nasıl korunduğunu açıklamaktır.
I. İTİRAZ SÜRECİNİN İYUK KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
Merkezi sınav sonuçlarına ilişkin itirazlar ve bu itirazlar sonrasında tesis edilen idari işlemler, İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) kapsamında idari yargı denetimine tabidir. Zira merkezi sınav sonuçları, idare tarafından tek yanlı olarak tesis edilen, bireylerin hukuki durumunu doğrudan etkileyen ve kesin nitelik taşıyan idari işlemlerdir. Bu nedenle, sınav sonuçlarına karşı açılan davalarda, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetiminde kullanılan klasik denetim kriterleri aynen uygulanır.
İYUK sistematiği çerçevesinde idari yargı mercileri, dava konusu idari işlemi; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları bakımından incelemektedir. Merkezi sınav sonuçları da bu beş unsur yönünden yargısal denetime açık olup, idarenin “teknik takdir alanı” içinde kaldığı iddiası, bu denetimi ortadan kaldırmamaktadır.
1. Yetki Unsuru Bakımından Denetim
Yetki unsuru, idari işlemin, kanunla yetkilendirilmiş organ veya makam tarafından tesis edilip edilmediğini ifade eder. Merkezi sınavlarda ölçme, değerlendirme ve sonuç açıklama yetkisi, kanun ve ilgili mevzuatla belirlenmiş idari kurumlara (ÖSYM, Millî Eğitim Bakanlığı vb.) tanınmıştır. Ancak bu yetkinin, kanuni sınırlar içinde kullanılması zorunludur. Yetkisiz bir birim tarafından yapılan değerlendirmeler veya yetki devrinin hukuka aykırı biçimde kullanılması, sınav sonucunu sakatlar.
2. Şekil Unsuru Bakımından Denetim
Şekil unsuru, idari işlemin tesis edilirken uyulması gereken usul kurallarını ifade eder. Merkezi sınav sonuçlarında şekil denetimi; sınavın ilanı, başvuru süreci, sınavın uygulanması, cevap anahtarlarının duyurulması ve itirazların değerlendirilmesi aşamalarının mevzuata uygun yürütülüp yürütülmediği yönünden yapılır. Özellikle itirazların gerekçesiz biçimde reddedilmesi veya standart cevaplarla geçiştirilmesi, Danıştay içtihatlarında şekil ve gerekçe eksikliği olarak değerlendirilmekte ve işlemin iptaline yol açabilmektedir.
3. Sebep Unsuru Bakımından Denetim
Sebep unsuru, idari işlemin dayandığı maddi ve hukuki olguları ifade eder. Merkezi sınav sonuçlarına ilişkin işlemlerde sebep; adayın sınav performansı, cevap anahtarı, ölçme kriterleri ve değerlendirme yöntemleridir. Mahkemeler, sınav sonuçlarına karşı açılan davalarda, idarenin ileri sürdüğü sebebin gerçek, doğru ve hukuken geçerli olup olmadığını denetler. Örneğin; optik okuma hatası, yanlış cevap anahtarı veya sınav esnasında yaşanan aksaklıklar göz ardı edilerek tesis edilen işlemler, sebep unsuru yönünden hukuka aykırı kabul edilmektedir.
4. Konu Unsuru Bakımından Denetim
Konu unsuru, idari işlemin hukuki sonuçlarını ifade eder. Merkezi sınavlarda işlem konusu; adayın puanı, sıralaması ve buna bağlı olarak yerleşme veya yerleşememe sonucudur. Bu sonuçların hukuka uygun olması, ölçme ve değerlendirme sürecinin hatasız ve objektif biçimde yürütülmesine bağlıdır. Hatalı değerlendirmeye dayalı bir sınav sonucu, hukuken geçerli bir konu oluşturmaz.
5. Maksat Unsuru Bakımından Denetim
Maksat unsuru, idari işlemin kamu yararı amacıyla tesis edilip edilmediğini ifade eder. Merkezi sınavların temel amacı; adayları eşit koşullar altında, objektif kriterlere göre değerlendirmek ve eğitim veya kamu hizmetine erişimde adaleti sağlamaktır. İdarenin bu amaçtan saparak, ölçme ve değerlendirme sürecinde eşitliği zedeleyen uygulamalara imza atması, maksat unsuru yönünden hukuka aykırılık oluşturur.
Mahkemelerin Özellikle İncelediği Hususlar
Merkezi sınav sonuçlarına ilişkin davalarda idari yargı mercileri, uygulamada özellikle şu hususları detaylı biçimde incelemektedir:
- Ölçme ve değerlendirme sürecinin objektif, bilimsel ve denetlenebilir olup olmadığı,
- İdarenin teknik takdir yetkisini keyfi veya ölçüsüz biçimde kullanıp kullanmadığı,
- Adaylar arasında eşitlik ilkesine aykırı bir uygulama bulunup bulunmadığı,
- İtirazların somut gerekçelerle değerlendirilip değerlendirilmediği,
- Sınavın aday açısından telafisi güç sonuçlar doğurup doğurmadığı.
Bu denetim, merkezi sınavların yalnızca idarenin iç işleyişine bırakılmaması gerektiğini, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini ilgilendiren yönleri itibarıyla sıkı bir yargısal denetime tabi tutulduğunu göstermektedir.
Yürütmenin Durdurulması Talebinin Önemi
Merkezi sınav davalarında yürütmenin durdurulması talebi, uygulamada hayati bir öneme sahiptir. Zira sınav sonuçlarının uygulanmaya devam etmesi halinde; adayın yerleşme hakkını kaybetmesi, bir eğitim yılı veya mesleki fırsatın telafisi mümkün olmayacak şekilde yitirilmesi söz konusu olabilmektedir. Bu durum, İYUK m.27 kapsamında “telafisi güç veya imkânsız zarar” kriterini çoğu zaman karşılamaktadır.
Danıştay, sınav sonuçlarına ilişkin uyuşmazlıklarda;
- işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu yönünde ciddi şüphe bulunması ve
- işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararların doğması
şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde yürütmenin durdurulmasına karar vermektedir. Bu yaklaşım, merkezi sınav sonuçlarının yargısal denetim süresince aday aleyhine kesin sonuçlar doğurmasını önlemeye yönelik önemli bir hukuki güvencedir.
Bu çerçevede, merkezi sınav sonuçlarına itiraz süreci, İYUK kapsamında yalnızca şekli bir başvuru yolu değil; hukuk devleti ilkesinin ve eğitim hakkının etkin korunmasının vazgeçilmez bir aracı olarak karşımıza çıkmaktadır.
II. Merkezî ve Ortak Sınavlara İlişkin Yargılama Usulü (İYUK m.20/B Kapsamında)
Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin uyuşmazlıklar, doğurdukları sonuçların ağırlığı ve telafisinin çoğu zaman mümkün olmaması nedeniyle, özel ve hızlandırılmış bir yargılama usulüne tabi tutulmuştur. Bu amaçla, İdari Yargılama Usulü Kanunu’na 6552 sayılı Kanun ile eklenen 20/B maddesi, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlara ilişkin davalarda uygulanacak istisnai ve ivedi yargılama usulünü düzenlemektedir.
Bu düzenleme ile kanun koyucu, sınav sonuçlarının uzun yargılama süreçleri nedeniyle fiilen anlamsız hâle gelmesini önlemeyi ve adayların eğitim hakkını etkin biçimde korumayı amaçlamıştır.
A. Dava Açma Süresi (İYUK m.20/B/1-a)
Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin iş ve işlemlere karşı açılacak davalarda dava açma süresi on gündür. Bu süre, genel dava açma süresi olan altmış günden farklı olarak son derece kısadır ve hak düşürücü niteliktedir. Sürenin kaçırılması hâlinde dava açma imkânı tamamen ortadan kalkar.
Bu yönüyle merkezi sınav davalarında, adayların sınav sonuçlarının açıklanmasını takiben ivedilikle hukuki değerlendirme yapmaları büyük önem taşımaktadır.
B. İdari Başvuru Yolunun Kaldırılması (İYUK m.20/B/1-b)
İYUK m.20/B kapsamında en dikkat çekici düzenlemelerden biri, İYUK m.11’in uygulanmayacağının açıkça belirtilmiş olmasıdır. Buna göre;
- sınav sonuçlarına karşı idareye yapılan başvurular,
- itiraz, şikâyet veya düzeltme talepleri
dava açma süresini durdurmaz veya uzatmaz.
Bu düzenleme ile kanun koyucu, idari başvuru süreçlerinin yargılamayı geciktirmesini önlemiş ve adaylara doğrudan dava açma yolunu tanımıştır. Dolayısıyla merkezi sınav uyuşmazlıklarında idari itiraz zorunlu bir ön koşul değildir.
C. İlk İnceleme ve Tebligat Süreci (İYUK m.20/B/1-c)
Mahkeme, dava dilekçesinin sunulmasından itibaren yedi gün içinde ilk incelemeyi yapmak zorundadır. İlk incelemenin ardından dava dilekçesi ve ekleri derhal davalı idareye tebliğe çıkarılır. Bu aşama, yargılamanın hızlandırılması açısından kritik bir düzenlemedir.
D. Savunma Süresi ve Dosyanın Tekemmülü (İYUK m.20/B/1-ç)
Davalı idarenin savunma süresi, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren üç gündür. Bu süre, yalnızca bir defaya mahsus olmak üzere en fazla üç gün uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya süresinin dolmasıyla birlikte dosya tekemmül etmiş sayılır ve mahkeme artık esas hakkında karar vermeye hazır hâle gelir.
E. Yürütmenin Durdurulması Kararları (İYUK m.20/B/1-d)
Merkezî sınav davalarında yürütmenin durdurulmasına ilişkin verilen kararlara itiraz edilemez. Bu düzenleme, yargılamanın süratle sonuçlandırılmasını hedeflemekte olup, yürütmenin durdurulması kararlarının kesinliğini sağlamaktadır.
F. Esas Hakkında Karar Süresi (İYUK m.20/B/1-e)
Mahkeme, dosyanın tekemmülünden itibaren en geç on beş gün içinde karar vermek zorundadır. Ara kararı verilmesi, keşif yapılması, bilirkişi incelemesi veya duruşma yapılması gibi işlemler de ivedilikle tamamlanır. Bu yönüyle merkezi sınav davaları, klasik idari davalardan çok daha hızlı ilerlemektedir.
G. Temyiz Süreci (İYUK m.20/B/1-f, g, ğ, h, ı)
Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin davalarda verilen nihai kararlara karşı beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenir ve karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap süresi ise beş gündür.
Danıştay, temyiz incelemesini çoğunlukla dosya üzerinden yapmakta ve gerekli görmesi hâlinde maddi vakıaları da değerlendirerek işin esası hakkında doğrudan karar verebilmektedir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir ve temyiz istemi en geç on beş gün içinde sonuçlandırılır.
H. Kararların Uygulanması ve Etkisi (İYUK m.20/B/2)
İYUK m.20/B’nin en önemli hükümlerinden biri, yürütmenin durdurulması ve iptal kararlarının yalnızca davacıya değil, söz konusu sınava katılan tüm adaylar lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanacağını düzenlemesidir. Bu hüküm, merkezi sınavların kolektif niteliğini kabul eden ve eşitlik ilkesini güçlendiren son derece önemli bir güvencedir.
III. DANIŞTAY KARARLARI VE MERKEZİ SINAV İTİRAZLARI
Danıştay, merkezi sınavlara ilişkin uyuşmazlıklarda idarenin “teknik takdir alanı” bulunduğunu kabul etmekle birlikte, bu alanın sınırsız olmadığını açıkça vurgulamaktadır.
Danıştay 2014/1737 E., 2014/4110 K.
Bu kararda Danıştay, YGS sonuçlarına ilişkin itirazda, sınav değerlendirmesindeki hataların öğrencinin geleceğini doğrudan etkilediğini belirterek, sınav sonuçlarının yeniden incelenmesine karar vermiştir. Kararda özellikle şu ilkeye yer verilmiştir:
“Merkezi sınavlar, idarenin teknik işlemleri olmakla birlikte, bireylerin eğitim hakkını sınırlayan sonuçlar doğurduğundan, bu işlemler sıkı bir yargısal denetime tabidir.”
Bu karar, sınav sonuçlarına itirazların yalnızca “puan farkı” meselesi olmadığını; hukuka uygunluk denetiminin esas olduğunu ortaya koymaktadır.
IV. ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI VE EĞİTİM HAKKI
Anayasa Mahkemesi, merkezi sınavları Anayasa’nın 42. maddesinde düzenlenen eğitim hakkı kapsamında değerlendirmektedir. Mahkeme’ye göre eğitim hakkı, sadece eğitime erişimi değil; adil, şeffaf ve eşit bir değerlendirme sistemini de kapsar.
AYM 2016/44 E., 2016/128 K.
Bu kararda Anayasa Mahkemesi, sınav sonuçlarına etkili bir itiraz mekanizmasının bulunmamasını hak ihlali olarak değerlendirmiştir. Mahkeme şu tespiti yapmıştır:
“Eğitim hakkının etkin şekilde korunabilmesi için, sınav sonuçlarına karşı başvurulabilecek etkili idari ve yargısal yolların bulunması zorunludur.”
Bu yaklaşım, merkezi sınav itirazlarını yalnızca idari değil; anayasal bir güvence haline getirmiştir.
V. SONUÇ
Merkezi sınav sonuçlarına itiraz süreci, hukuk devleti ilkesinin eğitim alanındaki en somut yansımalarından biridir. İYUK kapsamında işletilen itiraz ve dava mekanizmaları, idarenin mutlak bir takdir yetkisine sahip olmadığını ve sınav süreçlerinin yargı denetimine açık olduğunu göstermektedir.
Danıştay ve Anayasa Mahkemesi içtihatları, merkezi sınavlara ilişkin itirazların yalnızca teknik hata iddialarıyla sınırlı olmadığını; eşitlik, adalet ve şeffaflık ilkelerinin de denetim konusu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu içtihatlar sayesinde öğrencilerin eğitim hakkı güçlendirilmiş, idarenin hesap verebilirliği artırılmıştır.
Sonuç olarak, merkezi sınav sonuçlarına itiraz hakkı; bireysel bir başvuru yolu olmanın ötesinde, adil bir eğitim sisteminin vazgeçilmez unsuru olarak değerlendirilmelidir.
Merkezi Sınav Sonuçlarına İtiraz ve Dava Süreci (İYUK) – SSS
Evet. Merkezi sınav sonuçları, idarenin tek yanlı işlemiyle adayın hukuki durumunu (puan, sıralama, yerleşme/yerleşememe) doğrudan etkilediği için idari işlem niteliğindedir. Bu nedenle idari yargı, işlemin hukuka uygunluğunu denetleyebilir.
Uygulamada en çok; optik okuma/işaretleme aktarım hatası iddiası, cevap anahtarı hatası, kitapçık–soru dağıtım karışıklığı, sınav güvenliğini etkileyen organizasyon eksiklikleri, değerlendirme algoritmasına ilişkin teknik sorunlar ve eşitliği zedeleyen uygulamalar ileri sürülür.
İYUK m.20/B, Millî Eğitim Bakanlığı ile ÖSYM tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar ile bunlara ilişkin iş/işlemler ve sınav sonuçları hakkında açılan davalarda uygulanır. Bu madde, bu sınavlara özgü “ivedi” yargılama rejimi getirir; kapsam dışındaki sınavlarda genel İYUK kuralları (genelde 60 günlük dava süresi gibi) gündeme gelebilir.
İYUK m.20/B’ye tabi davalarda dava açma süresi 10 gündür. Süre, kural olarak dava konusu işlemin/sonucun öğrenilmesi ve tebliği/ilanı ile fiilen “bilinebilir hale gelmesi”nden itibaren işlemeye başlar. Süre çok kısa olduğu için, sonuç açıklandığı anda hukuki değerlendirmeyi geciktirmemek gerekir.
İYUK m.20/B rejiminde İYUK m.11 uygulanmaz. Bu şu anlama gelir: idareye yapılan başvurular (itiraz/şikâyet/düzeltme) çoğu durumda dava süresini durdurmaz ve uzatmaz. Pratikte, idari itiraz yapılacaksa bile 10 günlük dava süresi “kaçırılmayacak şekilde” planlanmalıdır.
Merkezi sınav sonuçlarına karşı açılan davalar, görevli ve yetkili idare mahkemesinde genellikle iptal davası olarak açılır. Dava konusu, sınav sonucu ve/veya itirazın reddi işlemi olabilir. Dilekçede somut hata ve hukuka aykırılık iddiaları açıkça gösterilmelidir.
İYUK m.20/B, klasik idari yargılamaya göre çok hızlı bir takvim öngörür: mahkeme 7 gün içinde ilk inceleme yapar; savunma süresi kural olarak 3 gündür (bir defa en çok 3 gün uzatılabilir); dosya tekemmülünden sonra dava en geç 15 gün içinde karara bağlanır. Keşif/bilirkişi/duruşma gibi işlemler de ivedilikle yürütülür.
Evet, çoğu dosyada yürütmenin durdurulması talebi kritik önem taşır. Çünkü sınav sonucu uygulanmaya devam ederse; yerleşme hakkı kaybı, bir eğitim-öğretim yılının boşa gitmesi gibi telafisi güç veya imkânsız zararlar doğabilir. Mahkeme, işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu yönünde ciddi emare ve telafisi güç zarar şartları birlikte varsa yürütmeyi durdurabilir.
Hayır. İYUK m.20/B’ye göre yürütmenin durdurulması talebi hakkında verilen kararlara itiraz yolu kapalıdır. Bu, yargılamanın daha da uzamasını önlemek ve hızlı sonuç almak için getirilen özel bir kuraldır.
İYUK m.20/B rejiminde nihai kararlara karşı temyiz yolu öngörülmüştür ve süre 5 gündür. Temyiz dilekçeleri hızla incelenir; Danıştay dosya üzerinden esasa girerek karar verebilir ve temyiz üzerine verilen kararlar kural olarak kesindir.
İYUK m.20/B/2’ye göre bu tür kararlarda önemli bir güvence vardır: yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, ilgili sınava katılanların lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır. Bu düzenleme, merkezi sınavların “kolektif” yapısına uygun biçimde eşitliği güçlendirmeyi hedefler.
En kritik konu süredir. İYUK m.20/B kapsamındaki 10 günlük süre çok kısadır ve idareye itiraz etmek çoğu zaman bu süreyi durdurmaz. Bu nedenle; sonuç öğrenilir öğrenilmez belge/ekran görüntüsü/itiraz kayıtları gibi delilleri toparlayıp, dava stratejisini geciktirmeden kurmak gerekir.
Not: Bu SSS bilgilendirme amaçlıdır. Her somut olayda sınav türü, sonuç ilan/tebliğ şekli ve mevzuat farklılıkları süre hesabını etkileyebilir.


