Madde Metni

Nitelikli Haller

Madde 82- (1) Kasten öldürme suçunun;

a) Tasarlayarak,

b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,

c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,

d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı,

e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) (Değişik:12/5/2022-7406/2 md.) Kadına karşı,

g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,

i) (Ek:29/6/2005 – 5377/9 md.)Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,

j) Kan gütme saikiyle,

k) Töre saikiyle,

İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.


Madde Gerekçesi

Maddede, kasten öldürme suçunun, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren nitelikli hâlleri belirlenmiştir. Söz konusu suçun seçimlik olarak belirlenen bu nitelikli şekilleri, bentler hâlinde sıralanmıştır.

(a) bendinde, kasten öldürme suçunun tasarlayarak işlenmesi, bir nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir.

(b) bendinde, öldürme suçunun canavarca hisle veya eziyet çektirerek işlenmesi bir nitelikli hâl olarak öngörülmüştür. Bent kapsamında iki seçimlik harekete yer verilmiştir.

Kişinin acıma hissi olmaksızın bir başkasını öldürmesi hâlinde canavarca hisle öldürme söz konusudur. Canavarca hisle öldürmenin arzettiği özellik, öldürmenin vahşi bir yöntemle gerçekleştirilmesidir. Kişinin yakılarak, uyurken kulağının içine kızgın yağ dökülerek ya da vücudu parçalanarak öldürülmesi, buna örnek olarak gösterilebilir.

Bu bentte yer verilen ikinci seçimlik hareket ise, kişiye eziyet çektirilerek öldürülmesidir. Bu durumda, kişi hemen değil, belli bir süreç içinde acı çektirilerek öldürülmektedir. Örneğin kişiye gözleri çıkarılarak, kulağı ve sair organları kesilerek acı çektirilmekte ve sonuçta öldürülmektedir.

(c) bendinde ise, öldürmenin genel tehlike yaratmak ya da tehlikeli araçlar kullanılmak suretiyle işlenmesi, bu suçun nitelikli hâli olarak tanımlanmıştır.

Genel tehlike yaratmak, başlı başına bir suç oluşturmaktadır. Genel tehlikeye sebebiyet verme suçunun oluşabilmesi için ölüm veya yaralama ya da malvarlığına zarar verme gibi bir neticenin meydana gelmesi gereksizdir. Bu nedenle, kasten öldürme suçunun genel tehlike yaratmak suretiyle işlenmesi hâlinde, hem genel tehlike yaratma suçu hem de kasten öldürme suçu birlikte gerçekleşmiş olmaktadır. Fikri içtima hükümleri uygulanmak suretiyle bu durumda kişiye daha ağır cezayı gerektiren kasten öldürme suçundan dolayı cezaya hükmetmek gerekecektir. Ancak, bu bent hükmüyle söz konusu durum, kasten öldürme suçunun nitelikli hâli olarak kabul edilmiştir.

(d) bendinde ise, kasten öldürme suçunun belli akrabalık ilişkisi içinde bulunulan kişilere yani üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı işlenmesi, bu suçun diğer bir nitelikli hâli olarak tanımlanmıştır.

(e) bendinde, kasten öldürme suçunun çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi, bu suç açısından bir nitelikli hâl olarak öngörülmüştür. Çocuk olması veya ileri yaşı, hastalığı, malûllüğü veya ruhî veya fizik güçsüzlüğü nedeniyle kendini korumaktan âciz bir kimseye karşı fiilin işlenmesi, gerek faildeki ahlâkî kötülüğün mefruz çokluğu gerek fiilin icrasındaki kolaylık dolayısıyla, nitelikli hâl sayılmıştır.

(f) bendinde ise, kasten öldürme suçunun gebe olduğu bilinen kadına karşı işlenmesi bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. Suçun gebe kadına karşı işlenmesi hâlinde iki hayata son verilmektedir. Bu nedenle, belirtilen durumda faile daha ağır ceza verilmesi öngörülmüştür. Failin söz konusu nitelikli unsur dolayısıyla sorumlu tutulabilmesi için, mağdurun gebe olduğunu bilmesi gerekir; yani suçun bu nitelikli unsuru açısından failin doğrudan kastla hareket etmesi gerekir.

(g) bendinde, suçun kamu görevlisine karşı ve görevini yerine getirmesi dolayısıyla işlenmesi, bu suçun nitelikli hâli olarak kabul edilmiştir. Suçun salt kamu görevlisine karşı işlenmesi yeterli değildir; mağdurun, görevinin gereklerine uygun davranılması dolayısıyla öldürülmesi gerekir. Hatta, kamu görevliliği sıfatı sona ermiş olsa bile, kişinin kamu görevinin gereklerine uygun davranması dolayısıyla öldürülmesi hâlinde de bu nitelikli unsur oluşacaktır.

(h) bendinde, bu suçun güdülen amaç itibarıyla nitelikli hâline yer verilmiştir. İşlenmiş olan bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmekte olan bir suçun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla, kişi öldürüldüğünde, amaç suç araç suç ilişkisi söz konusudur. Suçun bu nitelikli hâlinin oluşabilmesi için, belirtilen amaçlarla bir kişinin öldürülmesi yeterlidir; öldürmek suçuyla amaçlananın gerçekleşmesi gerekmez. Bu nedenle, örneğin bir banka soygununu gerçekleştirebilmek amacıyla öldürme suçunun işlenmesi hâlinde, fail hakkında bu nitelikli unsur dolayısıyla cezaya hükmedilecektir. Banka soygununun gerçekleşmesi hâlinde, failin ayrıca bu suçtan dolayı da cezalandırılması gerekir. Başka bir deyişle, bu gibi durumlarda gerçek içtima kurallarını uygulamak gerekir.

(i) bendine göre; yerleşmiş Yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere, kan gütme saikiyle öldürme hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilmesi, fiilin sadece kan gütme saikine bağlı olarak işlenmiş olması hâlinde söz konusu olabilecektir. Ancak, belirtilmelidir ki, haksız tahrikin koşullarının bulunduğu hâllerde, bu bent hükmü uygulanamaz.

Nihayet, (j) bendine göre; töre saikiyle öldürme hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilecektir. Ancak, bu hükmün uygulanabilmesi için, somut olayda haksız tahrikin koşullarının bulunmaması gerekir.


Nitelikli Öldürme Suçu ile Kasten Öldürme Suçu Arasındaki Temel Farklar

Nitelikli öldürme suçu ile kasten öldürme suçu arasındaki temel ayrım, fiilin işleniş biçimi ve taşıdığı ağırlaştırıcı unsurlarda ortaya çıkmaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçu, bir insanın yaşamına kasten son verilmesini ifade eden temel suç tipidir ve yaptırımı müebbet hapis cezasıdır. Bu düzenleme, öldürme fiilinin herhangi bir özel ağırlaştırıcı unsur taşımaksızın gerçekleştirilmesi hâlini kapsar.

Buna karşılık TCK’nın 82. maddesinde düzenlenen nitelikli öldürme halleri, aynı fiilin kanunda sınırlı olarak sayılan ağırlaştırıcı koşullar altında işlenmesini ifade eder. Tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek, üstsoy veya altsoya karşı, çocuğa ya da kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, kamu görevlisine görevinden dolayı veya belirli saiklerle işlenmesi gibi haller bu kapsamdadır. Bu nitelikli hallerin varlığı durumunda ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilir.

Cezanın Niteliği, Yargılama ve İnfaz Rejimi

TCK m.82’de düzenlenen kasten öldürmenin nitelikli hâllerinde cezanın niteliği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır; bu suç, 5235 sayılı Kanun uyarınca Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına girer ve soruşturma ile kovuşturma re’sen yürütülür; yargılama usulü 5271 sayılı CMK hükümlerine tabidir; infaz rejimi bakımından ise 5275 sayılı Kanun hükümleri uygulanır ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında hükümlü hakkında sıkılaştırılmış güvenlik rejimi öngörülür, koşullu salıverilme süresi kural olarak otuz yıl olup belirli hâllerde bu süre uzayabilmekte, denetimli serbestlik ve diğer infaz kurumları da ilgili kanuni şartlar çerçevesinde uygulanmaktadır.

Nitelikli Haller Suçunda Tutuklama

Kasten öldürmenin nitelikli hâlleri (TCK m.82) bakımından tutuklama, bir ceza değil 5271 sayılı CMK m.100 ve devamında düzenlenen bir koruma tedbiridir; bu suç ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiğinden ve CMK m.100/3 kapsamında katalog suçlar arasında yer aldığından, kuvvetli suç şüphesinin varlığı hâlinde tutuklama nedenlerinin bulunduğu karinesi uygulanabilir; ancak buna rağmen hâkim somut olayda ölçülülük ilkesini gözetmek, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını değerlendirmek ve kararını gerekçelendirmek zorundadır; görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olup, soruşturma evresinde tutuklama kararı sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise yargılamayı yapan mahkeme tarafından verilir.

Şikâyet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

TCK m.82’de düzenlenen kasten öldürmenin nitelikli hâlleri, takibi şikâyete bağlı suçlardan değildir. Bu nedenle suçun işlendiğinin öğrenilmesiyle birlikte Cumhuriyet savcılığı tarafından re’sen soruşturma başlatılır ve kamu adına kovuşturma yürütülür.

Bu suç, CMK m.253 kapsamında uzlaştırmaya tabi suçlar arasında da yer almamaktadır. Dolayısıyla uzlaşma hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.

Zamanaşımı bakımından ise, TCK m.82 kapsamında düzenlenen nitelikli kasten öldürme suçu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiğinden, TCK m.66/1-a uyarınca dava zamanaşımı süresi otuz yıldır. Bu süre, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Zamanaşımının kesilmesi veya durması hâllerinde ise ilgili kanun hükümleri doğrultusunda süre yeniden hesaplanır.

Şikâyetin geri alınması da bu suç bakımından davayı düşürücü bir etki doğurmaz. Ancak mağdur yakınlarının sanık lehine irade açıklamaları veya şikâyetten vazgeçme beyanları, mahkeme tarafından takdiri indirim nedenleri kapsamında değerlendirilebilir; özellikle TCK m.62 uyarınca iyi hâl indirimi bakımından sanık lehine bir unsur olarak dikkate alınması mümkündür.

Görevli Mahkeme

TCK m.82’de düzenlenen kasten öldürmenin nitelikli hâlleri ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiğinden, 5235 sayılı Kanun uyarınca görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir; soruşturma evresinde tutuklama gibi koruma tedbirlerine sulh ceza hâkimi karar verirken, kovuşturma evresinde yargılama yetkisi suçun işlendiği yer Ağır Ceza Mahkemesine aittir ve yetki belirlenirken CMK’nın yer bakımından yetkiye ilişkin hükümleri uygulanır.


Yargıtay Kararları

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/5097 E. ve 2025/8191 K. Sayılı İlamı

Özet: Türk Ceza Kanunu m.82 uyarınca, kasten öldürmenin “kadına karşı” işlenmesi nitelikli haldir. Bu değişiklik gözetilmeden hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş, karar bozulmuştur.

2. 5237 Sayılı Kanun’un kasten öldürme suçunun nitelikli hallerini düzenleyen 82. maddesine 27.05.2022 tarihli ve 31848 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 Sayılı Kanun’un 2. maddesiyle, 5237 Sayılı Kanun’un 82/1-f maddesi ”Kadına karşı” şeklinde değiştirilmiş, kasten öldürme suçunun kadına karşı işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmekle suç tarihi itibariyle sanığın 5237 Sayılı Kanun’un 82/1-d maddesiyle birlikte 82/1-f maddesi uyarınca da cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin değişiklik dikkate alınmadan sanık hakkında anılan fıkranın uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur.

SONUÇ : Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle katılanlar … ve … vekilleri, katılan Kurum vekili, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 18.01.2024 tarihli ve 2024/103 Esas, 2024/85 Karar sayılı kararının 5271 Sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oybirliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 Sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Denizli 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 1988/ 1-552 E. ve 1988/26 K. Sayılı İlamı

Özet: Sanık, radyo dinlediği sırada ani bir kararla tüfeğini alıp maktule ateş etmiştir. Suç işleme kararı ile icra arasında tasarlamayı gösterecek yeterli süre bulunmadığından eylem tasarlayarak değil, ani gelişen bir iradeyle işlenen basit kasten öldürme sayılmıştır.

“Sanıkla ölen arasında husumet bulunduğu, olay gecesi saat 20.00-21.00 sıralarında evinde tek başına radyo dinlemekte bulunduğu sırada dışarıdan sesler duyan sanığın kartpostala ‘sakın benim hakkımda kimse davacı olmasın, çünkü ben haklıyım, kaderim buymuş..’ şeklinde yazıp bıraktıktan sonra, tüfeğini alarak dışarı çıktığı ve evlerine 10-15 metre mesafedeki avlusunda bulunan ölene bir el ateş ederek öldürdüğü anlaşılmaktadır. 

Suçun tasarlayarak işlendiğinin kabulü için sanıkta suç işleme kastının oluşması ile, tasarladığı eylemi icra arasında bir sürenin geçmesi iradenin sebatlı ve ısrarlı bulunması, kararından vazgeçmeksizin soğukkanlılıkla sonuca kadar bu şekilde davranması zorunludur. Sanık ise, aleyhine yorumlanabilecek 01.11.1984 tarihli jandarmadaki ifadesinden de anlaşılacağı üzere, radyo dinlendiği anda öldürmeye karar vermiş ve hemen icra etmiştir. Karar ile icra arasında taammüdü kabule yeterli bir süre geçmemiştir. Eylem bu oluşa göre kasten ve tevehhüren adam öldürmedir.”

Yargıtay 1. Ceza Dairesi  2011/1779 E. ve 2011/3017 K. Sayılı İlamı

Özet: Sanık, kızının ölümünden maktulü sorumlu tutarak uzun süredir husumet beslemiş; olay günü tüfek ve fişek temin edip köye giderek maktulü beklemiş ve yakın mesafeden ateş ederek öldürmüştür. Hazırlık hareketleri ve planlı bekleyiş nedeniyle tasarlama unsurlarının oluştuğu, haksız tahrik bulunmadığı kabul edilmiştir.

“…Dosya içeriğine göre, sanığın 16 yaşındaki kızı Melek’in suç tarihinden yaklaşık bir buçuk yıl önce babasına ait av tüfeğiyle evlerinde vurularak ölmüş halde bulunması üzerine yapılan soruşturma neticesinde, olayın intihar olduğundan bahisle Mihalıççık Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesine karşın, sanığın intihar olayını kabullenemediği, kızının öldürüldüğünü düşündüğü ve faillerini maktul Durmuş’un bildiği halde kendisine söylemediği gerekçesiyle maktule husumet beslediği, suç tarihinden önce de maktulü bıçaklamak suretiyle yaraladığı, hakaret ettiği, olay günü, sanığın eşine Ankara’ya gidiyorum diyerek evinden ayrıldığı, oturduğu Eskişehir İlinden suçta kullandığı av tüfeğini satın alarak Mihalıççık İlçesine geldiği, buradan da 20 adet fişek satın aldıktan sonra akşam saat 21.00 sıralarında tanık Fatih’e ait ticari taksiyle maktulün oturduğu köye gittiği, köyde kimseye görünmeden maktulün bulunduğu kahvehaneden çıkmasını beklediği, saat 22.30 sıralarında maktul dışarıya çıktığında yakın mesafeden üç el ateş etmek suretiyle maktulü öldürüp gece karanlığından faydalanarak Ankara İline kaçtığı olayda, tasarlamanın unsurları itibariyle gerçekleşmiş olduğuna ve tahrik bulunmadığına ilişkin mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından, aksi düşünceyle bozma isteyen tebliğnamedeki görüş benimsenmemiştir…” 

Yargıtay  1. Ceza Dairesi 2018/5291 E.  2021/3984 K. Sayılı İlamı

Özet: Sanığın babası, 47 yıl önce maktul tarafından öldürülmüş; sanık bu husumet ortamında büyümüş ve olayı bu saikle işlemiştir. Yerel mahkeme, aradan uzun süre geçtiği ve sanığın olay tarihinde 3 yaşında olduğu gerekçesiyle haksız tahriki kabul etmemiştir. Ancak dosya kapsamına göre süregelen husumet ve psikolojik etki dikkate alınmadan nitelikli kasten öldürmede haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması isabetsiz bulunmuştur.

“… Dosya kapsamına ve kabule göre; olaydan 47 yıl önce sanık …’ın babası ile maktul … arasında gerçekleşen bir olayda …’ın babasının maktul … tarafından öldürüldüğü, bu nedenle iki aile arasında husumet bulunduğu, sanığın babasının öldürüldüğü tarihte 3 yaşında olduğu, bu husumet ve etki altında büyüdüğü, olayı da bu nedenle işlediği anlaşıldığı halde yerel mahkemenin “babasının öldürüldüğü tarihte 3 yaşında olduğu, babasını öldüren kişiyi 47 yıl sonra öldürmüş olmasının aradan geçen sürenin uzunluğu, ilk olayda 3 yaşında olması değerlendirildiğinde haksız tahrik durumunun ortadan kalktığının kabulü gerekeceği” gerekçesiyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanmayarak fazla ceza tayini…”

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2020/1158 E.  2021/6772 K. Sayılı İlamı

Özet: Tasarlamanın kabulü için öldürme kararının önceden ve koşulsuz alınması, makul bir süre geçmesine rağmen kararlılıkla sürdürülmesi ve hazırlık yapılarak icra edilmesi gerekir. Dosyada bu unsurlara dair yeterli delil bulunmadığından tasarlayarak öldürme kabulü hatalı görülmüştür. Ayrıca mağdurdan sanığa yönelen haksız tahrik iddiaları yeterince araştırılmadan hüküm kurulması da eksik inceleme sayılmıştır.

“…Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, “tasarlama” halinin kabulü için öldürme kararının şarta bağlı olmadan alınması, ruhsal dinginliğe ulaşıldığını kabule elverişli makul bir süre geçmesine karşın eylem kararlılığından dönülmemesi ve belli bir hazırlık yapılarak sebat ve ısrarla öldürme fiilinin gerçekleştirilmesi gerekmekte olup, bu yönde sanığın suçu tasarlayarak işlediğine ilişkin dosyada delil bulunmadığı anlaşılmakla; sanık …’ın TCK’nin 81, 29 ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine, suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde tasarlayarak öldürme suçundan hüküm kurulması,
2- Mağdurdan sanığa yönelen haksız tahrik oluşturan eylemle ilgili olarak, sanığın müştekinin kolunu kırmış olduğu ve bu nedenle aralarında husumet bulunduğu yönündeki beyanları doğrultusunda hastane, tedavi evrakları ile adli mercilere intikal eden soruşturma konusunun bulunup bulunmadığının araştırılarak varsa evrakın incelemeye elverişli olarak aslı veya onaylı fotokopisinin dosyaya getirtilerek olayda haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması…”