TCK Madde 15, yabancı ülkede işlenen suçlarda cezadan mahsup ilkesini düzenleyen önemli bir ceza hukuku hükmüdür. Bu maddeye göre, yabancı ülkede işlenen bir suç nedeniyle Türkiye’de yargılama yapılması halinde, failin yabancı ülkede gözaltında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçirdiği süreler Türkiye’de verilecek cezadan düşülür. TCK 15. madde, aynı fiil nedeniyle kişinin gereğinden fazla cezalandırılmasını önler ve ceza adaletini sağlar. Bu yönüyle madde, uluslararası ceza hukuku, mahsup kurumu ve adil yargılama ilkesi bakımından önemli bir güvence niteliği taşır.
Madde Metni
Soruşturma koşulu olan cezanın hesaplanması
Madde 15- (1) Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerde ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır.
Madde Gerekçesi
Ceza miktarının soruşturma koşulunu oluşturduğu hallerde, suçun ilgili olduğu kanun maddesindeki cezaya mı, yoksa iddia çerçevesinde kanuni ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler de göz önüne alınmak suretiyle bulunacak olan cezaya mı itibar edileceği hususuna açıklık getirilmesinde, uygulama bakımından yarar bulunduğu düşünülmüş ve bu gibi hallerde, soruşturma aşamasında ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ile, kanuni hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önüne alınmak suretiyle soruşturmaya esas oluşturacak cezanın hesaplanacağı belirtilmiştir.
Yargıtay Kararları
YARGITAY 11.CEZA DAİRESİ 2025/1292 E. ve 2025/5631 K.
ÖZET: TCK 15’e göre miktarın soruşturma şartı olduğu hallerde ceza, ağırlaştırıcı nedenlerin alt, hafifletici nedenlerin üst sınırı esas alınarak hesaplanır; istisnai hükümler kıyasla genişletilemez.
Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde istisnai normları genişleterek yorum ya da kıyas yapmak mümkün değildir. Nitekim yasa koyucu ayrıksı bir durumu düzenlemek istediğinde bunu açıkça yasada norm haline getirdiği görülmektedir. Bu kapsamda; 5237 Sayılı Kanun’un 66. maddesinin üçüncü fıkrasında ”Dava zamanaşımı sürelerinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.” şeklindeki düzenlemede, suçun nitelikli hallerinin zamanaşımı süresinin hesaplanmasında sanık aleyhine dikkate alınacağına yasada açıkça yer verilmiştir. Bu husustaki diğer bir düzenleme ise 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 14. maddesinde ”Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.” şeklinde usule ilişkin bir hüküm içermektedir. Bu alanda üçüncü bir düzenlemeye de 5237 Sayılı Kanun’un 15. maddesinde ”Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerde ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır.” şeklinde yer verilmiştir. Bu düzenlemeler dikkate alındığında yasa koyucu ayrıksı olarak düzenlemek istediği durumlarda iradesini norm haline dönüştürmektedir. Yasalar yorumlanırken yasa koyucunun muradını değiştirecek ve o kuralı geçersiz kılacak bir sonuca ulaşmak yargı organının yasa yapması olur.
YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ, E. 2022/8408, K. 2023/9940, T. 12.12.2023
ÖZET: Kanun koyucu, istisnai durumları açıkça düzenlemektedir. Nitekim TCK 66/3, 15 ve 5235 sayılı Kanun 14’te ağırlaştırıcı nedenler açıkça belirtilmiştir. CMK 286/2-g’de böyle bir düzenleme bulunmadığından, temyizde ağırlaştırıcı haller dikkate alınamaz.
Ayrıca kanun koyucunun ayrıksı bir durumu düzenlemek istediğinde bunu açıkça yasada norm haline getirdiği görülmektedir. Bu kapsamda; 5237 Sayılı Kanun’un 66. maddesinin üçüncü fıkrasında ”Dava zamanaşımı sürelerinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.” şeklindeki düzenlemede suçun nitelikli hallerinin zamanaşımı süresinin hesaplanmasında sanık aleyhine dikkate alınacağına yasada açıkça yer verilmiştir. Bu husustaki diğer bir düzenleme ise 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 14. maddesinde ”Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.” şeklinde usule ilişkin bir hüküm içermektedir. Bu alanda üçüncü bir düzenlemeye de 5237 Sayılı Kanun’un 15. maddesinde yer verildiği görülmektedir; ”Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerde ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır.” Bu düzenlemeler dikkate alındığında yasa koyucu ayrıksı olarak düzenlemek istediği hususları zaten norm haline dönüştürmektedir. Bu düzenlemeler doğrultusunda kanun koyucu temyiz yasa yolunda CMK.nın 286/2-g maddesinde suçun ağırlaştırıcı hallerinin de dikkate alınmasını isteseydi bu düzenlemeyi ayrıksı olarak gerçekleştirirdi.
YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ, E. 2022/5835, K. 2023/10917, T. 26.12.2023
ÖZET: İstisnai hükümler kıyas veya geniş yorumla uygulanamaz. Kanun koyucu ayrıksı durumları TCK 66/3, 15 ve 5235 sayılı Kanun 14’te açıkça düzenlemiştir. Yorum yoluyla kapsam genişletmek yasama yetkisinin aşılması olur.
Kanun koyucunun düzenlediğinin aksine sonuçlara ulaşmaya izin verecek şekilde istisnai normları genişleterek yorum ya da kıyas yapmak mümkün değildir. Nitekim yasa koyucu ayrıksı bir durumu düzenlemek istediğinde bunu açıkça yasada norm haline getirdiği görülmektedir. Bu kapsamda; 5237 Sayılı Kanun’un 66. maddesinin üçüncü fıkrasında ”Dava zamanaşımı sürelerinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.” şeklindeki düzenlemede, suçun nitelikli hallerinin zamanaşımı süresinin hesaplanmasında sanık aleyhine dikkate alınacağına yasada açıkça yer verilmiştir. Bu husustaki diğer bir düzenleme ise 5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 14. maddesinde ”Mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur.” şeklinde usule ilişkin bir hüküm içermektedir. Bu alanda üçüncü bir düzenlemeye de 5237 Sayılı Kanun’un 15. maddesinde ”Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerde ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır.” şeklinde yer verilmiştir. Bu düzenlemeler dikkate alındığında yasa koyucu ayrıksı olarak düzenlemek istediği durumlarda iradesini norm haline dönüştürmektedir. Yasalar yorumlanırken yasa koyucunun muradını değiştirecek ve o kuralı geçersiz kılacak bir sonuca ulaşmak yargı organının yasa yapması olur.
1) “Soruşturma koşulu olan ceza” ne demek?
2) Ceza miktarı hesaplanırken hangi ceza esas alınır?
3) Henüz dava yokken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler dikkate alınır mı?
4) Savcı veya mahkeme bu hesabı geniş yorumlayabilir mi?
5) Bu hesaplama sanığın aleyhine keyfi şekilde kullanılabilir mi?
İzmir Ceza Avukatı Desteği
TCK 15, yabancı ülkede işlenen suçlarda soruşturma koşulu olan cezanın hesaplanmasını düzenleyen temel hükümlerden biridir. Ancak ceza yargılamasında asıl değerlendirme, suç için öngörülen ceza miktarına, soruşturma şartlarına, suçun işlendiği yere, failin durumuna ve somut olayın özelliklerine göre yapılır.
Ceza soruşturması, kovuşturma, ağır ceza davaları ve ceza hukuku konularında hukuki destek almak için Minar Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.


