TCK Madde 70 müsaderede zamanaşımı, müsadere kararlarının hangi süre içinde infaz edilebileceğini düzenleyen önemli bir ceza hukuku hükmüdür. Bu maddeye göre, müsadereye ilişkin hüküm kesinleşmeden itibaren belirli süre geçtikten sonra infaz edilemez. TCK 70. madde, eşya müsaderesi, kazanç müsaderesi, güvenlik tedbirleri ve infaz hukuku bakımından önem taşır. Müsadere bir ceza değil, güvenlik tedbiri niteliğinde olsa da infazı süresiz değildir. Bu nedenle müsaderede zamanaşımı, mülkiyet hakkı, hukuki güvenlik ve ceza yargılamasında kesinleşmiş kararların uygulanması açısından temel bir düzenlemedir.
Madde Metni
Madde 70- (1) Müsadereye ilişkin hüküm, kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilmez.
Madde Gerekçesi
TCK 70 müsaderede zamanaşımı, kesinleşmiş müsadere kararlarının hangi süre içinde infaz edilebileceğini düzenleyen önemli bir hükümdür. Bu maddeyle, müsadere kararlarının süresiz şekilde infaz tehdidi oluşturmasının önüne geçilmesi ve hukuki güvenlik sağlanması amaçlanır.
Müsadere, suçla bağlantılı eşya veya kazancın devlet mülkiyetine geçirilmesini sağlayan bir güvenlik tedbiridir. Ancak güvenlik tedbiri niteliğinde olsa da müsadere kararının infazı sınırsız değildir. Kanunda öngörülen süre geçtikten sonra müsadere hükmü artık infaz edilemez.
TCK 70 madde gerekçesi, kesinleşmiş müsadere kararlarının uygulanmasında süre sınırı getirerek hem kamu düzenini hem de mülkiyet hakkını dengeler. Böylece devletin suçla bağlantılı malvarlığı değerlerine el koyma yetkisi belirli bir zamana bağlanmış olur.
Bu nedenle TCK 70, müsaderede zamanaşımı, eşya müsaderesi, kazanç müsaderesi, güvenlik tedbirleri ve infaz hukuku bakımından temel bir ceza hukuku düzenlemesidir.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/2975 E. ve 2024/10462 K.
Özet: Türk Ceza Kanunu m.70’e göre müsadere hükmü, kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilemez; somut olayda talebin reddi bu nedenle yerinde bulunmuştur.
II. GEREKÇE
Dosya içerisinde mevcut 22.12.2015 havale tarihli bilirkişi raporuna göre, dava konusu binanın bahçesinde bulunan 6 adet yenidünya, 1 adet portakal, 2 adet incir, 3 adet limon, 2 adet nar ve 3 adet zeytin ağacının müsaderesi hakkında Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 13.03.2018 tarihli kararı ile bir hüküm verilmemiş ise de, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 256 ve 257. maddeleri uyarınca mahallinde değerlendirme yapılarak belirtilen hususta karar verilmesinin mümkün olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Silifke Sulh Ceza Mahkemesi’nin 31.05.1995 tarihinde kesinleşen 1994/39 Esas, 1994/708 Karar sayılı kararı ile müsaderesine karar verilen evin sanık tarafından kullanıldığı ve bahçesine meyve ağaçları dikildiğinin tespiti üzerine sanık hakkında yapılan yargılamada Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 13.03.2018 tarihli ve 2015/418 Esas, 2018/146 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında 6831 Sayılı Kanun’un 93. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 5237 Sayılı Kanun’un 62. maddesi uyarınca 13 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, müsadere hususunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, katılan vekilinin müsadere talebi üzerine Mahkemenin 11.10.2019 tarihli ek kararı ile müsadere ve vekâlet ücretine ilişkin taleplerin ayrı ayrı reddine karar verildiği anlaşılmakla, 5237 Sayılı Kanun’un 70. maddesinde yer alan “Müsadereye ilişkin hüküm, kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilmez.” düzenlenmesi gereğince merci Silifke Ağır Ceza Mahkemesi’nin 06.11.2019 tarihli ve 2019/1858 Değişik İş sayılı kararı sonucu itibarıyla yerinde görüldüğünden, talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yargıtay cumhuriyet başsavcılığının , kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 Sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oybirliğiyle REDDİNE


