TCK Madde 144, hırsızlık suçunda daha az cezayı gerektiren hâlleri düzenleyen özel bir ceza hukuku hükmüdür. Bu madde, hırsızlık fiilinin belirli durumlarda daha hafif yaptırımla karşılanmasını öngörür. Türk Ceza Kanunu’nun 144. maddesi, paydaş veya elbirliğiyle malik olunan mal üzerinde hırsızlık yapılması ya da hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hırsızlık fiilinin işlenmesi hâllerinde uygulanabilir. Bu düzenleme, failin kastı, mal üzerindeki hukuki ilişki ve olayın özellikleri dikkate alınarak hırsızlık suçunda ceza indirimi yapılmasını sağlar. Bu nedenle TCK 144, malvarlığına karşı suçlarda daha az cezayı gerektiren özel hâlleri belirleyen önemli bir hükümdür.

Madde Metni

Daha az cezayı gerektiren haller

Madde 144- (1) Hırsızlık suçunun;

a) Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde,

b) Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla,

İşlenmesi halinde, şikayet üzerine, fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.


Madde Gerekçesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144. maddesi, hırsızlık suçunda daha az cezayı gerektiren hâlleri düzenleyen özel bir hükümdür. Bu madde, hırsızlık fiilinin bazı durumlarda klasik hırsızlık suçuna göre daha düşük haksızlık içeriğine sahip olabileceği kabulünden hareketle düzenlenmiştir. Kanun koyucu, failin mal üzerindeki hukuki bağlantısını veya fiilin işlenme amacını dikkate alarak cezanın bireyselleştirilmesini ve somut olayın özelliklerine uygun daha ölçülü bir yaptırım uygulanmasını amaçlamıştır.

TCK 144 kapsamında daha az cezayı gerektiren hâller iki temel durumda gündeme gelir. Bunlardan ilki, hırsızlık suçunun paydaş veya elbirliğiyle malik olunan mal üzerinde işlenmesidir. Bu durumda failin mal üzerinde tamamen yabancı bir kişi konumunda olmaması, cezanın daha hafif belirlenmesini gerektiren bir neden olarak kabul edilmiştir.

İkinci hâl ise hırsızlık fiilinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesidir. Failin, tamamen haksız bir zenginleşme amacıyla değil, mevcut olduğunu düşündüğü bir alacağını tahsil etme saikiyle hareket etmesi, fiilin haksızlık yoğunluğunu azaltan bir unsur olarak değerlendirilir. Ancak bu durum fiili hukuka uygun hâle getirmez; yalnızca daha az ceza uygulanmasına neden olur.

Sonuç olarak TCK Madde 144, hırsızlık suçunda cezanın bireyselleştirilmesi, olayın özelliklerine göre hakkaniyetli yaptırım belirlenmesi ve hırsızlık fiilinin her durumda aynı ağırlıkta değerlendirilmemesi amacıyla kabul edilmiş önemli bir ceza hukuku düzenlemesidir.



Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144. maddesi kapsamında öngörülen yaptırım, hırsızlık suçunun temel şekline göre daha hafif niteliktedir. Bu maddeye göre fail hakkında iki aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası uygulanabilir. Bu yönüyle TCK 144, hırsızlık suçunda daha az cezayı gerektiren özel hâlleri düzenleyerek mahkemeye somut olayın özelliklerine göre daha ölçülü bir ceza belirleme imkânı tanır.

Cezanın niteliği bakımından mahkeme, olayın özelliklerine göre hapis cezasına veya adli para cezasına hükmedebilir. Hapis cezasına hükmedilmesi hâlinde, cezanın süresi ve kanuni şartlar dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi, seçenek yaptırımlar veya denetimli serbestlik gibi kurumların uygulanması gündeme gelebilir.

Yargılama bakımından TCK 144 kapsamındaki fiiller şikâyete bağlıdır. Bu nedenle mağdurun süresi içinde şikâyette bulunması gerekir. Şikâyet şartı gerçekleşmeden soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülür; yeterli şüphe oluşması hâlinde kamu davası açılır ve yargılama kural olarak asliye ceza mahkemesinde yapılır.

İnfaz rejimi bakımından hükmedilen ceza, genel infaz hükümlerine göre yerine getirilir. Cezanın miktarı, failin kişisel durumu, zararın giderilip giderilmediği ve mahkûmiyetin niteliği dikkate alınarak infaz hukukundaki genel kurumlar uygulanabilir.

Daha Az Cezayı Gerektiren Hâllerde Tutuklama

TCK 144 kapsamında kalan hırsızlık fiilleri bakımından tutuklama tedbiri teorik olarak mümkün olmakla birlikte, uygulamada oldukça istisnai niteliktedir. Çünkü bu maddede öngörülen ceza miktarı iki aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası olup, suç daha hafif yaptırımı gerektiren özel hâller arasında düzenlenmiştir.

Tutuklama kararı verilebilmesi için Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi kapsamında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması gerekir. Bunun yanında kaçma şüphesi, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimali ya da mağdur ve tanıklar üzerinde baskı kurulması tehlikesi gibi tutuklama nedenlerinden birinin mevcut olması aranır.

Ancak TCK 144, katalog suçlar arasında yer almaz ve ceza miktarı itibarıyla ölçülülük ilkesi gereği çoğu durumda tutuklama yerine adli kontrol tedbirleri tercih edilir. Failin sabit ikametgâhının bulunması, delillerin toplanmış olması veya kaçma şüphesinin bulunmaması hâlinde tutuklama kararı verilmesi ölçüsüz kabul edilebilir.

Sonuç olarak TCK 144 kapsamında tutuklama, hukuken mümkün olsa da suçun niteliği ve ceza miktarı nedeniyle uygulamada istisnai ve son çare niteliğinde bir koruma tedbiri olarak değerlendirilir.

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

TCK Madde 144 kapsamında düzenlenen hırsızlık fiilleri, açıkça şikâyete bağlıdır. Bu nedenle mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Şikâyet süresi içinde başvuru yapılmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi hâlinde ise soruşturma veya kovuşturma aşamasına göre dosyanın düşmesi gündeme gelebilir.

Uzlaşma bakımından TCK 144 kapsamındaki fiiller uzlaştırma hükümlerine elverişli suçlar arasında değerlendirilebilir. Bu nedenle soruşturma aşamasında dosya uzlaştırma bürosuna gönderilebilir. Tarafların uzlaşması hâlinde kamu davası açılmaz; dava açılmışsa düşme kararı verilebilir. Uzlaşma sağlanamazsa ceza yargılaması genel hükümlere göre devam eder.

Zamanaşımı bakımından TCK 144 için öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında dava zamanaşımı süresi genel olarak 8 yıl olarak uygulanır. Ancak suç şikâyete bağlı olduğundan, dava zamanaşımı süresi dolmamış olsa bile 6 aylık şikâyet süresi içinde şikâyet hakkı kullanılmamışsa soruşturma yapılamaz.

Sonuç olarak TCK 144, şikâyete bağlı, uzlaşmaya elverişli ve genel dava zamanaşımı hükümlerine tabi olan daha hafif nitelikte bir hırsızlık düzenlemesidir.

Görevli Mahkeme

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 144. maddesi kapsamında düzenlenen hırsızlık suçunda daha az cezayı gerektiren hâller bakımından görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Çünkü bu madde kapsamında öngörülen yaptırım iki aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası olup, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suç tipi söz konusu değildir.

Soruşturma, şikâyet şartının gerçekleşmesi hâlinde Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülür. Yeterli şüphe oluşması durumunda iddianame düzenlenir ve kovuşturma görevli asliye ceza mahkemesinde yapılır.

Mahkeme, yargılama sırasında öncelikle fiilin hırsızlık suçunu oluşturup oluşturmadığını değerlendirir. Ardından malın paydaş veya elbirliğiyle malik olunan mal olup olmadığını ya da fiilin hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenip işlenmediğini inceler. Bu şartların oluşması hâlinde TCK 144 uyarınca daha az ceza uygulanır.


Sıkça Sorulan Sorular

TCK 144 daha az cezayı gerektiren hırsızlık suçu nedir?

TCK 144 daha az cezayı gerektiren hırsızlık, hırsızlık fiilinin belirli özel durumlarda daha hafif ceza ile karşılanmasını düzenler. Bu madde, özellikle paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal, hukuki ilişkiye dayanan alacak ve failin kastının niteliği bakımından hırsızlık suçunda cezanın bireyselleştirilmesini sağlar.

TCK 144 hangi hallerde uygulanır?

TCK 144, failin paydaş veya elbirliğiyle malik olduğu mal üzerinde hırsızlık fiilini işlemesi ya da hukuki bir ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla hareket etmesi halinde gündeme gelebilir. Somut olayda malın mülkiyet durumu, taraflar arasındaki hukuki ilişki, failin alacak iddiası ve hırsızlık kastının kapsamı birlikte değerlendirilir.

TCK 144 hırsızlık suçunda cezayı nasıl etkiler?

TCK 144 kapsamında, temel hırsızlık suçuna göre daha az ceza verilmesi mümkündür. Mahkeme, failin mal üzerindeki ortaklık durumunu, alacak hakkı iddiasını, olayın işleniş biçimini ve mağdurun uğradığı zararı dikkate alarak daha hafif ceza sorumluluğu uygulanıp uygulanmayacağını belirler.


Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2006/6110 E. ve 2006/12290 K.

Özet: Sanığın alacağını tahsil amacıyla eşyayı alması eylemi TCK 144 kapsamında değerlendirilmeli, eski ve yeni kanun karşılaştırılarak lehe hüküm uygulanması gerektiğinden karar bozulmuştur.

5237 s. Yasa m. 144/1-b
765 s. Yasa m. 308

İhkak-ı hak suçundan sanık Zehra Kaplan’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 308 / 1, 119. maddeleri uyarınca 327.156.148 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, GAZİOSMANPAŞA 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 31.12.2002 tarihli ve … sayılı ceza kararnamesinin infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, anılan kanunda eylemin suç olarak düzenlenmediğinden bahisle sanığın beraatine dair, aynı Mahkemenin 18.09.2005 tarihli ve … sayılı ek karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 28.04.2006 gün ve 18196 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C. Başsavcılığının 31.05.2006 gün ve … sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;
Mezkür İhbarnamede;
Dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9 / 3. maddesindeki “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.”şeklindeki düzenleme ile Yargıtay 1.Ceza Dairesinin 18.11.2005 tarihli ve 2005 / 2691 – 3395 sayılı ve Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 13.10.2005 tarihli ve 2005 / 10431 – 12718 sayılı ilamlarına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hallerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi yada artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hallerde ise, durusma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekceleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekeceği gozetilmeden evrak uzerinde karar verilmesınde,
Sanıga isnat edilen ihkak-ı hak suçunun 5237 sayılı Kanunda suc olarak düzenlenmediğinden bahisle beraatine dair karar verilmiş ise de, sanığın, kiracısı olan müştekinin kendisine olan kira borcundan dolayı habersizce evine girerek televizyonunu almak şeklinde mahkemesince belirlenen eyleminin, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 144 / 1 – b. maddesi kapsamında düzenlendiği, bu nedenle sanığın eylemine uyan 765 sayılı Kanunun 308 / 1 maddesi ile 5237 sayılı kanunun 144 / 1 – b maddesinin birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinin dikkate alınmamasında, isabet gorülmediğinden 5271 Sayılı C.M.K.’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması luzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın dava konusu yapılan eyleminin 5237 sayılı T.C.K.’nun 144. maddesinın 1 / b fıkrası kapsamında kalıp kalmadıgının tartısılarak bu madde kapsamında olduğunun kabulü halinde 765 sayılı T.C.K.’nun 308 / 1. maddesi ile 5237 sayılı T.C.K.’nun 144. maddesinin 1 – b fıkrasında öngörülen cezalar karşılaştırılarak lehe olan Kanuna göre hüküm kurulması, sanığın dava konusu yapılan eyleminin 5237 sayılı T.C.K.’nun 144. maddesinin 1 / b fıkrasına uyan suçu oluşturmadığının belirlenmesi halinde sanığın beraatine karar verilmesi ve bu işlemlerin duruşmalı yapılması gerektiği nazara alınmadan 5237 sayılı T.C.K.’nunda ihkak- ı hak suçunun bağımsız bir suç olarak düzenlenmediği gerekçesi ile karar verilmesi isabetsiz olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden GAZİOSMANPAŞA 2.Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 18.10.2005 gün ve … sayılı ek kakarın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4.fıkrasının C bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA, 21.06.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Asliye Ceza Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 2021/7471 E. ve 2022/21706 K.

Özet: Sanığın eylemi TCK 144/1-b kapsamında uzlaşma ve basit yargılama usulüne tabi olduğundan bu hususlar uygulanmadan verilen hüküm bozulmuş, yeniden değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
1-02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan TCK’nın 144/1-b maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2- 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 E., 2021/4 K. sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren 5237 sayılı TCK’nın 144/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu yönünden; Anayasa’nın 38. maddesiyle 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 28.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.




author avatar
Av. Murat Turgut MİNAR Avukat
Av. Murat Turgut Minar, İzmir Barosu’na 12460 sicil numarasıyla kayıtlı olup; ceza hukuku, kamulaştırma hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, icra ve iflas hukuku ile iş hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.