TCK Madde 79 göçmen kaçakçılığı suçu, doğrudan veya dolaylı maddi menfaat elde etmek amacıyla yabancıların hukuka aykırı şekilde ülkeye sokulması, ülkede kalmasına imkân sağlanması ya da Türk vatandaşı veya yabancıların yurt dışına çıkarılmasına aracılık edilmesini düzenler. Göçmen kaçakçılığı suçu, insan onurunu, kamu düzenini, sınır güvenliğini ve uluslararası göç rejimini korumayı amaçlayan önemli bir ceza hukuku hükmüdür. TCK 79. madde, suçun örgütlü işlenmesi, mağdurların hayatı bakımından tehlike yaratılması ve ağır sonuçlar doğurması halinde daha ciddi yaptırımlar öngörebilir. Bu nedenle madde, göç hukuku ve ceza hukuku bakımından özel önem taşır.


Madde Metni

Göçmen Kaçakçılığı

Madde 79- (1) Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan;

a) Bir yabancıyı ülkeye sokan veya ülkede kalmasına imkan sağlayan,

b) Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlayan,

Kişi, beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suç, teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi, tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

(2) (Ek fıkra: 22/7/2010 – 6008/6 md.) Suçun, mağdurların;

a) Hayatı bakımından bir tehlike oluşturması,

b) Onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi,

hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.

(3) (Değişik:6/12/2019-7196/56 md.) Bu suçun; birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarısına kadar, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır.

(4) Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.


Madde Gerekçesi

TCK 79 göçmen kaçakçılığı suçu, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve protokoller doğrultusunda düzenlenmiş önemli bir ceza hukuku hükmüdür. Bu maddeyle, özellikle Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve göçmen kaçakçılığına ilişkin ek protokol hükümleri kapsamında, yasa dışı göç hareketlerinin önlenmesi amaçlanmıştır.

Göçmen kaçakçılığı, çoğu zaman maddi menfaat elde etmek isteyen kişi veya örgütler tarafından işlenen, insan onurunu ve kamu düzenini doğrudan etkileyen ağır bir suçtur. Yasal olmayan yollarla ülkeye sokulan, ülkede kalmasına imkân sağlanan veya yurt dışına çıkarılan kişiler; çoğu durumda çaresizlik, yoksulluk ve güvencesizlik nedeniyle ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır.

TCK 79 kapsamında suçun oluşması, doğrudan veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etme amacıyla bir yabancının hukuka aykırı şekilde ülkeye sokulması, ülkede kalmasına imkân sağlanması ya da Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkân sağlanmasıyla mümkündür. Bu nedenle madde, seçimlik hareketli bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.

Göçmen kaçakçılığı suçunun manevi unsuru, maddi menfaat elde etme amacıdır. Suçun oluşması için menfaatin fiilen elde edilmiş olması gerekmez; failin bu amaçla hareket etmesi yeterlidir. Bu unsur, göçmen kaçakçılığını başka amaçlarla kişilerin ülkeye sokulması veya çıkarılması fiillerinden ayırır.

TCK 79 göçmen kaçakçılığı suçu, örgüt faaliyeti kapsamında işlenirse ceza artırılır. Çünkü bu suçun örgütlü şekilde işlenmesi, mağdurların hayatı, beden bütünlüğü ve özgürlüğü bakımından daha ağır riskler doğurabilir. Ayrıca suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirlerine hükmedilebilir.


Göçmen Kaçakçılığı Suçu ile İnsan Ticareti Suçu Arasındaki Temel Ayrımlar

Göçmen kaçakçılığı ile insan ticareti suçları sıkça karıştırılsa da amaç, mağdurun konumu ve fiilin niteliği bakımından farklıdır. İnsan ticareti, mağdurun zorla çalıştırılması, fuhşa zorlanması, köleleştirilmesi veya organ temini gibi sürekli sömürüye dayanan bir suçtur. Buna karşılık göçmen kaçakçılığı, maddi menfaat amacıyla kişinin hukuka aykırı yollarla ülkeye sokulması, ülkede kalmasının sağlanması veya yurt dışına çıkarılmasıyla sınırlı, geçici ve sonuç odaklı bir suçtur.

İnsan ticaretinde mağdurun rızası yoktur ya da cebir, tehdit ve hileyle geçersiz kılınmıştır; zor kullanımı suçun temel unsurudur. Göçmen kaçakçılığında ise mağdur genellikle kendi rızasıyla hareket eder ve failin mağdur üzerinde sürekli bir hâkimiyeti veya sömürüsü bulunmaz.


Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi

Göçmen kaçakçılığı suçu bakımından hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilemez. Ayrıca bu suçtan verilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkün değildir. Benzer şekilde, cezanın ertelenmesi yoluna da gidilemez. Bu durum, kanun koyucunun göçmen kaçakçılığı suçunu toplum düzeni açısından ciddi bir tehlike olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.

Göçmen Kaçakçılığı Suçunda Tutuklama

Göçmen kaçakçılığı suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesinde düzenlenmiş olup, şikâyete tabi olmayan ve re’sen soruşturulan suçlardandır. Bu suç, CMK m.100/3 kapsamında katalog suç niteliğinde olduğundan, kuvvetli suç şüphesinin varlığı hâlinde ayrıca kaçma veya delilleri karartma tehlikesi somutlaştırılmasa dahi tutuklama tedbiri uygulanabilmektedir.

Bununla birlikte, Yargıtay uygulamasında yalnızca araçta veya teknede bulunmak, soyut varsayımlar ya da sanık aleyhine kesin ve somut delillerle desteklenmeyen kabuller mahkûmiyet için yeterli görülmemektedir. Sanığın suça bilerek ve isteyerek iştirak ettiğinin, maddi menfaat sağladığının veya fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurduğunun somut delillerle ispatlanması gerekmektedir.

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

Göçmen kaçakçılığı suçu şikâyete tabi olmayan suçlar arasındadır. Bu nedenle mağdurların şikâyetçi olmaması veya şikâyetten vazgeçmesi, kamu davasının düşmesi sonucunu doğurmaz. Ayrıca bu suç, uzlaşma kapsamında da değerlendirilmez.

Bu suç bakımından olağan dava zamanaşımı süresi 15 yıl olup, bu süre içinde her zaman soruşturma ve kovuşturma yapılabilir.

Görevli Mahkeme

Göçmen kaçakçılığı suçuna ilişkin davalarda Asliye Ceza Mahkemesi görevli olup, yargılama bu mahkemeler tarafından yürütülür.


Yargıtay Kararları

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/937 E. Ve 2024/1332 K. Sayılı İlamı

Özet: Göçmenlere onur kırıcı muamele tespit edilmediği, araç koşullarının netleşmediği gerekçesiyle, taşıma elverişliliği ve kapasitesine ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm kurulması eksik inceleme sayılmıştır.

Göçmenlerin soruşturma aşamasında tespit olunan beyanları ile olay yeri tespit ve görgü tutanağı içeriğinde göçmenlerin onur kırıcı bir muameleye maruz bırakıldığına dair bir anlatımın ve tespitin bulunmaması, sanığın duruşmadaki “…aracın arkasına üç tarafı çevrili sedir şeklinde oturma yerleri yaptırdım.” şeklindeki savunması, dosya içerisindeki araca ait fotoğraflardan aracın arka ve iç kısımlarının fiziki durumunun anlaşılamaması karşısında; sanık tarafından suçta kullanılan aracın taşıma kapasitesi ve elverişliliği, göçmenlerin yolculuk süreleri ve göçmen sayısı gibi hususlarda bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre sanık hakkında 5237 Sayılı Kanun’un 79. maddesinin ikinci fıkrasının ( b ) bendinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/24593 E. Ve 2023/19743 K. Sayılı İlamı

Özet: Sanıkların teknede bulunmaları dışında suça iştirak ettiklerine dair delil olmadığı; kaptan ve göçmen beyanlarının sanıkların habersizliği ve menfaat elde etmediklerini doğruladığı kabul edilmiştir.

Somut olayımızda her iki sanığın teknede bulunmak dışında atılı suça iştirak ettiklerine dair hiçbir delil yoktur. Göçmenleri yurtdışına götürecek kişi olan tekne kaptanı açık bir şekilde her iki sanığı göçmenlerden haberdar olmadıklarını, hiçbir maddi menfaat elde etmediklerini bildirerek tüm aşamalarda sanık savunmalarını doğrulayan beyanda bulunmuştur. İfadesine başvurulan göçmenler de yine sanıkların kendileriyle hiç karşılaşmadıklarını beyan ederek sanık savunmalarını doğrulamışlardır. 

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/16970 E. ve 2023/20733 K. Sayılı İlamı

Özet:Sanığın aracı suçta kullanılacağına dair bilgi veya rızası ile suça iştirak ettiğine ilişkin kesin ve somut delil bulunmadığından, mahkûmiyet yerine beraat verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Sanıklar hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan kamu davası açılmıştır. Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi ve aracı günlük kullanım amacı ile diğer sanığa verdiğini belirtmesi, sahibi olduğu aracın yurtdışına çıkartılmasına dair sanık tarafından verilmiş bir vekaletin olmaması, göçmenlerin beyanında ve diğer sanıkların savunmalarında sanığın olaya iştirak ettiğine dair anlatımlarının bulunmaması karşısında; sanığın kendisine ait olan aracın göçmen kaçakçılığında kullanılacağına yönelik bilgi veya rızasının bulunduğuna veya atılı suça iştirak ettiğine dair cezalandırmaya yeterli kesin ve somut delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmesi yerine yetersiz gerekçeyle mahkûmiyet hükmü kurulması nedeni ile karar hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/17355 E. Ve 2023/17699 K. Sayılı İlamı

Özet:Geçici koruma statüsüne hak kazanan Suriyeli göçmenlerin, bu statü kapsamında ülkede kalmalarına imkân sağlanması göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturmaz.

Suç tarihinden önce yürürlüğe giren 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun “geçici koruma” başlıklı 91. maddesinde; “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir.” hükmüne yer verilirken, bu maddeye dayanılarak hazırlanan ve 22.10.2014 tarihinde yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliğinde “geçici koruma”; “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak veya bu kitlesel akın döneminde bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen ve uluslararası koruma talebi bireysel olarak değerlendirmeye alınamayan yabancılara sağlanan koruma” şeklinde tanımlanmıştır.

5237 Sayılı Kanun’un 79. maddesinde, göçmen kaçakçılığı suçunun, bir yabancının yasal olmayan yollardan ülkeye sokulması, bir yabancının yasal olmayan yollardan ülkede kalmasına imkan sağlanması veya bir Türk veya yabancının yasal olmayan yollardan yurt dışına çıkmasına imkan sağlanması, biçimindeki seçimlik hareketlerden biriyle işlenebileceği düzenlenmiştir. Buna göre, yasal olmayan yollardan ülkeye giren bir yabancının, ülkede kalmasına imkân sağlanması durumunda anılan Kanun maddesine göre, göçmen kaçakçılığı suçu şeklen oluşacak ise de, ülkelerindeki iç savaştan kaçarak yasal olmayan yollarla ülkeye giriş yapan ve mevzuat düzenlemeleriyle geçici koruma statüsüne hak kazanan Suriyeli göçmenlerin, ülkede kalmasına imkan sağlanmasında atılı suçun unsurları oluşmayacaktır.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2020/1106 E. Ve 2020/6599 K. Sayılı İlamı

Özet: Suça iştirak veya yardımın belirlenmesi için tüm süreç birlikte değerlendirilir; somut olayda sanıkların fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurduklarına dair delil bulunmadığından, eylemlerinin TCK m.39 kapsamında yardım olarak dahi kabulü mümkün görülmemiştir.

Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumunun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira “Yardım etme”yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır. Sanıkların, yasa dışı yollarla ülkeye sokulan göçmenlerin ülke içinde bir yerden başka bir yere nakledilmeleri hususunda inceleme dışı kimliği tespit edilemeyen Mahmut adlı kişi ile irtibat halinde olması ve suçun işlenişi sürecinde üstlendiği rol gereği göçmenlerin yol güzergahında önceden belirlenen noktalardan alınmasının teminine yönelik olarak kendi aralarındaki iş bölümü çerçevesinde koordineli bir şekilde hareket ederek göçmenlerin ülkede kalmalarına imkân sağlaması ve bu suretle inceleme dışı sanıklar ile birlikte, eylem üzerinde ortak hâkimiyet kurulmak suretiyle göçmen kaçakçılığı suçunun işlenişine katkıda bulunduğuna ilişkin herhangi bir beyan, iletişim tespitine ilişkin bir delil bulunmadığı ve bu çerçevede sanıkların eylemlerinin TCK 39 maddesi kapsamında bulunduğu kabul edilmelidir.’


Sıkça Sorulan Sorular

1. Göçmen kaçakçılığı suçu nedir, hangi fiiller bu suçu oluşturur?

Göçmen kaçakçılığı, bir yabancının yasal olmayan yollarla ülkeye sokulması, ülkede kalmasının sağlanması veya bir Türk ya da yabancının yurt dışına çıkarılmasına imkân tanınması suretiyle işlenen suçtur.

2. Göçmen kaçakçılığı suçu şikâyete tabi mi, uzlaşma olur mu?

Hayır. Göçmen kaçakçılığı suçu şikâyete tabi değildir ve uzlaşma kapsamında yer almaz; savcılık tarafından re’sen soruşturulur.

3. Göçmen kaçakçılığı suçunda tutuklama olur mu?

Evet. Bu suç CMK m.100/3 kapsamında katalog suç olduğundan, kuvvetli suç şüphesinin bulunması hâlinde tutuklama tedbiri uygulanabilir.

4. Araçta veya teknede bulunmak göçmen kaçakçılığı suçu için yeterli midir?

Hayır. Sadece araçta veya teknede bulunmak suç için yeterli değildir; sanığın bilerek ve isteyerek suça iştirak ettiğinin kesin ve somut delillerle ispatlanması gerekir.

5. Geçici koruma altındaki Suriyelilere yardım etmek suç sayılır mı?

Hayır. Geçici koruma statüsüne sahip kişilerin bu kapsamda ülkede kalmalarına imkân sağlanması göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturmaz.



author avatar
Av. Murat Turgut MİNAR Avukat
Av. Murat Turgut Minar, İzmir Barosu’na 12460 sicil numarasıyla kayıtlı olup; ceza hukuku, kamulaştırma hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, icra ve iflas hukuku ile iş hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.