Madde Metni
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi
Madde 74- (1) Genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme, müsadere olunan şeylerin veya ödenen adlî para cezasının geri alınmasını gerektirmez.
(2) Kamu davasının düşmesi, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi hak davasını etkilemez.
(3) Cezanın düşmesi şahsi haklar, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez. Ancak, genel af halinde yargılama giderleri de istenemez.
Madde Gerekçesi
Tasarıdaki metin içerik olarak muhafaza edilmiştir. Ancak, müsadere ve adli para cezası yaptırımlarına ilişkin hükümler göz önünde bulundurularak, madde metninin ifadesinde değişiklik yapılmıştır.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/3865 E. ve 2023/6436 K.
Özet: Türk Ceza Kanunu m.74’e göre adli para cezası yalnızca genel/özel af veya şikâyetten vazgeçmede iade edilmez. Zamanaşımı bu kapsamda olmadığından, iade talebinin reddi hukuka aykırıdır.
1-)Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/06/2017 tarihli ve 2017/466 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede,
5237 Sayılı … Ceza Kanunun 74/1. Maddesinde yer alan “Genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme, müsadere olunan şeylerin veya ödenen adli para cezasının geri alınmasını gerektirmez.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, ödenen adli para cezalarının geri alınamayacağı durumların, kanunkoyucu tarafından genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme halleri olarak tahdidi şekilde sayıldığı ve zamanaşımına ilişkin hükümlerin aynı madde kapsamındaki hallerden biri olarak belirtilmediği, ödenen adli para cezasının hükümlüye iade edilemeyeceği şeklindeki değerlendirmenin, yukarıdaki açıklamalar göz önüne alındığında, TCK’nın 2/3. maddesi uyarınca kıyas yasağına aykırılık teşkil edeceği anlaşılmakla, ödenen adlî para cezasının iadesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/30199 E. ve 2022/2878 K.
Özet: TCK 74 uyarınca, uzlaşmaya tabi hakaret suçunda, müştekinin uzlaşmayı kabul etmemesi üzerine açılan kamu davasında mahkûmiyet kararı verilmiş; ödenen adli para cezası, uzlaşma sonrası iade edilmelidir.
…Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16/12/2019 tarihli ve 2014/1393 esas, 2015/287 Sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanığın üzerine atılı 5237 Sayılı Kanun’un 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçunun, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinin 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiştirilmeden önceki hâliyle de, anılan maddenin 253/2. maddesi gereğince uzlaşmaya tâbi olduğu, müştekiye soruşturma aşamasında, dosya içerisinde bulunan usulüne uygun uzlaşma teklifinin yapıldığı ve müştekinin uzlaştırma teklifini kabul etmemesi üzerine kamu davasının açıldığı ve …. Asliye Ceza Mahkemesi’nin …tarihli kararıyla sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakla, sanık hakkında yeniden uzlaştırma işlemlerinin yapılarak düşme kararı verilmesinde,
Kabule göre de;
… Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/02/2020 tarihli ve 2020/280 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay …. Ceza Dairesinin 26/02/2019 tarihli ve 2018/7936 esas, 2019/4121 karar sayılı ilamında yer alan “…TCK’nın 74/1. maddesinde ödenen adli para cezalarının geri alınamayacağı durumların, kanun koyucu tarafından genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme halleri olarak tahdidi şekilde sayıldığı ve uzlaşma hükümlerinin aynı madde kapsamındaki hallerden biri olarak belirtilmediği, uzlaşma hükümlerinin uygulanması durumunda ödenen adli para cezasının hükümlüye iade edilemeyeceği şeklindeki değerlendirmenin, yukarıda açıklamalar göz önüne alındığında, TCK’nın 2/3. maddesi uyarınca kıyas yasağına aykırılık teşkil edeceği anlaşılmakla..” şeklindeki açıklama karşısında, …. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/02/2015 tarihli kararı ile para cezasına mahkûm edilen ve bu adlî para cezasının tamamı tahsil edilen hükümlüye uzlaşma hükümlerinin uygulanması nedeniyle verilen düşme kararı neticesinde ödenen adlî para cezasının iadesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2018/7936 E. ve 2019/4121 K.
Özet: TCK 74 uyarınca, genel af, özel af veya şikâyetten vazgeçme halinde cezanın düşmesi, infaza başlanmış olsa bile ödenen adli para cezalarını iade etmez ve kıyas yasağı gereği uzlaşma hükümleri bu kapsamda değerlendirilmez.
2- ) “2” numaralı istem açısından yapılan değerlendirmede ise;
5237 Sayılı TCK’nın 74.maddesinde;”(1 ) Genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme, müsadere olunan şeylerin veya ödenen adlî para cezasının geri alınmasını gerektirmez.
(2 ) Kamu davasının düşmesi, malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini için açılan şahsi hak davasını etkilemez.
(3 ) Cezanın düşmesi şahsi haklar, tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin hükümleri etkilemez. Ancak, genel af halinde yargılama giderleri de istenemez.” hükümlerine yer verilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasına göre hüküm kesinleştikten ve/veya infaza başlandıktan sonra, genel veya özel affın çıkması ve kanunun açıkça düzenlediği hallerde şikayetten vazgeçilmesi nedeniyle cezanın düşmesine karar verilir ise, bu düşme kararı ile birlikte infaza hiç başlanmamış ise infaza başlanmaz, başlanmış ise infaza derhal son verilir. Mahkumiyet kararında suça konu eşya ve kazancın müsaderesine karar verilmiş ise, bu durumda müsaderesine karar verilen eşyanın, hükümlüye iadesi söz konusu olmaz. Aynı şekilde hükümlü adli para cezasına mahkum edilmiş ve bu adli para cezasının bir kısmı hükümlüden tahsil edilmiş ise, genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme nedeniyle cezanın düşmesi kararı verildiğinde bu adli para cezasının tahsil edilmeyen kısmı hükümlüden istenemeyeceği gibi, aynı zamanda o güne kadar hükümlüden tahsil edilen adli para cezası da hükümlüye iade olunmaz. (O. Yaşar/ H. Tahsin Gökcan/ M. Artuç, Yorumlu ve Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 2. Baskı, Ankara 2014, s.2353 )
TCK’ nun “Suçta ve cezada kanunilik ilkesi” başlıklı 2. maddesinin üçüncü fıkrasında; “kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz, suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz” hükmü getirilmiş, madde gerekçesinde de; “Böylece ceza kanunlarının bireye güvence sağlama işlevinin bir gereği daha yerine getirilmiş olmaktadır. Yeni tarihli ceza kanunlarında da kıyas yasağına ilişkin olarak açık hükümlere yer verilmektedir. Örneğin yeni Fransız Ceza Kanununda bu husus ‘ceza kanunları dar yorumlanır’ biçiminde ifade edilmiştir. Kıyas yasağıyla getirilen güvencenin tam anlamıyla uygulanabilmesini mümkün kılmak amacıyla, kıyasa yol açacak şekilde yapılacak geniş yoruma da başvurulamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Ancak bu hükümle ceza hukukunda genişletici yorum tümüyle yasaklanmamakta, sadece bu yorum biçiminin kıyasa yol açacak şekilde uygulanmasının önüne geçilmek istenmektedir” denilmiştir.
Suçta ve cezada kanunilik ilkesinin önemli sonuçlardan birisi de kıyas yasağıdır. Kıyas, bir olaya ilişkin hukuk kuralının, Kanun tarafından düzenlenmemiş benzer bir olaya uygulanması demektir. Bu şekilde, Kanunun bir normuna dayanılarak, Kanunun öngörmediği başka bir norm meydana getirilmekte, başka bir deyişle boşluk doldurulmaktadır. Ceza kanunlarındaki boşlukların hâkim tarafından doldurulması ise, Kanun Koyucunun yetkisine tecavüz teşkil eder. Nitekim, TCK’nın 2. maddesinin üçüncü fıkrasında da açıkça; “Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz” hükmü ile “kıyas yasağı” düzenlenmiştir. Kıyas yasağı sadece kanunların suç ve ceza içeren hükümleri bakımından değil, genel hükümler açısından da geçerlidir. Çünkü genel kısmın hükümleri de bir normun cezaya liyakatını doğrudan ilgilendiren düzenlemeleri içerdiği için hâkimi bağlar. Yorum ise bir kanun hükmünün gerçek anlamını, Kanun Koyucunun gerçek iradesini ortaya çıkarmak için yapılan fikri bir faaliyettir. Bu kapsamda bir kanun hükmünü kıyasa yol açacak şekilde yorumlamak da TCK’nın 2. maddesinin üçüncü fıkrası ile yasaklanmıştır. (Prof. Dr. M. Koca-Prof. Dr. İlhan Üzülmez, Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler, 6. Baskı, Ankara 2013, s.54 vd. ).
TCK’nın 74/1. maddesinde ödenen adli para cezalarının geri alınamayacağı durumların, kanun koyucu tarafından genel af, özel af ve şikayetten vazgeçme halleri olarak tahdidi şekilde sayıldığı ve uzlaşma hükümlerinin aynı madde kapsamındaki hallerden biri olarak belirtilmediği, uzlaşma hükümlerinin uygulanması durumunda ödenen adli para cezasının hükümlüye iade edilemeyeceği şeklindeki değerlendirmenin, yukarıda açıklamalar göz önüne alındığında, TCK’nın 2/3. maddesi uyarınca kıyas yasağına aykırılık teşkil edeceği anlaşılmakla, bu husus açısından kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.


