Apartman ve site yaşamında aidat borcu, en sık uyuşmazlık çıkaran konuların başında gelir. Özellikle büyük sitelerde güvenlik, temizlik, bahçe bakımı, asansör, havuz, otopark, yönetim hizmet firması bedeli ve teknik bakım giderleri arttıkça kat maliklerinin ve kiracıların aklına şu sorular gelir: “Ben bu hizmetten yararlanmıyorum, yine de aidat ödemek zorunda mıyım?”, “Yönetim hizmet firması görevini yapmıyor, aidatı kesebilir miyim?”, “Kiracı aidattan sorumlu mu?”, “Yüksek aidata itiraz edilir mi?”, “Aidat borcu için doğrudan icra takibi başlatılabilir mi?”
Bu soruların cevabı Kat Mülkiyeti Kanunu, yönetim planı, kat malikleri kurulu kararları, işletme projesi, kira sözleşmesi ve somut gider kalemlerine göre belirlenir. Aidat borcu, yalnızca komşuluk ilişkisiyle ilgili basit bir ödeme değildir. Ödenmediğinde icra takibi, aylık gecikme tazminatı, haciz, kanuni ipotek ve bazı hallerde kiracı açısından tahliye riski doğurabilecek hukuki bir yükümlülüktür. Kaynak metindeki ana çerçeve; KMK m.18, m.20, m.22, işletme projesi, aidat tahsilatı, kiracı-malik sorumluluğu ve icra süreci üzerine kuruludur.
Apartman ve Site Aidatı Nedir?
Apartman ve site aidatı, ana taşınmazın ortak giderlerini karşılamak amacıyla kat maliklerinden veya bağımsız bölümden yararlanan kişilerden tahsil edilen ortak gider payıdır. Bu ödeme, apartmanın veya sitenin düzenli şekilde yönetilebilmesi için zorunludur.
Aidat kapsamında genellikle kapıcı, güvenlik, temizlik, bahçıvan, asansör bakımı, ortak elektrik, ortak su, hidrofor, jeneratör, yangın sistemi, çatı onarımı, dış cephe bakımı, otopark, havuz, peyzaj, yönetici ücreti, muhasebe giderleri, yönetim hizmet firması bedeli ve ortak tesis işletme giderleri yer alır.
Bu nedenle aidat, “site yönetimi para istiyor” şeklinde basite indirgenemez. Usulüne uygun belirlenmiş aidat, Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında ödenmesi gereken yasal bir ortak gider borcudur.
Aidat Borcunun Hukuki Dayanağı Nedir?
Aidat borcunun temel hukuki dayanağı 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’dur. Özellikle KMK m.18, m.20 ve m.22 aidat borcunun kapsamını belirler.
Kat Mülkiyeti Kanunu m.18’e göre kat malikleri, bağımsız bölümlerini, eklentilerini ve ortak yerleri kullanırken doğruluk ve dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bu yükümlülük yalnızca kat maliklerini değil; kiracıları, oturma hakkı sahiplerini ve bağımsız bölümden sürekli şekilde yararlanan kişileri de kapsar.
Kat Mülkiyeti Kanunu m.20, ortak giderlere katılma borcunu düzenler. Buna göre kat malikleri, ana taşınmazın ortak giderlerine katılmak zorundadır. Kanunun en önemli noktalarından biri şudur: Kat maliki, ortak yer veya tesislerden yararlanmadığını ileri sürerek gider ve avans payını ödemekten kaçınamaz.
Kat Mülkiyeti Kanunu m.22 ise kiracı ve malikin aidat borcundaki sorumluluğunu, ayrıca ödenmeyen aidat borçları için kanuni ipotek hakkını düzenler.
Aidatı Kim Öder?
Aidat borcunun asıl sorumlusu kat malikidir. Tapuda bağımsız bölüm kimin adına kayıtlıysa, apartman veya site yönetimine karşı temel sorumluluk o kişiye aittir.
Kat maliki dairede oturmasa da, bağımsız bölümü boş tutsa da, taşınmazı kiraya vermiş olsa da aidat ödeme borcu devam eder. Malik, “Ben orada oturmuyorum, kiracı oturuyor” diyerek site yönetimine karşı sorumluluktan tamamen kurtulamaz.
Uygulamada apartman ve site yönetimleri çoğu zaman doğrudan kat malikine başvurur. Çünkü yönetim açısından asıl muhatap maliktir. Kiracının bazı aidat giderlerinden sorumlu olması, malikin site yönetimine karşı asli sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Kiracı Aidat Ödemek Zorunda mı?
Kiracı da aidat borcundan belirli ölçüde sorumlu olabilir. Kat Mülkiyeti Kanunu m.22’ye göre bağımsız bölümden kira sözleşmesine dayanarak yararlanan kiracı, ortak gider borçlarından kat malikiyle birlikte sorumlu tutulabilir.
Ancak kiracının sorumluluğu sınırsız değildir. Kiracının aidat borcundan sorumluluğu kira bedeliyle sınırlıdır. Kiracı tarafından ödenen aidat miktarı, kira borcundan düşülebilir.
Örneğin kiracının aylık kira bedeli 25.000 TL, aidat borcu ise 6.000 TL ise kiracı bu aidatı ödeyip kira borcundan mahsup edebilir. Ancak aidat borcu kira bedelini aşacak şekilde kiracıya sınırsız biçimde yüklenemez.
Kira sözleşmesinde aidatın kime ait olduğu açıkça düzenlenmişse, taraflar arasındaki iç ilişkide bu hüküm dikkate alınır. Fakat site yönetimi açısından asıl borçlu çoğu durumda kat malikidir.
Olağan Aidat ile Demirbaş Giderleri Ayrı Değerlendirilmelidir
Aidat uyuşmazlıklarında en çok karıştırılan konulardan biri olağan kullanım giderleri ile demirbaş niteliğindeki giderlerin ayrımıdır.
Kiracı genellikle olağan kullanım giderlerinden sorumludur. Temizlik, güvenlik, kapıcı, bahçıvan, ortak elektrik, ortak su, günlük bakım ve benzeri giderler olağan aidat kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak bina güçlendirme, asansör yenileme, dış cephe mantolama, çatı yenileme, jeneratör alımı, kamera sistemi kurulumu, otopark bariyer sistemi yapılması gibi kalıcı ve değer artırıcı giderler çoğu durumda maliki ilgilendirir.
Bu nedenle “aidat” adı altında hangi giderlerin toplandığı önemlidir. Kiracıdan talep edilen bedelin gerçekten olağan ortak gider mi, yoksa taşınmazın değerini artıran demirbaş gideri mi olduğu ayrıca incelenmelidir.
Yönetim Hizmet Firması Gideri Aidata Dahil Edilebilir mi?
Evet. Apartman veya site yönetimi, kat malikleri kurulu kararı ve yönetim planına uygun şekilde profesyonel yönetim hizmet firmasıyla anlaşabilir. Özellikle büyük sitelerde muhasebe, personel takibi, aidat tahsilatı, teknik bakım, güvenlik organizasyonu, temizlik planlaması, ortak alan yönetimi ve hukuki süreçlerin takibi için yönetim hizmet firmalarından destek alınması yaygındır.
Yönetim hizmet firması bedeli, usulüne uygun alınmış karar ve işletme projesi kapsamında ortak gider olarak aidata dahil edilebilir. Bu durumda kat malikleri, yalnızca “Ben bu firmayı seçmedim” veya “Ben firmadan bireysel hizmet almıyorum” diyerek aidat borcundan kaçınamaz.
Ancak yönetim hizmet firması giderinin aidata dahil edilebilmesi için giderin hukuka uygun olması gerekir. Firma ile yapılan sözleşme, kat malikleri kurulu kararı, yönetim planı, işletme projesi ve hizmetin gerçekten verilip verilmediği birlikte değerlendirilmelidir.
Yönetim Hizmet Firmasından Memnun Değilim, Aidat Ödemeyebilir miyim?
Genel kural olarak hayır. Yönetim hizmet firmasından memnun olmamak, tek başına aidat borcunu ödemezlik hakkı vermez.
Kat maliki veya kiracı, “Firma iyi çalışmıyor”, “Temizlik kötü”, “Güvenlik ilgisiz”, “Yönetim hizmeti almıyorum” diyerek kendi kararıyla aidat ödemeyi bırakırsa icra takibi ve gecikme tazminatı riskiyle karşılaşabilir.
Doğru yol, aidatı tamamen kesmek değil; yönetimden bilgi ve belge istemek, hizmet sözleşmesini incelemek, giderlerin belgelerini talep etmek, kat malikleri kurulunda itiraz etmek, denetçi raporu istemek, gerekiyorsa olağanüstü toplantı talep etmek ve hukuka aykırılık varsa karar iptali veya dava yoluna başvurmaktır.
Yönetim hizmet firması gerçekten görevini yapmıyorsa bu durum hukuki itiraza konu edilebilir. Ancak bu itiraz, aidat borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Hizmet Almıyorum, Aidat Ödemek Zorunda mıyım?
Apartman ve site aidatı konusunda en önemli sorulardan biri budur. Kural olarak kat maliki, ortak hizmetlerden fiilen yararlanmadığını ileri sürerek aidat ödemekten kaçınamaz.
“Ben asansörü kullanmıyorum”, “Havuzu kullanmıyorum”, “Bahçeye çıkmıyorum”, “Otoparkı kullanmıyorum”, “Güvenlik bana hizmet vermiyor”, “Temizlik benim katıma gelmiyor”, “Yönetim hizmet firmasıyla hiç muhatap olmuyorum” gibi savunmalar tek başına aidat borcunu ortadan kaldırmaz.
Çünkü apartman ve site hizmetleri kişiye özel değil, ana taşınmaza ve ortak yaşama yöneliktir. Güvenlik hizmeti yalnızca kapıdan giren kişiyi değil, sitenin bütününü korur. Temizlik hizmeti ortak alanların düzenini sağlar. Asansör, çatı, dış cephe, yangın sistemi, hidrofor, jeneratör ve otopark gibi alanlar tüm maliklerin ortak mülkiyet veya ortak kullanım düzeni içindedir.
Bu nedenle hizmetten fiilen az yararlanmak veya hiç yararlanmamak, aidat borcunu otomatik olarak kaldırmaz. Ancak hizmet hiç verilmiyorsa, gider gerçeği yansıtmıyorsa, yönetim hizmet firması çalışmıyorsa veya fahiş ve belgesiz gider yazılıyorsa, kat maliki bu durumu hukuki yollarla ileri sürebilir.
Aidat Bedeli Nasıl Belirlenir?
Aidat bedeli genellikle işletme projesiyle belirlenir. İşletme projesi, apartman veya sitenin belirli bir dönem içindeki tahmini gelir ve giderlerini gösteren mali plandır.
Bu projede personel giderleri, bakım-onarım giderleri, ortak alan faturaları, sigorta primleri, yönetici ücreti, yönetim hizmet firması bedeli, temizlik, güvenlik, teknik bakım, muhasebe giderleri ve öngörülemeyen masraflar gösterilebilir.
Toplam gider belirlendikten sonra bu bedel kat maliklerine dağıtılır. Dağıtımın nasıl yapılacağı öncelikle yönetim planına göre belirlenir. Yönetim planında özel düzenleme yoksa Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uygulanır.
İşletme projesi ne kadar açık, belgeli ve denetlenebilir hazırlanırsa aidat uyuşmazlığı ihtimali o kadar azalır.
Aidat Eşit mi, Arsa Payına Göre mi Ödenir?
Aidatın eşit mi yoksa arsa payına göre mi ödeneceği giderin niteliğine göre değişir.
Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi gibi personel giderleri kural olarak eşit şekilde paylaştırılır. Ana taşınmazın sigorta primi, ortak yerlerin bakım ve onarım giderleri, güçlendirme giderleri, yönetici aylığı ve ortak tesislerin işletme giderleri ise kural olarak arsa payı oranında paylaştırılır.
Ancak yönetim planında farklı bir düzenleme varsa öncelikle yönetim planına bakılır. Çünkü yönetim planı, apartman veya site açısından bağlayıcı nitelikte temel belgedir.
Yüksek Aidata İtiraz Edilebilir mi?
Evet, yüksek aidata itiraz edilebilir. Ancak yalnızca “aidat yüksek” demek aidat borcunu ortadan kaldırmaz.
Aidata itiraz edilebilmesi için aidatın hangi karara dayandığı, işletme projesinin usulüne uygun hazırlanıp hazırlanmadığı, yönetim planına uyulup uyulmadığı, kat malikleri kurulu kararının geçerli olup olmadığı, giderlerin belgeli olup olmadığı ve toplanan aidatın gerçekten ortak giderler için kullanılıp kullanılmadığı incelenmelidir.
Örneğin yönetim hizmet firması için fahiş bedel ödeniyor, ancak bu konuda kat malikleri kurulu kararı bulunmuyorsa; aidat artışı karar defterine işlenmemişse; işletme projesi kat maliklerine bildirilmemişse; bazı maliklere hukuka aykırı ayrıcalık tanınmışsa veya giderler belgeye dayanmıyorsa aidata karşı hukuki itiraz gündeme gelebilir.
Fakat kat maliki itiraz ettiğini söyleyerek ödeme emrini görmezden gelirse takip kesinleşebilir. Bu nedenle aidat icrası geldiğinde süresinde itiraz edilmesi gerekir.
Site Yönetimi Giderleri Açıklamak Zorunda mı?
Evet. Apartman ve site yönetimi gelir ve giderler konusunda şeffaf davranmak zorundadır. Kat malikleri, aidatların hangi giderlere harcandığını, yönetim hizmet firmasıyla yapılan sözleşmenin bedelini, personel giderlerini, bakım-onarım faturalarını ve işletme projesini inceleme hakkına sahiptir.
Yönetim yalnızca “Aidat bu kadar, ödeyin” demekle yetinmemelidir. Giderlerin belgeli olması, kararların karar defterine işlenmesi, işletme projesinin hazırlanması ve kat maliklerine açıklanabilir bir mali yapı kurulması gerekir.
Özellikle profesyonel yönetim hizmet firması kullanılan sitelerde bu şeffaflık daha da önemlidir. Çünkü kat malikleri çoğu zaman doğrudan yöneticiyle değil, firma temsilcileriyle muhatap olur. Bu durumda sözleşme, hizmet kapsamı, firma ücreti ve hizmetin gerçekten verilip verilmediği denetlenebilir olmalıdır.
Yönetim Hizmet Firması Görevini Yapmıyorsa Ne Yapılabilir?
Yönetim hizmet firması görevini yapmıyorsa kat maliklerinin başvurabileceği çeşitli yollar vardır.
Öncelikle yönetimden yazılı bilgi ve belge istenebilir. Hizmet sözleşmesi, ödeme kayıtları, görev tanımı, faturalar ve faaliyet raporları talep edilebilir. Denetçi varsa denetim mekanizması çalıştırılabilir. Kat malikleri kurulu toplantısında firma hizmetleri gündeme alınabilir.
Gerekirse olağanüstü kat malikleri kurulu toplantısı talep edilerek yönetici, yönetim kurulu veya yönetim hizmet firması değiştirilebilir. Usulsüz kararlar varsa iptal davası gündeme gelebilir. Yönetici hesap vermekten kaçınıyorsa veya görevini kötüye kullanıyorsa ayrıca hukuki sorumluluk tartışılabilir.
Ancak tekrar vurgulamak gerekir: Hizmetten memnun olmamak doğrudan aidatı ödememe hakkı vermez. Aidat borcunu ödememek yerine, hizmet kusuru ve yönetim usulsüzlüğü hukuki yollarla ileri sürülmelidir.
Aidat Borcu Ödenmezse Ne Olur?
Aidat borcu ödenmediğinde apartman veya site yönetimi icra takibi başlatabilir. Aidat alacaklarında en sık kullanılan yol ilamsız icra takibidir.
Borçluya ödeme emri gönderilir. Borçlu süresi içinde itiraz etmezse takip kesinleşir. Takip kesinleştiğinde haciz işlemleri gündeme gelebilir. Borçlunun banka hesabına, maaşına, aracına veya taşınmazına haciz konulabilir.
Borçlu ödeme emrine itiraz ederse takip durur. Bu durumda yönetim, itirazın iptali davası açabilir. Mahkeme aidat borcunun gerçekten doğup doğmadığını, aidat kararının hukuka uygun olup olmadığını, işletme projesini, ödeme kayıtlarını ve borçlunun sorumluluğunu inceler.
Aidat Borcu İçin İhtarname Zorunlu mu?
Aidat borcu için her durumda ihtarname gönderilmesi zorunlu değildir. Aidat borcu muaccel olmuşsa, yani ödeme zamanı gelmiş ve borç ödenmemişse, yönetim doğrudan icra takibi başlatabilir.
Ancak uygulamada ihtarname veya yazılı bildirim gönderilmesi faydalıdır. Borçlunun borçtan haberdar edilmesi, uyuşmazlığın büyümeden çözülmesi ve komşuluk ilişkilerinin korunması açısından ihtarname pratik bir yöntemdir.
Bununla birlikte ihtarname gönderilmemiş olması, tek başına aidat icrasını geçersiz hale getirmez. Önemli olan aidat borcunun hukuken doğmuş ve belgelenebilir olmasıdır.
Aidat Borcuna Aylık Yüzde 5 Gecikme Tazminatı Eklenir mi?
Evet. Kat Mülkiyeti Kanunu m.20’ye göre ortak gider veya avans payını ödemeyen kat malikinden aylık yüzde 5 gecikme tazminatı istenebilir.
Bu gecikme tazminatı, aidat borcunun zamanında ödenmemesi nedeniyle doğar. Aidat borcu birkaç ay ödenmediğinde ana borca ek olarak ciddi bir gecikme tazminatı oluşabilir.
Bu nedenle aidat borcu küçük görülmemelidir. İcra masrafı, vekâlet ücreti, gecikme tazminatı ve faizle birlikte borç beklenenden çok daha yüksek hale gelebilir.
Aidat Borcu İçin Haciz Yapılabilir mi?
Evet. Aidat borcu için başlatılan icra takibi kesinleşirse haciz yapılabilir. Bu haciz işlemi yalnızca yüksek borçlar için değil, kesinleşmiş her icra dosyası bakımından mümkündür.
Borçlunun banka hesabına, maaşına, aracına veya taşınmazına haciz konulabilir. Ayrıca aidat borcunun niteliğine göre kanuni ipotek hakkı da gündeme gelebilir.
Bu nedenle aidat icra takibi geldiğinde ödeme emri dikkate alınmalı, borç doğruysa ödeme veya yapılandırma düşünülmeli, borç hatalıysa süresi içinde itiraz edilmelidir.
Aidat Borcu İçin Kanuni İpotek Konulabilir mi?
Evet. Kat Mülkiyeti Kanunu m.22 kapsamında aidat borcunun ödenmemesi halinde bağımsız bölüm üzerinde kanuni ipotek hakkı talep edilebilir.
Kanuni ipotek, aidat alacağını güvence altına alan güçlü bir hukuki yoldur. Özellikle uzun süre ödenmeyen ve yüksek miktarlı aidat borçlarında gündeme gelir. Mahkeme kararıyla bağımsız bölüm üzerine ipotek şerhi konulabilir.
Bu durum kat maliki açısından ciddi bir risktir. Çünkü aidat borcu artık yalnızca kişisel borç olarak kalmaz; taşınmaz üzerinde güvence altına alınmış bir alacak haline gelir.
Kiracı Aidatı Ödemezse Ev Sahibi Ne Yapabilir?
Kiracı aidatı ödemezse, site yönetimi kat malikine başvurabilir. Malik bu borcu ödemek zorunda kalabilir. Malik daha sonra kira sözleşmesine dayanarak kiracıya rücu edebilir.
Eğer kira sözleşmesinde aidat ve yan giderlerin kiracıya ait olduğu yazılıysa, kiracının aidatı ödememesi kira ilişkisi bakımından temerrüt oluşturabilir. Bu durumda ev sahibi, Türk Borçlar Kanunu m.315 kapsamında kiracıya yazılı ihtar göndererek ödeme için süre verebilir.
Konut ve çatılı işyeri kiralarında bu süre en az 30 gün olmalıdır. Kiracı bu süre içinde ödeme yapmazsa, kiraya veren sözleşmenin feshi ve tahliye davası yoluna gidebilir.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Site yönetimi açısından asıl sorumlu çoğu zaman malik olduğundan, malik aidat borcunu kapatmadan sadece “kiracı ödemedi” diyerek yönetim karşısında borçtan kurtulamaz.
İzmir’de Apartman ve Site Aidatı Uyuşmazlıkları
İzmir’de apartman ve site aidatı uyuşmazlıkları özellikle Bayraklı, Karşıyaka, Bornova, Konak, Buca, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Çiğli, Menemen, Torbalı ve Gaziemir gibi yoğun konut ve site bölgelerinde sık görülmektedir.
Yeni yapılan sitelerde yüksek aidat bedelleri, yönetim hizmet firması giderleri, güvenlik ve temizlik maliyetleri, sosyal tesis işletme giderleri ve kiracı-malik ayrımı sık uyuşmazlık yaratır. Eski apartmanlarda ise asansör yenileme, çatı onarımı, dış cephe tadilatı ve yönetici ücreti gibi giderler tartışma konusu olur.
İzmir’de aidat alacağı nedeniyle başlatılan icra takiplerinde yönetimin belgeleri düzgün hazırlaması gerekir. Malik veya kiracı açısından ise borcun hangi döneme ait olduğu, hangi gider kalemlerinden oluştuğu, aidatın usulüne uygun belirlenip belirlenmediği ve sorumluluğun sınırı dikkatle incelenmelidir.
Aidat Davalarında Avukat Desteği Neden Önemlidir?
Aidat uyuşmazlıkları basit gibi görünse de birçok hukuk alanını birlikte ilgilendirir. Kat mülkiyeti hukuku, icra hukuku, kira hukuku, borçlar hukuku ve yönetim planı hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Site yönetimi açısından avukat desteği, aidat alacağının doğru hesaplanması, icra takibinin doğru kişiye yöneltilmesi, itiraz halinde itirazın iptali davası açılması, icra inkâr tazminatı talep edilmesi ve kanuni ipotek sürecinin yürütülmesi bakımından önemlidir.
Kat maliki açısından avukat desteği, haksız aidat borcuna itiraz edilmesi, yüksek aidat kararının incelenmesi, yönetim hizmet firması giderlerinin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi ve icra takibine süresinde itiraz edilmesi bakımından önem taşır.
Kiracı açısından ise aidatın kira bedeliyle sınırlı olup olmadığı, hangi giderlerin kiracıya yüklenebileceği, demirbaş giderlerinden sorumluluk bulunup bulunmadığı ve tahliye riski değerlendirilmelidir.
Sonuç: Hizmet Almıyorum Demek Aidat Borcunu Ortadan Kaldırmaz
Apartman ve site aidatı, ortak yaşamın devamı için zorunlu bir hukuki yükümlülüktür. Kat maliki, bağımsız bölümünü kullanmasa, kiraya verse veya bazı ortak hizmetlerden fiilen yararlanmadığını ileri sürse bile aidat borcundan kural olarak sorumludur.
Kiracı da bağımsız bölümden yararlandığı için aidat borcundan belirli ölçüde sorumlu olabilir. Ancak kiracının sorumluluğu kira bedeliyle sınırlıdır ve özellikle demirbaş niteliğindeki büyük giderler bakımından ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Yönetim hizmet firması gideri de usulüne uygun karar, işletme projesi ve hizmet sözleşmesi kapsamında aidata dahil edilebilir. Kat maliki yalnızca “bu firmadan memnun değilim” veya “hizmet almıyorum” diyerek aidatı ödemekten kaçınamaz.
Fakat hizmet gerçekten verilmiyorsa, giderler belgesizse, kararlar usulsüzse veya yönetim planına aykırılık varsa hukuki itiraz yolları kullanılabilir. Aidat borcu ödenmediğinde site yönetimi icra takibi başlatabilir, aylık yüzde 5 gecikme tazminatı talep edebilir, takip kesinleşirse haciz yapabilir ve şartları oluşmuşsa kanuni ipotek hakkına başvurabilir.
Bu nedenle aidat uyuşmazlıklarında en doğru yol, ödeme emri veya aidat bildirimi geldikten sonra süreci görmezden gelmemektir. İşletme projesi, yönetim planı, kat malikleri kurulu kararları, yönetim hizmet firması sözleşmesi, kira sözleşmesi ve ödeme kayıtları birlikte incelenmeli; borç doğruysa ödeme veya yapılandırma, borç hatalıysa süresinde itiraz yolu tercih edilmelidir.



