Madde Metni

Kasten yaralama

Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

(3) Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silahla,

f) (Ek:14/4/2020-7242/11 md.) Canavarca hisle,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.


Madde Gerekçesi

Maddenin birinci fıkrasında kasten yaralama suçunun temel şekli tanımlanmıştır.

Madde metninde yapılan değişiklikle, Hükûmet Tasarısında benimsenen ve “müessir fiil” karşılığı olan “etkili eylem” ifadesi terkedilerek, genel olarak yaralama kavramı benimsenmiştir. Bu nedenle, kişinin vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan her davranış, yaralama olarak kabul edilmiştir.

İkinci fıkrada ise, kasten yaralama suçunun nitelikli şekilleri gösterilmiştir. Söz konusu suçun seçimlik olarak belirlenen bu nitelikli şekilleri, bentler hâlinde sıralanmıştır.

Fıkranın (a) bendinde, kasten yaralama suçunun üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı işlenmesi, bu suçun bir nitelikli hâli olarak kabul edilmiştir. Bu kavramlar hakkında açıklama için, kasten öldürme suçunun nitelikli hâllerine ilişkin hükmün gerekçesine bakılmalıdır.

(b) bendine göre, kasten yaralamanın beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi, suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektirmektedir. Bu hususa ilişkin açıklama için, kasten öldürme suçunun nitelikli hâllerine ilişkin hükmün gerekçesine bakılmalıdır.

Fıkranın (c) bendinde, suçun kişinin yerine getirdiği kamu görevi dolayısıyla işlenmesi, bir nitelikli hâl olarak öngörülmüştür. Bu hususa ilişkin açıklama için, kasten öldürme suçunun nitelikli hâllerine ilişkin hükmün gerekçesine bakılmalıdır.

Kasten yaralama suçu, kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle de işlenebilir. Fıkranın (d) bendinde, bu durum, söz konusu suçun bir nitelikli hâli olarak kabul edilmiştir. Bunun için kamu görevlisinin zor kullanma yetkisine sahip bulunması gerekmemektedir. Burada önemli olan, kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle, kasten yaralama suçunun işlenmesidir. Örneğin bir hâkim veya savcının sanık veya tanığa karşı kasten yaralama suçunu işlemesi hâlinde, bu nitelikli hâlin gerçekleştiğini kabul etmek gerekir. Buna karşılık, zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisi tarafından kasten yaralama suçunun işlenmesi hâli, kanunda ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır.

Fıkranın (e) bendinde, kasten yaralama suçunun silâhla işlenmesi, bir nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Silâh deyimi için, “Tanımlar” başlıklı madde hükmüne bakılmalıdır.


Kasten Yaralama Suçu ile Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi Suçu Arasındaki Temel Farklar

TCK m.86 kasten yaralama suçu ile TCK m.88 ihmali davranışla kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda mağdurun vücut dokunulmazlığını korumaya yönelik düzenlenen iki farklı suç tipidir. Bu iki suç arasındaki temel ayrım, fiilin aktif (icrai) bir davranışla mı yoksa ihmal yoluyla mı işlendiği ve failin garantör sıfatına sahip olup olmadığı noktasında ortaya çıkar.

Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçu, failin mağdurun vücut bütünlüğünü aktif bir hareketle, bilerek ve isteyerek ihlal etmesi durumunda oluşur. Failin bir kişiye vurması, itmesi, darp etmesi ya da fiziksel zarar verici başka bir davranış gerçekleştirmesi bu kapsamda değerlendirilir. Bu suç tipinde failin ayrıca bir koruma yükümlülüğüne sahip olması aranmaz; herkes bu suçun faili olabilir ve suç doğrudan icrai hareketle meydana gelir.

Buna karşılık TCK m.88’de düzenlenen kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi suçu, doğrudan bir saldırı davranışıyla değil, failin yapmakla yükümlü olduğu bir davranışı bilerek yerine getirmemesi sonucu meydana gelir. Bu suç tipinin uygulanabilmesi için failin mağdura karşı garantör sıfatına sahip olması gerekir. Garantörlük, genellikle kanundan, sözleşmeden veya failin önceden yarattığı tehlikeli bir durumdan kaynaklanan koruma yükümlülüğünden doğar. Örneğin bir ebeveynin çocuğunu koruma yükümlülüğü, bir doktorun hastasına müdahale etme yükümlülüğü veya bir kişinin yarattığı tehlikeyi ortadan kaldırma sorumluluğu bu kapsamdadır.

TCK m.88’in uygulanabilmesi için ihmalin, hukuk teorisinde “icrai davranışa eşdeğer ihmal” olarak kabul edilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle, fail gerekli müdahaleyi yapmış olsaydı yaralanma sonucu ortaya çıkmayacak olmalı veya ciddi ölçüde önlenebilecek durumda bulunmalıdır. Bu nedenle ihmali davranışın cezalandırılabilmesi, failin koruma yükümlülüğünü bilerek ihlal etmesine ve bu ihlal ile meydana gelen yaralanma sonucu arasında illiyet bağı bulunmasına bağlıdır.

Ceza bakımından da iki suç arasında önemli bir farklılık bulunmaktadır. TCK m.88’de ceza, esasen TCK m.86 hükümlerine göre belirlenir, ancak suçun ihmali davranışla işlenmiş olması nedeniyle kanun koyucu hâkime cezada indirim yapma yetkisi tanımıştır. Bu durum, ihmal yoluyla işlenen fiillerin genellikle icrai saldırıya göre daha düşük kusur derecesi taşıyabileceği düşüncesinden kaynaklanmaktadır.

Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi

TCK m.86’da düzenlenen kasten yaralama suçu, mağdurun vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi ile oluşan ve Türk Ceza Hukuku’nda en sık karşılaşılan suç tiplerinden biridir. Bu suçta uygulanacak cezanın türü ve miktarı, yaralamanın niteliğine, ağırlığına ve mağdur üzerindeki etkisine göre belirlenmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesine göre kasten yaralama suçunun temel halinde, fail hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Bu düzenleme, mağdurun fiziksel bütünlüğüne yönelik kasıtlı saldırıların cezalandırılmasını amaçlayan temel yaptırım hükmüdür.

Bununla birlikte kanun koyucu, yaralamanın hafif nitelikte olması durumunda daha farklı bir yaptırım sistemi benimsemiştir. Eğer mağdurun uğradığı zarar basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif ise fail hakkında dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası uygulanabilir. Uygulamada bu durum, genellikle küçük çaplı darp, hafif morluk veya kısa süreli fiziksel etkiler yaratan eylemler için söz konusu olmaktadır.

Öte yandan TCK m.86/3’te düzenlenen nitelikli hallerin varlığı halinde ceza artırılmaktadır. Bu nitelikli durumlar özellikle şu hâllerde gündeme gelir:

  • Suçun üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı işlenmesi
  • Kamu görevlisine görevinden dolayı işlenmesi
  • Silahla işlenmesi
  • Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi

Bu tür durumlarda ceza kanunda öngörülen oranlarda artırılarak uygulanır.

Kasten yaralama suçunda soruşturma ve kovuşturma usulü, yaralamanın niteliğine göre değişmektedir. Suç kural olarak re’sen soruşturulup kovuşturulur. Ancak yaralama fiilinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, suç şikâyete tabi hale gelir. Bu durumda mağdurun veya kanuni temsilcisinin şikâyeti olmaksızın ceza soruşturması başlatılamaz.

Görevli mahkeme bakımından ise TCK m.86 kapsamındaki kasten yaralama suçlarında genel olarak Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir. Suçun temel hali ve çoğu nitelikli hali bu mahkemede görülmektedir. Ancak yaralamanın ağır neticelere yol açması veya başka suç tipleriyle birleşmesi halinde farklı yargılama mercileri gündeme gelebilir.

İnfaz hukuku bakımından kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun çerçevesinde uygulanmaktadır. Bu kapsamda hükmolunan cezanın süreli hapis veya adli para cezası niteliğinde olması nedeniyle infaz aşamasında:

  • Koşullu salıverilme
  • Denetimli serbestlik
  • Hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi

gibi kurumlar genel infaz kurallarına göre değerlendirilir.

Kasten Yaralama Suçunda Tutuklama

Kasten yaralama suçunda tutuklama, bir ceza değil 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde düzenlenen bir koruma tedbiridir. Tutuklama kararı verilebilmesi için öncelikle kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve bunun yanında kaçma ihtimali, delilleri yok etme veya değiştirme riski ya da mağdur ve tanıklar üzerinde baskı kurulması ihtimali gibi tutuklama nedenlerinden en az birinin bulunması gerekir.

Kasten yaralama suçu genel olarak CMK m.100/3’te düzenlenen katalog suçlar arasında yer almaz. Bu nedenle çoğu yaralama olayında tutuklama karinesi uygulanmaz ve hâkim öncelikle adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağını değerlendirmek zorundadır. Ölçülülük ilkesi gereği, tutuklama yerine imza yükümlülüğü, yurtdışı çıkış yasağı veya belirli yerlere yaklaşmama gibi adli kontrol tedbirleri uygulanabilir.

Ancak kanunda önemli bir istisna bulunmaktadır. CMK m.100/3’e göre TCK m.86’nın üçüncü fıkrasının (b), (e) ve (f) bentlerinde düzenlenen nitelikli yaralama halleri katalog suç kapsamında kabul edilmiştir. Bu bentler özellikle:

  • Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı işlenmesi
  • Silahla işlenmesi
  • Kadına karşı işlenmesi

durumlarını kapsar. Bu hallerde suç katalog suç niteliği taşıdığı için tutuklama tedbirine başvurulması daha güçlü şekilde gündeme gelebilir.

Tutuklama kararını verecek makam ise yargılamanın aşamasına göre değişir:

  • Soruşturma evresinde: Sulh Ceza Hâkimi
  • Kovuşturma evresinde: Davaya bakan mahkeme

Sonuç olarak TCK m.86 kasten yaralama suçu bakımından tutuklama istisnai bir koruma tedbiridir. Ancak suçun silahla işlenmesi, aile bireylerine karşı işlenmesi veya kadına karşı işlenmesi gibi nitelikli hallerin varlığı durumunda, CMK m.100 kapsamında tutuklama ihtimali önemli ölçüde artmaktadır.

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

TCK m.86’da düzenlenen kasten yaralama suçu, mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal eden fiiller bakımından Türk Ceza Kanunu’nun temel düzenlemelerinden biridir. Bu suç bakımından şikâyet şartı, uzlaşma ve dava zamanaşımı süreleri, yaralamanın basit veya nitelikli olması gibi unsurlara göre farklılık göstermektedir.

Kasten Yaralama Suçunda Şikâyet Şartı

Kasten yaralama suçunda şikâyet meselesi, yaralamanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olup olmamasına göre belirlenmektedir.

TCK m.86/2 kapsamında düzenlenen basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralama, şikâyete tabi bir suçtur. Bu durumda soruşturma ve kovuşturma sürecinin başlayabilmesi için mağdurun veya kanuni temsilcisinin şikâyeti gerekir. Şikâyet süresi ise TCK m.73 uyarınca altı aydır.

Buna karşılık TCK m.86/1’de düzenlenen kasten yaralama suçunun temel hâli, kural olarak şikâyete tabi değildir ve Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturulup kovuşturulur. Bu nedenle mağdurun şikâyeti olmasa dahi soruşturma başlatılması mümkündür.

Ancak uygulamada bazı nitelikli hallerin varlığı durumunda da suç re’sen takip edilen suçlar arasında yer almaktadır.

Kasten Yaralama Suçunda Uzlaşma

Kasten yaralama suçunda uzlaşma kurumu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi kapsamında düzenlenmiştir.

Bu kapsamda basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralama (TCK m.86/2) suçları uzlaşmaya tabidir. Taraflar uzlaşma sürecinde anlaşma sağladıkları takdirde soruşturma veya kovuşturma sona erdirilebilir.

Bunun yanında bazı temel yaralama halleri de uzlaşma kapsamında değerlendirilebilir. Ancak TCK m.86/3’te düzenlenen nitelikli hallerin önemli bir kısmı uzlaşma kapsamında değildir. Özellikle suçun:

  • Silahla işlenmesi
  • Kadına karşı işlenmesi
  • Aile bireylerine karşı işlenmesi

gibi durumlarda uzlaşma hükümlerinin uygulanması mümkün olmayabilmektedir.

Bu nedenle uzlaşmanın uygulanıp uygulanamayacağı, suçun hangi fıkra ve bent kapsamında işlendiğinin belirlenmesine bağlıdır.

Kasten Yaralama Suçunda Zamanaşımı

Kasten yaralama suçunda dava zamanaşımı süresi, Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesi uyarınca belirlenmektedir.

TCK m.86/1’de düzenlenen temel yaralama suçunda, kanunda öngörülen cezanın üst sınırı üç yıl hapis olduğundan TCK m.66/1-e uyarınca dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.

Bu süre içerisinde kamu davası açılmadığı takdirde ceza davası düşer.

Ancak TCK m.86/3’te düzenlenen nitelikli yaralama halleri bakımından uygulanacak ceza artırıldığından, zamanaşımı süresi de suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre yeniden belirlenir. Dolayısıyla bazı nitelikli yaralama suçlarında zamanaşımı süresi daha uzun olabilmektedir.

Görevli Mahkeme

TCK m.86’da düzenlenen kasten yaralama suçu bakımından görevli mahkeme 5235 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenir; suçun temel hâlinde ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralama hâlinde görevli mahkeme kural olarak Asliye Ceza Mahkemesidir; TCK m.87’de düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hâllerinde cezanın üst sınırına göre yine Asliye Ceza Mahkemesi görevli olmakla birlikte, ölüm neticesi gerçekleşmiş ve suçun vasfı kasten öldürmeye dönüşmüşse görev Ağır Ceza Mahkemesine geçer; yer bakımından yetki ise CMK hükümleri uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.


Yargıtay Kararları

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2025/7203 E. ve 2025/7428 K.

Özet: Türk Ceza Kanunu m.86 kapsamında silahla kasten yaralamada artırım oranı hatalı uygulanmış; yarı oran yerine bir kat artırım yapılması nedeniyle hüküm kanun yararına bozulmuş, ceza indirilerek düzeltilmiştir.

DAVA : S. 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2023 tarihli ve 2022/719 Esas, 2023/422 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 29, 62, 53, 58. maddeleri gereğince 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 08.09.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 01.10.2025 tarihli ve 2023/24330 Sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.10.2025 tarihli ve KYB – 2025/116423 Sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

KARAR : I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.10.2025 tarihli ve KYB – 2025/116423 Sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“Dosya kapsamına göre; sanık hakkında 5237 Sayılı Kanun’un 86/1. maddesi gereğince belirlenen temel cezadan, eylemin silahla işlenmesi sebebiyle aynı Kanun’un 86/3-e maddesi kapsamında yarı oranında artırım yapılması yerine, 86/3-f maddesi uyarınca bir kat artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir.”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1. Hükümlünün katılana kafa atıp bıçak ve bira şişesi ile vurarak onu adlî muayene raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaraladığı, hükümlünün eyleminin bu hali ile 5237 Sayılı Kanun’un 86/1, 86/3-e maddeleri kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.

2. 5237 Sayılı Kanun’un suç tarihi itibariyle lehe olan 86/1 ve 86/3-e maddeleri; “(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Kasten yaralama suçunun;

e-) Silahla,

…İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, …artırılır.” şeklinde düzenlenmekle, hükümlünün 5237 Sayılı Kanun’un 86/1. maddesine göre belirlenen cezasından aynı Kanun’un 86/3-e maddesi gereği (1/2) oranında artırım yapılması gerekirken, (1) kat artırım yapılması suretiyle hükümlü hakkında fazla ceza belirlenmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 Sayılı Kanun’un 309/4-d maddesinde yer alan; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

SONUÇ : 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Hükümlü … hakkında kasten yaralama suçundan verilen S. 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.07.2023 tarihli ve 2022/719 Esas, 2023/422 Karar sayılı kararının 5271 Sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oybirliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. 5271 Sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden;

“Sanık …’ın kasten yaralama suçundan, 5237 Sayılı Kanun’un suç tarihi itibariyle lehine olan 86/1. maddesi gereği 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,

Sanığın eylemini silahtan sayılan cisim ile gerçekleştirmesi nedeniyle sanık hakkında belirlenen temel cezadan 5237 Sayılı Kanun’un 86/3-e maddesi gereği (1/2) oranında artırım uygulanarak 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,

Sanığın eylemi tahrik altında gerçekleştirmesi nedeniyle haksız tahrik indirim sebebi uygulanarak sanık hakkında belirlenen cezadan 5237 Sayılı Kanun’un 29. maddesi gereği (3/5) oranında indirim uygulanarak 7 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına,

Sanığın lehine takdiri indirim sebebi uygulanarak sanık hakkında belirlenen cezadan 5237 Sayılı Kanun’un 62. maddesi gereği (1/6) oranında indirim uygulanarak 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımlarının aynen bırakılmasına,”

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.10.2025 tarihinde karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/1-554 E. ve 2025/331 K.

Özet: Sanıklar; örgüt kurma, üye olma, nitelikli yağma, dolandırıcılık ve kasten yaralama suçlarından mahkûm edilmiş, usul eksiklikleri ve usul hataları nedeniyle Yargıtayca hüküm bozulmuştur.

Sanık …’ın; suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220/1-3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla, mağdur …’a yönelik dolandırıcılık suçundan TCK’nın 157, 50/1-a, 52, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.400 TL adli para cezasıyla, mağdur …’a yönelik nitelikli yağma suçu nedeniyle TCK’nın 220/5. maddesi delaletiyle 149/1-a-c-d-f, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla, mağdur …’e yönelik nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-d-f, 53, 58/9-e 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla, mağdur …’a yönelik kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/1-3-e, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 12 ay hapis cezasıyla, mağdur …’a yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-d-f, 35/2, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezasıyla, mağdur …’e yönelik nitelikli mala zarar verme suçundan TCK’nın 152/1-g, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla; sanık …’ın; suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme suçundan TCK’nın 220/1-3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla, mağdur … …’e yönelik nitelikli kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/1-3-e, 87/1-d-son, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan TCK’nın 170/1-c, 50/1-a, 52, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 18.250 TL adli para cezasıyla; sanık …’ın; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2,3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla; sanık …’in; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2,3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla, mağdur …’a yönelik dolandırıcılık suçundan TCK’nın 157, 52, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.400 TL adli para cezasıyla, mağdur …’a yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-d-f, 35/2, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezasıyla; sanık …’ın; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2,3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla, mağdur …’a yönelik nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-a-c-d-f, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla; sanıklar …, … ve …’ın; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2-3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2’şer yıl 6’şar ay hapis cezasıyla; sanıklar …, …, … ve …’in; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2-3, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1’er yıl 3’er ay hapis cezasıyla; sanıklar … ve …’ın; suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan TCK’nın 220/2,3, 62, 53, 58/9, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1’er yıl 15’er gün hapis cezasıyla, sanık …’ın ayrıca mağdur …’a yönelik dolandırıcılık suçundan TCK’nın 157, 50/1-a, 52, 53, 58/9 delaletiyle 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 2.000 TL adli para cezasıyla; cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince 25.12.2007 tarih ve 83-202 sayı ile kurulan hükümlerin; Cumhuriyet savcısı ile sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 29.03.2010 tarih ve 7272-1819 sayı ile; incelemeye konu sanıklar …, …, …, … ve …’ın ayrı müdafiiler tarafından temsil edilmemesi, örgütle bağlantılı dava dosyalarının birleştirilmesi hususunun gözetilmemesi, 6136 Sayılı Kanun’a aykırılık suçundan hüküm kurulmaması ve 5728 Sayılı Kanun’la değişik 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanma şartlarının değerlendirilmemesi isabetsizliklerinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.