657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Madde 3, sınıflandırma, kariyer ve liyakat ilkelerini düzenleyen temel hükümdür. Kamu personel sisteminin dayandığı bu üç ilke, memurların atanması, yükselmesi ve görevde ilerlemesinde esas alınır.

Brass scales of justice on a marble desk with a gavel and law books in a courtroom setting.

Madde Metni

Temel ilkeler:

Madde 3 – Bu kanunun temel ilkeleri şunlardır:

Sınıflandırma:

A) (Değişik: 31/7/1970 – 1327/2 md.) Devlet kamu hizmetleri görevlerini ve bu görevlerde çalışan Devlet memurlarını görevlerin gerektirdiği niteliklere ve mesleklere göre sınıflara ayırmaktır.

Kariyer:

B) Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamaktır.

Liyakat:

C) Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır.


657 Sayılı Kanun Madde 3 Ne Anlama Gelir?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 3. maddesi, devlet memurluğu sisteminin hangi temel esaslara göre yürütüleceğini belirlemektedir. Bu maddeye göre kamu personel rejimi; sınıflandırma, kariyer ve liyakat ilkeleri üzerine kurulmuştur.

Bu ilkeler, kamu hizmetlerinin objektif kriterlere göre yürütülmesini, kamu görevlerine ehil kişilerin atanmasını ve memurların bilgi, tecrübe ile başarılarına göre ilerleyebilmesini amaçlamaktadır. Böylece kamu yönetiminde keyfiliğin önüne geçilmesi ve kamu hizmetlerinin daha etkin sunulması hedeflenmektedir.

Madde 3 yalnızca teorik bir düzenleme değildir. Atama, görevde yükselme, unvan değişikliği, derece ve kademe ilerlemesi, personel planlaması ile birçok idari işlem bu maddede yer alan temel ilkeler dikkate alınarak yürütülmektedir.


Sınıflandırma İlkesi Nedir?

Sınıflandırma ilkesi, devlet memurlarının yaptıkları hizmetlerin özelliklerine ve görevlerinin niteliğine göre belirli hizmet sınıfları içinde değerlendirilmesini ifade eder.

Bu ilkenin amacı, benzer görevleri yerine getiren personelin aynı hizmet sınıfında toplanmasını sağlayarak kamu personel sisteminde düzen ve uzmanlaşmayı sağlamaktır. Örneğin Genel İdare Hizmetleri Sınıfı, Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı, Sağlık Hizmetleri Sınıfı ve Teknik Hizmetler Sınıfı bu sistemin bir sonucudur.

Sınıflandırma ilkesi sayesinde personelin görev tanımları, kariyer planlaması ve özlük işlemleri daha sistemli şekilde yürütülmektedir.


Kariyer İlkesi Nedir?

Kariyer ilkesi, devlet memurlarına yaptıkları hizmet doğrultusunda ilerleme, gelişme ve yükselme imkânı tanınmasını ifade etmektedir.

Bu ilkeye göre memurlar, bilgi, tecrübe, eğitim ve mesleki başarılarını artırarak daha üst görevlere yükselebilir. Kariyer sistemi, kamu personelinin mesleki gelişimini teşvik ederken kamu hizmetlerinin daha nitelikli şekilde yürütülmesini de amaçlamaktadır.

Kariyer ilkesi aynı zamanda hizmet içi eğitim, uzmanlaşma ve mesleki yeterliliğin geliştirilmesini destekleyen temel personel politikalarından biridir.


Liyakat İlkesi Nedir?

Liyakat ilkesi, devlet memurluğunda göreve alınma, görevde yükselme ve diğer personel işlemlerinde ehliyet, başarı, yeterlilik ve objektif kriterlerin esas alınmasını ifade etmektedir.

Bu ilkenin temel amacı, kamu görevlerine en uygun kişilerin atanmasını sağlamak ve personel işlemlerinde ayrımcılığı önlemektir. Liyakat sistemi sayesinde kamu hizmetlerinin siyasi, kişisel veya keyfi değerlendirmeler yerine objektif ölçütlerle yürütülmesi hedeflenmektedir.

Liyakat ilkesi, günümüzde kamu personel hukukunun en önemli ilkelerinden biri olarak kabul edilmekte olup, idarenin tüm personel işlemlerinde gözetmesi gereken temel esaslar arasında yer almaktadır.


Madde 3 Uygulamada Neden Önemlidir?

DMK Madde 3, yalnızca bir ilke maddesi olmasının ötesinde, kamu personel sisteminin tamamına yön veren temel hükümlerden biridir. Atama işlemlerinden görevde yükselmeye, kadro planlamasından hizmet sınıflarının belirlenmesine kadar birçok işlem bu maddede yer alan ilkeler doğrultusunda yürütülmektedir.

İdarenin personel işlemlerini gerçekleştirirken eşitlik, objektiflik, kamu yararı ve hukuki güvenlik ilkelerine uygun hareket etmesi, Madde 3’ün doğal bir sonucudur. Bu nedenle madde, kamu personel hukukunda en sık atıf yapılan düzenlemeler arasında yer almaktadır.


Danıştay Kararları

Danıştay 5. Dairesi E:1196/1272, K: 1997/1118

  • Devlet Memurları Kanunu 3. Madde
  • Temel İlkeler

Olayda, … Üniversitesi Ziraat Fakültesi mezunu olan davacının 1991 yılı içinde 74 gün azot sanayi A.Ş. yardımlaşma vakfında sigortalı olarak çalıştığı, 09.10.1991 tarihinde 399 sayılı KHK`nin 6. maddesine istinaden Türkiye Gübre Sanayii A.Ş.`de sözleşmeli mühendis pozisyonuna atandığı, daha sonra 06.12.1994 tarihinde de bakanlık müşavirliğine atandığı, dava konusu işlemlerle de bu görevinden alınarak 8. dereceli memur kadrosuna aday olarak atandığı, ancak davacının başvurusu üzerine durumu yeniden değerlendirilerek ve 657 sayılı Kanunun 163/b. maddesi hükmü de göz önünde bulundurularak 10.05.1996 günlü olur ile asaletinin onandığı ve müşavirlikte geçen hizmet süresi değerlendirilerek 8. derecenin 2.kademesine getirildiği dosyanın incelenmesinden anlaşılmıştır. Belirtilen durum karşısında, davacının öğrenimi, geçmiş hizmetlerinin nitelikleri dikkate alındığında, görevin önem ve özelliğine göre ve hizmetin daha etkin ve verimli yürütülmesini sağlamak amacıyla adı geçenin bakanlık müşavirliği görevinden alındığı anlaşıldığından, davanın bu kısmında sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırılık görülmemiştir. Davanın davacının genel idare hizmetleri sınıfında 8. dereceli memur kadrosuna atanması işleminin iptali istemine ilişkin kısmına gelince; Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 29.01.1990 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve 4. maddesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak istihdam edilecek personelin kadro, unvan, derece ve sayılarının kararnameye ekli 1 sayılı cetvelde gösterileceği ve sözleşmeli statüde istihdam edilecek personele ait pozisyonların unvan ve sayılarının da Bakanlar Kurulu Kararı ile tespit edileceği belirtilmiş, aynı kararnamenin 3771 sayılı Kanunla değişik 3/b. maddesinde, 1 sayılı cetvele tabi personel hakkında bu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen hükümler dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, 5. maddesinde de, 1 sayılı cetvele yapılacak atamalarda teşebbüs ve bağlı ortaklıklarda sözleşmeli statüde geçen hizmetlerin memur statüsünde geçmiş gibi değerlendirileceği öngörülmüştür. Diğer taraftan 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 9. maddesinde, “Kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarda sözleşmeli statüde çalışmakta iken bu Kanunun 22’nci maddesi uyarınca 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi kurumlara nakledilerek devlet memuru statüsüne geçirilenlerin sözleşmeli statüde (kapsam dışı personel dahil) geçen hizmet süreleri; aynı kanunun ek geçici 1, 2 ve 3 üncü maddelerine göre, 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri de dikkate alınmak suretiyle, öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri tavanı aşmamak kaydıyla kadro şartı aranmaksızın kazanılmış hak aylık, derece ve kademelerinin tespitinde değerlendirilir…” hükmüne yer verilmiştir. Her ne kadar davacının sözleşmeli statüde çalışmakta iken 1 sayılı cetvele tabi bir göreve değil, başka bir kurumda 657 sayılı Kanun kapsamında bir kadroya atandığı ve 4046 sayılı Yasayla getirilen düzenlemenin de olayla ilgisinin olmaması nedeniyle anılan hükümlerin olayda uygulanamayacağı ileri sürülebilir ise de; anılan maddelerle kanun koyucunun, sözleşmeli statüdeki görev nedeniyle belli kazanımlar elde edildiği hususunu göz önünde bulundurarak bu statüde geçen süreleri kazanılmış hak olarak kabul edip bunların değerlendirilmesini amaçladığı açık olup, 399 sayılı KHK`nin 3. maddesindeki “1 sayılı cetvele tabi personel hakkında 657 sayılı Kanunun uygulanacağını belirten hüküm karşısında 5. maddesindeki, “1 sayılı cetvele yapılacak atamalarda, sözleşmeli statüde geçen hizmetlerin değerlendirileceği” hükmünün, doğal olarak kurumlar arasında 657 sayılı Yasa kapsamında olan kadrolara yapılan naklen atama işlemleri için de geçerli olacağında ve davacının durumunun anılan maddelerin getirdiği ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Belirtilen duruma göre, davacının durumunu düzenleyen açık bir hüküm bulunmamakta ise de, yukarıda yer alan madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazanılmış hakların korunmasının asıl ilke olarak benimsenmiş bulunduğu anlaşılmakla, davacının 09.10.1991-06.12.1994 tarihleri arasında sözleşmeli statüde geçen hizmetlerinin değerlendirilerek ve 458 sayılı KHK hükmü de dikkate alınarak kadro derecesinin tespit edilmesi gerekmekte iken bu husus göz ardı edilerek tesis edilen işlemde hukuki isabet görülmemiştir. Öte yandan, 12.07.1996 günlü ara kararına idarece verilen cevapta, bakanlık merkez teşkilatında teknik hizmetler sınıfında davacının kazanılmış hak aylık derecesine uygun kadro bulunmadığı belirtilmiş ise de, davacının sözleşmeli statüde geçen hizmetlerinin yukarıda belirtilen ilkelere göre değerlendirilmesi sonucu tespit edilecek kazanılmış hak aylık derecesine ve bitirdiği okulun gerektirdiği hizmet sınıfına göre bir araştırma yapılarak idarece bu durumun tekrar değerlendirilmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davanın, davacının bakanlık müşavirliği görevinden alınmasına dair 01.04.1996 günlü, 96/45214 sayılı müşterek kararnamenin iptali istemine ilişkin kısmının reddine; 8. dereceli memur kadrosuna atanmasına ilişkin 04.04.1996 günlü bakanlık işleminin ise iptaline; 27.05.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Sıkça Sorulan Sorular

657 sayılı Kanun’un 3. maddesi neyi düzenler?

Sınıflandırma, kariyer ve liyakat ilkelerini düzenler.

Liyakat ilkesi ne anlama gelir?

Kamu görevlerine giriş ve yükselmede objektif ölçütlerin esas alınmasıdır.

İdarenin takdir yetkisi sınırsız mı?

Hayır. Takdir yetkisi kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun kullanılmalıdır.


author avatar
Av. Murat Turgut MİNAR Avukat
Av. Murat Turgut Minar, İzmir Barosu’na 12460 sicil numarasıyla kayıtlı olup; ceza hukuku, kamulaştırma hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, icra ve iflas hukuku ile iş hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.