TCK Madde 40 bağlılık kuralı, ceza hukukunda suça iştirak eden kişilerin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceğini düzenleyen temel hükümlerden biridir. Bu maddeye göre, suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı olarak işlenmiş bir fiilin varlığı gerekir. TCK 40. madde, azmettiren veya yardım eden kişinin ceza sorumluluğunun, failin fiiline bağlı olarak değerlendirilmesini sağlar. Ancak her iştirakçi, kendi kusurlu davranışına göre sorumlu tutulur. Bu nedenle bağlılık kuralı, suça iştirak, faillik, azmettirme, yardım etme ve ceza sorumluluğu bakımından önemli bir düzenlemedir.
Madde Metni
Madde 40- (1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.
Madde Gerekçesi
TCK 40 bağlılık kuralı, suça iştirak eden kişilerin ceza sorumluluğunu belirleyen temel hükümlerden biridir. Bu kural sayesinde, suçun icrası üzerinde hâkimiyet kurmayan veya özel faillik niteliği taşımayan kişiler de somut olaya göre azmettiren ya da yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.
Bağlılık kuralına göre, iştirak eden kişinin sorumluluğu için fail tarafından kasten ve hukuka aykırı bir fiilin işlenmesi yeterlidir. Failin ayrıca kusurlu olması gerekmez. Ancak cezayı azaltan veya kaldıran kişisel nedenler, yalnızca ilgili kişi hakkında sonuç doğurur.
Özgü suçlarda, fail olabilmek için kanunda aranan özel niteliğe sahip olmak gerekir. Örneğin zimmet suçunun faili ancak kamu görevlisi olabilir. Bu niteliğe sahip olmayan kişiler suça katılırsa, fail olarak değil; şartlara göre azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu olur.
TCK 40 madde gerekçesi, suça katılan herkesin rolüne göre adil biçimde sorumlu tutulmasını amaçlar. Suçun tamamlanması veya en azından teşebbüs aşamasına ulaşması halinde, iştirak eden kişilerin sorumluluğu bağlılık kuralı, kusur ilkesi ve suça katkının niteliğine göre değerlendirilir.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/3 E. ve 2025/7311 K.
Özet: TCK 40’a göre iştirak için kasten ve hukuka aykırı fiil yeterlidir; herkes kendi kusuruna göre sorumludur. Özgü suçta özel fail niteliği olmayanlar azmettiren veya yardım eden sayılır.
Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.
“Yardım etme” ise 5237 Sayılı TCK’nın 39. maddesinde;
“(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a-) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b-) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c-) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak” şeklinde,
“Bağlılık kuralı” da aynı Kanun’un 40. maddesinde;
“(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir” biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 Sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 Sayılı Kanun’un 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2023/16840 E. ve 2024/17703 K.
Özet: TCK 40’a göre iştirak için kasten ve hukuka aykırı fiil yeterlidir; herkes kendi kusuruna göre cezalandırılır. Özgü suçta özel fail olmayanlar azmettiren veya yardım eden olarak sorumludur.
“Bağlılık kuralı” da TCK’nın 40. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre;
“ ( 1 ) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
( 2 ) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
( 3 ) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir”
Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK’nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2009/20566 E. ve 2012/30755 K.
Özet: Savunmalar doğrultusunda malvarlığının kaynağı bilirkişiyle araştırılmadan hüküm kurulması bozma nedenidir. Eylem sabit ise TCK 40/2 gereği özgü suçta faillik niteliği ve 37/1-39 kapsamında sorumluluk değerlendirilmelidir; zarar giderildiğinden 5411/160-2 uygulanamaz.
Sanık ve müdafiinin aşamalardaki, sanığa ait malvarlığı ve hesaptaki paraların sanığın kişisel birikimi ve ticari faaliyetleri sonucu oluştuğuna dair savunmaları nazara alındığında, dosyaya ibraz edilen fatura, bilgi ve belgelerin ilgili muhattap firma ve kurumlardan da teyitleri alınmak suretiyle konusunda uzman bilirkişi heyetine dosyanın tevdii edilerek sanığa ve eşi olan diğer sanığa ait toplam malvarlığının savunmada bahsedildiği şekilde kişisel birikim ve ticari faaliyet sonucunda oluşup oluşamayacağının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Eylemin subutu halinde ise Türk Ceza Kanununun 40.maddesinin 2.fıkrasına göre “özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur” hükmü gözetilerek, 5237 sayılı TCK.nun 37/1 ve 39 maddeleri gereğince hukuki durumunun değerlendirilmek suretiyle mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde uygulama yapılması,
5411 sayılı yasanın 160/2 maddesinde, hükmedilecek adli para cezasının bankanın uğradığı zararın üç katından az olmayacağı belirtilmiş olup sanıkların banka zararını giderdiği kabul edildiğine göre, banka zararından söz edilemeyeceğinden sanık hakkında 5411 sayılı yasanın 160/2 maddesi uyarınca gün para cezası olarak tayin edilen 15.000 gün üzerinden arttırım ve indirimlerin yapılmasının gerekmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafıinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sanık hakkındaki hükmün BOZULMASINA, 11.12.2012 günü oybirliği ile karar verildi.
İzmir Ceza Avukatı Desteği
TCK 40, suça iştirak hâlinde kişilerin sorumluluğunun bağlılık kuralı kapsamında nasıl belirleneceğini düzenleyen temel hükümlerden biridir. Ancak ceza yargılamasında asıl değerlendirme, asıl failin fiiline, iştirak eden kişinin kastına, suça katkının niteliğine, kişisel cezasızlık veya indirim nedenlerine ve somut olayın özelliklerine göre yapılır.
Ceza soruşturması, kovuşturma, ağır ceza davaları, suça iştirak hükümleri ve ceza hukuku konularında hukuki destek almak için Minar Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

