TCK Madde 126, hakaret suçunda mağdurun belirlenmesi konusunu düzenleyen özel bir ceza hukuku hükmüdür. Hakaret suçunun oluşabilmesi için hakaretin mutlaka mağdurun adı açıkça belirtilerek yapılması gerekmez. Eğer kullanılan sözlerden, isnatlardan veya olayın koşullarından hakaretin kime yöneltildiği açıkça anlaşılabiliyorsa, mağdur belirlenmiş kabul edilir. Türk Ceza Kanunu’nun 126. maddesi, özellikle dolaylı anlatımlar, ima yoluyla yapılan hakaretler, sosyal medya paylaşımları ve üçüncü kişiler üzerinden yöneltilen sözler bakımından önem taşır. Bu düzenleme, kişinin onur, şeref ve saygınlığının dolaylı hakaretlere karşı da korunmasını amaçlar.

Madde Metni

Mağdurun belirlenmesi

Madde 126- (1) Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.


Madde Gerekçesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 126. maddesi, hakaret suçunda mağdurun belirlenmesi konusunu açıklığa kavuşturmak amacıyla düzenlenmiştir. Bu hükme göre, hakaret içeren söz veya davranışlarda mağdurun adının açıkça belirtilmesi zorunlu değildir. Kullanılan ifadelerden, olayın gerçekleşme biçiminden veya somut bağlamdan hakaretin kime yöneltildiği anlaşılabiliyorsa, mağdur belirlenmiş kabul edilir.

Hakaret suçu, bazı durumlarda doğrudan isim verilmeden, ima yoluyla, dolaylı anlatımlarla veya belirli bir kişiyi hedef alan ifadelerle işlenebilir. Bu tür hâllerde önemli olan, sözlerin muhatabının çevredeki kişiler veya olayın tarafları tarafından anlaşılabilir olmasıdır. Mağdurun kimliğinin belirlenebilir olduğu durumlarda, kişinin onur, şeref ve saygınlığına yönelik saldırının gerçekleştiği kabul edilir.

Kanun koyucu, TCK 126. madde ile hakaret suçunun yalnızca açık isim kullanılarak değil, ima, dolaylı ifade veya olayın koşullarından anlaşılabilecek şekilde de işlenebileceğini kabul etmiştir. Böylece failin mağdurun adını söylemeden kişilik haklarına saldırıda bulunması hâlinde cezasızlık doğmasının önüne geçilmiştir.

Bu düzenleme ile kişilerin kişilik hakları, manevi varlığı ve toplum içindeki itibarı daha etkin şekilde korunmaktadır. Özellikle sosyal medya paylaşımları, topluluk içinde yapılan dolaylı ifadeler, üstü kapalı sözler veya belirli kişiyi hedef alan açıklamalar bakımından hakaret suçunda mağdurun belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.



Mağdurun Belirlenmesi ile Hakaret Suçu Arasındaki Temel Fark

Türk Ceza Kanunu’nun 126. maddesi, bağımsız bir suç tipi değil, hakaret suçunda mağdurun belirlenmesine ilişkin tamamlayıcı bir hükümdür. Buna karşılık TCK 125 hakaret suçu, kişinin onur, şeref ve saygınlığına yönelik somut bir saldırıyı cezalandıran asıl suç tipidir. Bu nedenle hakaret suçu doğrudan kişilik değerlerini korurken, mağdurun belirlenmesi hükmü hakaretin kime yöneldiğinin tespit edilmesini sağlar.

Hakaret suçunda mağdurun belirli veya belirlenebilir olması gerekir. Ancak her durumda mağdurun isminin açıkça söylenmesi şart değildir. Kullanılan ifadelerden, olayın bağlamından veya sözlerin söylendiği ortamdan hakaretin hangi kişiye yöneldiği anlaşılabiliyorsa, mağdur belirlenmiş kabul edilir. Özellikle topluluk içinde yapılan açıklamalar, sosyal medya paylaşımları, ima yoluyla söylenen sözler veya dolaylı ifadeler bakımından bu değerlendirme önem taşır.

Bu nedenle temel fark şudur: Hakaret suçu, kişinin şeref ve itibarına yönelik saldırıyı cezalandıran bağımsız bir suçtur; TCK 126 mağdurun belirlenmesi ise bu suçun oluşup oluşmadığını değerlendirirken mağdur unsurunun nasıl tespit edileceğini açıklayan hukuki bir ölçüttür.

Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi

Türk Ceza Kanunu’nun 126. maddesi, doğrudan yeni bir ceza veya bağımsız bir yaptırım öngörmez. Bu madde, hakaret suçunda mağdurun belirlenebilir olup olmadığını açıklayan tamamlayıcı bir düzenlemedir. Bu nedenle cezanın niteliği, yargılama süreci ve infaz rejimi esas olarak TCK 125 hakaret suçu hükümlerine göre belirlenir.

Hakaret suçu bakımından fail hakkında kural olarak üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası uygulanabilir. Fiilin kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmesi, alenen gerçekleştirilmesi, iletişim araçlarıyla yapılması veya dini, siyasi ya da sosyal değerler üzerinden yöneltilmesi hâlinde ceza artırılabilir. Yargılama çoğunlukla asliye ceza mahkemesinde yapılır. Verilen cezanın niteliğine ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi, adlî para cezasına çevirme ve genel infaz hükümleri gündeme gelebilir.

Mağdurun Belirlenmesi Hükmünde Tutuklama

TCK 126, bağımsız bir suç tipi olmadığı için bu maddeye dayanılarak doğrudan tutuklama tedbiri uygulanmaz. Tutuklama değerlendirmesi, varsa esas suç olan hakaret suçu üzerinden ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi kapsamında yapılır.

Hakaret suçu, katalog suçlar arasında yer almadığından tutuklama otomatik olarak uygulanamaz. Ayrıca suç için öngörülen ceza sınırları görece düşük olduğundan uygulamada tutuklama tedbirine başvurulması son derece istisnaidir. Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve kaçma şüphesi, delilleri karartma ihtimali veya mağdur üzerinde baskı kurulması gibi somut nedenlerin mevcut olması gerekir. Çoğu durumda ifade alma, serbest bırakma veya adli kontrol tedbirleri yeterli görülmektedir.

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

TCK 126, bağımsız bir suç veya ayrı bir ceza düzenlemediğinden şikâyet, uzlaşma ve zamanaşımı hükümleri bakımından esas alınacak madde TCK 125 hakaret suçudur. Hakaret suçu kural olarak şikâyete tabi olup mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Bu süre içinde şikâyet hakkı kullanılmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

Uzlaşma bakımından hakaret suçu genel olarak uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer alır. Dosya uzlaştırma bürosuna gönderilebilir; tarafların uzlaşması hâlinde kamu davası açılmayabilir veya açılmış dava düşebilir. Zamanaşımı yönünden ise hakaret suçunda dava zamanaşımı süresi genel olarak 8 yıl olarak uygulanır.

Görevli Mahkeme

Türk Ceza Kanunu’nun 126. maddesi, doğrudan görevli mahkemeyi belirleyen bir hüküm değildir. Bu madde yalnızca hakaret suçunda mağdurun belirlenmesi konusunu açıklığa kavuşturur. Bu nedenle görevli mahkeme, hakaret suçunu düzenleyen TCK 125 hükümlerine göre belirlenir.

Hakaret suçu bakımından öngörülen ceza üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası olduğundan, yargılama kural olarak asliye ceza mahkemesinde yapılır. Soruşturma Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülür; kovuşturma ise görevli mahkemede devam eder. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. Hakaretin internet, sosyal medya veya basın yoluyla işlenmesi hâlinde yetki değerlendirmesi somut olayın özelliklerine göre ayrıca yapılabilir.


Sıkça Sorulan Sorular

TCK 126 mağdurun belirlenmesi nedir?

TCK 126 mağdurun belirlenmesi, hakaret suçunda mağdurun ismen belirtilmemiş veya isnadın üstü kapalı yapılmış olması halinde, sözlerin kime yöneldiğinin anlaşılabilir olup olmadığını düzenler. Eğer kullanılan ifadelerden mağdurun kim olduğu açıkça belirlenebiliyorsa, hakaret suçu bakımından mağdurun adı açıkça söylenmiş kabul edilir.

Hakarette mağdurun isminin söylenmesi şart mıdır?

Hakaret suçunda mağdurun isminin açıkça söylenmesi şart değildir. Fail, mağdurun adını kullanmasa bile sözlerin içeriği, olayın bağlamı, paylaşımın muhatapları ve kullanılan ifadelerden kimin hedef alındığı anlaşılabiliyorsa TCK 126 kapsamında mağdur belirlenmiş sayılabilir.

TCK 126 sosyal medya hakaretlerinde uygulanır mı?

TCK 126, sosyal medya üzerinden yapılan hakaret içerikli paylaşım, yorum veya mesajlarda da uygulanabilir. Paylaşımda mağdurun adı yazılmasa bile fotoğraf, etiket, olay anlatımı, meslek, unvan veya çevresel bilgilerden kişinin kim olduğu anlaşılabiliyorsa, mağdurun belirlenmesi şartı gerçekleşebilir.


author avatar
Av. Murat Turgut MİNAR Avukat
Av. Murat Turgut Minar, İzmir Barosu’na 12460 sicil numarasıyla kayıtlı olup; ceza hukuku, kamulaştırma hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, icra ve iflas hukuku ile iş hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.