İmar planı iptal davası, hukuka aykırı nazım veya uygulama imar planlarının, plan değişikliklerinin ve plan revizyonlarının idari yargı kararıyla ortadan kaldırılması amacıyla açılır. İmar planının iptali; taşınmazın kullanım kararını, yapılaşma hakkını, değerini, ulaşım bağlantısını ve çevresindeki sosyal-teknik altyapı alanlarını doğrudan etkileyebilecek önemli sonuçlar doğurur.

İmar planına karşı dava hazırlanırken yalnızca taşınmazın değer kaybettiğini ileri sürmek yeterli değildir. Planın; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları ile şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı, plan hiyerarşisi ve teknik gereklilikler yönünden incelenmesi gerekir.

İmar Planı İptal Davası Nedir?

İmar planı iptal davası, belediye, valilik, bakanlık veya özel kanunlarla yetkilendirilmiş diğer idareler tarafından onaylanan imar planının hukuka aykırılığı nedeniyle açılan bir idari davadır. Davanın konusu;

  • Çevre düzeni planı,
  • 1/25.000 ölçekli nazım imar planı,
  • 1/5.000 ölçekli nazım imar planı,
  • 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı,
  • Koruma amaçlı imar planı,
  • İmar planı değişikliği veya revizyonu

olabilir.

İmar planları, genel ve düzenleyici idari işlem niteliğindedir. Planın iptal edilmesi halinde işlem, hukuka aykırılığın niteliğine ve kararın kapsamına göre tamamen veya dava konusu edilen bölümü yönünden hukuk düzeninden çıkar.

İmar Planına Hangi Nedenlerle İptal Davası Açılabilir?

İmar planının hukuka aykırılığı, farklı hukuki ve teknik nedenlere dayanabilir. Uygulamada en sık karşılaşılan iptal sebepleri şunlardır:

  • Planın yetkisiz idare veya organ tarafından onaylanması,
  • Askı ve ilan işlemlerinin mevzuata uygun yapılmaması,
  • Gerekli kurum görüşlerinin alınmaması,
  • Alt ölçekli planın üst ölçekli plana aykırı olması,
  • Plan değişikliğinin teknik ve nesnel gerekçeye dayanmaması,
  • Plan bütünlüğünün veya sürekliliğinin bozulması,
  • Sosyal ve teknik altyapı dengesinin zedelenmesi,
  • Park, okul, yol veya sağlık tesisi gibi alanların yeterli karşılık ayrılmadan kaldırılması,
  • Parsel veya kişi lehine ayrıcalık oluşturulması,
  • Nüfus ve yapı yoğunluğunun altyapı kapasitesi değerlendirilmeden artırılması,
  • Jeolojik, ulaşım, çevre veya afet risklerinin dikkate alınmaması,
  • Plan açıklama raporunun yetersiz veya plan kararlarıyla çelişkili olması,
  • Plan kararının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olması.

İmar planı değişikliği, yalnızca belirli bir taşınmazın değerini veya yapılaşma hakkını artırmak amacıyla yapılamaz. Değişikliğin planın ana kararlarını, bütünlüğünü, sürekliliğini ve altyapı dengesini koruyan bilimsel bir gerekçeye dayanması gerekir.

İmar Planlarının Kademeli Birlikteliği İlkesi

Plan hiyerarşisi, imar planı iptal davalarının temel denetim ölçütlerinden biridir. Mekânsal planlar üst kademeden alt kademeye doğru genel olarak;

Mekânsal strateji planı → çevre düzeni planı → nazım imar planı → uygulama imar planı

şeklinde sıralanır.

Kademeli birliktelik ilkesi gereğince 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı, 1/5.000 ölçekli nazım imar planının temel arazi kullanım kararlarını değiştiremez. Aynı şekilde nazım imar planının da yürürlükteki çevre düzeni planıyla uyumlu olması gerekir.

Alt ölçekli planın üst ölçekli planla çelişmesi, imar planının iptali bakımından önemli bir hukuka aykırılık nedenidir. Dava hazırlanırken uyuşmazlık konusu planın yanında yürürlükteki bütün üst ölçekli planların da incelenmesi gerekir.

İmar Planına Askı Süresinde İtiraz

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesine göre belediye meclisince onaylanan imar planları, ilan yerlerinde ve ilgili idarenin internet sayfasında bir ay süreyle ilan edilir. Bu süre içerisinde plana itiraz edilebilir.

Askı süresinde itiraz, planın tamamına veya yalnızca belirli bir taşınmaza ilişkin kararlarına yöneltilebilir. İtiraz dilekçesinde planın hangi kısmına itiraz edildiği ve hukuka aykırılığın teknik-hukuki sebepleri açıkça gösterilmelidir.

Askı süresinde itiraz etmek, kural olarak imar planı iptal davasının zorunlu ön şartı değildir. Ancak itiraz edilmesi, planın dava açılmadan önce idarece yeniden değerlendirilmesini sağlar ve dava süresinin hesaplanması üzerinde sonuç doğurabilir.

İmar Planı İptal Davası Açma Süresi

İmar planı iptal davasında süre hesabı, davanın en kritik konularından biridir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre idare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gündür.

Askı süresinde itiraz edilmemişse, genel uygulamada dava süresi planın son ilan gününü izleyen tarihten itibaren işlemeye başlar. Askı süresinde itiraz edilmişse, itiraza verilen cevabın tebliği veya başvurunun zımnen reddedilmesi dikkate alınarak ayrıca süre hesabı yapılmalıdır.

Güncel İYUK m.11 uyarınca idari başvuruya 30 gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. Ancak planın tabi olduğu özel kanun, onay makamı ve özel yargılama usulleri süre hesabını değiştirebilir.

3194 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her hâlde beş yıl içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu beş yıllık süre, her durumda doğrudan dava açmak için yeni bir 60 günlük süre sağlamaz; kanundaki azami süre niteliğindedir. Somut olayda 60 günlük süre, askı-itiraz süreci ve varsa uygulama işlemi birlikte değerlendirilmelidir.

Uygulama İşlemi Üzerine İmar Planına Dava Açılabilir mi?

İmar planına karşı doğrudan dava süresi geçirilmiş olsa bile, planın uygulanmasına yönelik bireysel bir işlem tesis edilmesi halinde planın yeniden dava konusu edilmesi mümkün olabilir. Yapı ruhsatı, imar durumu belgesi, parselasyon işlemi, kamulaştırma veya ruhsat başvurusunun reddi bu kapsamdaki uygulama işlemlerine örnek gösterilebilir.

İYUK m.7/4 uyarınca ilgililer, düzenleyici işlemin uygulanması üzerine imar planı ile uygulama işlemini birlikte veya yalnızca uygulama işlemini dava konusu edebilir. Ancak 3194 sayılı Kanun’daki beş yıllık azami süre ayrıca gözetilmelidir.

İmar Planı İptal Davasını Kimler Açabilir?

İmar planı iptal davasını, plan nedeniyle kişisel, meşru ve güncel menfaati ihlal edilen kişiler açabilir. Taşınmaz malikleri, komşu parsel malikleri, bazı durumlarda kiracılar, bölgede yaşayan kişiler, meslek odaları, çevre veya şehircilik alanında faaliyet gösteren dernekler somut olayın özelliklerine göre dava açma ehliyetine sahip olabilir.

Taşınmaz maliki olmak, dava ehliyetinin kabulünde önemli bir ölçüttür; fakat tek başına her plana karşı dava açma hakkı vermez. Dava konusu plan ile davacının mülkiyet hakkı, yaşam çevresi, ulaşımı veya diğer meşru menfaatleri arasında ciddi ve makul bir ilişki bulunmalıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

İmar planı iptal davalarında görevli yargı yeri, kural olarak idari yargıdır. Davanın ilk derece mahkemesi olarak idare mahkemesinde mi yoksa işlemin niteliğine göre Danıştayda mı açılacağı, planı onaylayan makama ve özel kanun hükümlerine göre belirlenir.

Belediye meclisi veya valilik tarafından onaylanan yerel imar planlarında dava genellikle taşınmazın bulunduğu yerdeki idare mahkemesinde açılır. Bakanlık veya ülke çapında yetkili diğer makamların işlemlerinde ise görev ve yetki ayrıca değerlendirilmelidir.

Yürütmenin Durdurulması İstenebilir mi?

İmar planı iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması istenebilir. Bunun için dava konusu planın açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabilecek olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Yürütmenin durdurulması kararı, dava sonuçlanıncaya kadar planın hukuki etkilerinin geçici olarak durdurulmasını sağlayabilir. Özellikle plana dayanılarak yapı ruhsatı verilmesi, inşaata başlanması, yeşil alanın yapılaşmaya açılması veya geri dönüşü zor imar uygulamalarının yapılması ihtimalinde bu talep önem taşır.

Bilirkişi İncelemesi ve Keşif

İmar planı davaları, hukuki olduğu kadar teknik uyuşmazlıklardır. Mahkemeler çoğu zaman şehir plancısı, mimar, harita mühendisi, inşaat mühendisi, jeoloji mühendisi veya uyuşmazlığın niteliğine uygun diğer uzmanlardan oluşan bilirkişi heyetiyle keşif ve inceleme yaptırır.

Bilirkişi raporunda planın üst ölçekli planlarla ilişkisi, nüfus ve yapı yoğunluğu, ulaşım sistemi, sosyal-teknik altyapı dengesi, donatı alanları, çevresel etkiler ve plan değişikliğinin gerekçesi değerlendirilir. Rapordaki çelişki ve eksikliklere süresi içinde somut teknik itirazlar sunulması gerekir.

İmar Planı İptal Edilirse Ne Olur?

İmar planının iptali, iptal edilen plan kararının hukuki dayanağını ortadan kaldırır. İptal edilen plana dayanılarak verilen yapı ruhsatı, imar durumu, parselasyon veya diğer uygulama işlemleri de hukuki dayanaktan yoksun kalabilir.

Ancak imar planının iptalinin sonuçları, her işlem bakımından kendiliğinden aynı şekilde ortaya çıkmaz. Kesinleşmiş veya üçüncü kişiler bakımından sonuç doğurmuş uygulama işlemlerinin ayrıca değerlendirilmesi ve gerektiğinde ayrı davaya konu edilmesi gerekebilir.


İmar Planı İptal Davalarında Danıştay İçtihatları

Dava açma süresinin başlangıcı

Karar künyesi: Danıştay 6. Dairesi, E.2020/10861, K.2023/6248, 19.06.2023.

“İmar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerekir.”

Kişisel, meşru ve güncel menfaat şartı

Karar künyesi: Danıştay 6. Dairesi, E.2020/10431, K.2020/13607, 24.12.2020.

“İptal davasında sübjektif dava ehliyeti olarak dava konusu edilecek işlem ile ihlal edilen menfaatin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması gerekmektedir.”

Teknik ve nesnel gerekçe zorunluluğu

Karar künyesi: Danıştay 6. Dairesi, E.2016/13237, K.2020/11510, 25.11.2020.

“İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.”

Alt ve üst ölçekli planların uyumu

Karar künyesi: Danıştay 6. Dairesi, E.2022/1572, K.2025/4937, 13.10.2025.

“Alt ölçekli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının, 1/5000 ölçekli nazım imar planına uygun olması, başka bir ifadeyle alt ölçekli uygulama imar planlarının üst ölçekli planlara aykırı olamayacağı […] kuşkusuzdur.”


Sıkça Sorulan Sorular

İmar planına itiraz etmeden iptal davası açılabilir mi?

İmar planına askı süresinde itiraz, kural olarak dava açmanın zorunlu ön şartı değildir. İlgililer, yasal dava süresi içinde doğrudan imar planı iptal davası açabilir. Bununla birlikte askı döneminde itiraz edilmesi, idarenin planı yeniden değerlendirmesine ve süre hesabının başvurunun sonucuna göre yapılmasına imkân sağlar.

İmar planı iptal davası kaç gün içinde açılır?

İmar planı iptal davasında genel süre 60 gündür. Askı döneminde itiraz edilmemişse süre kural olarak son ilan tarihini izleyen günden itibaren hesaplanır. İtiraz edilmişse cevap, zımni ret ve başvuru tarihinde geçen süre ayrıca değerlendirilir. Özel kanuna tabi planlarda farklı süreler bulunabilir.

Komşu parsel maliki imar planına dava açabilir mi?

Komşu parsel maliki, plan değişikliğinin kendi taşınmazını, ulaşımını, yapılaşma koşullarını, çevresini veya güvenliğini doğrudan etkilemesi halinde dava açabilir. Ancak komşuluk tek başına yeterli olmayabilir; plan ile davacı arasında kişisel, meşru ve güncel menfaat ilişkisi gösterilmelidir.


author avatar
Av. Murat Turgut MİNAR Avukat
Av. Murat Turgut Minar, İzmir Barosu’na 12460 sicil numarasıyla kayıtlı olup; ceza hukuku, kamulaştırma hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, icra ve iflas hukuku ile iş hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.