Madde Metni

Kullanma Hırsızlığı

Madde 146- (1) Hırsızlık suçunun, malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere işlenmesi halinde, şikayet üzerine, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir. Ancak malın suç işlemek için kullanılmış olması halinde bu hüküm uygulanmaz.


Madde Gerekçesi

Türk Ceza Kanunu 146. madde kapsamında değerlendirme yapılırken, sanığın eyleminin cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye ya da bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli olup olmadığı, eylemin örgütlü ve sistematik bir bütünlük içinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, suçun icrasına yönelik hareketlerin yoğunluğu, sürekliliği ve kamu düzeni üzerindeki etkisi ile birlikte kastın bu suçu işlemeye yönelik açık ve belirgin olup olmadığı dikkate alınarak, somut olayda sanığın fiilinin anılan madde kapsamında suçun unsurlarını oluşturduğu/oluşturmadığı gerekçelendirilmelidir.


Kullanma Hırsızlığı Suçu ile Malın değerinin Az Olması Suçu Arasındaki Temel Fark

Kullanma hırsızlığı ile malın değerinin azlığı kurumu arasındaki temel fark, ilkinin Türk Ceza Kanunu 146. madde kapsamında bağımsız bir suç tipi olarak failin malı geçici kullanma kastıyla alıp iade etme niyetine dayanması, yani kastın “yararlanma” ile sınırlı olmasıdır; buna karşılık Türk Ceza Kanunu 145. madde ise hırsızlık suçunun oluştuğu durumlarda malın ekonomik değerinin düşük olması nedeniyle cezadan indirim yapılmasını düzenleyen bir ceza hafifletme sebebidir, dolayısıyla ilkinde suçun niteliği kast unsuruna göre değişirken ikincisinde suç aynı kalmakta yalnızca yaptırım miktarı etkilenmektedir.


Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi

Türk Ceza Kanunu 146. madde bakımından cezanın niteliği, temel hırsızlık suçuna göre daha hafif olacak şekilde belirlenir ve fail hakkında hapis cezası öngörülmekle birlikte geçici kullanma kastı dikkate alınarak indirim uygulanır; yargılama genel ceza yargılaması usullerine tabi olup görevli mahkeme suçun vasfına göre Asliye Ceza Mahkemesidir ve kovuşturma kural olarak şikâyete bağlı değildir, infaz rejimi açısından ise verilen hapis cezası bakımından koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve erteleme gibi genel infaz hükümleri uygulanır, ayrıca cezanın miktarına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve seçenek yaptırımlara çevrilme imkânı da somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir.

Kullanma Hırsızlığı Suçunda Tutuklama

Türk Ceza Kanunu 146. madde kapsamında tutuklama, genel olarak mümkündür ancak uygulamada istisnai niteliktedir; zira Ceza Muhakemesi Kanunu 100. madde gereğince tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığıyla birlikte kaçma veya delilleri karartma tehlikesinin somut olgularla ortaya konulması gerekir ve kullanma hırsızlığı suçunun daha hafif yaptırıma tabi olması nedeniyle ölçülülük ilkesi gereği çoğunlukla adli kontrol tedbirleri tercih edilir, bu nedenle tutuklama ancak sanığın kaçma ihtimalinin yüksek olduğu veya yargılamayı etkileme riskinin bulunduğu istisnai hallerde gündeme gelir.

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

Türk Ceza Kanunu 146. madde bakımından suç kural olarak şikâyete bağlı değildir, bu nedenle mağdurun şikâyetinden bağımsız olarak savcılık tarafından re’sen soruşturulur ve kovuşturulur; uzlaşma yönünden ise basit hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamında olması nedeniyle kullanma hırsızlığı da uygulamada uzlaşmaya tabi suçlar arasında kabul edilir, bu kapsamda tarafların anlaşması halinde ceza yargılaması sona erdirilebilir; zamanaşımı açısından ise suç için öngörülen ceza miktarına bağlı olarak Türk Ceza Kanunu 66. madde hükümleri uygulanır ve bu suç bakımından genel olarak 8 yıllık dava zamanaşımı süresi söz konusu olup, bu süre içinde dava açılmaz veya sonuçlandırılmazsa kamu davası düşer.

Görevli Mahkeme

Türk Ceza Kanunu 146. madde kapsamında görevli mahkeme, suçun temel hali itibarıyla basit hırsızlık suçuna ilişkin yargılama rejimine tabi olması nedeniyle Asliye Ceza Mahkemesidir, zira bu suç için öngörülen ceza miktarı ve niteliği itibarıyla ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren haller söz konusu değildir, ancak somut olayda nitelikli hırsızlık unsurlarının bulunması halinde görevli mahkeme değişebileceğinden her olayda fiilin vasfına göre ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.


Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. Ceza Dairesi  2025/8672 E. ve  2025/15382 K.

Özet: TCK 146 uygulanma şartları oluşmadığı halde indirim yapılması hukuka aykırı bulunmuş, bu nedenle hüküm sanık lehine bozulmuştur.

DAVA : İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;

KARAR : 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Tekirdağ 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2020 tarihli ve 2019/150 E., 2020/110 K. sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 17.05.2021 tarihli ve 2020/2514 E., 2021/1532 K. sayılı kararı ile “… Sanık … sorguda, müdafi huzurundaki savunmasında; diğer sanık … ve … ile birlikte buluştuklarını, davaya konu 59 .. … aracı gördüklerini, kapısının açık olduğunu, aracı … çalıştırıp oradan aldıklarını belirterek, suçu ikrara yönelik beyanda bulunmuş, kovuşturmadaki beyanında ise, …’in davaya konu aracı patronunun aracı diyerek, gezmeye gidelim demesi üzerine aldığını, …’in bu aracı bir anahtar ile açtığını, bu şekilde aracı alıp, gezmek amaçlı çıktıklarını, yol kenarında dükkanın önünde demirleri görünce yüklediklerini beyan etmesine rağmen, her iki ifadesinde çelişki bulunmasına rağmen, bu çelişki giderilmeden, ayrıca sanık …’ın polis yakaladığında, tutanağa göre kovuşturmadaki beyanlarına göre, suçlu değil ise niçin kaçtığının kendisine sorulmadan, sanığın eyleminin değerlendirilmesi, sanık …’in davaya konu 59 .. … plakalı aracı eski çalıştığı patronuna ait olduğunu söylemesine rağmen, kullanmak ve daha sonra bırakmak amacıyla aldığını beyan ettiği, bu hususun müştekiden sorulmadan, sanık …’in eyleminin değerlendirilmesi, sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulurken, TCK’nın 168/1. fıkrası uygulanarak cezada indirim yoluna gidilmiş ise de, sanıkların eylemi gerçekleştirdikten uzunca bir süre sonra polisler tarafından durdurulmaları nedeniyle korkarak araçtan inerek yaya olarak kaçmaları ve daha sonra sanıklardan ikisinin polisler tarafından yakalandığı, aracın bu şekilde iadesinin sağlandığı anlaşılmasına rağmen, bizzat sanığın pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme unsuru oluşmadığı halde TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanmış olması, yine sanıklar için TCK’nın 146/1. maddesinin uygulanarak cezalarında indirim yapılmış ise de, dosya kapsamından, sanık …’in yaptırmış olduğu bir çok araca uyumlu anahtarla hırsızlık konusu aracı açarak, aracı çalıştırdıkları, birlikte .. ilçesine gittikleri, .. ilçesinde sanayinin en son kısmında bulunan kime ait olduğunu bilmedikleri dolgu demirleri araca yükledikleri ve .. iline doğru geri geldikleri sırada, aracın yakıtının bitmesi üzerine …’un kendilerine “yolda kalan aracı çekin, hurdaları satın, paraları alın”, söylemi üzerine bu yönde hareket ettikleri ve daha sonra polislerce yakalandıkları anlaşılmış olup, TCK’nın 146/1. fıkrasında ” ancak malın suç işlenmek için kullanılmış olması halinde bu hüküm uygulanmaz” şeklinde belirtildiğinden, davaya konu hırsızlanan araç başka bir suçta da kullanılmış olduğundan, bu madde uygulanamaz iken uygulanmış olması, ayrıca TCK’nın 146. maddesinin de müştekinin şikayeti üzerine uygulanabileceği, olayımızda ise, müşteki …’nin sanıklardan şikayetçi olmadığı göz önünde tutulduğunda, TCK’nın 146. maddesinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken değerlendirilmediği, sanıkların yakalanma şekli ile ilgili ve kaçmaları ile ilgili ve aracın elde edilmesi ve aracın yakalanması ve müştekiye teslim edilmesi ile ilgili, tutanağı düzenleyen zabıt mümzilerinin tanık olarak dinlenmeden değerlendirme yapılması, sanıklardan …’in beyanında, aracı kullanıp yerine bırakmak üzere aldığını belirtmesine rağmen, …’in ve diğer sanıkların aracı aldığı yer ile yakalandıkları yer arasındaki mesafenin dikkate alınarak kullanma hırsızlığının buna göre değerlendirilmemesi, sanık … için mahkumiyet hükmü kurulurken tekerrüre esas sabıkası bulunması nedeniyle TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve infazdan sonra denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş ise de, ikinci kez mükerrir olan sanık hakkında 5275 Sayılı Kanun’un 108/3. maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmayacağı (Yargıtay 13 Ceza Dairesinin 2019/10105 Esas 2020/2688 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere) gözetilmeden, denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi, müşteki kovuşturmadaki beyanında; aracı çekicinin olduğu yere almak için gittiklerinde, aracın üstündeki demirler alındıktan sonra, aracını teslim aldığını araçta herhangi bir zararı olmadığını, zararının …’ın ailesi tarafından giderildiğini beyan etmesi karşısında, zararı yok ise …’ın ailesinin hangi zararı giderdiği hususu açıklığa kavuşturulmadan değerlendirme yapılmış olması nedeniyle eksik araştırma sonucu yazılı şekilde sanıklar hakkında hüküm kurulması, kabule göre de; sanık … müdafisi tarafından vekalet ücreti yönüyle yapılan istinaf talebi değerlendirildiğinde; sanık müdafisinin 11/02/2020 tarihinde yüzüne karşı verilen karara 7 günlük süre 18/02/2020 günü dolduktan sonra, 17/03/2020 tarihinde istinaf dilekçesi verilmiş olduğundan, yerel mahkemece 08/06/2020 tarihinde sanık … müdafisinin vekalet talebine ilişkin süreden reddine dair verilen ek karara da 23/06/2020 tarihli dilekçeyle itiraz edilmiş ise de, yerel mahkemece verilen ek karar yerinde görülerek yapılan incelemede; eylemin TCK’nın 146. maddesine girdiği kabul edilecek ise, müştekinin şikayeti bulunmadığından TCK’nın 146. maddesinin uygulanabilmesi için müştekinin şikayeti gerekli olup, şikayetin bulunmaması nedeniyle TCK’nın 146. maddesince indirim yapılması, sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulurken soruşturmada zararın giderilmesi nedeniyle, TCK’nın 168. maddesi uygulanırken, 168/1. maddesince cezalarında indirim yapıldığı halde, sevk maddesi olarak TCK’nın 168/2. maddesinin yazılmış olması,…” gerekçeleri ile sanıklar hakkında şikâyetçiye yönelik hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği anlaşılmakla, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 17.05.2021 tarihli ve 2020/2514 E., 2021/1532 K. sayılı kararı ile bozma üzerine Tekirdağ 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2023 tarihli ve 2021/217 E., 2023/750 K. sayılı kararlarının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

5271 Sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hükümler kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 Sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.09.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesi 2025/184 E. ve 2025/337 K.

Özet: TCK 146 uygulanma koşulları oluşmadığından kullanma hırsızlığı kabul edilmemiş, bu nedenle hüküm sanık lehine bozulmuş ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmiştir.

DAVA : Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesi’nce verilen hükümlere karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla, CMK’ nın 279. ve 280. maddeleri uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :

KARAR : İstinaf başvurularının usul yönünden reddini gerektirir neden bulunmadığından işin esasına geçildi.

Suça sürüklenen çocukların aşamalardaki, özellikle de olayın sıcağı sıcağına verdikleri ve birbirleriyle uyumlu, olayın başlangıç ve gelişme şekline uygun, Cumhuriyet Savcılığında müdafii huzurundaki ikrara dayalı savunmaları, sanık Deniz’in tevilli ikrara dayalı savunması, tanık beyanları, kolluk tahkikat evrakı ve tüm dosya kapsamına göre;

Olay günü geç saatlerde suça sürüklenen çocuk K. Demirkazık’ın, beraberinde istinaf dışı suça sürüklenen çocuk Derya Akbal olduğu halde, suça sürüklenen çocuk Görkem Koçaş ve sanık Deniz Akdeniz’in birlikte oturdukları sırada suça sürüklenen çocuk Görkem’i arayarak, Ankara’da olduklarını, Gölbaşı’na dönmeleri için kendilerine yardım etmelerini istemesi, yine SSÇ K.’in SSÇ Görkem ile yaptığı görüşme sırasında, mağdurun Karşıyaka Mahallesi 82/1. Sokaktaki ikametinin önünde duran mağdura ait 06 AD 071 plakalı Tofaş Ş. marka aracın yerini tarif ederek, aracın kapılarının açık olduğunu, kilitlenmediğini söyleyip, mağdura ait bu araçla gelip kendilerini alabileceklerini söylemesi üzerine, SSÇ Görkem ile sanık Deniz’in, SSÇ K. in tarif ettiği mağdura ait aracın bulunduğu yere gitmeleri, kapıları açık olan aracı düz kontak yapıp çalıştırarak 03/11/2019 günü gece saat 00:30 sıralarında çalmaları, Ankara’ya gidip çaldıkları bu araçla K. ve Derya’yı alıp dördünün birlikte Gölbaşı ilçesine döndükleri sırada aracın çalındığı bilgisinin anons edilmesi sebebiyle kolluk görevlilerince aracın İlkokul Sokak No:33 adresi önünde durdurulması , suça sürüklenen çocukların araçtan inerek kaçmaları, sanık Deniz in ise kolluk görevlilerince yakalanması şeklinde gerçekleşen olayda;

Benzer olaylara ilişkin yerleşik Yargıtay kararlarına göre; kullanma hırsızlığı suçunun oluşabilmesi için; geçici yararlanma amacıyla alınan aracın kısa bir süre kullanıldıktan sonra sahibine geri verilmesi veya kolaylıkla bulunabileceği bir yere bırakılması, henüz bırakılmamış ise geri verilmek üzere alındığının açıkça anlaşılması ve iade amacının araç alınırken mevcut olması gerektiğinin vurgulandığı;

Somut olayda ise; yukarıda açıklandığı üzere suça sürüklenen çocuk K.’in, istinaf dışı Derya ile birlikte Ankara’dan Gölbaşı’na dönmek için SSÇ Görkem’i arayıp mağdura ait aracın yerini tarif ederek aracın kilitlenmediğini de belirterek mağdura ait araç ile kendilerini almaları konusunda SSÇ Görkem’i araç hırsızlığına azmettirmesi neticesinde, sanık Deniz ve SSÇ Görkem’in birlikte SSÇ K.’in tarif ettiği yerde bulunan mağdura ait aracı gece vakti düz kontak yapmak suretiyle çalıştırıp olay yerinden ayrılarak SSÇ K.’i ve istinaf dışı Derya’yı aldıktan sonra Gölbaşı’na döndükleri sırada yolda kolluk görevlilerince durdurulmaları akabinde, SSÇ’lerin aracı terk ederek yaya olarak kaçtıkları sanık Deniz’in ise kolluk görevlilerince yakalanmaları şeklinde gerçekleşen olayda, kolluk görevlilerince aracın ele geçirilme ve faillerin yakalanma şekli ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; sanık ve SSÇ’lerin suça konu aracı geri vermek üzere aldıklarına dair dosya kapsamında herhangi bir delilin bulunmadığı bu haliyle sanık ve SSÇ’lerin eylemlerinin TCK’nın 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu dolayısıyla somut olayda TCK’nın 146/1. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla;

Cumhuriyet Savcısının istinaf isteminin, hakkında beraat kararı verilse de, iddiaya konu eylemler sübut kabul edilerek suça sürüklenen çocuk K. yönünden ve yine haklarında hırsızlık suçundan mahkumiyet hükümleri kurulan suça sürüklenen çocuk Görkem ile sanık Deniz yönünden, eylemlerin kullanma hırsızlığına ilişkin TCK’nın 146. maddesi kapsamında kaldığından bahisle, şikayetten vazgeçme nedeniyle anılan şahıslar hakkında düşme yönünde hüküm kurulması talebiyle sanık Deniz ve suça sürüklenen çocuk Görkem yönünden lehe, suça sürüklenen çocuk K. yönünden ise aleyhe, suça sürüklenen çocuk Görkem ve müdafiinin istinaf istemlerinin lehe olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

1-)5237 Sayılı TCK’nın 142/2. maddesinde 6545 Sayılı Kanun’un 62. maddesiyle yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK’nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 E. – 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 Sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuk Görkem Koçaş hakkında hırsızlık suçundan zorunlu atanan müdafiinin karar duruşmasında da hazır bulundurulması gerektiği gözetilmeden ilk derece mahkemesince yargılamaya devam edilerek adı geçen suça sürüklenen çocuk müdafiinin yokluğunda, CMK’nın 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle adı geçen suça sürüklenen çocuğun savunma hakkının kısıtlanması,

2-)Yukarıda ayrıntılı izah edildiği üzere, sanık ile suça sürüklenen çocukların olayın sıcağı sıcağına alınan savunmaları ile tüm dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk K.’in üzerine atılı hırsızlık suçunu azmettirmek suretiyle işlediği anlaşılmasına karşın, atılı suçtan mahkumiyeti yerine, duruşmada değiştirilen bir kısım beyanlara itibar edilerek, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek “suçu işlediğine dair delil bulunmadığı” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine kararı verilmesi,

3-)Kabule göre de,

Dairemizce de benimsenen Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 12.09.2024 tarih, 2022/15509 esas – 2024/8922 karar, 27.06.2024 tarih, 2024/2932 esas – 2024/8066 karar, 27.06.2024 tarih, 2023/19587 esas – 2024/7990 karar, 27.05.2024 tarih, 2024/2393 esas – 2024/6624 karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere, özetle, baro tarafından soruşturma ve kovuşturma aşamasında görevlendirilen müdafii ve vekillere, vekalet ücreti takdir edilmesinin imkan dahilinde bulunmadığı gözetilmeksizin kovuşturma aşamasında baroca görevlendirilen müdafii bulunan suça sürüklenen çocuk K. lehine, hazine aleyhine mahkemece vekalet ücretine hükmolunması,

SONUÇ : Hukuka aykırı ve suça sürüklenen çocuk Görkem Koçaş ve müdafii ile o yer Cumhuriyet Savcısı’nın istinaf istemleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5271 Sayılı CMK’nın 280/1-e ve 289/1-a,e maddeleri uyarınca BOZULMASINA,

Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,

Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükümleri bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca, KESİN olmak üzere, 11/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.